A
Aal(''e) m: yılan
balığı
Aas(''e)n :leş
ab: kopuk,aşağı(ya),-den
itibaren; auf und -bir aşağı bir yukarı; ein Knopf ist - bir düğme koptu
abandern
değiştirmek
Abart f :çeşitlilik
Abbau(o) m maden
işletilmesi;(Preise) indirme
abbauen işletmek,(Preise)indirmek,;Zelt
yıkmak
abbeissen dişle
ısırarak koparmak
abbekommen A
(payını) almak;-e uğramak
abberufen geri
çağırmak
abbestellen (aboneyi)
kesmek;iptal ettirmek
abbezahlen
tamamıyle ödemek
abbiegen
eğmek;bükmek;sapmak
abbilden A –in
resmini yapmak
Abbildung f resim,fotoğraf,şekil
abbinden
çözmek;Med. Sıkıca bağlamak
abblattern pul pul
olmak,kalkmak
abblasen üfleyerek
kaldırmak,geri alm.
Abblendlicht n
kısa huzmeli ışık
abbrechen kopmak
koparmak, kırarak ayırmak,kesmek, yıkmak
abbrennen yakmak tamamıyle
yanmak
abbringen vazgeçirmek,çevirmek
abbröckeln parçalara
ayrılmak,çözülmek
Abbruch m
yıkılma,kesilme ,~ tun D zarar
verm.
abbürsten
fırçalayarak kaldırmak
Abc n alfabe
abdämmen A setle
durdurmak, -in akışını değiştirmek
abdanken istifa
etmek
abdecken Tisch,Dach
kaldırmak, örtmek,örterek kapatmak
abdichten A –de
suyun sızmasını durdurmak
abdrehen burarak
koparmak kesmek
abdrosseln
kesmek,kısmak
Abdruck m
bası;baskı
abdrucken basmak
abdrücken
tabancanın tetiğini çekmek
Abend( ¨ e)
m akşam; guten ~! İyi
akşamlar;heute
abend bu akşam
Abend|essen n akşam yemeği;~kasse f akşam
gişesi;~kleid n
tuvalet; ~land n
batı ülkeleri ~ mahl n
kudas
abends
akşamleyin;akşamları
Abenteuer (-) n
macera , serüven
abenteuerlich maceralı
, tehlikeli
Abenteurer (-) m
maceracı
aber fakat ama
Aberglaube m
batıl inanç
aberglaubisch
hurafeperest, batıl inançlara inanan
abermals
yeniden,tekrar
Abessinien n
Habeşistan
abfahren kalkmak,
hareket etm., götürmek
Abfahrt f hareket,
kalkış, kayış, ~slauf m iniş,~szeit f
kalkış saati
Abfall m çöp,
meyil, iniş, ~eimer m çöp
tenekesi
abfallen
düşmek, dökülmek, çıkmak, ayrılmak( von D –den); Gelände: inmek
abfallig hor görücü
abfangen yakalamak
abfarben
boyası çıkmak
abfassen yazmak,
kaleme almak
abfaulen çürümek
abfegen süpürmek
abfeilen
eğelemek, törpülemek
abfertigen A
yollamak, -in işlemini yapmak
Abfertigung f yollama
,işlem, muamele
abfeuern ateş etm.
abfinden parayla
memnun etm., tazmin etm.; sich ~ uyuşmak, yetinmek ( mit D b.
ş. ile)
Abfindung f tazminat
abflauen azalmak,
hafiflemek
abfliegen havalanmak
abfliessen akıp
gitmek
Abflug m kalkış, uçuş
Abfluss m akma , ~(loch n) taliye
deliği; ~rohr n künk
borusu
abfragen anlattırmak;
soruşturmak
abfressen kemirmek,
yemek
abführen götürmek,
sevk etm.
Abführmittel n müshil
Abfüllen
boşaltmak, doldurmak
Abfüttern yedirmek;
Kleid astarlamak
Abgabe f teslim;
vergi
abgaben|frei vergisiz, vergiden muaf; ~pflichtig vergi
mükellefi
Abgang m
gidiş, hareket; ~szeugnis n
bitirme diploması
Abgas n çürük
gaz ;~e egzoz
abgeben DA vermek
, teslim etm.,; A bırakmak; sich ~
uğraşmak(mit D ile)
abgebrannt yanmış,
parasız,~brüht pişkin,~droschen
basmakalıp, beylik , ~fahren Reifen kabak
abgehen hareket
etmek, ayrılmak, (sich lösen) çözülmek; vazgeçmek (von D -den)
abge|kämpft bitkin ,~kartet tertipli; ~laufen süresi
geçmiş,geçersiz; ~legen
uzak,sapa; ~macht
kararlaştırılmış
abgeneigt : ~sein D –i
sevmemek ,-in yapılmasını istememek
abgenutzt
aşınmış
Abgeordnete( r) milletvekili,
delege; ~nhaus n
meclis, millet meclisi
Abgerissen yırtık, kopuk
Abgesandte ( r) delege
abge|schlossen tür
kilitlenmiş; ~schmackt
tatsız, boş
abgesehen von D –den
başka , -in dışında
abgespannt yorgun ; ~standen tatsız
, bayat ;~storben
ölmüş; uyuşuk; ~stumpft kayıtsız; ~tragen eskimiş
abgewöhnen j-m etw.
b-i –den vazgeçirmek; sich ~ A –den vazgeçmek, -i bırakmak
abgiessen A –in
fazlasını dökmek, boşaltmak
abgöttisch
çıldırasıya
abgrenzen sınırlamak,
Abgrenzung f
sınırlama,tahdit
Abgrund ( ¨ e) m uçurum
abgucken kopya
çekmek, ( von D –i -den)
Abguss ( ¨ sse) m
döküm ,kalıp
abhaben : etw. ~ wollen von D –den
payını istemek
abhacken ( balta
ile ) kesmek
abhaken işaretlemek
abhalten ( j-n von D b-i -den ) uzak tutmak, b-in
çalışmasına engel olmak;
abhandeln incelemek
abhanden : ~ kommen kaybolmak
Abhandlung f makale,
yazı
abhängen
bağlı olmak(von D -e ) , j-n arkada bırakmak, atlamak
abhängig
bağlı, tabi ( von D -e); bağımlı
Abhängigkeit f bağlılık,
bağımlılık
abhärten
dayanıklı yapmak; sich ~ dayanıklı
olm.
abhauen kesmek ,
koparmak, fam. Kaçmak
abheben Hörer
kaldırmak; Geld çekmek ; Karte kesmek ;Flugzeug havalanmak;
sich ~ belirmek
abheften klasöre
koymak
abhelfen D –i
halletmek , için çare bulmak
abhetzen : sich ~ koşa
koşa yorulmak
Abhilfe (o) f : ~ schaffen çare
bulmak
abhoben rendelemek
abholen alıp
getirmek, gidip alm.
abholzen A –in
ağaçlarını kesmek
abhorchen
kulaklıkla muayene etm.
abhören ( gizlice
)dinlemek, Lektion söylemek
abirren: ~ von D yolunu
şaşırmak
Abitur n lise
bitirme sınavı; ~ ient ( ¨ en) m ,~ ientin f lise
mezunu
abkanzeln azarlamak
abkaufen satın
alm.
abklappern bucak
bucak aramak
Abklatsch ( ¨ e) m
prova, kopya
abklingen azalmak
abknicken bükerek
kırmak;koparmak
abknipsen A –in ucunu
kesmek ; Film bitirmek
abknöpfen A –in
düğmelerini çözmek; kurnazlıkla elde etmek
abkochen kaynatmak
abkommandieren Mil.
ayırmak, atamak
abkommen : vom Weg ~ yolunu
şaşırmak; vom Thema konudan çıkmak
Abkommen n
anlaşma , sözleşme
abkratzen
tırnak v.s. ile kazımak, kazıyarak temizlemek ; fam. ölmek
abkühlen
soğutmak , sich ~
soğumak
Abkühlung f
soğuma , serinleme
Abkunft f
asıl, soy
abkürzen
kısaltmak
Abkürzung f
kısaltma, kestirme yol
abladen A –in
yükünü indirmek, -i boşaltmak
Ablage f göz,
raf, dosyalara geçacek evrak
ablassen ~ von D –i
bırakmak, -den vazgeçmek
Ablativ ( ¨e) m ismin
–den hali, çıkma durumu
Ablauf m geçme ,
akış, nach ~ von D –den
sonra
ablaufen Zeit:
geçmek, Uhr :durmak
ablecken yakalamak
ablegen Kleidung ;
çıkarmak, -e koymak, ( lassen) bırakmak, Eid ~ yemin etm.
ablehnen reddetmek
Ablehnung ret
ableisten hizmeti v.s.
doldurmak
ableiten çevirmek,
çıkarmak ( von D -den) türetmek
Ableitung f çevirme
, türetme
ablenken çevirmek (
von D -den)
Ablenkung f
eğlenme; oyalanma
ablesen okumak,
toplamak, ayıklamak
ableugnen inkar etm.
ablichten A –in
fotokopisini çıkarmak; -in fotosunu çekmek
abliefern teslim etm.
Ablieferung f teslim
ablösen
ayırmak, çözmek, -in nöbetini almak, -in bedelini verm.
Ablösung f çözme,
ayırma, nöbet değiştirme
abmachen çözmek,
çıkarmak, kararlaştırmak
Abmachung f
anlaşma , uyuşma
abmagern
zayıflamak
abmalen A –in resmini
yapmak
Abmarsch m hareket,
yürüyüş
abmelden A bei D –in
kaydını – den sildirmek; sich ~ayrılacağını
bildirmek, ( bei D -de)
Abmeldung f
kayıt sildirme
abmessen ölçmek
Abmessungen f
ölçüler
abmontieren sökmek
abmühen : sich ~bei D –de
didinmek, yorulmak
abnagen kemirmek
Abnäher ( -) m
pense
Abnahme f azalma;
kaldırma; alma, satış
abnehmen
kaldırmak, çıkarmak, almak, zayıflamak;Mond :azalmak
Abnehmer m
alıcı, müşteri
Abneigung f nefret,
antipati; ~ haben
gegen A –e karşı antipati duym.
abnorm anormal
abnutzen
aşındırmak, sich ~ aşınmak
Abonn|ement n abone ; ~ent ( ¨en) m , ~entin f abone
abonnieren A –e abone
olmak
Abordnung f delegasyon
Abort ( ¨e) m
abdesthane, ayakyolu
abpassen beklemek
abpflücken koparmak
abplagen : sich ~ didinmek
abprallen zıplamak
abputzen
temizlemek, fırçalamak
abrasieren
tıraş etm. yerle bir etm.
abraten
caydırmak, vazgeçirmek ( von)
abräumen A –in
molozlarını kaldırmak, Tisch toplamak
abrechnen hesaptan
çıkarmak, mit D ~ b. ile
hesaplaşmak, -den intikam almak
Abrechnung f
hesaplaşma ; intikam
abreiben sürterek
temizlemek
Abreise f hareket ,
gidiş
abreisen hareket
etm., kalkmak
abreissen koparmak,
Haus yıkmak, sona ermek
abriegen sürgülemek
Abriss m plan;
özet; yıkılma
abrücken
uzaklaştırmak,; çekilmek; hareket etm.
Abruf : auf ~ talep üzerine
abrunden yuvarlak
hale getirmek, yuvarlamak
abrüsten
silahsızlandırmak, silahsızlanmak
Abrüstung f
silahsızlanma
abrutschen kaymak
Absage ( ¨n) f
ret cevabı
absagen –meyeceğini
bildirmek
absägen testere
ile ayırmak; azletmek
Absatz n merdiven
başı;sahanlık; ~gebiet n satış bölgesi
abschaben raspalamak
abschaffen
kaldırmak
abschälen A –in
kabuğunu soymak
abschalten kesmek,
söndürmek
abschätzen tahmin
etm.,
Abschau (o) m
nefret
abschauern ovarak
temizlemek; sürterek yara etm.
abscheulich
iğrenç
abschicken göndermek,
yollamak
abschieben
sınır dışı etmek
Abschied ( ¨e) m
veda, ayrılış; ~ nehmen von D b. ile vedalaşmak
abschiessen ateş
etm., düşürmek
abschlachten toptan
öldürmek
abschlagen vurarak
koparmak; püskürtmek; Bitte reddetmek
abschlägig olumsuz
Abschlagszahlung f avans,
taksit
abschleifen düzlemek
abschleppen çekerek
götürmek
Abschlepp|seil n çekme
halatı; ~wagen m
çekme taşıtı
abschliessen Tür
kilitlemek; Rechnung kapatmak; ~d son olarak
Abschluss m son,
kapanma, bilanço
abschmecken A –in
tadına bakmak
abschmieren
yağlamak
abschneiden keserek
ayırmak; gut ( schlecht)~ iyi kötü sonuca varmak
Abschnitt m bölüm ,
kesim, bölge
abschrauben
vidalarını sökerek kaldırmak
abschrecken A
korkutmak, ürkütmek, ( von D -den); ~d korkutucu
abschreiben kopya etm.
Abschreibung f
amortisman
Abschrift f kopya,
nüsha
Abschuss m
atış, düşürülme
abschüssig
yokuşlu, inişli
abschütteln silkmek,
silkinerek düşürmek
abschwächen
hafifletmek; azaltmak
abschweifen
uzaklaşmak, ayrılmak ( von D -den)
absehbar: in ~er Zeit az çok
yakın zamanda
absehen vazgeçmek,
( von D -den) ; es abgesehen haben auf A –i amaçlamak
abseifen sabunlamak
abseits ayrı,
uzakta, ofsayt
absenden göndermek,
yollamak
Absender m gönderen
absetzen Last
indirmek, bırakmak, işinden çıkarmak
Absicht f niyet,
maksat
absichtlich
kasıtlı, kasten
absitzen Strafe
doldurmak
absolut mutlak,
kesin; mutlaka
absolvieren
bitirmek
absondern
ayırmak, uzaklaştırmak ( von D -den) sich ~ ayrılmak
absorbieren emmek
absperren kapamak,
Absperrung f
kapanma
abspielen sonuna
kadar çalmak, dinletmek; sich ~ olmak , geçmek
absprechen A
b.ş. hakkında anlaşmak ( mit D ile); kabul etmemek
abspringen atlamak,
ayrılmak ( von D -den)
Absprung m
atlayış
abspülen
yıkamak, bulaşık yıkamak
abstammen ( von D
-in) soyundan gelmek
Abstammung f nesil,
soy
Abstand m mesafe,
aralık, ~ nehmen
vazgeçmek (von)
abstatten: j-m e-n
Besuch ~ b-i
ziyaret etm. Dank. ~ b-e
teşekkürlerini sunmak
abstauben A –in
tozunu silmek
abstechen ( gegen A
von D) farklı olm.( -den)
Abstecher m
dolaşma, gezinti
abstecken
sınırlamak, biçimini tespit etm.
abstehen ( von D
–den) uzak durmak
absteigen inmek,
konaklamak
abstellen durmak ,
Gepack indirmek, Auto bırakmak, -e koym.
abstempeln damgalamak
,mühürlemek
absterben ölmek,
solmak
Abstieg ( ¨e) m
iniş
abstimmen oy
vermek,
Abstimmung f oy
verme, ayarlanma
Abstinenz (o) içki
kullanmayış ; ~ler m alkol
içmeyen,yeşilaycı
abstossen iterek
uzaklaştırmak, iğrendirmek, satmak; ~d iğrenç
abstottern taksitle
ödemek
abstrakt soyut
abstreifen soymak
abstreiten inkar
etmek
Abstrich m
salgı alma
Abstufung f
derecelendirme
Absturz
düşüş
abstürzen ( yüksek
yerden ) düşmek
abstützen
desteklemek
absuchen A –in her
tarafını aramak; -i ayıklamak
absurd
anlamsız
Abszess ( ¨sse) m
apse
Abt ( ¨e) m
başrahip
abtauen suları
eritmek
Abteil n
kompartıman, ~ung f
şube ; bölüm
abtöten A öldürmek,
-in şiddetini azaltmak
abtragen alçaltmak,
ödemek, Kleidung eskitmek
abträglich
zararlı
abtransportieren
nakletmek
abtreiben yolundan
dönmek, çocuk düşürmek
Abtreibung f çocuk
aldırma, kürtaj
abtrennen –i –den
ayırmak
abtreten başka
devlete terk , devretmek; sich die Füsse ~
ayakkabının çamurunu silmek
Abtretung f
bırakma , terk etme
abtrocknen silerek
kurutmak, kurulamak
abtropfen damlamak
abtrünnig
sadakatsız
aburteilen A –e
hüküm giydirmek
abwägen tartmak
abwarten ( -in
olmasını) beklemek
abwärts
aşağıya ( doğru)
Abwasch m
bulaşık
abwaschen
yıkamak
Abwässer pis sular
abwechseln
birbiriyle değişmek, nöbetleşmek;~d nöbetleşe,
sırasıyla
Abwechselung f
değiştirme , değişiklik
Abwege : auf ~geraten fena yola
sapmak
Abwehr (o) f
savunma
abwehren savmak,
önlemek
Abwehrstoff m
koruyucu madde
abweichen
ayrılmak, sapmak( von D –den); ~d farklı
Abweichung f
farklılık
abweisen reddetmek
abwenden çevirmek,
sich ~ yüz
çevirmek, vazgeçmek
abwerfen yere
atmak; Gewinn getirmek
abwerten
değerden düşürmek
abwesend bulunmayan
Abwesenheit f
bulunmayış
abwickeln makaradan
çözmek, bitirmek
abwischen silmek
abwürgen
boğmak, Motor durdurmak
abzahlen taksitle
ödemek
Abzahlung f
taksitle ödeme
Abzeichen n
nişan , rozet
abzeichnen A –i
kopyasını çizmek; -i parafe etm.
abziehen çekmek ,
çıkarmak; bilemek, çekilmek,(von D)
Abzug m çekilme ,
çıkış, hesaptan çıkarma
abzüglich G
çıkartılmak üzere
abzweigen
ayrılmak; çatallanmak; ayırmak
Abzweigung f
ayrılma , yol ayırımı
ach! ah! ~ was! yok
canım!
Achse ( -n) f
dingil, mil, eksen
Achsel ( -n) f
koltuk; ~zukken n
omuz silkme
acht sekiz
Acht f : ausser
acht lassen A –e dikkat etmemek; sich in acht nehmen sakınmak ( vor D
-den)
Achtel ( ¨) n
sekizde bir
achten A –e
saygı göstermek, dikkat etm., ( auf A -e)
Achter|deck n
kıç güverte, ~bahn f
lunapark treni
acht|geben dikkat
etm. ( auf A -e); ~los
dikkatsiz, dalgın
Achtung f dikkat ,
saygı
acht|zehn on sekiz,
~zig seksen
ächsen inlemek
Acker ( ¨) m tarla
; ~bau m
tarım; ~boden
toprak
Adam m Adem
addieren toplamak
Addition f toplama
Adel m asalet,
soyluluk
Ader ( ¨n) f damar
Adjektiv ( ¨e) n
sıfat
Adler ( ¨) m
kartal, karakuş
adlig asilzade,
soylu
Admiral ( ¨e) m
amiral
adoptieren evlat
edinmek
Adoption f evlat
edinme
Adoptivkind n
evlatlık
Adresse ( ¨n) f
adres
adressieren ( -in )
adresini yazmak
Adria f , ~tische(s) Meer
Adriyatik Denizi
Advent ( ¨e) m
Noelden önceki dört pazar günü veya dört hafta
Adverb ( -ien)
zarf, belirteç
Advokat ( -en) m
avukat
Affe ( ¨n) m maymun
Affekt ( ¨e) m
heyecan
affektiert
yapmacık
Afghanistan n
Afganistan
Afrika n Afrika
After (¨) m an.
makat, anüs
Ägäis f Ege Denizi
Agent ( ¨en) m , ~in f acente;casus; ~ur f acentelik
Aggression f tecavüz,
baskın
aggresiv
saldırgan
Agrar tarımsal
Ägypten n
Mısır ,Ägypter m, ägyptisch Mısırlı
aha! işte!
,anladım!
Ahn(e) ( ¨en) m
dede, ata
ähneln D benzemek
ahnen önceden
sezmek
ähnlich D benzer
Ähnlichkeit f
benzerlik
Ahnung f sezgi,
his; keine~ haben hiç
haberi olmamak
Ahorn( ¨e)m
akçaağaç
Ähre ( ¨n) f
başak
Aids n Aids
hastalığı
Akademi|e ( ¨n) f
akademi;~ker ( ¨) m,
~kerin f
üniversite mezunu
akademisch akademik
Akazie ( ¨n) f
akasya
akklimatisieren:
sich ~ yeni
ortama alışmak
Akkord( ¨e) m akort
Akkreditiv ( ¨e) n
akreditif
Akku ( ¨s), ~mulator ( ¨en) m
akümülatör
Akkusativ ( ¨e) m
ismin –i hali, belirtme durumu
Akt ( ¨e) m
iş, hareket, çıplak vücut resmi
Akte ( ¨n) dosya
Akten|deckel m
dosya, ~mappe f, ~tasche f evrak
çantası
Aktie ( ¨n) f hisse
senedi; ~ngesellschaft
f anonim ortaklık
Aktion f hareket,
faaliyet,
aktiv faal,
etkin,muvazzaf, ~ieren
etkinleştirmek
Aktivität ( ¨en) f
faaliyet,etkinlik, eylem
aktuell güncel,
aktüel
akut had, akut
Akzent (¨e) m
vurgu, şive
akzeptieren kabul
etmek
Alabaster m su
mermeri, kaymak taşı
Alarm ( ¨e) alarm
alarmieren A –e
tehlike haberi vermek
Alaun ( ¨e) m
şap
Albaner ( ¨) m
Arnavut; ~ien n
Arnavutluk
albern
akılsız, şapşal
Album ( ¨ ben) n
albüm
Aleppo n Halep
Alexandr|ette n
iskenderun; ~ia , ~ien n
İskenderiye
Alge ( ¨n) f deniz
yosunu
Algebra (o) cebir
Algerien n Cezayir
Alibi ( ¨s) n
başka yerde bulunduğu iddiası
Alimente geçinme
parası
Alkohol ( ¨e) m
alkol, ispirto
alkoholfrei
alkolsüz
Alkoholiker m
alkolik
alkoholisch m
alkollü
All (o) n
evren,kainat
alle hepsi, bütün;~beide her ikisi
Allee ( ¨n) iki
tarafı ağaçlı yol ; bulvar
allein yalnız
, tek başına; ~ig yalnız; ~stehend bekar;
kimsesiz
allenfalls her
halde ; hiç olmazsa
allerdings fakat,
elbette
allererst : zu ~ her şeyden
önce
allergisch alerjik
allerhand her türlü
, çeşit çeşit; acayip, çok şey
Aller|heiligen (o)
n Azizler yortusu; ~seelen (o)
n Ölüler Günü
alles hepsi, her
şey
allgemein genel; im
~en
genellikle
Allgemeinheit f
genellik; toplum
allgemeinverständlich
herkesçe kolay anlaşılır
Allheilmittel n her
derde ilaç
Alli|anz ( ¨en) f
ittifak, pakt, ~ierte (r)
müttefik
all|jahrlich
yıllık, ~mählich
dereceli , yavaş yavaş
Alltag m günlük
hayat
alltäglich gündelik
,olağan
allzu|sehr , ~viel pek çok
Alm ( ¨en) f yayla
Almosen (o) n
sadaka
Alpen Alp Dağları
Alphabet ( ¨e) n
alflbe
alphabetisch
alfabetik
Alptraum ( ¨e) m
kabus, karabasan
als -den daha ; olarak, gibi , iken; -diği
zaman ; ~ob sanki,
güya; mehr ~ -den fazla
also demek ki , o
halde
alt eski,
yaşlı,bayat; 20 Jahre ~ 20 yaşında
Alt (o) m alto
Altar ( ¨e) m sunak
,kilise masası
Alte f
yaşlı kadın; ~(r) m yaşlı erkek
Alter (o) n
yaş, yaşlılık
älter daha
yaşlı, daha eski; ~e Schwester f abla; ~er Bruder m
ağabey
altern
ihtiyarlamak, yaşlanmak
Altersgrenze f
emeklilik yaşı
altersschwach
yaşlılıktan çökmüş, eskimiş
Altersver|sicherung
f yaşlılık sigortası; ~versorgung f
emeklilik aylığı
Altertum n Eski
çağ, antika
altertümlich eski ,
antika
alt|klug büyükleri
taklit eden, erken gelişmiş; ~modisch modası
geçmiş
Altstadt f kentin
eski kısmı
Alu|folie f
alüminyum kağıdı; ~minium n alüminyum
Amateur ( ¨e) m
amatör
ambivalent
kararsız
Amboss ( ¨sse) n
örs
ambulant; ~e Behandlung f
ayakta tedavi ; ~er Handler
m seyyar satıcı
Ameise ( ¨n) f
karınca ; ~nhaufen m
karınca yuvası
Amen amin
Amerika n Amerika; ~ner(in) m f
Amerikalı
Amnestie ( ¨n) f
genel af
Ampel ( ¨n) f lamba
Ampere n amper
Amphibien amfibi
Amputation f
ampütasyon
amputieren kesmek
Amsel ( ¨n)
karatavuk
Amt ( ¨er) n görev,
vazife, memuriyet; makam, resmi daire
amtlich resmi,
resmen
Amts|bezirk m bölge
, daire; ~gericht n
yerel mahkeme; sulh mahkemesi; ~richter m sulh hakimi; ~schimmel ( ¨) m
kırtasiyecilik
amüsant
eğlenceli
amüsieren
eğlendirmek; sich ~ ( über A
ile) eğlenmek an A –in yanına,
-e ; -in yanında , -de
analog D benzer
Analphabet ( ¨en) m
okuma yazma bilmeyen
Analyse ( ¨n) f
analiz, tahlil
Ananas ( ¨sse) f
ananas
Anarchi|e ( ¨ n) f
anarşi; ~st , stin
anarşist
Anästhesie ( ¨ n) f
anestezi
Anatolien n Anadolu
Anatomie ( ¨n) f
anatomi
anbahnen A –e yol
açmak
Anbau m
yetiştirme , ek bina
anbauen
yetiştirmek, ekip biçmek, eklemek
anbehalten Kleidung
çıkarmamak
anbei ilişik
olarak
anbelang|en: was A ~t –e gelince ,
kalırsa
anbeten A –e tapmak
Anbetracht: in ~G
dolayısıyla N , mademki
anbieten DA sunmak
; ikram etmek, önermek
anbinden bağlamak
, ( an A -e)
Anblick m görünüş
anbraten hafif
kızartmak
anbrechnen Paket
açmak, Tag doğmak, Nacht olmak
anbrennen yakmak,
tutuşturmak, dibi tutmak
anbringen takmak,
eklemek ( an A -e) ; getirmek
anbrüllen A -e
bağırmak
Andacht ( ¨ en)
ibadet
andächtig
saygı ile , dikkatli
andauern sürmek; ~d devamlı,
sürekli
Andenken (¨) n
hatıra ; andaç
ander – başka,
diğer
ander|(e)nfalls
yoksa, aksi takdirde; ~erseits
diğer taraftan
ändern
değiştirmek; sich ~ değişmek
Änderung f
değiştirme,
anders başka,
farklı ( als -den) ; ~denkend başka türlü
düşünen ; ~gläubig
başka dinden; ~wo
başka yerde
ander|thalb bir
buçuk,; ~weitig
başka taraftan
andeuten ima etmek
Andeutung f
işaret, ima
Andrang (O) m
kalabalık; rağbet( nach D -e)
andrehen çevirmek;
sıkıştırmak; çalıştırmak; yamamak
andohen korkutmak ,
tehdit etmek
aneignen : sich ~zaptetmek;
benimsemek
aneinander yan yana
, birbirine bitişik, ~fügen birleştirmek; ~grenzen
bitişik olmak, ~stossen
çarpışmak
Anekdote (¨n) f
anekdot, fıkra
anekeln
tiksindirmek
anerkennen kabul
etmek, tanımak
Anerkennung f
takdir ; kabul
anfahren A –e
çarpmak , -e şiddetle bağırmak, harekete geçmek
Anfahrt ( ¨en) f
yanaşma yolu
Anfall( ¨e) m ani
ağrı, nöbet
anfallen A –e
saldırmak, meydana çıkmak
Anfang (¨e) m
başlangıç
anfangen
başlamak
Anfänger ( ¨ ) m , ~in f başlayan
anfänglich, anfangs
başlangıçta
Anfangsstadium n
ilk devre
anfassen tutmak,
ellemek
anfechten tanımamak
Anfechtung f
tanımama; ayartma
anfertigen yapmak,
imal etmek
anfeuchten
nemletmek, ıslatmak
anfeuern
teşvik etmek
anflehen A-e
yalvarmak
anfliegen A –e
(uçakla ) uğramak
Anflug ( ¨ e) m
uçarak yaklaşma, hafif iz
anfordern istemek,
talep etmek
Anforderung f talep
Anfrage ( ¨ n) f
sorgu
anfragen ( bei D –e
) sormak, başvurmak
anfressen kemirmek
anfeunden : sich ~ dostluk kurmak(
mit D ile)
anfügen eklemek
anfühlen : sich ~ wie ... hissini
vermek
anführen yönetmek;
zikretmek, anmak; (betrügen)aldatmak
Anführer ( ¨ ) m , ~in f baş,
elebaşı
Anführungszeicnen n
tırnak işareti
Angabe ( ¨ n) f
bildiri, ifade, veri
angaben bildirmek,
beyan etmek, ağız satmak
Angaber ( ¨) m , ~in f ağız
satan kimse
angeblich sözde
olan, sözümona, sözde
angeboren anadan
doğma
Angebot ( ¨ e) n
teklif , arz, sunu
angebracht uygun,
yerinde
angedeihen : ~ lassen
sağlamak,
angehen
başlamak, mümkün olm., ilgilendirmek
angehören D ait
olmak, mensup olmak
Angehöriger
yakın, akraba
Angeklagte(r)
sanık
Angel ( ¨n) f reze
Angel ( ¨n) f olta
Angelegenheit ( ¨
en) f iş, husus
Angelhaken m olta
iğnesi
angeln olta ile
tutmak
Angelpunkt m dönüm
noktası
Angel|rute f olta
kamışı, ~schnur f
olta ipi
angemessen D uygun
angenehm hoş,;
( sehr) ~! memnun
oldum!
angenommen ( ~dass ...)
farzedelim ki, faraza
angesehen
itibarlı
angesichts G –e
nazaran , -in karşısında
Angestellte(r)
hizmetli, müstahdem
angestrengt
gayretle
angetrunken
çakırkeyf
angewiesen : ~ sein
bağlı olmak ( auf A -e)
angewöhnen : sich ~ A –e
alışmak
Angewohnheit ( ¨
en) f alışkanlık
angleichen uydurmak
Angler ( ¨) m ,~in f olta ile
balık tutan
angreifen A –e
saldırmak; -i bozmak
Angreifer m
saldırgan
angrenzen
bitişik olm., ( an A -e) ; ~d bitişik, komşu
Angriff ( ¨ e) m
hücum, saldırı; in ~ nehmen ele almak
Angst f korku,
endişe
ängstigen : sich ~ korkmak
ängstlich korkak
angucken A –e
bakmak
angurten : sich ~ emniyet kemerini
bağlamak
anhaben A
giymiş olm., nichts ~ können b. ş. koyamamak( j-m
b-e karşı)
anhalten durmak,
devam etm., sürmek, durdurmak; ~d sürekli
Anhalt|er m
otostopçu; ~spunkt m
belirti, ipucu
Anhang m ek,
eş dost
anhängen asmak ,
bağlamak, bağlı olmak
Anhänger taraftar ,
römork, pandantif
anhänglich
bağlı
anhäufen
yığmak
Anhäufung f
yığılış
anheben
kaldırmak, Preis artırmak
anheften
yapıştırmak (an A –e)
Anhieb m : auf ~ilk hamlede
Anhöhe ( ¨ n) f
yükseklik, tepe
anhören –i
dinlemek, -e kulak vermek
Anis ( ¨e) m anason
Ankauf m
alış
ankaufen satın
almak
Anker ( ¨ )m çapa,
gemi demiri
ankern demir atmak
anketten zincirle
bağlamak ( an A -e)
Anklage ( ¨n) f
itham, iddia
anklagen itham
etm., suçlamak
anklammern : sich ~ an A –e
takılmak
Anklang ( ¨e) m : ~ finden sempati
veya rağbet görmek
ankleben
yapıştırmak ( an A -e)
ankleiden giydirmek
, sich ~ giyinmek
anklopfen ( bei D
–in ) kapısını çalmak
anknipsen Licht
açmak
anknüpfen
bağlamak ( an A -e)
Anknüpfungspunkt m
bağlantı
ankommen varmak (
in D -e)gelmek; ( auf A -e) bağlı olmak
ankreuzen A –e
çarpı işareti koymak
ankündigen
bildirmek
Ankündigung f ilan,
bildiri
Ankunft (o) f
varış
ankurbeln hareket
getirmek, canlandırmak
Anlage ( ¨ n) f
yatırım, tabiat, yetenek, ek, park, yeşillik
Anlass ( ¨sse ) m
sebep, vesile; ~ geben zu D
–e fırsat vermek; aus diesem ~ bu vesileyle , anlassen Kleidung
çıkarmamak, Motor çalıştırmak, işletmek
Anlasser ( ¨) m
marş
anläβlich G
dolayısıyla
Anlauf m hız
alma ; hamle ; ~nehmen
hız almak
anlaufen
uğramak, buğulanmak, Gesicht kızarmak
anlegen kurmak,
hazırlamak; Geld yatırmak; Kleidung giymek, Gewehr yöneltmek,
uğramak
Anlegestelle f
iskele
anlehnen dayamak,
Tür aralamak ; sich ~ an A –e
dayanmak
Anleihe ( ¨n ) f
borç alma, istikraz ; eine ~ aufnehmen istikraz almak ( bei D -den)
anleiten A –e
öğretmek ( zu D -i), -e yol göstermek
Anleitung f talimat
anlernen A –e
öğretmek
Anliegen ( ¨) n
arzu, istek
anliegend
bitişik
Anlieger ( ¨) m
komşu , aynı sokakta oturan
anglocken cezbetmek
anlügen A –e yalan
söylemek
anmachen açmak ,
yakmak, Salat hazırlamak,
anmalen boyamak
Anmarsch m
yaklaşma
anmassen : sich ~ A benimsemek,
gasbetmek; ~d kibirli,
gururlu
Anmassung f
haksız iddia
anmelden bildirmek
( bei D -e) ; sich ~
gelişini bildirmek, yazılmak ( bei D -e)
Anmeldung f
kayıt, kaydolma
anmerken
işaret etmek, sich A ~ lassen –de belli
olm.
Anmerkung f not,
haşiye
Anmut güzellik
anmutig güzel,
zarif , sevimli
annageln
mıhlamak ( an A -e)
annähen dikmek ( an
A -e)
annähernd takriben
, aşağı yukarı
Annäherung f
yaklaşma
Annahme ( ¨ n) f
kabul, tahmin
annehmbar kabul
olunabilir
annehmen kabul
etm., benimsemek, tahmin etm., sanmak, sich ~ G –i üzerine almak
Annehmlichkeit ( ¨
en) f hoşluk
annektieren ilhak
etmek
Annexion ( ¨ en) f
ilhak
Annonce ( ¨n) f
gazete ilanı
annoncieren ilan
etmek
annullieren iptal
etmek
Anode f anot
anonym anonim
anordnen
düzenlemek, befehlen emretmek
Anordnung f tertip
, emir
anpass|en uydurmak,
( an A -e) ; sich ~en an A –e
uymak; ~ungsfähig
uyabilir; uydurulabilir
Anprall (o) m
çarpma
anpreisen övmek
Anprobe ( ¨n) f
prova
anprobieren
denemek, prova etmek
anrechnen hesaba
geçirmek
Anrecht ( ¨ e) n
hak (iddiası)
Anrede ( ¨n) f
hitap; söz
anreden A –e hitap
etmek
anregen teşvik
etmek, uyandırmak; ~d teşvik edici,
uyandırıcı
Anregung f
teşvik, teklif
Anreiz ( ¨e) m
teşvik, güdü
anrempeln A –e
çarpmak, sataşmak
Anrichte f büfe
anrichten A
hazırlamak, Schaden –e sebep olmak
anrosten pas tutmak
, paslanıp yapışmak
Anruf m
çağırma ; telefon etme
anrufen A –e
seslenmek , -e telefon etmek
Anrufbeantworter m
tele sekreter
anrühren A –e
dokunmak, Teig –i hazırlamak
Ansage ( ¨n) f
bildiri, anons
ansagen bildirmek
Ansager (¨) m, ~in f spiker, sunucu
ansammeln toplamak,
biriktirmek, ; sich ~toplanmak
Ansammlung f
kalabalık
ansässig oturan (
in D -de)
Ansatz m
başlangıç; ek
anschaffen tedarik
etmek
Anschaffung f
tedarik
anschauen A –e
bakmak, sich ~ -i
seyretmek
anschaulich
açık; somut
Anschauung f
görüş
Anschein m
görünüş, dem ~ nach ,
anscheinend göründüğü gibi , görünürde
anscheissen A –e
çıkışmak, fırçalamak
anschieben itmek
Anschlag m suikast,
dokunma, tahmin, yöneltme, duvar ilanı; ~brett n ilan
tahtası
anschlagen
yapıştırmak, asmak, ( an A -e) çınlamak
Anschlag|säule f
ilan sütunu; ~tafel f
anschleichen: sich ~ gizlice
yaklaşmak
anschliessen
bağlamak, sich ~ an A –e
katılmak
Anschluss m
birleştirme , bağlantı, aktarma , ~flug aktarma
uçuşu
anschmieren
aldatmak
anschnallen takmak,
sich ~ kemer
takmak
Anschnallpflicht f
emniyet kem. takma mecburiyeti
anschnauzen
şiddetle azarlamak
anschneiden kesmeye
başlamak, konuyu açmak
Anschovis (¨ )f
ançüez
anschrauben
vidalamak ( an A -e)
anschreiben yazmak
; ~ lassen
veresiye almak
anschreien A –in
yüzüne bağırmak
Anschrift f adres
anschwärzen A
kötülemek ( bei D -e)
anschweissen
kaynakla birleştirmek
anschwellen
kabarmak, şişmek
ansehen A –e
bakmak; ~ als , für
A ...olarak saymak
Ansehen n bakış ; itibar
ansehnlich göze
çarpan , büyük,
ansetzen tespit
etmek, eklemek; Fett ~ yağ
bağlamak
Ansicht f manzara ,
görünüş; ~skarte f
resimli kartpostal; ~ssache f görüş
meselesi
ansiedeln
yerleştirmek; sich ~ yerleşmek ( in D -e)
anspannen arabaya
koşmak
Anspannung f kuvvet
toplama, gayret
anspielen ima
etmek( auf A -i)
Anspielung f ima
anspitzen yontmak,
sivriltmek
Ansporn m
teşvik
Ansprache f söylev
ansprechen A –e
hitap etm., -in hoşuna gitmek, ~d sevimli, hoşa giden
anspringen harekete
geçmek, işlemek
Anspruch m iddia;
hak ; in ~ nehmen
meşgul etmek; hohe Ansprüche stellen aşırı taleplerde
bulunmak
anspruchs|los
yetingen, ~voll güç
beğenen
Anstalt ( ¨ en) f
kurum; kuruluş, ~en treffen
, zu ... için tedbir almak
Anstand m edep, terbiye, gözleği
anständig terbiyeli,
namuslu
anstandslos
kolaylıkla
anstarren A –e dik
bakmak
anstatt G yerine ; ~dass, ~ zu –mektense
anstecken takmak
,iğnelemek , yakmak, bulaştırmak; ~d
bulaşıcı
Ansteckungsgefahr f
bulaşma tehlikesi
anstehen kuyrukta
beklemek
ansteigen
yükselmek, artmak
anstelle anstatt
anstellen açmak,
harekete geçirmek, işe koymak, yapmak, sich ~davranmak ( nach D
için) kuyruğa girmek
Anstellung f vazife
, memuriyet
Anstieg ( ¨e) m
yükseliş
anstiften
teşvik etmek ( zu D -e)
anstimmen Lied
söylemeye başlamak
Anstoss m çarpma,
topa vurma, sebep, neden, ~nehmen an D –den
alınmak
anstossen çarpmak (
an A -e) , -e bitişik olm., kadehleri tokuşturmak
anstössig
yakışıksız
anstreben amaçlamak
anstreichen boyamak, stelle
işaretlemek
anstrengen yormak ;
sich ~ uğraşmak;
~d yorucu
Anstrengung f çaba ,
zahmet
Ansturm m
saldırı
anstürmen
saldırmak ( gegen A -e)
Antagonismus m
zıtlık, tezat
Anteil m pay ; ~nahme acıma,
başsağlığı, ilgi
Antenne ( ¨n) f
anten
Anti/babypille f
gebeliği önleyici hap; ~blotika antibiyotik
maddeler
antik eski,
antika
Antiquar ( ¨e) m
antikacı ,; ~iat ( ¨e) n
sahaf dükkanı
antiquarisch elden
düşme
Antiquität ( ¨ en) f
antika
Antrag ( ¨e) m
teklif; dilekçe; ~stellen teklifte
bulunmak, dilekçe yazmak ( an A
-e), ~steller m dilekçe
sahibi
antreffen A –e rast
gelmek
antreiben itmek
antreten Arbeit –e
başlamak, Erbe –e konmak; sıralamak
Antrieb m
teşvik, harekete geçirme
Antritt m
başlangıç
antun göstermek
Antwort ( ¨en) f
cevap, yanıt
antworten D cevap
vermek
anvertrauen DA emanet
etmek
anwachsen
kökleşmek, artmak
Anwalt ( ¨e) m
avukat, müdafi; ~skammer f baro
Anwärter ( ¨) m , ~in f aday
anweisen havale
etmek, tahsis etmek, -e yapmasını emretmek
Anweisung f direktif
, havale
anwend/ bar uygulanabilir,
~en tatbik
etmek, uygulamak
Anwendung f
kullanış
anwerben işe
almak
anwesend
hazır, mevcut
Anwesenheit f huzur,
mevcudiyet
anwiedern
iğrendirmek
Anwohner ( ¨) m
komşu
Anzahl f
sayı, miktar
anzahlen A ... için
pay vermek
Anzahlung f kaparo
anzepten A –e gizli
bağlantı kurmak, -i gizlice dinlemek
Anzeichnen n belirti
iz
Anzeige ( ¨n) f
ilan; ihbar; ~erstatten ihbarda
bulunmak
anzeigen ihbar
etmek, göstermek
anziehen çekmek,
Kleidung giymek, Preise yükselmek; sich ~ giyinmek; ~d çekici
Anziehungskraft f çekim
kuvveti
Anzug ( ¨e) m
takım elbise , im ~ sein yaklaşmak
anzüglich iki
anlamlı
anzünden yakmak,
tutuşturmak
Aorist ( ¨e) m
geniş zaman
apart orijinal
apathisch
gevşek, ilgisiz
Aperitif ( ¨s) m
aperitif
Apfel ( ¨) m elma,
; ~saft m elma
suyu , ~sine ( ¨n)
portakal
Apostel ( ¨) m havari
Apostroph ( ¨e) m
kesme işareti
Apotheke ( ¨n) f
eczane, ~r ( ¨) m, ~rin f eczacı
Apparat ( ¨e) m
aygıt, alet
Appartement ( ¨s) n apartman dairesi
Appell ( ¨e) m
çağrı, yoklama
appellieren
başvurmak, seslenmek ( an A -e)
Appetit (o) m
iştah
appetitlich
iştah çekici
applaudieren D –i
alkışlamak
Applaus (o) m
alkış
Aprikose ( ¨n) f
kayısı
April (o) f nisan ;
~scherz m
nisan balığı
Aquädukt ( ¨e) m su
kemeri
Aquaplaning (o) n su altı kızağı
Argentinien n
Arjantin
Ärger (o) m
kızgınlık ; dert
ärgerlich üzücü;
kızgın ( auf , über A -e)
ärgern
kızdırmak; sich ~ kızmak ( über A -e)
Ärgernis ( ¨sse) n
rezalet
arg/ listig hilekar
, aldatıcı; ~los temiz
yürekli ; saf
Argument ( ¨e) n
tez, delil
argwöhnisch
şüpheli
Arie ( ¨n) f arya
arm fakir,
zavallı
Arm ( ¨e) m kol; ~ in ~ kol kola
Armeturenbrett n
kontrol tablosu
Armband n bilezik ;
~uhr f kol
sati
Armee ( ¨n) f ordu
Ärmel ( ¨) m elbise
kolu ; ~kanal m
Manş Denizi
Armeni/ en n
Ermenistan , ~er (¨) m , ~erin f Ermeni
armenisch ermeni, Ermenice
ärmlich fakir,
yoksul
armselig fakir,
kötü
Armut f fakirlik,
yoksulluk
Aroma ( ¨men) n
hoş koku, aroma
aromatisch aromatik
arrangieren
düzenlemek
Arrest ( ¨e) m
hapis
arrogant kibirli
Arsch ( ¨e) m
kıç, göt
Art ( ¨en) f cins,
çeşit, tarz
Arterie ( ¨n) f
atardamar
artig terbiyeli,
uslu
Artikel( ¨) m madde,
makale, tanım edadı
Artillerie ( ¨n) f
topçuluk
Artischoche ( ¨n) f
enginar
Arznei ( ¨en) f, ~mittel n ilaç
Arzt ( ¨e) m , ( ¨in)
f doktor, hekim
ärztlich tıbbi
As ( ¨sse) n as,
birli
Asbest ( ¨e) m
asbest
Asche ( ¨n) f kül ;
~nbecher m
küllük, sigara tablası
Aschermittwoch m
katoliklerin 40 günlük perhizlerinin ilk günü , karnavaldan sonraki ilk gün
asiatisch
Asyalı
Asien n Asya
Aspekt ( ¨e) m
görünüş
Asphalt ( ¨e) m
asfalt
Aspirin n aspirin
ass essen
Assistent ( ¨en) m.,
~in f
asistan
Ast ( ¨e) m dal;
budak
Aster ( ¨n) f
yıldızçiçeği
Asthma (o) n
astım
Astro/ naut ( ¨en) m
astronot; ~nomie f
astronomi
Asyl ( ¨e) n
barınak; politisches ~ siyasi sığınma; ~recht n
sığınma hakkı
Atelier ( ¨s) n
atelye
Atem (o) m
nefes, soluk; ~holen nefes
almak
atemlos nefessiz
Atemzug m nefes
alma
Athe/ ismus m ateizm ;
~ist m
ateist
Athen n Atina
Äther m eter
Äthiopien n Etyopya
Athlet ( ¨en) m atlet ,
sporcu
Atlantik m ,
Atlantischer Ozean Atlas Okyanusu
Atlas m atlas,
atmen nefes almak
Atmosphäre (¨ n) f
atmosfer; ortam
Atmung f solunum
Atom ( ¨e) n atom; ~bombe f atom
bombası; ~kraftwerk n
atom reaktörü
Atten/ tat ( ¨e) n
suikast ; ~täter ( ¨)
m suikastçı
Attest ( ¨e) n
rapor
attraktiv çekici
Attribut ( ¨e) n
sıfat, nitelik, yüklem
ätzen yakmak; ~d yakıcı,
aşındırıcı
Aubergine ( ¨n) f
patlıcan
auch dahi, de , da
audiovisuell
odyovizüel, işitsel - görsel
auf D –in üstünde,
üzerinde; -de ; ~ A –in
üstüne, üzerine; ....için; ~ deutsch Almanca olarak;
açık;(wach) ayakta; ~ und ab bir aşağı bir
yukarı
aufatmen geniş
nefes almak
Aufbau m yapı,
kuruluş, kalkınma; ( bina üstüne) ek
aufbauen inşa
etmek, kurmak, kalkındırmak
aufbehalten
çıkarmak
aufbewahren
saklamak
aufbieten harcamak,
toplamak
aufblähen : sich ~ şişmek
aufblasen
şişirmek
aufbleiben
açık kalmak; yatmamak
aufblenden
farları yakmak
aufbrauchen
tüketmek
aufbrausen kaynamak
aufbrechnen
kırıp açmak
aufbringen
sağlamak; çıkarmak
Aufbruch ( ¨e) m
kalkış
aufbügeln ütülemek
aufbürden DA
yüklemek
aufdecken açmak ;
meydana çıkarmak
aufdrängen DA zorla
kabul ettirmek; sich ~ ( j-m b-i)
rahatsız etmek
aufdrehen çevirip
açmak
aufdringlich
usandırıcı
aufeinander üst
üste ; arka arkaya; ~folgen
birbirini takip etmek; ~folgend
birbirini takip eden ; ~prallen , ~stossen
çarpışmak
Aufenthalt ( ¨e) m
kalma; oturma; gecikme; ~serlabnis f oturma müsaadesi ; ~sort m oturma yeri;
~sraum m
dinlenme odası
auferlegen DA
yüklemek
Auferstehung ( o) f
diriliş
aufessen tamamiyle
yemek
auffahren yerinden
fırlamak; çarpmak; oturmak ( auf A -e)
Auffahrt f
yanaşma yolu ; ~unfall m
arkadan çarpma kazası
auffallen D –in
dikkatini çekmek; ~d
,auffällig göze çarpan,dikkatiçeke
auffangen
yakalamak, hafifletmek, Strahlen toplamak
auffassen anlamak ,
kavramak; karşılamak
Auffassung f
anlayış
auf/ flackern, ~flammen alevlenmek
auffliegen
birdenbire havalanmak; birdenbire açılmak
auffordern davet etmek,
çağırmak ( zu D -e)
Aufforderung f
davet, talep
aufforsten
ağaçlandırmak
auffressen
tamamiyle yemek
auffrischen
tazelemek
aufführen temsil
etmek, oynamak; anführen , aufzahlen; sich ~ davranmak
Aufführung f temsil
Aufgabe f ödev,
görev, terk, teslim
Aufgang m
doğuş, ( Treppe) merdiven
aufgeben
bırakmak, terk etm., yollamak, vazgeçmek
aufgeblasen
kabarık , şiş, kibirli
Aufgebot ( ¨e) n
evlenme ilanı, askı, silah altına çağırma
aufgebracht : ~ sein hiddetlenmek
( über A -e)
aufgedreht
neşeli
aufgehen doğmak,
açılmak, çözülmek
aufgeklärt
aydın fikirli
aufgelegt; gut ~ keyfi yerinde
aufgeregt
heyecanlı
aufgeweckt
uyanık
aufgrund G –den
dolayı
aufhaben A
başında olmak, açık bulunmak
aufhacken kazarak
açmak
aufhalsen aufbürden
aufhalten açık
tutmak, durdurmak, sich ~ kalmak, oturmak ( in D -e)
aufhängen asmak (
an A -e)
Aufhänger ( ¨) m
askı
aufhäufen
yığmak
aufheben
kaldırmak, saklamak
Aufhebung f
kaldır(ıl)ma , fesih
aufheitern
ferahlandırmak
aufhetzen
kışkırtmak
aufholen telafi
etmek, farkı kapatmak
aufhören bitmek,
bitirmek ( mit D -i)
aufklappen açmak
aufklären
aydınlatmak; bilgi vermek ( über A hakkında) halletmek
Aufklärung f
aydınlatma; bilgi
aufklepen
yapıştırmak
Aufkleper m
tutkallı fiş, çıkartma
aufkochen kaynamak,
kaynatmak
aufkommen
çıkmak, dayanmak ( gegen A –e karşı); üstüne almak ( für A –in
sorumluluğunu)
aufkrempeln
sıvamak
aufkreuzen
çıkagelmek( bei , in D -e)
aufladen yüklemek,
Batt. doldurmak
Auflage f yüküm ,
baskı, vergi
auflassen açık
bırakmak, Hut çıkarmamak
Auflauf m
kalabalık
auflaufen oturmak
auflegen üstüne
koymak ( auf A -i) Hörer ( telefonu) kapatmak,
auflehnen : sich ~ ayaklanmak, (
gegen A –e karşı)
auflesen toplamak
auflockern
gevşetmek
auflösen çözmek,
dağıtmak, feshetmek; sich ~çözülmek
Auflösung f fesih,
sonuç
aufmachen açmak;
sich ~ yola
çıkmak
aufmerksam
dikkatli; ~ machen A
–in dikkatini çekmek ( auf A -e)
Aufmerksamheit f
dikkat; ilgi
aufmuntern
canlandırmak, şenlendirm~~: sich ~ kendini feda etmek ( für A için)
aufpassen dikkat
etmek, bakmak ( auf A -e)
aufplatzen patlamak
aufprallen çarpmak
( auf A -e)
aufpumpen
şişirmek
Aufputschmittel n
uyarıcı
aufraffen : sich ~ kuvvetlerini
toplamak ( zu D -meğe)
aufräumen toplamak
aufrecht dik,
dürüst; ~erhalten
korumak
aufregen
heyecanlandırmak; sich ~ heyecanlanmak; ~d heyecanlı
Aufregung f
heyecanlı
aufreiben : sich ~ yorulmak; ~d yorucu
aufreihen dizmek
aufreissen (
hızla veya kuvvetle ) açmak
aufreizend tahrik
edici, teşvik edici
aufrichten dikmek,
doğrultmak; sich ~
doğrulmak
aufrichtig dürüst,
samimi
Aufruf ( ¨e) m
davet , çağrı
aufrufen
çağırmak, davet etmek ( zu D -e)
Aufruhr (o) m
ayaklanma
aufrüsten
silahlandırmak
aufsammeln toplamak
aufsässig itaatsiz
Aufsatz m
kompozisyon , yazı, makale
aufschieben iterek
açmak
Aufschlag m yere
vurma , kapak, zam, artış
aufschlagen açmak,
Zelt kurmak
aufschliessen açmak
Aufschluss m : ~ geben bilgi
vermek( über A hakkında )
aufschlussreich
bilgi verici, anlamlı
aufschneiden
keserek açmak, yarmak, palavra savurmak
Aufschneider ( ¨)
m, ~in f
palavracı
Aufschnitt m et,
jambon ve salam dilimleri
aufschrauben vidalamak,
açmak
Afschrei m ani
çığlık
aufschreiben
kaydetmek, not etmek
Aufschrift f adres,
yazı
Aufschub m erteleme
Aufschwung m
kalkınma
Aufstehen n : ~erregen heyecan
uyandırmak
Aufseher ( ¨) m, ~in f bekçi,
gardiyan
aufsetzen koymak,
takmak, Hut giymek, Text kaleme almak, Wasser ocağa koymak
Aufsicht ( ¨en ) f
kontrol, denetim
aufspannen gererek
açmak, germek
aufspringen
fırlamak, çatlamak, ansızın açılmak
aufspüren izleyip
bulmak
Aufstand ( ¨e) m
ayaklanma
aufstechen
deşmek
aufstehen
ayağa kalkmak; ayaklanmak
aufsteigen
yükselmek
aufstellen koymak,
yerleştirmek, kurmak, ileri sürmek
Aufstellung f
yerleştirme, liste , montaj
Aufstieg ( ¨e) m
yükselme ; kalkınma
aufstöbern
arayıp bulmak
aufstocken A –e kat
eklemek; -i çoğaltmak
aufstossen iterek
açmak, kırmak, geğirmek
aufstreichen sürmek
( auf A -e)
aufsuchen A –e
uğramak
Auftakt ( ¨e) m
başlangıç
auftauchen meydana
çıkmak
auftauen eritmek,
erimek
Auftrag ( ¨e) m
vazife , ödev, vekalet, im ~ G , von D adına
auftragen havale
etmek, Kleidung eskitmek
auftreiben bulmak,
sağlamak
auftrennen A –in
dişini sökmek
auftreten yere
basmak , davranmak, meydana çıkmak
Auftreten (o) n
davranış
Auftrieb m : ~geben cesaret
vermek
Auftritt m sahneye
çıkış
aufwachen
uyanış
aufwachsen büyümek
Aufwand (o) m
masraf, lüks
aufwärmen
ısıtmak, canlandırmak
aufwärts
yukarıya doğru
aufwecken
uyandırmak
aufweichen
yumuşatmak
aufweisen göstermek
aufwenden sarfetmek
aufwerfen Frage
ortaya atmak
aufwerten A –in
değerini artırmak
aufwickeln sarmak,
dolamak
aufwiegeln tahrik
etmek
aufwischen silmek
aufzählen saymak
aufzeichnen çizmek,
not etmek
Aufzeihnung f not,
kayıt
aufziehen
yukarı çekmek
Aufzucht (o) f
yetiştirme
Aufzug m alay,
asansör, perde
aufzwingen A zorla
kabul ettirmek
Auge ( ¨n) n göz
Augen/ arzt m , ~ärztin f göz
doktoru; ~blick m an
augenblicklich bu
anda; hemen; şimdiki
Augen/ braue ( ¨n)
f kaş; ~höhle f göz
yuvası; ~lid (
¨er) n göz kapağı; ~mass (o) n göz
kararı; ~zeuge m
görgü tanığı
August ( o) m
ağustos
Auktion f açık
artırma
Aula ( ¨ len ) f
toplantı salonu
aus D–in içinden;
-den; -den dolayı; yüzünden;kapalı; ~sein bitmişolm
ausarbeiten
hazırlamak
ausarten: ~ in A –e
değişmek, -in halini almak
ausatmen nefes
vermek
ausbaden A –in
acısını çekmek
Ausbau (o) m
genişletme
ausbauen
genişletmek
ausbessern tamir
etmek, onarmak
ausbeulen düzeltmek
Ausbeute f kazanç ,
kar
ausbeuten sömürmek
Ausbeut/ er m
istismar eden, ~ung f
sömürü
ausbilden
eğitmek, talim etmek
Ausbildung f
eğitim , talim
ausblasen söndürmek
ausbleiben gelmemek
Ausblick m manzara,
ümit, umut
ausbrechnen
çıkmak, ( aus D -den) kaçmak; ( in A –meye ) başlamak
ausbreiten yaymak;
sich ~
yayılmak, açılmak
ausbrennen yakmak,
dağlamak, sönmek
Ausbruch m
başlama, kaçma, firar, püskürme
ausbrüten civciv
çıkarmak, yumurtlamak
Ausdauer f
sabır, dayanıklılık,
ausdauernd sebatkar
ausdehnen germek,
uzatmak; sich ~ uzamak,
açılmak
Ausdehnung f
genişleme, uzanım
ausdenken: sich ~ -i tasarlamak;
uydurmak
Ausdruck ( ¨e) m
ifade, terim; deyim
ausdrück/en
sıkmak, ifade etmek; ~lich belli; kesin , kesin olarak
ausdrucksvoll
anlamlı, anlatımlı
auseinander
birbirinden uzak, ayrı; ~brechen kırıp
ayırmak, parçalanmak; ~fallen parça parça olmak; ~gehen
ayrılmak, dağılmak; ~halten ayrı tutmak; ~nehmen parçalara
ayırmak; ~setzen
anlatmak
Auseinandersetzung
f münakaşa, tartışma
auser/ lesen, ~wählt seçkin,
mümtaz
Ausfahrt f
çıkış kapısı
Ausfall m dökülme,
kayıp
ausfallen Haare:
dökülmek, yapılmamak; ~d , ausfällig saldırgan
Ausfallstrasse f
çıkış yolu
ausfegen süpürmek
ausfertigen
hazırlamak
Ausfertigung f
nüsha
ausfindig : ~machen arayıp
bulmak
Ausflucht ( ¨e) f
kaçamak, bahane
Ausflug m gezinti,
gezi
Ausfluss m delik;
akış, akıntı
ausfragen
soruşturmak
Ausfuhr ( ¨en )
ihracat, dış satım
ausführ/ en yapmak,
bitirmek, gerçekleştirmek, ihraç etm., ~lich
ayrıntılı , etraflı
Ausführung f
yapılış, icra; ~sbestimmungen yönetmelik
ausfüllen doldurmak
Ausgabe f
dağıtım, masraf, baskı
Ausgang m
çıkış, sonuç
ausgeben
dağıtmak, sarf etmek, sich ~ für A kendisini .... diye tanıtmak
ausge/ fallen
tuhaf, ~glichen
dengeli
ausgehen dışarı
çıkmak, Haar dökülmek, Licht sönmek, tükenmek
ausge/ lassen
coşkun, neşeli; ~nommen A hariç olmak üzere; -den
başka ; ~rechnet
aksi şeytan , ~schlossen
imkansız, hariç ( von D -den)
ausgesetzt : ~ sein D maruz
kalmak
ausge/ sprochen
şüphesiz, ; ~sucht
seçkin; ~wogen
ölçülü; ~zeichnet
mükemmel
ausgiebig bol,
durmadan
ausgiessen dökmek,
boşaltmak
Ausgleich m
uzlaşma, uyuşma
ausgleichen
düzeltmek, denkleştirmek
ausgraben topraktan
çıkarmak
Ausgrabung f
kazı
Ausguss m
boşaltma deliği
aushalten A –e
dayanmak
aushändigen DA
vermek, teslim etmek,
Aushang m
askı, ilan
Aushängeschild n
etiket, tabela
ausharren beklemek
ausheben kazmak,
çıkarmak, silah altına çağırmak
aushecken
tasarlamak
ausheilen
iyileşmek
aushelfen D
yardım etmek( bei D ile)
Aushilfe f yerine geçici
olarak çalışan
ausholen el
kaldırmak, ( zu D –mek için)
aushorchen A –in
ağzını aramak
auskennen: sich ~ in D –i iyi bilmek
auskleiden : sich ~ soyunmak
ausklopfen vurarak
silkmek veya boşaltmak
auskochen A
haşlayarak –in suyunu çıkarmak
auskommen geçinmek
( mit D ile)
auskosten A –in
tadını çıkarmak
auskratzen
kazıyarak çıkarmak, kaçmak
Auskunft ( ¨e) f
danışma, bilgi
auslachen gülerek
alay etmek
ausladen
boşaltmak
Auslage f serilen
mal; ~n masraf
Ausland (o) n
yabancı ülke, yurt dışı; dış ülke
Ausländer ( ¨) m ,
auslandisch yabancı
Auslands yurt
dışı
auslassen açık
bırakmak, atlamak, boşaltmak
auslaufen akmak,
boşalmak, limandan çıkmak
ausieeren
boşaltmak
auslegen Ware
sermek, Raum döşemek, ödünç vermek, yorumlam.
ausleihen ödünç
vermek, kiraya vermek; sich ~ ödünç almak
auslernen
çıraklık devrini bitirmek
Auslese f seçme
auslesen
ayırmak, okuyup bitirmek
ausliefern teslim
etmek
auslosen kur” a
çekmek, piyangoya koymak
auslösen kurtarmak,
yaratmak
Auslöser m Foto
deklanşör
ausmachen
söndürmek, kararlaştırmak, sözleşmek, tutmak
ausmalen boyamak ;
sich ~ tasavvur
etmek
Ausmass n boyut,
çap
ausmerzen gidermek
ausmessen ölçmek
Ausnahme ( ¨ n) f
istisna, mit ~ G müstesna
olarak, hariç olmak üzere ; ~fall m olağanüstü durum; ~zustand m
sıkıyönetim
ausnahms/ los
istisnasız; ~weise
müstesna olarak
ausnehmen
ayırmak, ayrı tutmak; ayıklamak; ~d son derece, gayet
ausnutzen
fırsat bilmek; sömürmek
auspacken
boşaltmak, bülbül gibi söylemek
auspfeifen
ıslıklamak
ausplaudern
açığa vurmak
ausplündern
yağma etmek
auspressen
sıkmak
ausprobieren
denemek
Auspuff (
¨e) m egzoz; ~rohr n
egzoz borusu
auspumpen
tulumbayla boşaltmak
ausradieren
silmek
ausrangieren
ıskartaya çıkartmak
ausrauben
soymak
ausräumen
boşaltmak, gidermek
ausrechnen
hesaplamak
Ausrede f
bahane , kaçamak
ausreden vazgeçirmek; ~ lassen A –in
sözünü kesmemek
ausreichen
yet(iş)mek, ( für A -e), ~d kafi, yeter
Ausreise f
gidiş, çıkış; ~visum n çıkış vizesi
ausreissen
sökmek, koparmak; kaçmak
ausrenken:
sich den Arm ~ b –in kolu
çıkmak
ausrichten
bildirmek, nichts ~
başaramamak
ausrotten
yok etmek
Ausrottung
f imha
ausrücken
çıkmak, kaçmak
Ausruf m
ünlem
ausrufen
bağırmak, yüksek sesle ilan etmek
Ausrufezeichen
n ünlem işareti
ausruhen ,
sich ~dinlenmek
Ausrüstung
f donatım, teçhizat
ausrutschen
kaymak
Aussage f
söz, ifade
aussagen
ifade etmek
ausschalten
söndürmek, kesmek, zararsız hale getirmek
Ausschank
(o) m içki satış yeri
Ausschau f
: ~ halten ,
ausschauen gözleriyle aramak ( nach D -i)
ausscheiden
ayırmak, elemek, ifraz etmek, ayrılmak, elenmek( aus D -den)
Ausscheidung
f seçme ifraz
ausschimpfen
paylamak, azarlamak
ausschlafen
uykusunu almak
Ausschlag m
egzama , mayasıl, hareket; den ~ geben ( in D -e) etkili olmak
ausschlag/
en yapraklanmak, tepmek, sapmak, ( nach D -e) ; reddetmek; ~gebend kesin, etkili
ausschliessen
çıkarmak, istisna etmek; sich ~ katılmamak ( von D -e)
ausschliesslich
yalnız, hariç olmak üzere
ausschlüpfen
çıkmak
Ausschluss
m çıkarma , katılmama
ausschmücken
süslemek, donatmak
ausschneiden
kesip çıkarmak, budamak
Ausschnitt
m kupür, kesik, dekolte
ausschreiben
yazmak, doldurmak, yarışmaya koymak
Ausschreibung
f ilan , eksiltme
Ausschreitungen
kargaşalık
Ausschuss m
kurul, heyet; (~ware f)
kelepir mal
ausschütteln
dökmek, boşaltmak
ausschweifend
çapkın
aussehen
görünmek ( wie N gibi)
Aussehen n
görünüş
aussen
dışarıda
Aussen/ -
dış, harici, ~dienst m
dış hizmet; ~handel m
dış ticaret ; ~minister m dışişleri
bakanı; ~politik f
dış siyaset, ~seiter (
¨)m favori olmayan , ~spiegel m
dış ayna ; ~stände
alacaklar
ausser D
–den başka
äusser –
dış
ausserdem
bundan başka
Äussere(s)
dış görünüş
ausser/
gewöhnlich olağanüstü; ~halb G –in dışında
äusser/lich
dış , aldatıcı; ~n söylemek, ifade etmek; sich ~n fikrini söylemek(
über A hakkında)
ausserordentlich
fevkalade, olağanüstü
äusserst
son derece
ausserstande:
~ sein zu
–ecek durumda olmamak
Äusserung f
söz, ifade
aussetzen
bırakıvermek, denize indirmek , koymak ( für A için) maruz
bırakmamak
Aussicht (
¨en) manzara, ümit, şans
aussichtlos
ümitsiz
Aussiedler
m göçmen
aussöhnen
barıştırmak, sich ~ uzlaşmak ( mit D ile)
assortieren
ayırmak
ausspannen
koşumdan çıkarmak, germek, dinlenmek
ausspeien
tükürmek
aussperren
kapı dışında bırakmak
Aussperrung
f lokavt
Aussprache
f telaffuz, söyleniş, görüşme
aussprechen
telaffuz etmek, söylemek,; sich ~ görüşmek; dertleşmek; ~ lassen j-n b-in
sözünü kesmemek
Ausspruch m
söz, ifade
ausspucken
tükürmek
ausspülen
çalkalamak
Ausstand m
grev
ausstatten
süslemek, teçhiz etmek, donatmak
Ausstattung
f donatım, mobilya, dekor
ausstechen
oymak , -den üstün gelmek
ausstehen A
–e tahammül etmek, dayanmak, daha beklemek, eksik olmak
aussteigen
inmek ( aus D -den) bırakmak –i
ausstellen
sergilemek, vermek, yazmak
Ausstellung
f sergi , fuar, ; ~sdatum n
verilme tarihi; ~sraum m
sergi salonu
aussterben
nesli tükenmek, ocağı sönmek
Aussteuer f
çeyiz
Ausstieg (
¨e) m çıkış, iniş
ausstopfen
doldurmak
Ausstoss m
atış, verim
ausstossen
dışarıya atmak; çıkarmak, kovmak ( aus D -den)
ausstrahlen
yaymak, saçmak
Ausstrahlung
f yayma, tesir
ausstrecken
uzatmak
ausstreichen
çizmek, karalamak
ausströmen
çıkmak, akmak
aussuchen
seçmek
Austausch
mübadele, değiş tokuş, değiştirme
austauschen
değiş(tir)mek
austeilen
dağıtmak
Auster ( ¨n) f istiridye
austoben :
sich ~
yatışmak, gürültü yapmak
austragen
dağıtmak, yapmak
austreiben
defetmek, çıkarmak, -den vazgeçirmek
Australien
n Avusturalya
austreten
çıkmak, çekilmek, ayrılmak ( aus D -den); tuvalete gitmek
austrinken
içip bitirmek
austrocken
kurutmak, katılaştırmak, kurumak
ausüben
yapmak ; ~d yürütücü
Ausübung f
icra, kullanış
Ausverkauf
m mevsim sonu satışı; genel satış
ausverkauf
tükenmiş
Auswahl (
o) f seçme, seçilen çeşitler
auswählen
seçmek, tercih etmek
auswandern
göçmek
Auswanderung
f göç
auswärt/ ig
dış, harici; Auswärtiges Amt Dışişleri
bakanlığı; ~s dışarıda ,
dışta
auswechseln
değiştirmek
Ausweg m
çıkar yol, çare
ausweichen
D –den çekinmek, çekilmek; -den kaçamak yolu bulmak; ~d kaçamaklı
Ausweis (
¨e) m kimlik
ausweisen
sürmek, sınır dışı etmek, sich ~ kimliğini
ispat etmek
Ausweisung
f sınır dışı etme veya edilme
ausweiten
genişletmek
auswendig
ezberden
auswerten
değerlendirmek, kullanmak
auswickeln
A –in zarfını açmak
auswirken :
sich ~ etkilemek
( auf A -i)
auswischen
silmek , eins ~ b-e
fenalık yapmak
auswuchten
dengelemek
Auszahlung
f ödeme, tediye
auszeichnen
ödüllendirmek, etiketlemek; sich ~ şöhret kazanmak
Auszeichnung
f ödül, madalya
ausziehen
uzatmak, çıkarmak; soymak; taşınmak ; sich ~soyunmak
Auszubildende(r)
eğitim gören, çırak
Auszug m
alıntı, özet, çıkma, taşınma
auszugsweise
özet olarak
authentisch
mevsuk, resmi
Auto n
otomobil, araba
Autobahn f
otoyol; ~ausfahrt f
otoyol çıkışı; ~gebühr f otoyol ücreti
Auto/ bus m
otobüs; ~fahrer(in)
araba sürücüsü; ~gramm ( ¨e)
n otoğraf
Automat (
¨en) m otomat
automatisch
otomatik; ~es Getriebe
otomatik şanjman
Auto/
mechaniker m araba tamircisi; ~mobil n otomobil
autonom
otonom, özerk
Autonomie (
¨n) f muhtariyet, özerklik
Autor (
¨en) m , -in yazar
Autoradio n
otoradyo
Autorität f
otorite ; yetki
Autovermietung
f oto kiralama
Aversion f
nefret, iğrenç.
Axt (¨ e) f
balta
B
Baby ( ¨s)
n bebek
Bach( ¨e) m
dere, çay
Backboard
(o) n sol taraf
Backe (¨n)
f yanak
backen
fırında pişirmek, f-da pişmek
Backenzahn
m azıdişi
Bäcker ( ¨)
m fırıncı, ekmekçi; ~ei f fırın
Back/ ofen
m fırın ; ~pulver n
kabartıcı toz, toz maya, ; ~stein m tuğla;
~ware f
hamur tatlısı
Bad ( ¨er)
n banyo; kaplıca, ılıca, hamam
Bade/ anzug
m , ~hose f
mayo; ~mantel m
bornoz; ~meister m
havuz veya plaj bekçisi
baden banyo
yapmak, yıkanmak, denize girmek
Bade/ ofen
m banyo sobası, ~ort m
kaplıca, ılıca, plaj; ~strand m plaj; ~zimmer n banyo
odası
Bagatelle (
¨n) f kolay iş
Bagger ( ¨)
m tarak makinesi
Bahn ( ¨en)
f yol, tramvay, tren, pist
bahnbrechend
çığır açan
bahnen ;
den Weg ~ D yolu
açmak
Bahn/ hof m
istasyon, ~steig m
peron ; ~strecke f
demiryolu hattı; ~übergang m
demiryolu geçidi; ~wärter m
demiryolu bekçisi
Bahre ( ¨n)
f sedye, teskere
Bajonett (
¨e) n süngü
Bakterie (
¨n) f bakteri
Balance (
¨n) f denge
bald
yakında, az sonra; ~ darauf az sonra ; so ~ wie möglich bir an
evvel
Baldrian (
¨e) m kediotu
Balkan (o)
m Balkan yarımadası, Balkanlar
Balken ( ¨)
m kiriş, direk
Balkon (
¨e) m balkon
Ball ( ¨e)
m top; balo
Ballast (
¨e) m safra, lüzumsuz şeyler
Ballen ( ¨)
m denk, balya, taban
ballen; die
Faust ~ yumruk
sıkmak
Ballett( ¨e
, ¨s) n bale
Ballon ( ¨e
, ¨s) m balon
Ballubgszentrum
n büyük yerleşim merkezi
Bambus (
¨sse) m bambu
banal
banal, bayağı
Banane (
¨n) f muz
Band n (
¨er) şerit, bağ
Band ( ¨e)
bağ
Band ( ¨e)
m cilt, kısım
band binden
Bande ( ¨n)
f çete, takım
bändigen
terbiye etm., alıştırmak
Bandit (
¨en) m eşkıya, haydut
Bank ( ¨e)
f sıra, bank
Bank ( ¨en)
f banka; ~beamte(r)
m, ~beamtin f
banka memuru
Bankett (
¨e) n şölen, banket
Bankier (
¨s) m banker
Bank/ konto
( ¨ten) n banka hesabı; ~leitzahl f banka kod numarası; ~note f banknot
Bankrott (
¨e) m iflas
bankrott
müflis, batmış
Bankverbindung
f banka hesabı
bar
peşin , nakit olarak; ~er Unsinn saçma sapan
Bar ( ¨s) f
bar
Bär ( ¨en)
m ayı
Baracke (
¨n) f baraka
Barbar (
¨en) m barbar
barbarisch
canavar, barbarca
Barbe (
¨en) f barbunya
barfuss
yalınayak
barg bergen
Bargeld (
o) n peşin para , nakit
bargeldlos
çek ile
Barkasse (
¨n) f motorlu sandal
barmherzig
merhametli
Barometer (
¨) n barometre
Barren ( ¨)
m külçe , barparalel
Barrikade (
¨n) f para, servet
Bart ( ¨e)
m favori, bıyık, sakal
bärtig
sakallı
Barzahlung
f nakit ödeme
Basar ( ¨e)
m çarşı
Base ( ¨n )
f kuzin
Base (¨n)
baz
basieren : ~ auf A –e dayanmak
Basilika ( ~ken) f büyük
kilise, bazilika
Basis temel
, üs
Baskenmütze
f bere
Bass (
¨sse) m baso, kontrbas
Bassin (
¨s) n havuz
Bastard (
¨e) m melez, piç
bastein
amatör olarak yapmak
bat bitten
Batterie (
¨n) pil, batarya
Bau ( ¨ten)
m yapı, inşa, bina, ~arbeiten yol yapım çalışmaları
Bauch ( ¨e)
m karın ; ~tanz m
göbek dansı
bauen
inşa etmek, kurmak
Bauer ( ¨
n) m çiftçi, köylü; piyade
Bauer ( ¨)
n kuş kafesi
Bäuerin f
köylü kadın
Bauernhof m
çiftlik
baufällig
harap, yıkkın
Bau/
gelände n arsa , parsel; ~gerüst n yapı iskeleti; ~jahr n imal
yılı; ~kasten m
inşaat kutusu; ~kunst f
mimarlık
Baum ( ¨e)
m ağaç
Baumeister
m mimar
Baum/
schule f fidanlık, ~wolle f pamuk
Bau/ stelle
f inşaat yeri, şantiye; ~stoff m yapı malzemesi; ~werk n bina
Bay/ er (
¨n) m Bavyeralı; ~ern n
Bavyera
Bazillus (
¨llen) m basil
beabsichtigen
niyet etmek, amaçlamak
beacht/en
dikkate almak, hesaba katmak, ~enswert dikkate değer; ~lich önemli
Beachtung f
dikkat , riayet; itibar
Beamt/e(r)
( ¨en) m , -in f memur
beängstigend
korkutucu
beanspruchen
istemek, iddia etmek
beanstanden
kusurlu bulmak
Beanstandung
f şikayet
beantragen
dilekçe ile istemek
beantworten
cevaplandırmak, yanıtlamak
bearbeiten
işlemek, gözden geçirmek
beaufsichtigen
gözetmek, kontrol etmek
Beaufsichtigung
f nezaret, gözetim
beauftragen
görevlendirmek
bebauen –i
işlemek; -de binalar kurmak, -i imar etmek
Bebauung f
imar
beben
titremek
Becher ( ¨)
m bardak, kadeh, kupa; kova
Becken (
¨)n tekne , lenger , havuz, havza
bedächtig
dikkatli , yavaş
bedanken :
sich ~
teşekkür etm., ( bei D für A b-e –den dolayı)
Bedarf (o)
m ihtiyaç; den ~ decken
ihtiyacı karşılamak; im ~sfall gerekirse,
icabında
bedauer/
lich üzücü, acınacak; yazık; ~n A –e acımak,
yerinmek
Bedauern
(o) n teessüf
bedeck/ en
örtmek, kapamak; ~t
kapalı, bulutlu
bedenken
hesaba katmak, düşünmek, bağışlamak; ~los düşüncesiz
bedenklich
şüpheli, tehlikeli
bedeuten :
was bedeutet das bu ne demektir; das hat nichts zu ~ bunun hiç önemi
yoktur, ~d önemli
dikkate değer
Bedeutung f
anlam , mana,; önem ; ~beimessen D
önem vermek
bedienen
kullanmak , hizmet etmek; sich ~ G –i kullanmak
Bedienung f
hizmet , servis; garson
beding/ en
A –e bağlı olmak; ~t şartlı
Bedingung f
şart, koşul
bedrängen
sıkıştırmak
bedroh/ en
tehdit etm.; ~lich
korkunç ; tehlikeli
Bedrohung f
tehdit
bedrücken
üzmek, kederlendirmek; ~d ezici,
sıkıcı
bedürfen G
–e ihtiyacı olmak
Bedürfnis (
¨sse) n ihtiyaç ( nach D -e) ; ~anstalt f umumi hela
bedürftig
yoksul ; muhtaç (G –e)
Beefsteak (
¨s) n biftek
beeilen :
sich ~ acele
etmek
beeindrucken
A etkilemek, -de izlenim bırakmak
beeinflussen
etkilemek
beeinträchtigen
A –e zarar vermek, dokunmak
beend/
en, ~igen A bitirmek, -e
sona ermek
Beerdigung
f gömme ; cenaze
Beere ( ¨n)
f tane
Beet ( ¨e)
n tarh , yastık
Befähigung
f ehliyet, yetenek
befahl
befehlen
befahren A
–in üzerinden geçmek
befallen A
–in başına gelmek; -i tutmak
befangen
sıkılgan , taraf tutan
befassen :
sich ~ meşgul
olmak, uğraşmak( mit D ile)
Befehl ( ¨e) emir,
komuta, kumanda, ; zu ~! baş
üstüne!,
befehlen
emretmek, buyurmak
befestigen
bağlamak , ( an D -e)
befinden :
sich ~ bulunmak (
in D -de)
Befinden
(o) n durum, sağlık durumu
befohlen
befehlen
befolgen A
dinlemek; -e uymak
befördern
yollamak, göndermek; terfi ettirmek ( zu D -e)
Beförderung
f nakil, sevk, terfi
befragen (
j-n über A ) b-e b. ş-i sormak, b. ş. hakkında b-in fikrini
almak
Befragung f
anket
befreien
kurtarmak ( aus , von D -den)
befreunden :
sich ~ dost olmak
( mit D ile)
befriedig/
en memmun etmek; ~end memnun
edici; ~t memnun
Befriedung
f memnuniyet
befristet
vadeli
befruchten
döllemek
Befugnis (
¨sse) f yetki; hak
befugt
yetkili
Befund m
durum; bulgu
befürchten
A –den korkmak
Befürchtung
f korku, endişe
befürworten
tavsiye etmek
begabt
yetenekli
Begabung f
yetenek
begann
beginnen
begeben:
sich ~ gitmek,
uğramak( nach, zu D -e)
begegnen D
–e rastlamak , -i karşılamak
Begegnung f
karşılama, görüşme
begehen
işlemek, kutlamak
begehr/ en
istemek, talep etmek; ~enswert
istenmeye değer; ~lich
açgözlü, haris
begeister/n
heyecanlandırmak, coşturmak; ~t heyecanlı,
coşkulu
Begeisterung
f heyecan, coşkunluk
begierig
düşkün ( auf A -e); istekli
begiessen
ıslatmak
Beginn (o)
m başlangıç
beginnen
başlamak ( A od. mit D -e)
Beglaubigung
f tasdik, onay
begleichen
ödemek
begleiten A
–e refakat etmek
Begleit/ er
( ¨) m , -erin f refakatcı; ung f refakat, maiyet
beglückwünschen
kutlamak, tebrik etmek( j-n zu D )
begnadigen
bağışlamak, affetmek
begnügen:
sich ~ yetinmek,
iktifa etmek, ( mit D)
begonnen
beginnen
begraben
gömmek
Begräbnis (
¨sse) n gömme
begreif/en
anlamak, kavramak; ~lich
anlaşılır
begrenzen
sınırlamak
Begrenzung
f sınırla(n)ma
Begriff m
fikir, kavram; im ~ sein zu
–mek üzere bulunmak
begründ/en
A kurmak; -in sebeplerini göstermek; ~et haklı
Begründung
f ispat, sebep
begrüssen
selamlamak, uygun görmek
Begrüssung
f karşılama, selamlama
begünstigen
teşvik etmek, tercih etmek
Begünstigung
f kayırma , yataklık
begütert
zengin
behag/ en D
–in hoşuna gitmek; ~lich hoş, rahat
behalten
saklamak, hatırında tutmak
Behälter (
¨) m kap
behandeln
işlemek, incelemek; -e muamele etmek; -i tedavi etmek
Behandlung
f işlem, tedavi
beharr/en ısrar
etmek, ( auf D -de) ; ~lich
sebatlı, inatçı
behaupten
iddia etmek; muhafaza etmek; sich ~ dayanmak ( in D -de)
Bhauptung f
iddia, sav
beheben
gidermek
behelf/
en : sich ~en başvurmak,
( mit D -e), çare aramak(-den); ~smässig geçici, eğreti
beherbergen
barındırmak
beherrschen
–e hakim olm., -e vakıf olmak; sich ~ nefsini yenmek
behilflich:
~ sein D
yardım etmek
behinder/n
engellemek; ~t sakat,
özürlü
Behörde (
¨n ) f resmi makam
behüten
korumak, esirgemek ( vor D -den)
behutsam
dikkatli, tedbirli
bei D –in yanında
, yakınında, -in esnasında ; -de , -in civarında ; ~ Gelegenheit
fırsat olursa; ~ Gott !
vallahi; ~behalten
değiştirmemek, bırakmamak; ~bringen (b-e
bş-i ) öğretmek
Beichte (
¨n) f günah çıkarma, itiraf
beichten
günah çıkartmak
beide her
ikisi
beieinander
beraber , bir arada
Beifahrer(in)
m şoför muavini
Beifall (o)
m alkış
beifügen DA
eklemek
Beigabe f
ek
beige bej
Bei/
geschmack (o) m ağızda kalan, tat, ~hilfe f
yardım, yataklık
Beil ( ¨e)
n balta, nacak
Beilage f
ek, katık, yanı başında
beilegen
eklemek , yatıştırmak
Beileid (o)
n başsağlığı , taziye
beiliegen D
ilişik olmak, ~d
ilişik
Bein ( ¨e)
n bacak, ayak, kemik
beinahe az
kaldı, hemen hemen
Beiname m
lakap
beinhalten
içermek
Beirat m
danışma kurulu
beisammen
beraber, birlikte
Beischlaf m
cinsi münasebet
Beisein n :
im ~ von D –in
huzurunda
beisetzen
gömmek, defnetmek
Beisetzung
f cenaze
Beispiel n
örnek, ibret; zum ~ mesela,
örneğin
beispiel/
haft örneklik; ~los
emsalsiz
beissen
ısırmak, sokmak; ~d yakıcı, keskin
Beistand m
yardım
Beitrag (
¨e) m pay, katkı, yardım, aidat
beitragen
yardım etmek ( zu D ile -e) , katkıda bulunmak
beitreten D
girmek
Beitritt m
girme, katılma
Beiwagen m
yan arabası, römork
beizeiten
vaktinde, erken
bejahen A
–e evet demek, -i kabul etmek
bejahrt
yaşlı
bekämpfen
savaşmak,( A ile)
bekannt
tanınmış, bilinen
Bekannte(r)
tanıdık
bekanntlich
bilindiği üzere
bekanntmachen
bildirmek, tanıştırmak, ( mit D -e)
Bekanntmachung
f ilan , bildiri
Bekanntschaft
( ¨en) f tanışma, tanıdıklar
bekehren
kabul ettirmek
bekennen
itiraf etmek
Bekenntnis
n mezhep
beklagen A
–e acınmak, sich ~
şikayet etmek
bekleben
yapıştırmak( mit D –e -i)
bekleide/ n
–de bulunmak, giydirmek, ( A mit D –e -i) ; örtmek( mit D –i ile); ~t giymiş ( mit
D -i)
Bekleidung
f giyim
bekommen
almak, yaramak, gelmek
bekräftigen
teyit etmek
bekreuzigen
: sich ~ haç
çıkarmak
beladen yüklemek
belagern
kuşatmak
belanglos
önemsiz
belasten
yüklemek, ~d suçlu
gösteren
belästigen
f rahatsız etmek
Belastung f
yük(leme), ağırlık
Belästigung
taciz, sataşma
belaufen :
sich ~ auf A –i
tutmak, -e ermek
belebt
canlı; işlek
beleg/ en A
örtmek, işgal etmek, ~t meşgul, kısık
belehren
öğretmek( j-n über A b-e b.ş -i)
beleidigen
incitmek , aşağılamak
Beleidigung
f hakaret
belesen
okumuş
Beleuchtung
f aydınlatma
Belgien n
Belçika
belichten
ışıklamak
Belichtung
f ışıklama, ~smesser m ışıkölçer
Belieben n :
nach ~
isteğe göre
belieb/ ig
her hangi, ,istenildiği kadar; ~t sevilen
beliefern
göndermek ( j-n mit D b-e b.ş -i)
bellen
havlamak
belohnen
ödüllendirmek
Belohnung f
mükafat, ödül
belügen A
–e yalan söylemek
bemächtigen
: sich ~ G –i ele
geçirmek
bemalen
boyamak
bemängeln
kusurlu bulmak
bemerkbar
hissedilir; sich ~ machen
kendini hissettirmek
bemerken
görmek, fark etmek, söylemek; ~swert dikkate değer
Bemerkung f
söz, diyecek
bemühen
rahatsız etmek, sich ~ uğraşmak ( um A için );
zahmet etmek
benachrichtigen
A –e haber vermek
benachteiligen
A –e zarar vermek
Benachteiligung
f haksızlık, zarar
benehmen :
sich ~ davranmak
( wie N gibi)
Benehmen n
davranış, hareket
beneiden
kıskanmak ( um), ~swert
imrenilecek
benennen
adlandırmak
Bengel ( ¨
,¨ s) m afacan
benommen
sersem
benötigen A
–e ihtiyacı olmak,
benutzen
kullanmak
Benutzung f
kullan(ıl)ış
Benzin (
¨e) n benzin ; ~kanister m
benzin bidonu; ~leitung f
benzin borusu; ~pumpe f
benzin pompası
beobachten
gözet(le)mek
Beobacht/er
( ¨) m , -erin f gözetleyici; ~ung f gözlem
bequem
rahat, kullanışlı
Bequemlichkeit
f rahat , kolaylık
beraten
nasihat vermek; görüşmek
Berat/er (
¨) m ,-erin f danışman, müşavir; ~ung f görüşme,
danışma
berauben
yoksun bırakmak ( G -den)
berechnen
hesap etm., tahmin etmek, ~d çıkarcı
Berechnung
f tahmin
berechtig/
en ( zu D) yetki vermek, b-e –mek, hakkını vermek; ~t yetkili
Berechtigung
f hak, yetki
Bereich m
alan, saha
bereichern
: sich ~
zenginleşmek ( an D -den)
Bereifung f
lastik takımı
bereinigen
çözmek; gidermek
bereisen
dolaşmak
bereit
hazır ( zu D -e); ~en
hazırlamak; ~s önceden;
şimdiden; ~stellen
hazırlamak; ~willig
istekli
bereuen A
–e pişman olmak
Berg ( ¨e)
m dağ, tepe
berg/ ab
yokuş aşağı, ~auf yokuş yukarı
Bergbau (o)
m madencilik
bergen
kurtarmak
bergig
dağlık
Berg/ kette
f sıradağ; ~land n
dağlık bölge; ~mann ( -leute) m madenci, ~predigt f Hazreti
İsa”nın dağ vaazı; ~rutsch m dağ
kayması
Bergsteige/
n n dağcılık ; ~r ( ¨) m, -erin f dağcı
Bergung f
kurtarma, tahlisiye
Bergwerk n
maden ocağı
Bericht (
¨e) m rapor, bildiri, ~erstatten
rapor vermek
berichten
DA bildirmek
Berichterstatter
m, -erin f, muhabir, raporcu
berichtigen
düzeltmek
Berichtigung
f düzeltme
Bernhardiner
m Sen Bernar köpeği
Bernstein (
¨e) m kehribar
bersten
patlamak ( vor D -den)
berüchtigt
kötü ünlü
berücksichtigen
dikkate alma, hesaba katmak
Beruf m
meslek, iş
berufen
atamak, tayin etmek, ( zu D -e); sich ~ auf A –e dayanmak
Berufschule
f sanat okulu
berufstätig
çalışan, meslek sahibi
Berufung f
tayin, temyiz
beruhen
dayanmak ( auf D -e)
beruhigen yatıştırmak;
sich ~
yatışmak
Beruhigungsmittel
n yatıştırıcı ilaç
berühmt
tanınmış, ünlü
berühren A
–e dokunmak; -e değmek
Berührung f
dokunma
besagen
ifade etmek
Besatzung
tayfa, mürettebat, işgal kuvveti
besaufen:
sich ~
sarhoş olmak
beschädigen
zarara sokmak, bozmak
Beschädigung
f hasar, zarar
beschaffen
tedarik etmek, sağlamak, nitelikli
Beschaffenheit
f yapı, nitelik
beschäftig/
en meşgul etmek, çalıştırmak; sich ~en meşgul
olmak ( mit D ile) ; ~t
meşgul, çalışan ( bei D -de)
Beschäftigung
f uğraşma, görev
beschämen
utandırmak
Bescheid (
¨e) m haber; cevap; ~ wissen
bilgisi olm., ( in D hakkında)
bescheiden
alçak gönüllü
Bescheidenheit
f alçak gönüllülük
bescheinigen
tasdik etmek, belgelemek
Bescheinigung
f belge
bescheissen
aldatmak
beschenken
A –e hediye vermek
Bescherung
f hediye dağıtılması, nahoş olay
beschiessen
ateşe tutmak
beschimpfen
A –e sövmek
Beschimpfung
f sövme, hakaret etme
Beschlag m
kaplama, buğu, nallama; mit ~ belegen el koymak , işgal
etmek
beschlagen
kaplamak, nallamak, buğulanmak
Beschlagnahme
f müsadere etmek
beschleunigen
hızlandırmak
Beschleunigung
f hızlandırma, ivme
beschliessen
kararlaştırmak
Beschluss m
karar, son
beschmutzen
kirletmek
beschneiden
kesmek, yontmak, sünnet etmek
Beschneidigung
f sünnet
beschnitten
sünnetli
beschönigen
A –in ayıbını örtmek
beschränken
sınırla(ndır)mak,; sich ~ yetinmek(auf A
ile)
beschreiben
tanımlamak; tarif etmek, tasvir etmek
Beschreibung
f tarif, tasvir
beschuldigen
suçlamak ( G ile)
Beschuldigung
f suçlama, itham
beschützen
korumak
Beschwerde (
¨n) f şikayet, ~n
ağrı
beschweren
: sich ~şikayet
etmek( über A bei D –den -e)
beschwerlich
zahmetli, müşkül
beschwichtigen
yatıştırmak, susturmak
beschwindeln
aldatmak
beschwipst
çakırkeyif
beschwören
A yeminle tasdik etmek, -e yalvarmak; büyü ile çağırmak
beseitigen
gidermek
Beseitigung
f gider(il)me
Besen ( ¨)
m süpürge
besessen : ~ von D –e
tutulmuş
besetz/ en
işgal etmek, tutmak,; ~t meşgul; dolu
Besetztzeichnen
n meşgul sinyali
Besetzung f
oynayanlar
besichtigen
–i gezmek, dolaşmak
Besichtigung
f gezme, yoklama
besiedeln
iskan etmek
besiegen
yenmek
besinnen:
sich ~
düşünmek
Besinnung f
die ~ verlieren
bayılmak; zur ~ kommen
ayılmak, aklı başına gelmek
besinnungslos
baygın
Besitz (o)
m mal; mülk, emlak
besitzen A
–e sahip olmak, -i haiz olmak
Besitzer m
sahip,mal sahibi
besoffen
sarhoş
besohlen
pençelemek
Besoldung f
ücret
besonder/ -
özel, ayrı
Besonderheit
( ¨ en) f özellik
besonders
özellikle
besonnen
tedbirli, ağırbaşlı
Besonnenheit
f ağırbaşlılık
besorgen
sağlamak, temin etmek
Besorgnis (
¨sse) f endişe, korku, kaygı
besorgt
endişeli; ~ sein um A
b.ş.için korkmak
Besorgung f
tedarik, alışveriş
besprechen
–i görüşmek, konuşmak
Besprechung
f görüşme, tanıtma, eleştiri
bespritzen
serpmek ( mit D –in üzerine -i)
besser daha
iyi; ~ werden ,
sich ~n iyileşmek;
Wetter ; açılmak
Besserung f
iyileşme, düzelme
best- en
iyi ; das ~e , am ~en en iyi(si)
Bestand m
varlık; devam; mevcut
beständig
devamlı, değişmez
Bestandteil
( ¨e) m parça
bestärken
desteklemek
bestätigen
A tasdik etmek, onaylamak
Bestätigung
f onay, tasdik
Bestattung
f gömme, cenaze
bestech/en
A –e rüşvet vermek; ~lich rüşvetçi
Bestech/lichkeit
f rüşvet alma, rüşvetçilik; ~ung f rüşvet
verme
Besteck (
¨e) n sofra takımı
bestehen
geçirmek, Prüfung kazanmak; devam etmek, sürmek, oluşmak( aus , in D –den
) ; ısrar etmek ( auf D -de)
Bestehen n
varlık
bestehend
şimdiki, bulunan , mevcut,ibaret ( aus D -den)
besteigen A
–e çıkmak, tırmanmak, -e binmek
bestellen
ısmarlamak, sipariş vermek, -i işlemek, rezerve etmek,
ayırtmak
Bestellung
f sipariş
besteuern
vergilendirmek
bestialisch
canavarca
bestimm/ en
belirlemek, belirtmek, tanımlamak, kararlaştırmak; ~t belli , kesin ,
mahsus ( für A -e) ; belirli, muhakkak
Bestimmung
f amaç, hüküm, kader, ~en
yönetmelik; ~sort m
gideceği yer
bestrafen
cezalandırmak
Bestrafung
f cezalandır(ıl)ma
bestrahlen
aydınlatmak
Bestrahlung
f radyoterapi
Bestreben
(o) n, ~ung f
gayret
bestreiten
inkar etmek; Kosten ödemek
bestürzt
telaşlı, şaşkın
Bestürzung
f telaş, şaşkınlık
Besuch (
¨e) m ziyaret, misafir, konuk
besuchen
ziyaret etmek, görmeye gitmek
Besucher (
¨) m , -in f ziyaretçi, misafir
betätigen
işletmek, sich ~
çalışmak
betäuben
bayıltmak; ~d
uyuşturucu,
Betäubung f
uyuşukluk,narkoz; ~smittel n
uyuşturucu madde
beteiligen
ortak yapmak, ( an D -e); sich ~ katılmak ( an D -e)
Beteiligung
f katılma
beten dua
etmek
beteuern A
–e yemin etmek
Beton ( ¨s)
m beton
betonen
vurgulamak
Betonung f
vurgu(lama)
Betracht m,
in ~ ziehen A
itibara almak
betrachten
A –e bakmak, saymak ( j-n als A -i)
beträchtlich
önemli,epey
Betrag (
¨e) m tutar; miktar
betragen
tutmak; sich ~ davranmak
Betragen n
tavır, davranış
betreffen
ilgilendirmek, ~end A , ~s G –e gelince
betreiben işletmek
betreten A
–e ayak basmak, girmek, sıkılmış
betreuen A
–e bakmak
Betreuung f
bakım
Betrieb m
işletme, fabrika, gidiş geliş; ausser ~ bozuk
Betriebsrat
m işçi temsilcisi; ~unfall m iş kazası; ~wirtschaft f
işletme
betrinken:
sich ~
sarhoş olmak
betroffen
şaşkın; ilgili
betrübt
üzgün
Betrug (o)
m aldatma, dolandırıcılık
betrügen
aldatmak,dolandırmak
Betrüger (
¨) m , -in f hilekar, dolandırıcı
betrügerisch
hileli, aldatıcı
betrunken
sarhoş
Bett ( ¨en)
n yatak, ~couch f
açılır kanepe; ~decke f yorgan , battaniye
betteln
dilenmek
Bettgestell
n karyola
bettlägerig
yatalak
Bettler (
¨)m , -in f dilenci
Bettruhe f
yataktan çıkmama
Bettuch n
çarşaf
Bettwäsche
f yatak çamaşırı
beugen
bükmek , eğmek
Beule ( ¨n)
f girinti, çıkıntı; şiş, kabartı
beunruhig/en
endişeye düşürmek; ~t tedirgin
beurlaub/
en A -e izin vermek; ~t izinli
beurteilen
hüküm vermek,( A hakkında)
Beurteilung
f görüş , oy
Beute (o) f
ganimet, av
Beutel( ¨)
m kese, torba
bevölkern
iskan etmek
Bevölkerung
f halk, nüfus
bevollmächtigen
A –e yetki vermek
bevor
–meden önce
bevor/stehen
yakında vuku bulmak; ~zugen seçmek, tercih etmek,
bewachen gözetmek, göz altında
bulundurmak; ~t bekçili,
nöbetçili
Bewachung f
gözetim, nezaret
bewaffnet
silahlı
bewahren
korumak ( vor D -den); Gott bewahre ! Allah saklasın
bewähren :
sich ~
değerini göstermek
bewährt
denenmiş
bewältigen
–i becermek
Bewandtnis
(o) f nitelik
bewässern sulamak
Bewässerung
f sulama
bewegen A
hareket ettirmek , yerinden oynatmak; -e dokunmak; -i teşvik etmek ( zu D
-e); sich ~ hareket
etmek
beweg/ lich
oynak; ~t
heyecanlı, dalgalı
Bewegung f
hareket
beweinen A
–e ağlama
Beweis (
¨e) m kanıt, delil
beweisen
ispat etmek
bewerben :
sich ~ um A
b.ş. için başvurmak, adaylığını koymak
Bewerb/er (
¨) m , -erin f istekli; aday; ~ung f talep, adaylık
bewerfen
değerlendirmek
bewilligen
vermek, müsaade etmek
Bewilligung
f müsaade, izin
bewirken A
meydana getirmek; -e sebep olmak
bewirt/en
yedirip içirmek; ~schaften
işletmek; karneye bağlamak
Bewirtung f
ikram
bewog, ~en bewegen
bewohnen A
–de oturmak
Bewohner(in)
m oturan , sakin
bewölk/en :
sich ~en
bulutlanmak; ~t bulutlu
bewundern A
beğenmek; -e hayran olmak
Bewunderung
f hayranlık
bewusst
bilinçli, bilerek
bewusstlos
baygın
Bewusst/
losigkeit (o)f baygınlık; ~sein (o) n şuur,bilinç
bezahl/en
ödemek; ~t
ödemiş, ücretli
Bezahlung f
ödeme
bezaubernd
büyüleyici
bezeichnen
göstermek, tanımlamak, adlandırmak; ~d karakteristik
Bezeichnung
f ad, söz, terim,
bezeugen
A-e tanıklık etmek
beziehen A
örtmek, kaplamak; -i atfetmek, ( auf A -e); -e yerleşmek; sich ~ ilgili olmak ( auf
A ile)
Beziehung f
ilgi,ilişki
beziehungsweise
daha doğrusu
beziffern :
sich ~ auf A –i
tutmak, -e ermek
Bezirk (
¨e) m bölge; semt
Bezug m
kılıf, ilgi; mit ~ auf A hakkında; ~ nehmen auf A –e
dayanmak; Bezüge aylık, gelir
bezüglich G
hakkında
bezwecken
amaçlamak
bezweifeln
A –den şüphelenmek
Bibel ( ¨n)
incil
Biber ( ¨)
m kunduz
Bibliothek
( ¨en) f kütüphane, kitaplık; ~ar ( ¨e) m, ~erin f kütüphaneci
bieder
namuslu, sadedil
bieg/en
bükmek, eğmek; ~sam
bükülebilir, esnek
Biene ( -n)
f arı, ~nkorb m , ~nstock m arı
kovanı
Bier (-e) n
bira
Biest (-er)
n hayvan
bieten
sunmak; vermek, ; sich ~ lassen A
–e izin vermek
Bigamie (-
n) f iki karılık
bigott
yobaz
Bilanz
(-en) f bilanço
bilateral
iki taraflı
Bild (-er)
n resim; fotoğraf; imaj;~band m resimli kitap, albüm
bilden
yapmak; oluşturmak; eğitmek; sich ~ oluşmak
Bilderbuch
n resimli kitap; ~hhauerin f
heykeltraş
bildlich
mecazi
Bild/ nis n
resim ; ~schirm m
ekran
Bildung f
oluşturma, bilgi, terbiye
Billard
(-e) n bilardo
billig ucuz
billigen
uygun görmek
Billigung f
rıza
Binde (-n)
bağ; sargı; adet bezi; ~hautentzündung f konjonktivit, gözde
katılgan doku yangısı
binden
bağlamak, ciltlemek
Bind/
estrich m kısa çizgi; ~faden m sicim ; ~ung f
bağlanma, bağlılık
binnen G
zarfında , içinde
Binnen iç
Bio
doğal
Biologie
(o) f biyoloji
Birke (-n)
f huş ağacı
Birne (-n)
armut, ampul
bis ( zu D)
–e kadar, dek
Bischof
(¨e) m piskopos
bisher
şimdiye kadar
biss
beissen
Biss(-sse)
m ısırma; sokma
bisschen :
ein ~ biraz
Bissen(-) m
lokma
bissig
ısırgan, iğneleyici
bisweilen
bazen arasıra
bitte
lütfen ;~sehr!
buyurun! ,rica ederim!, bir şey değil; wie ~ ?efendim?
Bitte (-n)
f rica, arzu
bitten rica
etmek; dilemek ( j-n um A –den –i)
bitter
acı
bizarr
tuhaf
Blamage
(-n) f rezalet
blamieren
rezil etmek; sich ~ kepaze
olmak
blank
parlak
Blanko
açık, doldurulmamış
Blase(-n) f
kabarcık, sidik torbası; ~balg m körük
blasen
üflemek, esmek
blass
solgun, soluk
Blatt (
¨er) n yaprak, gazete
blättern (
in D -in) sayfalarını çevirmek
Blätterteig
m yufka
blau mavi,
lacivert
Blaubeere f
yabanmersini
Blech ( -e)
n saç, teneke, ~büchse f, ~dose f teneke kutu;
~schaden m
karoser hasarı
Blei (-e) n
kurşun
bleiben
kalmak, durmak; ( bei D -e) devam etmek; ~d devamlı,
sürekli
bleich
soluk, renksiz
bleifrei
kurşunsuz
Bleistift m
kurşunkalem; ~spitzer m
kalemtıraş
Blende (-e)
f diyafram
blenden
körletmek, kamaştırmak
Blick ( -e)
m bakış, manzara
blicken (
auf A -e) bakmak; sich ~ lassen
görünmek( in D -de)
blieb
bleiben
blies
blasen
blind kör,
donuk
Blinddarm m
kör bağırsak; ~entzündung f apandisit
Blind/
gänger (-) m kör mermi; ~heit f körlük
blindings
körü körüne
blinken
parıldamak, yanıp sönmek, sinyal vermek
Blinker m
sinyal lambası
Blitz (-e)
şimşek, yıldırım; flaş, ~ableiter m
paratoner
blitzen
şimşek çakmak, parıldamak
Blitzlicht
n flaş ışığı
blitzschnell
çarçabuk
Block (¨¨e) m yığın, kütle, blok
blockieren
ablukaya almak; bloke etmek
blöde
budala , bunak
Blödsinn
(o) m saçmalık, budalalık
blond
sarışın, sarı saçlı
bloss
çıplak, açık, yalnız, sadece
Blösse (-n)
f çıplaklık, sich eine ~ geben zayıf
tarafını göstermek
blossstellen
rezil etmek
Bluff (-s)
m blöf
blühen
çiçeklenmek, gelişmek
Blume (-n)
f çiçek; koku; köpük
Blumenhändler
(in f) m çiçekçi; ~kohl (o) m
karnabahar; ~strauss m
buket , demet; ~topf m
saksı
Bluse (-n)
f bluz
Blut (o) n
kan; ~druck m
tansiyon
Blüte (-n)
f çiçek; çiçeklenme, gelişme
bluten
kanamak
Blutgruppe
f kan grubu
blutig
kanlı
Blut/
körperchen n yuvar, ~kreislauf m
kan dolaşımı ; ~rache f kan davası
blutstillend
kan kesici
Blut/ ung f
kanama, ~vergiftung
f kan zehirlenmesi
Bock (¨¨e)
m erkek hayvan ; teke
bockig
inatçı
Boden (¨) m
yer , toprak, dip; taban, döşeme,
bodenlos
dipsiz, benzeri görülmemiş
Boden/
reform f toprak reformu, ~satz m telve, tortu, ~see m Konstanz Gölü
Bodybuilding
n vücut geliştirme
bog biegen
Bogen (¨¨)
m yay , kemer, tabaka
Bohne (-n)
f fasulye , bakla, grüne ~ taze fasulye, weisse ~ kuru fas
bohnern
cilalamak
bohren
delmek, burgulamak
Bohrer (-)
m delgi, matkap, burgu
Boiler (-)
m şofben
Boje (-n) f
şamandıra
Bolzen (-)
m cıvata
bombardieren
bombalamak
Bombe (-n)
f bomba
bombensicher
şüphe götürmez
Bon (-s) m
bono
Bonbon (-s)
m , n bonbon
Boot(-e) n
sandal, kayık
Bord (o) m
borda ; an ~ gemide ,
uçakta; ~karte f
biniş kartı
borgen DA
ödünç vermek (sich ~ ) ödünç
almak
Borke (-n)
f ağaç kabuğu
Börse (-n)
f para kesesi
Borste (-n)
f kalın kıl
Borte (-n)
f şerit
bösartig
kötü niyetli
Böschung f
iniş, bayır
böse fena,
kötü ; ~r Blick kem
göz
Bösewicht m
kötü adam
boshaft
kötü, muzip
Bosheit f
kötülük, muziplik
Bosporus m
Boğaziçi
böswillig
kötü niyetli
bot bieten
Botanik (o)
f botanik;
Bot/e (-n)
m in f haberci
Botschaft
(-en) f haber , mesaj, büyükelçilik; ~er elçi
Bottlich
(-e) m tekne
Boillon
(-s) f et suyu
Bowie (-n)
f cam kap
boxen boks
yapmak
Box/er (-)
m boksör ; ~kampf m
boks maçı
boykottieren
boykot etmek
brach
brechen
brach
sürülmemiş
brachte
bringen
Branche
(-n) f branş, dal
Brand (¨ e)
m yangın , kangren, ~bombe f yangın bombası, ~mal n dağ,,
sıcak damga; ~stfter m
kundakçı
Brandung f
çatlayan dalgalar
Brandwunde
f yanık yarası
Branntwein
m kanyak
braten tavada
veya ızgarada kızartmak
Brat/ en m
kızartma; ~pfanne f
tava
Brauch (-e)
m örf, görenek
brauch/ bar
işe yarar , faydalı ; ~en A –e ihtiyacı olmak
Braue (-n)
f kaş
brauen (
bira ) yapmak
Braunerei f
bira fabrikası
braun
kahverengi, esmer, bronz
Bräune f
esmerlik
braungebrannt
bronzlaşmış, güneşten yanmış
Braunkohle
f linyit
Brause (-n)
f duş , gazlı limonata , gazoz
brausen
köpürmeye başlamak, gürlemek, uğuldamak
Braut (-e)
f nişanlı, gelin
Bräutigam
(-e) m nişanlı, güvey
brav
edepli, terbiyeli, namuslu
bravo!
bravo! aferin!
brechen
kırmak, bozmak, kırılmak, sich ~ kırılmak
Brech/ reiz
m bulantı, ; ~stange f
küskü, kaldıraç
Brei (-e) m
ezme, lapa
breit
geniş, enli
Breite (-n)
f en, genişlik, enlem
Bremse (-n)
f fren, atsineği
bremsen
frenlemek, fren yapmak
Brems/licht
n stop lambası, ~pedal n
fren pedalı
brenn/bar
tutuşabilir, ~en yakmak
Brennessel
(-n) ısırgan otu
Brenn/glas
n pertavsız, büyüteç; ~punkt m odak; ~stoff m yakıt
, yakacak
Bresche
(-n) f gedik
Brett (-er)
n tahta, raf
Brezel (-n)
f tuzlu simit
Brief (-e)
m mektup, yazı; ~bogen m
mektup kağıdı tabakası; ~kasten m mektup
kutusu
brieflich
mektupla
Briefmarke
f posta pulu ; ~nsammler m
pul meraklısı
Brief/
papier n mektup kağıdı, ~tasche f cüzdan, ~taube f posta
güvercini; ~träger m
postacı; ~umschlag m
mektup zarfı
briet
braten
Brigade
(-n) f tugay; ~general m
tuğgeneral
Brikett
(-s) n briket
Brillant
(-en) m pırlanta
brillant
parlak
Brille (-n)
f gözlük; tuvalet anadı; ~nglas n gözlük camı
bringen DA
( her ~)getirmek;
götürmek; zum Lachen ~ güldürmek;
zum Schweigen ~ susturmak
Brite (-n)
m, britisch Britanyalı
Brocken (-)
m kırıntı
brodeln
fokurdamak
Brombeere
(o) f böğürtlen
Bronchitis
(o) f bronşit
Bronze (o)
f bronz , tunç
Brosche
(-n) f broş
broschiert
ciltsiz
Broschüre
(-n) f broşür
Brot (-e) n
ekmek
Brötchen
(-) n küçük ekmek; belegtes~ sandviç
Brot/
kruste, ~rinde f ekmek
kabuğu
Bruch (-e)
m kırılma , kırık, kesir, ara bozma
brüchig
kırık, çatlak
Brücke(-n)
f köprü; seccade; ~nbogen m
köprü kemeri
Bruder (¨¨)
m erkek kardeş
brüderlich
kardeşçe
Brühe (-n)
f su, et suyu
brüllen
bağırmak, böğürmek
brummen
homurdanmak; hapis yatmak
brünett
esmer
Brunnen (-)
m kuyu, çeşme
brüsk sert
, haşin; ~ieren A-e
nezaketsiz davranmak
Brüssel n
Brüksel
Brust (¨¨e)
f göğüs, meme
brüsten :
sich ~
kurumlanmak ( mit D ile)
Brustwarze
f meme ucu
Brut (o)
civcivler, güruh
brutal
hayvanca , vahşi
brüten
kuluçkaya yatmak, dalmak ( über A -e)
brutto brüt
Bube (-n) m
erkek çocuk; vale, oğlan
Buch (¨er)
n kitap ; ~binder m
ciltçi
Buchdruck m
basımcılık; ~er m basımcı; ~erei f matbaa
Buche (-n)
f kayın ağacı
buchen
deftere yazmak
Bücherschrank
m kitaplık
Buchfink m
ispinoz
Buch/
führung f defter tutma, ~halter m sayman , ~handler m
kitapçı; ~handlung f
kitabevi
Büchse (-n)
f teneke kutu, tüfek, ~nmilch f
kutu sütü, ~nöffner m
konserve açacağı
Buchstabe
(-n) m harf
buch/stabieren
hecelemek, ~stäblich
harfi harfine
Bucht (-en)
f körfez , koy
Buchung f
yer ayırtma; rezervasyon
Buckel (-)
m kambur, tümsek
bücken:
sich ~
eğilmek
bucklig
kambur
Bückling
(-e) m füme ringa
Bude (-n) f
kulübe, oda
Budget (-s)
n bütçe
Büffel m
manda
büffeln
dinlenmeksizin öğrenmek, ineklemek
Bug (-e) m
pruva
Bügel (-) m
kulp, askı, ~brett n ütü
tahtası; ~eisen n
ütü; ~falte f ütü çizgisi
bügel/frei
ütü istemez; ~n ütülemek
Bühne (-n)
f sahne
buk backen
Bukarest n Bükreş
Bulgar/e
(-n) m , -in f Bulgar; -ien n Bulgaristan
bulgarisch
Bulgar; Bulgarca~
Bulle (-n)
m boğa; polis, aynasız
Bummel(-)
gezme, gezinti
bummeln
boş gezmek, gecikmek
Bummelsteak
m hız yavaşlatma eylemi
Bund (¨¨e )
m birlik, kemer, kuşak
Bund (¨e)
deste
Bündel (-)
n demet; bohça
bündeln
demetlemek
Bundes/
bahn federal demiryolları, ~gerichtstof m Federal Mahkeme; ~kanzler m federal
başbakan, şansölye; ~land n eyalet;~liga f Federal
Alman Ligi; ~präsident m
federal cumhurbaşkanı; ~republik f Deutschland Federal
Almanya Cumhuriyeti; ~staat m
federal devlet ; ~tag m
Federal Parlamento; ~wehr f
Federal Almanya Silahlı Kuvvetleri
Bündnis
(-sse) n birleşme, pakt
Bunker (-)
m sığınak
bunt
karışık renkli
Buntstift m
renkli kalem
Burg (-en)
f kale, hisar
Bürge (-n)
m kefil
bürgen
kefil olmak(für A için)
Bürger (-)
m , -in f şehirli, yurttaş, vatandaş; ~initiative f
yurttaşlar girişimi; ~krieg m iç savaş
bürgerlich
medeni, sivil; burjuva; Bürgerliche(s) Gesetzbuch Medeni Kanun
Bürger/
meister(in) f belediye başkanı;~steig (-e) m yaya
kaldırımı
Bürgerschaft
(-en) kefillik
Büro (-s)
büro , daire ~haus n han,
~klammer f
raptiye, ~kratie f
bürokrası; kırtasiyecilik
Bursche
(-n) m delikanlı; hizmet eri
Bürste (-n)
f fırça
bürsten
fırçalamak
Bus (-sse)
m otobüs; ~bahnhof m
otogar , otobüs terminali
Busch (¨e)
m çalı
Büschel (-)
n demet, tutam
Busen m
göğüs, koyun, körfez, koy
Bus/fahrer(in
f) m otobüs şoförü; ~haltestelle f otobüs
durağı
Busse (-e)
f tövbe
büssen A
–in cezasını çekmek
Bussgeld n
para cezası
Büste ( -n)
f büst, ~nhalter m
sutyen
Busverbindung
f otobüs bağlantısı
Butter (o)
tereyağı; ~brot n
tereyağlı ekmek; ~milch f tereyağı
alınmış süt
byzantinisch
Bizanslı
Byzanz n
Bizans
bzw. (=
beziehungsweise ) veya, daha doğrusu
C
Café n kahve(hane), pastane
Cafeteria f
kafeterya
Camping (o)
n kamping; ~bus m
kamping otobüsü; ~gas n küçük
tüpgaz; ~platz m
kamping
Cello (-s)
n viyolonsel
Champagner
(o) m şampanya
Champignon
(-s) m mantar cinsi
Chance (-n)
f şans, fırsat
Chaos (o) n
kaos
chaotisch
karmakarışık
Charakter
(-e) m karakter , tabiat, nitelik
charakteris/
ieren tanımlamak, nitelendirmek; ~tisch özgün,
karakteristik
charmant
alımlı, cazibeli
Charter/
flug m çarter seferi; ~maschine f
kiralık uçak; çarter uçağı
Chauffeur
(-e) m şoför
Chaussee
(-n ) karayolu, şose
Chauvinismus
m şovenlik
Chef m ,
başkan, müdür;~arzt m
başhekim
Chemi/ e
(o) f kiya;~kalien
kimyasal maddeler; ~ker (-) m
–kerin f kimyager
chemisch
kimyevi, kimyasal
Chile n
Şili
China n Çin
Chines/ e
(-n) m; -in f Çinli
chinesisch
Çinli, Çince
Chinin (o)
n kinin
Chips çips
Chirurg
(-en ) m operatör, cerrah
Chlor (o) n
klor
Cholera (o)
f kolera
Chor (-e) m
koro; galeri
Christ
(-en) m , ~in f
Hristiyan; ~entum n
Hristiyanlık
christlich
Hristiyan
Chrom (o) n
krom
Chronik
(-en) f kronik, vakayiname
chronisch
müzmin, kronik
circa
aşağı yukarı, takriben
Clique (-n)
f klik, güruh
Club m klup
Cocktail
(-s) m kokteyl
Cola f kola
Computer
(-) m bilgisayar
Couch (-es)
f divan , kanepe
Clown m
palyaço
D
da
orada, şurada; burada; işte, o zaman , o anda ; (weil) çünkü ,
-diği için; ~ ja mademki
dabei
yanında, bu arada, ~ haben A yanında olmak, ~ sein zu –mek üzere
olmak
dableiben
ayrılmamak, kalmak
Dach (¨er)
n çatı, dam; ~gepäckträger
m üst bagaj yeri; ~pappe f katranlı
mukavva; ~rinne f
oluk
Dachs (-e) m
porsuk
Dachschaden
m; ..hat einen ~ bir
tahtası eksik
Dachstuhl m
çatı gövdesi
dachte
denken
Dachziegel
m kiremit
Dackel (-)
m base ye benzer köpek cinsi
da/ durch
bundan dolayı; böylelikle; ~für bunun için; buna
karşılık; bunun yerine; ~gegen buna
karşı ; diğer taraftan; oysaki; ~heim evde ; ~her bunun için ,
oradan; ~hin oraya
dahinter
arkasında; ~kommen
sırrı keşfetmek
Dahlie (-n)
f dalya
damal/ig o
zamanki , eski; ~s o zaman
Damaskus n
Şam
Dame (-n)
bayanlar; ~binde f
adet bezi; ~friseur m
kadın kuaförü; ~kleidung f
kadın giysileri; ~toilette f
bayanlar tuvaleti
damit
bununla , böylece, -mek için, -sin diye
dämlich
ahmak, aptal
Damm (-e) m
set, bent, asfalt
dämmern
(morgens) gün doğmak, (abends) akşam olm.
Dämmerung f
gün ağarması, şafak; akşam karanlığı
Dämon (-en)
m dev, cin
Dampf m
buhar , islim, istim, buğu
dampfen
buhar çıkarmak
dämpfen
buğuda pişirmek, hafifletmek
Dampf/ er m
vapur ; ~maschine f
buhar makinesi
danach
bundan sonra , buna göre
daneben
onun yanında, bundan başka
Dänemark n
Danimarka
Dank (o) m
teşekkür, şükran
dank D , G
sayesinde , ~bar
minnettar
danke, ~ sehr, ~ schön
teşekkür ederim, sağ ol
danken
teşekkür etmek(D für A –e –den dolayı)
dann
(ondan) sonra, o halde , öyleyse
dar/an onda
, bitişiğinde; ~auf üzerinde, bunun üzerine; ~aufhin bunun
üzerine; ~aus bundan
darbieten D
A sunmak
Dardanellen
Çanakkale Boğazı
darin
içinde , burada
darlegen D
A anlatmak
Darlehen
(-) n ödünç, ikraz
Darm (¨e) m
bağırsak
darstellen
göstermek, anlatmak; temsil etmek
Darstell/
er (-) m , -erin f aktör, oyuncu; ~ung f tasvir, temsil
darüber
üzerinde , üzerine, bunun üzerine; ~ hinaus bundan başka
dar/um
etrafında; etrafına; bundan dolayı; ~unter altında,
altına; arasında, arasına
das bu,
şu, o ; ~ heisst
demek ki, yani; ~ ist
işte (bu)
dasein
bulunmak, mevcut olmak
Dasein n varlık, hayat
dass ki,
diye; -in –diğini, -diğine
Dat/ ei f
verilenlerin saklandığı aygıt; ~en veriler
datier/ en
A –e tarih koymak, ~t tarihli
Dativ ( -e)
m ismin –e hali, yönelme durumu
Datum
(-ten) n tarih
Dattel (-n)
f hurma
Dauer (o) f
süre, müddet, ~auftrag m
sürekli yetki
dauerhaft
sağlam , dayanıklı
dauern
devam etmek, sürmek, ~d
devamlı, sürekli
Dauerwelle
f perma(nant)
Daumen (-)
m başparmak
davon
bundan, ondan, ~kommen
kurtulmak; ~tragen
götürmek, çalmak
davor
önünde, önüne
dazu buna
(ilaveten ) , bunda; bunun için, noch ~ üstelik; ~gehören –e ait olmak
dazwischen
arasında, arasına; ~kommen araya girmek,
ansızın çıkmak
Dabatte (-n) f tartışma
Deck (-s) n
güverte
Decke (-n)
örtü, tavan, battaniye
Deckel (-)
m kapak
decken
örtmek; kapatmak, karşılamak, çiftleştirmek, kurmak
Deckung f
karşılık , siper
defekt
bozuk
defensiv
savunma
definieren
tanımlamak, belirlemek
Definition
f tanım, tarif
definitiv
kesin, kati
Defizit
(-e) n açık
dehnbar
elastiki, esnek
dehnen
genişletmek, uzatmak; sich ~ uzanmak
Deich (-e)
m sert, bent
Deichsel
(-n) m f araba oku
dein, ~e senin ; -in ; ~erseits senin
tarafından; ~etwegen
senden dolayı
Dekan (-e)
m dekan; başpapaz; ~at (-e) n dekanlık
Deklaration
f beyanname, bildirge
Deklination
f isim çekimi
Dekontamination
f zararlı maddelerden arıtma
Dekoration
f dekor, süsleme
dekor/ ativ
süsleyici; ~ieren
süslemek
Deleg/ation
f delegasyon; ~ierte (r)
delege
Delikatesse
(-n) f lezzetli yemek
Delikt (-e)
n suç, haksız fiil
Delle (-n)
f hafif derinlik
Dementi
(-s) n yalanlama, tekzip
dem/gemäss
, ~nach buna
göre; ~nächst yakında,
Demokrat
(-en) demokrat; ~ie (-n)
demokrasi
demokratisch
demokratik
Demonstr/
ant (-en) m gösterici; ~ation f
gösteri , miting
Demonstrativpronomen
n işaret zamiri
demonstrieren
gösteri yapmak, göstermek
demütig
alçakgönüllülük, ~en
aşağılatmak
demzufolge
buna göre
denk/bar
düşünülebilir; ~en (an A
–i) düşünmek, hatırlamak, sanmak
Denk/mal n
anıt , abide; ~zettel m
ders, ibret
denn zira,
çünkü, -diği için
dennoch
buna rağmen
Deo(dorant)
(-s) n deodorant
Deponie
(-n) f çöplük
deponieren
–i –e bırakmak, yatırmak
Depot (-s)
n ambar, depo
der bu,
şu, o; ~art(ig)
böyle , bu gibi
derb kaba,
dinç, sağlam
der/
gleichen bu gibi, benzeri; ~jenige şu, o; ~selbe aynı; ~zeit şimdi,
halen
Deserteur
(-e) m asker kaçağı
des/
gleichen buna benzer ; aynı zamanda; ~halb bunun için ,
bu yüzden
Design n
dizayn , taslak
desinfizieren
dezenfekte etmek
Dessert
(-s) n tatlı
destillier/en
damıtmak, ~tes Wasser
damıtık su
desto daha,
o derece
destruktiv
yıkıcı
deswegen bu
sebeple
Detail (-s)
n ayrıntı
Detektiv
(-e) m , -in f dedektif
deuten
yorumlamak, göstermek (auf A –i)
deutlich
belli , açık
deutsch
Alman, Almanca
Deutsch/e(r)
Alman, ~land n
Almanya
Devise (-n)
f parola; ~n döviz
Dezember
(-) m aralık
dezent
edepli, zarif
Dezimal
ondalık
Diafilm m
slayt filmi
Diagnose
(-n) teşhis
diagonal
köşegen, diyagonal
Dialekt
(-e) m şive, lehçe, diyalekt
Dialog (-e)
m diyalog
Diamant
(-en) m elmas
Dia(positiv)
(-e) n diyapozitif, slayt
Diät (o) f
perhiz, rejim; ~en gündelik
dich seni
dicht
sık, kesif; yoğun, su geçirmez; ~ bei D –in
yakınında
Dichte (o)
f sıklık, yoğunluk
dichten
tıkamak, şiir yazmak
Dicht/ er
(-) m, -erin f şair, ozan; ~ung f şiir, conta
dick
kalın, şişman, koyu
Dicke (o) f
kalınlık
Dickicht n
çalılık
Dieb (-e) m
, -in f hırsız; ~stahl (-e) m
hırsızlık
Diele (-n)
f hol, antre
dienen D
hizmet etmek; kullanılmak (als N olarak)
Diener (-)
m , -in f hademe, hizmetçi
Dienest
(-e) m hizmet, görev; servis
Dienstag
(-e) m Salı
Dienstalter
n kıdem, ~grad m rütbe
; ~leistung f
hizmet
dienstlich
resmi
Dienst/
mädchen n hizmetçi kız; ~reise f resmi yolculuk; ~stelle f makam,
daire; ~weg m
işlem (yolu)
dies/- bu, ~bezüglich bu
hususta
Diesel/
kraftstoff m dizel (yağı), ~motor m dizel
motoru
diesig
hafif sisli
dies/mal bu
defa, bu kere; ~seits G –in
beri tarafında
Dietrich
(-e) m maymuncuk
diffamieren
kötülemek
Differential
diferansiyel
Differenz
(-en ) f fark, ayrım
Digital
dijital
Diktat (-e)
dikte; ~or (-en) m
diktatör; ~ur
diktatörlük
diktieren D
A dikte etmek, yazdırmak
Dilettant (-en) m amatör
Dill (-e) m
dereotu
Dimension
(-en) f boyut
Ding (-e) n
şey
Dioptrie
(-n ) f diyoptri
Diptherie
(0) f difteri, kuşpalazı
Diplom (-e)
n diploma
diplomatisch
diplomatik
Diplomingenieur
m yüksek mühendis
dir, sana;
mit ~ seninle
direkt
dosdoğru, direkt
Direktiv
(-e) m yönelme durumu
Direktor
(-en) m, -in f direktör, müdür
Dirigent m
orkestra şefi
dirigieren yönetmek
Diskette f
disket
Diskont
(-e) m ıskonto
Disko(thek)
(-en) f diskotek
diskret
ağzı sıkı
diskriminieren
aşağılatmak
Diskus m
disk
Diskussion
f tartışma
diskutieren
tartışmak
Dissertation
f doktora tezi
distanzieren
: sich ~ uzak
durmak (von D -den)
Distel (-n)
f deve dikeni
Disziplin
(o) f disiplin
Dividende
(-n ) f kar payı
dividieren
bölmek
D-Mark f
Alman Markı
doch
tersine, buna rağmen, fakat, keşke
Docht (-e)
m fitil
Dock (-s) n
havuz, dok
dogmatisch
dogmatik
Doktor
(-en) m doktor, hekim
Dokument
(-e) n belge , vesika; ~arfilm m
belgesel film
Dolch (-e)
m kama, hançer
Dollar (-s)
m dolar
Dolmetscher
(-) m, -in f tercüman
Dom (-e) m
katedral, kubbe
Donau f
Tuna
Donner (-)
m gök gürlemesi
donnern gök
gürlemek
Donnerstag
(-e) m Perşembe
doof aptal
Doppel (-)
n çift, ~bett n
ikili yatak; ~punkt iki
nokta üst üste
doppelt
çift, iki katlı
Doppelzimmer n iki kişilik oda
Dorf (-er)
n köy
dort
orada(n) , şurada(n), işte; ~hin oraya,
şuraya; ~ig-
oradaki, şuradaki
Dose (-n)
kutu; ~nbier n
kutu birası; ~nöffner (-)
m koserve açacağı
Dosis Dosen
dosaj
Dotter (-)
m yumurta sarısı
Dozent
(-en) m , -in f, doçent
Drache (-n)
m ejderha; ~n (-) m
uçurtma
Draht (¨e)
m tel
drahtlos
telsiz
Drahtseilbahn
f teleferik
Drama
(-men) n dram
dramatisch
dramatik
Drang (o) m
güdü, teşvik
dran daran;
ich bin ~ sıra
bende
drang
dringen
drängeln
itişip kakışmak
drängen
itmek, sıkıştırmak; sich ~ itişmek,
kakışmak
drastisch
çok etkili, kaba
draussen
dışarıda, açıkta
Dreck (o) m
pislik, çamur
dreckig
pis, kirli
Dreh/ bank
f torna; ~buch n
senaryo
drehen
döndürmek, çevirmek; sich ~ dönmek
Dreh/ stuhl
m döner koltuk; ~tür f döner
kapı; ~ung f dönme
, devir
drei üç
Dreieck
(-e) n üçgen
drei/fach
üç misli; ~mal üç defa
Dreirad n
üç tekerlekli bisiklet
drei /
stöckig üç katlı; ~tätig üç
günlük,~viertel üç
çeyrek; ~zehn on üç
Dresche (o)
f dayak
dreschen
dövmek
dressieren
terbiye etmek, alıştırmak
dringen
çıkmak (aus D –den ) geçmek (duch A –in arasından) , girmek (in A –e
)
dringend
ivedi, acil; es ist ~ çok acele
drinnen
içinde, içeride
dritt-
üçüncü
Drittel n
üçte bir
Droge (-n)
f ecza, uyuşturucu madde, ~nhandel m uyuşturucu ticareti
drogensüchtig
uyuşturucuya düşkün
Drogerie
(-n) f eczane
drohen
tehdit etmek, korkutmak (j-m mit D b-i ile) ; ~d tehditedici,
beklenen
Drohung f
tehdit
dröhnen
gürlemek
drollig
tuhaf, garip, komik
Dromedar
(-e) n hecin devesi
drosch
dreschen
Drossel
(-n) f ardıç kuşu
drosseln
kısmak
drüben
karşıda , öbür tarafta
Druck (-e)
m basma, sıkma, bası, basınç; ~buchstabe m matbaa
harfi
drucken
basmak
drücken
sıkmak, basmak, dayanmak (auf A –e ) sich ~ çekilmek,
kaçınmak (vor D –den)
Druck/er
(-) m basımcı, bilgiyazar; ~erei f basımevi,
matbaa; ~knopf m
çıtçıt; ~sache f
matbua
Drüse (-n)
beze , gudde
du sen
ducken:
sich ~ sinmek,
saklanmak
Duell (-e)
n düello
Duett (-e)
n düet
Duft (¨e) m
güzel koku
duften
güzel kokmak; ~ nach D ...
gibi kokmak, -in kokusu olmak
dulden A –e
göz yummak
dumm aptal,
akılsız
Dumm/heit
(-en) f aptallık, akılsızlık; ~kopf m ahmak
dumpf
boğuk, küflü
Düne (-n) f
kumul
Dung (o) m
gübre, fışkı
düngen
gübrelemek
Dünger (-)
m gübre
dunkel
karanlık; koyu, esmer; es wird ~ ortalık kararıyor
Dunkelheit
(o) f karanlık
dünn ince,
zayıf, hafif, sulu
Dunst (¨ e)
m buğu, sis, buhar
dünsten
hafif ateşte pişirmek
dunstig
buğulu, buharlı
Duplikat
(-e) n kopya, nüsha
Dur (o) n
majör
durch A –in
arasından, ortasından; -den , yardımıyla; sayesinde; ~ und ~ tamamen ; ~aus tamamiyle; ~blättern A –in
sayfalarını çevirmek, ~ bohren delmek, ~brechen
kırmak, yarmak, kırılmak, çıkmak; ~brennen yanmak,
kaçmak; ~denken
incelemek, iyice düşünmek; ~drehen aklını
kaçırmak; ~dringen
geçmek, sızmak
durcheinander
altüst , karmakarışık; ~bringen, ~werfen altüst etmek
Durchfahrt
f geçit, geçme
Durchfall m
sürgün, ishal
durchfallen
sınıfta kalmak
durchführen
yapmak, yerine getirmek
Durchführung
f icra, yürütüm
Durchgang m
geçit, ~sverkehr m
transit
durchgebraten
iyi kızarmış
durchgehend
aralıksız ; durmaksızın; ~ geöffnet
devamlı açık
duch/
greifen ciddi tedbir almak; ~halten sonuna kadar dayanmak; ~kämmen taramak ; ~kommen geçmek,
geçinmek; ~kreuzen
baltalamak; ~lassen
geçirmek; -in geçmesine müsaade etmek; ~lesen sonuna kadar
okumak; leuchten A –in röntgenini almak; löchern delmek, zımbalamak; ~machen A –e
katlanmak, -i geçirm.
Durchmesser
m çap
durch/nässt
sırsıklam; ~nehmen
okutmak, işlemek; ~queren
aşmak, geçmek
Durchreise
f geçiş; auf der ~ sein
yolculuk sırasında geçmek
durchrosten
paslanarak delinmek
Durchsage
(-) f duyuru
durch/
schauen anlamak; ~scheinen, ~schimmern görünmek;
~schlafen
deliksiz uyumak
Durchschlag
m kopya
durchschneiden
ayırmak, kesmek
Durchschnitt
m ortalama; im ~ ortalama
olarak
durchschnittlich
vasat, ortalama
durch/sehen
gözden geçirmek; ~setzen
kabul ettirmek
Durchsicht
(-en) f gözden geçirme
durchsichtig
şeffaf , saydam, berrak
durch/
sickern sızmak, ~sprechen –i
konuşmak, görüşmek; ~stöbern araştırmak; ~streichen silmek,
çizmek; ~suchen
aramak
Durchsuchung
f arama
durch/trieben
kurnaz; ~wählen
numarayı doğrudan doğruya çevirmek; ~weg genellikle; ~wühlen
karıştırmak; ~zählen saymak
dürfen A
–e, -meye izinli olmak, -i –ebilmek
durfte
dürfen
dürftig
fakir, eksik, zayıf
dürr kurak,
susuz
Dürre (-n)
f kuraklık, susuzluk
Durst (o) m
susama; ~ haben
susamak
durstig
susamış
Dusche (-n)
f duş
duschen,
sich ~ duş
yapmak
Düse (-n) f
meme, ağız; ~nflugzeug n
jet uçağı
düster
karanlık, kaygılı
Dutzend
(-e) n düzine
duzen A –e
sen hitap etmek
dynamisch
dinamik
Dynamit n
dinamit
D- Zug m
ekspres treni
E
Ebbe(-n) f
inme; ~ und Flut
gelgit
eben düz,
yassı
eben (~gerade) demin ;
işte; şimdi
Ebene (-n)
f ova, yayla; düzlem, alan
ebenfalls
dahi, de, keza
Ebenholz n
abanoz
ebenso
aynı şekilde, aynen; ~sehr, ~ viel o kadar,
aynı derecede çok
Eber (-) m
erkek domuz
ebnen
düzlemek
Echo (-s) n
yankı
echt öz,
halis, gerçekten
Eckball m
korner
Ecke (-n)
köşe, kenar
eckig
köşeli
Eckzahn m
köpekdişi
edel asil,
soylu
Edel/metall
n değerli maden, ~stein m
değerli taş
Efeu (o) m
sarmaşık
Effekt (-e)
m etki
effekt/iv
gerçek, hakiki; ~voll etkili
EG
(=Europäische Gemeinschaft) Avrupa Topluluğu,AT
egal
eşit, hep aynı; das ist mir ~ (benim için)fark
etmez
Egge (-n) f
tırmık
Egoismus m
bencillik; egoizm
egoistisch
bencil
ehe –meden
önce
Ehe f evlilik;
~bett n
gelin yatağı; ~bruch m zina; ~frau f eş,
karı
ehelich
evlilikle ilgili, meşru
ehemalig
eski, önceki
Ehe/ mann m
eş, koca; ~paar n evli
çift, karıkoca
eher daha
önce, daha ziyade
Ehering m
evlilik yüzüğü, alyans
ehrbar
namuslu
Ehre (-n) f
namus, haysiyet; şan
ehren
şereflendirmek
ehren/amtlich
fahri; ~haft
namuslu
Ehren/mitglied
n fahri üye; ~sache f
namus konusu; ~wort n
namus sözü
Ehr/furcht
f saygı, ~geiz m
hırs, gayret
ehr/lich
namuslu; samimi; ~los
namussuz, ~würdig
saygıdeğer
Ei (-er) n
yumurta; faules ~ çürük
yumurta; hartes ~
hazırlop yumurta; weiches ~ rafadan yumurta
Eich/ e
(-n) f meşe; ~el (-n) f
palamut; ~hörnchen
(-) n sincap
Eid (-e) m
yemin, ant; e-n ~ leisten
and içmek
Eidechse
(-n) f kertenkele
eidesstattlich
yemin yerine kaim
Eidotter
(-) m yumurta sarısı
Eier/
becher m yumurtalık; ~kuchen m omlet
Eifer (o) m
gayret, çaba; ~sucht (o) f
kıskançlık
eifersüchtig
kıskanç
eifrig
gayretli, ateşli
Eigelb (-)
n yumurta sarısı
eigen
kendi, özel, ayrı; ~artig tuhaf, acayip
Eigenbedarf
m şahsi ihtiyaç
eigenhändig
kendi eliyle
Eigenheim n
ev, villa
eigenmächtig
keyfi
Eigen/name
m özel ad; ~schaft
(-en) f nitelik, özellik
eigen/sinnig
inatçı, dik kafalı; ~tlich asıl, esas, aslında
Eigen/tum
(o) n mülk, mal; ~tümer(in f)
m mal sahibi
eigentümlich
özel, tuhaf, acayip
Eigentumswohnung
f kat mülkiyeti
eignen:
sich ~yaramak
(für A –e)
Eil/brief m
ekspres mektup; ~e f acele,
tezlik
eil/en
acele etmek; koşmak; es eilt aceledir; ~ig acele
Eilzug m
sürat treni
Eimer (-) m
kova
ein ,-e
bir; ~ander birbirine,
birbirini
einarbeiten
b-i bir işe alıştırmak, -e eklemek
einarmig
tek kollu , çolak
einatmen
nefes ile içine çekmek; nefes almak
Einbahnstrasse
f tek yönlü yol
Einband m
cilt
Einbauküche
f gömme mutfak
einberufen
toplantıya çağırmak, davet etmek, askere çağırmak
Einbettzimmer
n tek yataklı oda
einbiegen
sapmak (in A –e)
einbilden:
sich ~ sanmak,
tasavvur etmek
Einbildung
f tasavvur, kuruntu, gurur
einbinden
Buch ciltlemek
Einblick m
bilme, anlayış
einbrechen
yarılmak; (zorla) girmek (in A –e)
Ein/brecher
m zorlu hırsız; ~bruch m zorla giriş
ein/bürgern
vatandaşlığa kabul etmek; ~büssen kaybetmek; ~checken
kaydolunmak; ~dämmen
önlemek; ~deutig
açık, belli
eindring/en
girmek (in A –e) ; ~lich
etkili, enerjik
Eindruck
(¨¨e) m etki
eindrucksvoll
etkili, dokunaklı
einer
birisi; ~lei
tekdüze; hepsi bir; ~seits bir
taraftan
einfach
sade, basit, kolay, yalnız gidiş
Ein/ fahrt
f gidiş; ~fall m
fikir, buluş
einfallen
yıkılmak, çökmek; istila etmek (in A –e) ; j-m b-in aklına gelm
Einfamilienhaus
n tek ailelik ev
einfarbig
tek renkli
ein/fassen
çerçevelemek; ~fetten
yağlamak
Einfluss
(¨sse) m etki
ein/förmig
tekdüze; ~ frieren
dondurmak, donmak; ~fügen
katmak, eklemek (in A –e)
Einfuhr f
ithal, dış alım; ~bestimmungen ithalat mevzuatı
einführen
ithal etmek; sokmak, yerleştirmek (in A –e)
Einfuhr/genehmigung
f ithal lisansı; ~verbot n
ithal yasağı; ~zoll m ithal gümrüğü
Eingang m
giriş kapısı, geliş
einge/baut
gömme; ~ben daten
işlemek, bilgisayara vermek; ~bildet kendini beğenen
Eingeborene(r)
yerli
eingehen
Wette –e girmek, gelmek; küçülmek; ölmek; ~auf A –e razı
olmak; ~d
etraflı, esaslı
Eingemachte(s)
(o) n konserve
eingeschrieben
taahhütlü
Einge/ständnis
n itiraf, kabul; ~weide
bağırsaklar, işkembe
ein/giessen
dökmek, boşaltmak, ~gliedern birleştirmek; ~gleisig tek
hatlı; ~greifen
karışmak (in A –e)
Eingriff m
karışma, ameliyat
einhalten A
–e riayet etmek
ein/händig
tek elli; ~hängen
Hörer kapatmak; ~helmisch
yerli
Einheit
(-en) f birlik, birim
einheitlich
düzenli, birleşik
einholen
Auskunft almak; -e yetişmek, çekmek, farkı kapatmak, telafi etmek;
einkaufen
einhüllen
sarmak
einig
hemfikir, uzlaşmış; sich ~ sein aynı
fikirde olmak
einige
birkaç, birtakım, bazı; ~ Tage birkaç gün
einigen
uzlaştırmak; sich ~uzlaşmak, anlaşmak
einigermassen
oldukça, bir dereceye kadar
Einig/ keit
(o) f birlik, ahenk; ~ung
uzlaşma , anlaşma
einkalkulieren
hesaba katmak
Einkauf m satın alma; alış
veriş; Einkäufe machen çarşıya gitmek
einkaufen
satın almak; ~ gehen
alış verişe çıkmak
Einkaufs/bummel
m alışveriş gezintisi; ~zentrum n alışveriş
merkezi
Einkommen
(-) n gelir; ~(s)steuer f
gelir vergisi
einladen
j-n davet etmek, yüklemek
Einladung f
davet , davetiye
Einlage f
destek
Einlass (o)
m kabul, giriş
einlassen
içeri almak; sich ~ girişmek (auf
A –e)
einlaufen
girmek, daralmak
einleben :
sich ~
alışmak (in D –e)
einlegen
Film koymak, Gang vitese geçirmek, salamura yapmak
einleiten A
–e başlamak, -i açmak
Einleitung
f giriş, önsöz
einlenken
nağmeyi değiştirmek
einleuchten
D –in aklına sığmak; ~d akla yakın
einliefern
yatırmak (in A –e)
einlösen
bedelini almak
einmachen
konserve etmek
einmal bir
defa , bir kere; auf ~birdenbire
; birden ; noch ~bir daha
Einmaleins
(-) n çarpım tablosu
einmalig
eşsiz
einmischen
: sich ~
karışmak (in A –e)
Einnahme f
kazanç, gelir
einnehmen
kazanmak, tahsil etmek, almak, içmek, yutmak
einordnen
dizmek, sıralamak (in A –e); sich ~ sıraya gelmek
einpacken
paketlemek, sarmak, bavula koymak
einparken
park etmek
einprägen :
sich ~
aklına yerleştirmek, bellemek
ein/quartieren
barındırmak; ~rahmen
çerçevelemek; ~-räumen
yerli yerine koymak, yerleştirmek, terketmek
ein/reden
inandırmak; ~reiben
ovuşturmak; ~reichen
sunmak, vermek
Einreise f
giriş; ~visum n
giriş vizesi
einrenken
yerine koymak; düzeltmek
einrichten
kurmak, düzeltmek, döşemek, sich ~ yerleşmek,
idareli olmak
Einrichtung
f döşenme, mobilya, kuruluş
einrosten
paslanmak
eins bir
einsalzen
tuzlamak
einsam
yalnız, tenha
Einsamkeit
f yalnızlık, uzaklık
einsammeln
toplamak
Einsatz m
ek, banko, kullanılma
ein/schalten
Gerät açmak, Licht yakmak; Motor çalıştırmak; ~schätzen takdir
etmeki saymak; ~schenken
–in bardağını b.ş.ile doldurmak, içki koymak; ~schicken göndermek,
yollamak; ~schlafen
uykuya dalmak, uyuşmak
einschlagen
Nagel çakmak, Weg tutmak, Fenster Tür kırmak,
einwickeln
; isabet etmek, vurmak (auf A –e) beğenilmek, başarılı olm
einschlägig
ilgili
einschleichen
: sich ~ gizlice
sokulmak (in A –e)
einschliess/en
kilitlemek, kapatmak, içermek; ~lich G dahil olarak, ile birlikte
einschmieren
yağlamak; -e –i sürmek
einschneidend
esaslı, kesin
Einschnitt
m kesik, yarık, dönüm noktası
einschränken
azaltmak, kısmak; sich ~ idareli yaşamak
Einschränkung
f kısıntı; kayıt
Einschreibe/
brief m , ~n (-) n
taahhütlü mektup
einschreiben
kaydetmek, yazmak; sich ~ yazılmak (in A –e)
ein/schreiten
karışmak (bei D –e); ~schüchtern korkutmak; ~schulen okula
yazdırmak; ~sehen
görmek, anlamak
einseitig
tek taraflı
einsenden
göndermek
einsetzen
yerleştirmek, eklemek (in A –e ); tayin etmek, atamak; sich ~ desteklemek (für A
–i)
Einsicht f
anlayış; ~nehmen in A
–i gözden geçirmek
Einsiedler
m münzevi
einsilbig
tek heceli; az konuşan
ein/sinken
batmak (in A –e ); ~sparen
tasarruf etmek; ~sperren
kilitlemek, hapsetmek; ~springen
(für A –in) yerine iş görmek
Einspruch m
itiraz, protesto; ~ erheben
gegen A –i protesto etmek
einspurig
tek yollu, tek şeritli
einst
eskiden, bir zaman
ein/stecken Stecker –e sokmak, cebine koymak, ~steigen binmek (in
A –e)
einstellen
işe almak, bitirmek; ayarlamak; sich ~ auf A –e
hazırlanmak
Einstellung
f görüş; işe alınma, ayarlama
einstimmig
tek sesli, birlikte
ein/stufen
derecelendirmek; ~stürzen
çökmek, yıkılmak
einstweil/en
geçici olarak, şimdilik; ~ig geçici
einteil/en
ayırmak, bölmek (in A –e); ~ig bir parçadan oluşan, yekpare
Einteilung
f ayırma, bölme
eintönig
monoton, usandırıcı
Ein/topf m
türlü; ~tracht f
barış, birlik
einträchtig
geçimli
eintragen
yazmak, kaydetmek (in A –e) ;sich ~ (lassen) -e yazılmak
einträglich
verimli, karlı
Eintragung
f kayıt, not
ein/treffen
varmak (in D –e) ; ~treten
içeri girmek (in A –e); savunmak (für
A –i)
Eintritt m
başlangıç, giriş; ~skarte f giriş bileti; ~spreis m giriş
ücreti
einverstanden
; ~ sein (mit
D –e) razı olmak; ~! kabul!
Einverständnis
n kabul, rıza
Einwand m
itiraz
Einwanderer (-) m göçmen
einwandern
–e göçmek
einwandfrei
kusursuz; şüphe götürmez
einwechseln
değiştirmek
Einweg- tek
kullanımlık
ein/weihen
törenle açmak; ilk defa kullanmak; bildirmek (j-n in A b-e b.ş-i); ~weisen
yerleştirmek, yatırmak (in A –e); ~wenden A –e itiraz
etmek; ~werfen
atmak (in A –e); kırmak; ~wickeln sarmak
Einwickelpapier
n sargı kağıdı
einwilligen
uygun görmek (in A –i)
Einwillugung
f muvafakat, onay
Ein/wohner
(-) m oturan, sakin, nüfus; ~wurf m itiraz, taç, yarık
Einzahl (o)
f tekil
einzahlen
ödemek, yatırmak
Einzahlungsbeleg
m ödeme makbuzu
Einzäunung
f çit, parmaklık
Einzel n
tekler; ~fall m
benzeri olmayan olay ; ~ händler m
perakendeci; ~heit (-en)
f ayrıntı, detay; ~kind n tek çocuk
einzeln
tek, ayrı, teker teker; im ~en uzun uzadıya
Einzelzimmer
n tek kişilik oda ; ~zuschlag m tek yatak zammı
einziehen
içeriye çekmek; toplamak, müsadere etmek, taşınmak (in A –e)içine
geçmek
einzig
yegane, tek; ~artig
eşsiz, emsalsiz
Einzug m
girme, taşınma
Eis (o) n
buz; dondurma; ~bär m beyaz
ayı; ~berg m
buzdağı; ~diele f
dondurma salonu
Eisen (-) n
demir
Eisenbahn f
demiryolu, ~er m
demiryolcu
eisern
demirden yapılmış
Eishockey n
buz hokeyi
eisig buz
gibi
Eis/ kaffee
m kafe; ~kunstlauf m
artistik patinaj; ~laufen n
patinaj; ~würfel m
buz küpü, ~tüte f
dondurma külahı
eitel
boş, modaya düşkün
Eiter (o) m
irin
eitern
irinlemek
Eiweiss n
yumurta akı, albümin
Ekel (o) m
iğrenti, nefret
ekelhaft
iğrenç
elastisch
elastiki, esnek
Elastizität
f esneklik
Elefant
(-en) m fil
elegant
şık, zarif
Elektriker
m elektrikçi
elektrisch
elektrikli
Elektrizität
f elektrik akımı
Elektro/-
elektrik;~geschäft n
elektrikçi dükkanı;~herd m elektrikli fırın
Elektronik
f elektronik
Element
(-e) n öğe, unsur
elementar
iptidai; esaslı
Elend (o) n
yoksulluk, sefillik
elend
sefil; sich ~ fühlen
kendini çok kötü hissetmek
elf on bir
Elfenbein
(o) n fildişi; ~küste f
Fildişi Kıyısı
Elfmeter
(-) m penaltı
Elite (-n)
f elit; seçkinler
Ell(en)bogen
(-) m dirsek
Elsass n
Alsas
Elster (-n)
f saksağan
Eltern
ebeveyn , ana baba
emailliert emaye, mineli
Emanzipation
f eşit haklara ulaşma
Emigra/nt (-en)
m göçmen ; ~tion f göç
empfahl
empfehlen
empfand
empfinden
Empfang m
kabul; teslim alma, resepsiyon
empfangen
almak, kabul etmek, karşılamak
Empfänger
(-) m alan; alıcı
Empfängnisverhütung
f gebeliği önleme
Empfangs/bescheinigung
f alındı; ~chef m resepsiyoncu
empfehlen
DA tavsiye etmek; sich ~
ayrılıp gitmek; ~swert tavsiyeye değer
Empfehlung
f tavsiye, referans
empfind/en
hissetmek, duymak; ~lich
hassas, alıngan
Epfindung f
his , duygu
empfohlen
tavsiye edilmiş
empfunden
empfinden
empor
yukarıya doğru
empör/en :
sich ~
kızmak (über A –e) ; ayaklanmak (gegen A –e karşı); ~d ayıp, rezil
Empörung f
kızma
Ende (-n) n
son, nihayet , uç, yan; zu ~ sein bitmiş olm.
end/en
bitmek, sona ermek; ~gültig
kesin , kati
Endhaltestelle
f son durak
Endivie f
hindiba, ~nsalat m
kıvırcık salata
end/lich
kesin, nihayet, sonunda; ~los sonsuz
End/spiel n
final, ~ung f
son(ek)
Energie
(-n) f enerji
energisch
enerjik, iradeli
eng dar,
sık
Enge f
darlık
Engel (-n)
m melek
England n
İngiltere~~~~~~~
entbehr/ en
A –den mahrum kalmak; ~lich
lüzumsuz
Entbindung
f doğum
entdecken
bulmak , keşfetmek
Entdeckung
f keşif
Ente (-n) f
ördek
ent/eignen
j-n b-in ş-ini kamulaştırmak; istimlak etmek; ~fallen D –in
hatırından çıkmak; isabet etmek (auf A –e); uygulanmak
entfern/en
uzaklaştırmak; kaldırmak, çıkarmak; sich ~en uzaklaşmak
(von D –den); ~t uzak
Entfernung
f uzaklık, mesafe
entführen
kaçırmak
Entführug f
kaçırma
entgegen D
–e doğru, karşı; -e rağmen, aykırı; ~gesetzt ters ; ~kommen D –i
karşılaya gitmek, -e kolaylık göstermek; ~nehmen almak
entgegnen
DA cevap vermek
ent/gehen D
–den kurtulmak, -i kaçırmak; ~giften A –in zehrini almak; ~gleisen
rayından çıkmak
enthalten
ihtiva etmek, içermek; sich ~ G –den kaçınmak, sakınmak
ent/hüllen
açıklamak, açığa vurmak; ~kommen D –den
kaçıp kurtulmak; ~korken A
–in mantarını çıkarmak; ~kräften
zayıflatmak; çürütmek; ~laden (yükü) boşaltm
entlang A
boyunca
entlassen A
işinden çıkarmak, taburcu etmek
Entlassung
f işten çıkarılma
ent/lasten
A –in yükünü hafifletmek, -e yardım etmek, ~laufen kaçmak; ~legen uzak ,
ıssız; ~leihen
ödünç almak; ~lüften
havalandırmak, ~mutigen A
–in cesaretini kırmak; ~nehmen –den almak, çıkarmak,
anlamak (D –den)
entrüstet :
~sein
öfkelenmek, kızmak, (über A –e)
entschädigen
A –e tazminat vermek
Entschädigung
f tazminat
entscheiden
kararlaştırmak; sich ~ karar vermek (für A)için ; ~d kesin
Entscheidung
f karar, hüküm
entschieden
kesin, kararlı
entschliessen:
sich ~ (zu D –i),
kararlaştırmak; karara varmak
entschlossen
kararlı
Entschluss
m karar
entschuldigen
affetmek, mazur tutmak, ~Sie ! özür dilerim, affedersiniz!;
sich ~ özür
dilemek (bei D –den)
Entschuldigung
f özür
Entsetzen
(o) n dehşet, korku
entsetzlich
korkunç
entsetzt:~ sein ürkmek,
yılmak (über A –den)
entsinnen :
sich ~ G –i
hatırlamak
entspannen
: (sich) ~dinlenmek;
yorgunluğunu almak
entsprechen
D uymak, uygun olm., ~d D göre
entsorgen
kimyasal ve nükleer maddelerden arıtmak
entstehen
oluşmak, meydana gelmek
Entstehung
f oluşma
entstellen
A –in şeklini bozmak
enttäusch/en
hayal kırıklığına uğratmak, ~t ümitsiz, bezgin
Enttäuschung
f hayal kırıklığı
entweder :~....oder ...
ya...yada...
ent/weichen
kaçmak, çıkmak; ~ wenden
çalmak, ~werfen
tasarlamak; ~werten
değerden düşürmek; iptal etmek
entwickel/n
geliştirmek; filmi banyo etmek, ; sich ~n gelişmek; ~t gelişmiş
Entwicklung
f gelişme ; ~shilfe f
gelişmekte olan ülkeye yardım; ~sland n
gelişmekte olan ülke
ent/wischen
D –den kaçmak, ~würdigend
alçaltıcı
Entwurf m
plan, taslak, tasarı
entziehen
mahrum bırakmak (D A b-i –den) ; ~ziffern çözmek,
okuyabilmek
Entzücken
(o) n heyecan , büyük sevinç
entzückend
pek alımlı, sevimli
Entzug (o)
m al(ın)ma
entzünden
yakmak, tutuşturmak; sich ~ tutuşmak; yangılanmak
Entzündung
f yangı, iltihap
entzwei
kırılmış, ~brechen kırmak,
kırılmak
Ephesus n
Efes
Epi/demie
(-n) f salgın hast.; ~lepsie (o) f sara
Epoche (-n)
f çağ, devir, dönem
er o (eril)
Erachten n
:meines ~s bana
kalırsa
erarbeiten
çalışarak elde etmek
Erbarmen
(o) n acıma, merhamet
erbärmlich
zavallı, alçak
erbarmungslos
amansız
erbauen
inşa etmek
Erbauer (-)
m yapan, kurucu
Erbe m
mirasçı, n miras, kalit
erben miras
almak
erbeuten
ganimet alarak ele geçirmek
Erbin f
kadın mirasçı
erbitten –i
rica etmek,
erbittert
kızmış, şiddetli
Erbitterung
f hiddet, kızgınlık
erblich
ırsi, soydan kalma
erblicken
–i görmek
erblinden
kör olmak
erbrechen :
sich ~ kusmak
Erbschaft
(-en) f veraset, miras
Erbse (-en)
f bezelye
Erd/ball m
yerküre; ~beben (-) n
deprem, zelzele; ~beere f
çilek, ~boden m
yeryüzü , toprak
Erde f
yerküre , yer; toprak, dünya
erden
toprağa bağlamak
erdenklich
tasavvur olunabilir
Erd/gas n
doğal gaz; ~geschoss n
zemin katı; ~kugel f yer
küre; ~kunde f
coğrafya; ~nuss f yer
fıstığı; ~oberfläche f yer yüzü; ~öl n petrol
erdrücken
ezmek
Erd/rutsch
m toprak kayması; ~stoss m
sarsıntı; ~teil m
kıta, anakara
erdulden A –e
tahammül etmek
Erdung f
toprak hattı
ereignen :
sich ~ olmak, yer
bulmak
Ereignis n
olay
erfahren
öğrenmek, tecrübe etmek, tecrübeli, becerikli
Erfahrung f
tecrübe , deneyim
erfassen
kavramak, anlamak, Daten toplamak
erfinden
bulmak, icat etmek; Lüge kurmak
Erfind/er
(-) m , -erin f bulucu; ~ung f buluş, icat, uydurma
Erfolg (-e)
m başarı, sonuç; ~ haben in,bei D –i başarmak
erfolgen
çıkmak, olmak
erfolg/los
başarısız, neticesiz; ~reich
başarılı
erforder/lich
lazım, gerekli, ~n
gerektirmek, istemek
erforschen
araştırmak
erfreu/en
sevindirmek; sich ~
hoşlanmak (an D –den) ; ~lich sevindirici; ~t sein sevinmek
(über A –e); memnun olmak
erfrieren
soğuktan ölmek; donmak
erfrischen
: sich ~
serinlemek; ~d
serinletici
Erfrischung
f serinletme: soğuk içecek; ~en büfe
erfüllen
yapmak, yerine getirmek; sich ~ gerçekleşmek
ergänzen
tamamlamak, doldurmak
Ergänzung f
tamamlanma, ek
ergeben
bağlı, sadık; vermek, tutmak; sich ~ meydana
çıkmak (aus D –den ) teslim olmak
Ergebnis n
sonuç, netice
ergiebig
verimli
ergreifen A
tutmak, yakalamak; -e dokunmak; ~d dokunaklı
erhaben
yüce, ulu
erhalten
almak, korumak, gut ~ iyi
durumda
erhältlich
bulunur (bei D –de)
erheben tahsil etmek; Klage ~ dava açmak; sich ~ kalkmak yükselmek
erheblich
önemli, epey
Erhebung f
yükseklik, ayaklanma, anket
erhellen
aydınlatmak
erhitzen
ısıtmak
erhöhen
yükseltmek, artırmak; -e zam yapmak
erholen :
sich ~ dinlenmek,
iyileşmek
Erholung f
dinlenme
erinnern
hatırlatmak (j-n an A b-e –i) ; sich ~ hatırlamak
(an A –i)
Erinnerung
f hafıza , bellek; zur ~ (an –in) hatırası olarak
erkälten :
sich ~
üşütmek, soğuk almak
Erkältung f
üşütme, soğuk algınlığı
erkennen A
tanımak; -in farkına varmak; -i anlamak
erkenntlich
: sich ~ zeigen
iyilikle karşılık vermek
Erkennntnis
(-sse) f anlayış, bilgi
Erker (-) m
cumba, balkon
erklären DA
anlatmak, açıklamak, beyan etmek
Erklärung f
açıklama, beyan
erkranken
hastalanmak
erkundigen
: sich ~ nach D –i
sormak, ...hakkında bilgi almak
Erkundigung
f soruşturma
erlangen
almak, ele geçirmek
Erlass m
af, emir , kararname
erlassen
çıkarmak, affetmek
erlauben DA
müsaade etmek
Erlaubnis f
müsaade, izin
erläutern
DA açıklamak, aydınlatmak
Erle (-n) f
kızıl ağaç
erleben
yaşayıp görmek, geçirmek
Erlebnis
(-sse) n olay , macera
erledig/en
bitirmek; yerine getirmek; ~t bitmiş, bitkin
erleichter/n
kolaylaştırmak; hafifletmek; ~t ferah
Erleichtung
f ferahlık, kolaylaştırma; kolaylık
erleiden A
–e maruz kalmak, uğramak, -i çekmek
erlernen –i
öğrenmek
erlesen
seçkin
erlogen
yalan, uydurma
Erlös (-e)
m gelir, kazanç
erlöschen
sönmek
erlösen
kurtarmak
Erlös/er m
kurtarıcı, Hz. İsa; ~ung f kurtuluş
ermächtigen
yetki vermek (j-n zu D b-e b.ş için)
ermahnen
ihtar etmek, uyarmak
ermässig/en
indirmek; ~t indirimli
Ermässigung
f indirim
ermessen
değerlendirmek
Ermessen n
takdir, fikir
ermitteln bulmak,
soruşturma açmak
Ermittlung
f soruşturma
ermöglichen
DA mümkün kılmak
ermorden
öldürmek
ermüden
yormak, yorulmak
ermuntern,
ermutigen teşvik etmek (zu D –e)
ernähren
beslemek; sich ~ beslenmek
Ernährung f
besleme; besin
ernennen
atamak, tayin etmek (zu D –e)
erneuern
yenileştirmek
Erneuerung
f yenileme
erneut
yeniden
erniedrigen
alçaltmak
ernst
ciddi, ağırbaşlı
Ernst (o) m
ciddiyet, ağırbaşlılık
ernsthaft
ciddi
Ernte (-n)
f hasat, ürün
ernten ekin
biçmek, ürün toplamak
erobern
fethetmek
Eroberung f
fetih
eröffnen
açmak, bildirmek
Eröffnung f
açılış
erörtern
tartışmak, görüşmek
erotisch
şehevani, erotik
erpressen A
b-e şantaj yapmak
Erpress/er
(-) m , -erin f şantajcı; ~ung f şantaj
erproben
denemek
erraten
bulmak
erregen
heyecanlandırmak; uyandırmak
Erreg/er m
virüs, hastalığa yol açan nesne; ~ung f heyecan,
telaş
erreichen
–e ulaşmak, -e yetişmek, -e erişmek
errichten
kurmak
erröten
kızarmak
Errugenschaft
(-en) f başarı
Ersatz (o)
m karşılık; telafi, yedek; ~teil n yedek parça
erschaffen
yaratmak
erscheinen
görünmek, gelmek
Erscheinung
f görünüş, görüntü
erschiessen
kurşuna dizmek
erschlagen
vurarak öldürmek
erschliessen
açmak, işlenecek hale getirmek
erschöpf/en
tüketmek, bitirmek; ~end
ayrıntılı; ~t yorulmuş
Erschöpfung
f bitkinlik
erschrank
erschrenken
erschrecken
korkutmak, ürkütmek, ürkmek
erschrocken
korkmuş, ürkmüş
erschüttern
sarsmak
Erschütterung
f sarsıntı, üzüntü
erschweren
DA zorlaştırmak, güçleştirmek
erschwinglich
keseye elverişli
ersehen
öğrenmek, anlamak (aus D –den )
ersetzen DA
b-in ş-ini ödemek, telafi etmek
ersparen
esirgemek
Ersparnisse
tasarruf , biriktirilen para
erst ilk
önce , ancak
erst
birinci, ilk; zum ~en Mal ilk
defa; Erste Hilfe ilk yardım
erstarren
donmak
erstatten
geri vermek, Anzeige, Bericht
erstaun/en
hayret etmek, şaşırmak; ~lich
şaşılacak; ~t şaşkın
Erstbezug m
ilk oturma, ilk taşınma
erstechen
bıçakla öldürmek
erstens ilk
olarak
ersticken
boğmak, boğulmak, bunalmak
erst/klassig
birinci derecelik, ~malig ilk
defalık
erstrecken
: sich ~ uzanmak;
sürmek
ersuchen
rica etmek, dilemek
ertappen
yakalamak
erteilen DA
vermek
Ertrag (¨e)
m gelir, verim
ertragen A
–e tahammül etmek, dayanmak
erträglich
katlanılır
ertrinken
suda boğulmak,
erwachen
uyanmak
erwachsen
büyük, yetişkin, erişkin
Erwachsene(r)
büyük, yetişkin
erwägen düşünmek,
tartmak
Erwägung f
mülahaza
erwähnen
anmak, zikretmek
Erwächnung
f anma
erwärmen
ısıtmak
erwarten –i
beklemek
Erwartung f
beklenti, ümit
erwecken
uyandırmak
erweisen DA
göstermek; sich ~ (als)
çıkmak, anlaşılmak(dass –diği)
erweitern
genişletmek
Erwerb (o)
m edinme, kazanma, geçim
erwerben
kazanmak, elde etmek
erwerb/los
işsiz; ~tätig
çalışan
erwidern DA
cevap vermek
erwischen
yakalamak
Erz (-e) n
maden filizi
erzählen DA
anlatmak
Erzählung f
hikaye, öykü
Erzbischof
m başpiskopos
erzeugen
üretmek, imal etmek,
Erzeug/er
(-) m üretici, ~nis n mal,
ürün, mahsul; ~ung f
üretim
erziehen
eğitmek, yetiştirmek
Erzieher
(-) m, -erin f eğitmen
Erziehung f
eğitim, terbiye, ~sberechtige(r)
veli
erzielen
elde etmek
erzwingen
zorlamak
es o, ~ gibt var, ~ gibt kein(e) yok,
ich weiss ~ nicht
bilmiyorum
Esche (-n)
dişbudak
Esel (-) m
eşek
essbar
yenilebilir, yenir
essen
yemek, içmek
Essen (-) n
yemek; ~szeit f
yemek vakti
Essig (o) m
sirke ; ~gurke f
kornişon
Ess/ löffel
m çorba kaşığı; ~tisch m sofra, ~zimmer n yemek
odası
Etage (-n)
f kat
Etappe (-n)
f marhale, aşama
Etat (-s) m
bütçe
Ethik (o) f
etik , töre bilimi
Etikett
(-s) n etiket; ~e (-n) f
teşrifat, etiket
etliche
bazı, birkaç
Etui (-s)
kutu, kılıf
etwa
aşağı yukarı, takriben ; acaba
etwas bir
şey, biraz
euch
sizler(i), sizler(e)
euer,
eu(e)re siz(ler)in, -(i)niz
Eukalyptus
m okaliptus
Eule (-n) f
baykuş
Eunuch
(-en) m hadım
Euphrat m
Fırat
Eurocheque
öro çek
Europa n
Avrupa
Europäer
(-) m , -in f Avrupalı
europäisch
Avrupa(lı)
Euter (-) n
hayvan memesi
evangelisch
Protestan
Evangelium
(-ien) İncil
eventuell
muhtemel, belki
ewig ebedi,
sonsuz, ezeli, öncesiz
Ewigkeit
(o) f sonsuzluk
exakt
özenli, tam
Examen n
sınav
Exekutive (-n)
f yürütme yetkisi
Exemplar
(-e) n kopya, nüsha, örnek
Exil (-e) n
sürgün
Existenz
(-en) varlık
existieren
var olmak
Experiment
(-e) n deney
Experte
(-n) m , -in f uzman
explodieren
patlamak
Explosion f
patlama, infilak
Export (-e)
m dış satım, ihracat
exportieren
ihraç etmek
extra
ayrı, ayrıca, ekstra
extrem
aşırı
F
Fabel (-n)
f masal
fabelhaft
harika
Fabrik f
fabrika, , yapımevi; ~ant m fabrikatör, ~at n mal
Fach (¨er)
n raf, göz, bölme, branş; ~arbeiter(in f) m kalifiye işçi;
~arzt m
uzman doktor, mütehassıs
Fächer (-)
m yelpaze
Fachmann
(-leute) m uzman
Fackel (-n)
meşale
fade
tatsız, lezzetsiz
Faden (¨ )
iplik, tire
fähig kabil
(zu D –e); yetenekli, muktedir
Fähigkeit
(-en) f kabiliyet, yetenek
fahnden
aramak (nach D –i)
Fahne (-n)
f bayrak, bandıra
Fahr/ausweis
m bilet; ~bahn f
araba yolu, asfalt
fahrbar
seyyar
Fähre (-n)
f feribot, araba vapuru
fahren
taşıtla gitmek, kullanmak; sürmek, götürmek
Fahrer (-)
m , -in f şoför, sürücü
Fahr/gast m
yolcu; ~geld n yol
parası; ~gestell n
şasi
Fahrkarte f
bilet , ~nschalter m bilet gişesi
fahrlässig
ihmalci, taksirli
Fahr/plan m
tarife; sefer planı; ~preis m bilet ücreti
Fahrrad n
bisiklet, ~verleih m
bisiklet kiralama; ~weg m
bisiklet yolu
Fahrschein
m bilet
Fährschiff
n feribot, araba vapuru
Fahr/schule
f şoförlük okulu, ~spur f
otoyol şeridi; ~stuhl m
asansör
Fahrt (-en)
f gidiş, yolculuk;gezi; auf der ~ yolda
fahrtüchtig
trafiğe çıkabilir
Fahrzeug n
taşıt
fair
dürüst, doğru, centilmen
Faktor
(-en) m amil, faktör
Fakultät
(-en) f fakülte
Falke (-n)
m doğan, şahin
Fall ( ¨e)
m düşme; olay, hal; auf jeden ~ her ne olursa olsun; auf keinen ~ asla, hiç bir
surette
Falle (-n)
f tuzak, kapanca
fallen
düşmek, şehit olmak; inmek, eksilmek
fäll/en
Baum kesmek, vermek, ~ig vadesi
gelen
falls
–diği takdirde, -diği halde, ise
Fallschirm
m paraşüt; ~springer m
paraşütçü
falsch
yanlış, sahte, ters, yalancı, iki yüzlü
fälschen
taklit etmek
Falsch/fahrer
m yanlış yoldan geçen; ~geld n sahte para
fälschlich
yanlışlıkla
Falsch/münzer
(-) m kalpazan, ~parker m
yanlış yerde park yapan
Fälschung f
sahtelik
Falte (-n)
f kıvrım; pli
falten
katlamak
Familie
(-n) f aile; ~nname m
soyadı; ~nstand m medeni hal
Fan (-s) m
aşırı düşkün , taraftar
fanatisch
fanatik
Fanatismus
m mutaassıp
fand finden
Fang ( ¨e)
m av, yakalama
fangen
tutmak, yakalamak
Farbband n
daktilo şeridi
Farbe (-n)
f renk, boya
färben
boyamak
Farbfernseher
(-) m renkli tv
Farb/film m
renkli film; ~foto n
renkli foto
farbig
renkli
Farb/stift
m renkli kalem; ~stoff m
boya maddesi
Färbung f
renk, nüans
Farm (-en)
f çiftlik
Farn (-e) m
, ~kraut n
eğrelti otu
Fasan (-e)
m sülün
faschistisch
faşist
Faser (-n)
f tel, lif
Fass (
¨sser) n fıçı, varil
Fassade
(-n) f yüz, cephe
fassen
tutmak, yakalamak; almak, anlamak
Fassung f
çerçeve , duy, soğukkanlılık, şekil, tarz
Fassungsvermögen
n kapasite
fast hemen
hemen , adeta
fasten oruç
tutmak, perhiz yapmak
Fastnacht f
karnaval
fatal
uğursuz
faul
tembel, çürük, cılk, ~en çürümek
Faulheit f
tembellik
Faust ( ¨e)
yumruk, ~handschuh m kolçak,
~schlag m
yumruk darbesi
Fazit (-e,
-s) n sonuç
Februar m
şubat
fechten
eskrim yapmak
Fecht/en n
eskrim , ~er m
eskrimci
Feder (-n)
f tüy, kalem ucu, yay; ~ball(spiel)
m badminton; ~bett n
kuştüyü yatak
federn
yaylanmak
Federung f
esneklik, süspansiyon
Fee (-n) f
peri
fegen
süpürmek
Fehlbetrag
m açık
fehlen
eksik olmak; bulanmamak; was fehlt Ihnen ? neniz var?
Fehler (-)
m hata, yanlışlık, kusur, bozukluk
fehler/frei
kusursuz , hatasız; ~haft hatalı, kusurlu; ~los , ~frei
Fehl/geburt
f çocuk düşürme; ~schlag m
başarısızlık, ~zündung f ateşleme
ayarsızlığı; ateş almama
Feier (-n)
f tören; ~abend m
paydos
feierlich
törenli
feiern
kutlamak, işsiz kalmak
Feiertag m
tatil günü, bayram günü
feige
ödlek, korkak
Feige (-n )
incir
Feig7heit f
korkaklık; ~ling m
ödlek
Feile (-n)
f eğe, törpü
feilen
eğelemek, törpülemek
feilschen
pazarlık etmek, ( um A için)
fein ince,
zarif
Feind ( -e)
m, -in f düşman
feindlich
düşmanca
Feindschaft
(-en) f düşmanlık
Fein/heit
(-en) f incelik, nüans; ~kostgeschäft n mezeci, ~mechanik ince
mekanik, ~schmecker
(-) m lezzetli yemeklere düşkün
Feld (-er)
n tarla, alan, hane, ~flasche f
matara; ~stecher m
çifte dürbün; ~weg m
patika , keçi yolu; ~zug m sefer
Felge (-n)
f ispit, jant
Fell (-e) n
post, kürk
Fels (o) , ~en (-) m kaya
felsig
kayalık, taşlık
feminin ,
Femininum (-na) n dişil
Fenchel (o)
m rezene
Fenster (-) n pencere ; vitrin; ~brett n pencere
temeli, ~glas n ~scheibe f pencere camı, ~platz m pencere
yeri
Ferien
tatil, izin; ~dorf tatil
köyü, ~wohnung f
tatil dairesi
Ferkel (-)
n domuz yavrusu
fern uzak
Fernbedienung
f uzaktan kumanda
Ferne f
Uzaklık; aus der ~ uzaktan
ferner
bundan başka, ayrıca
Fern/fahrer(in
f) m kamyon sürücüsü, ~gespräch n
şehirlerarası telefon konuşması; ~glas n dürbün
fernhalten
uzak tutmak ( von D –den) ; sich ~ sakınmak, kaçınmak ( von
D –den )
Fern/ licht
(o) n uzun huzmeli ışık; ~rohr n dürbün ,
teleskop; ~schnellzug
m şehirlerarası ekspres; ~schreiben n teleks
Fernseh/apparat
m tv, ~en n tv,
Fernsprech/-
telefon , ~amt n
telefon santralı; ~er m
telefon
Fern/studium
n açık öğretim; ~verkehr m şehirlerarası
ulaşım
Ferse (-n)
f topuk
fertig
bitmiş, hazır, tamam; ~bringen –i becermek
Fertig/gericht
n hazır yemek; ~haus n
prefabrike ev
fertig/machen
: sich ~
hazırlanmak; ~stellen
bitirmek
fesch
şık, zarif
Fessel (-n)
f zincir
fesseln
zincirlemek, büyümek
fest
sağlam, sabit; katı
Fest (-e) n
bayram, şenlik; festival
festbinden
sıkıca bağlamak
Festessen n
şölen
festhalten
tutmak, alıkoymak, sich ~ tutunmak (an D –e)
festigen
kuvvetlendirmek
Festland n
kara
festlich
törenli, bayrama uygun
Festnahme f
tevkif, tutuklama
fest/nehmen
tutuklamak, ~setzen
tespit etmek, kararlaştırmak, ~stellen tespit
etmek, tahkik etmek
Festtag m bayram günü
Festung f
kale, hisar
fett
yağlı, şişman
Fett (-e) n
yağ; ~fleck m
yağ lekesi
fettig
yağlı
Fetzen (-)
m paçavra
feucht
nemli, rutubetli; ~werden
nemlenmek
Feuchtigkeit
(o) f nem, rutubet
Feuer (-) n
ateş, yangın
feuer/fest
ateşe dayanıklı; ~gefährlich tutuşur
Feuer/löscher
m söndürücü; ~melder m
yangın ihbar aygıtı
feuern
ateş etmek, görevinden çıkarmak
Feuer/stein
m çakmak taşı; ~wehr (en) f itfaiye ; ~werk (o) n
fişek şenliği; ~zeug n çakmak
Fichte (-n)
f çam
Fieber (o)
n ateş, nöbet
fieber
/haft hararetli, ~senkend
ateş düşürücü
Fieberthermometer
n termometre, derece
fiel fallen
Figur (-en)
f heykel, şekil, vücut, taş
figürlich
mecazi
Filet (-s)
n bonfile
Fillate
(-n) f şube
Film (-e) m
film
filmen
filme almak, film çekmek
Filmkamera
f film makinesi
Filter (-)
m filtre , süzgeç; ~kaffee m
filtre kahve; ~zigarette f
f.sigara
Filz (-e) m
keçe
Finanzamt n
maliye müdürü
finanz/iell
mali, parasal; ~ieren
finanse etmek
finden A
bulmak, -e rast gelmek
Finder (-)
m, -in f bulan
findig
hünerli, yaratıcı
fing fangen
Finger (-)
m parmak, ~abdruck
(-e) m parmak izi; ~hut m
yüksük; ~nagel m el
tırnağı, ~spitze f parmak ucu
Fink (-en)
m ispinoz
Finn/e (-n)
m, -in f Finlandiyalı
finnisch
Fin, Fince
Finnland n
Finlandiya
finster
karanlık
Firma
(-men) firma
Firnis
(-sse) m vernik
Fisch (-e)
m balık
fischen
balık tutmak
Fischer (-)
m balıkçı, ~boot n
balıkçı teknesi
Fischrestaurant
n balık lokantası
Fistel (-n)
f fistül
fit
sağlıklı, formunda
Fitness
vücut sağlığı geliştirme
fix sabit
,tez, çabuk
flach düz,
yassı, alçak, sığ
Fläche (-n)
f yüzey, alan
flackern
titreyerek yanmak
Flagge (-n)
f bayrak, bandıra
Flamme (-n)
f alev
Flanell
(-e) m fanila
Flanke (-n
) f yan
Flasche
(-n) f şişe, ~öffner m
şişe açacağı, ~npfand n şişe parası,
flattern
uçuşmak, rüzgarda dalgalanmak
flechten
örmek
Fleck (-en)
m leke, yer, ~entfernungsmittel
n leke giderici ilaç
fleckig
lekeli
Fledermaus
f yarasa
Flegel (-)
m terbiyesiz
flehen
yalvarmak
Fleisch (o)
n et, ~brühe f et
suyu, ~er (-) m
kasap; ~erei f
kasap dükkanı
Fleiss (o)
m gayret
fleissig
çalışkan
flexibel
bükülür, esnek
flicken
yamamak
Flieder (o)
m leylak
Fliege f
sinek, papyon
fliegen
uçmak, uçakla gitmek
Flieger (-)
m havacı, pilot, uçak, ~alarm m uçak alarmı, ~horst m askeri hava
alanı
fliehen
kaçmak
Fliese (-n)
f fayans
Fliessband
n akarbant
fliessen
akmak, ~d akar,
akıcı, su gibi
flimmern
parıldamak
flink
çevik, tez
Flinte (-n)
f tüfek, filinta
Flipper (-)
m oyun otomatı, tilt
flirten
flört etmek
Flitterwochen
balayı
flocht
flechten
Flocke (-n)
f iri tane
flog
fliegen
floh
fliehen
Floh ( ¨e)
m pire; ~markt m bit
pazarı
Floss ( ¨e)
n sal
floss
fliessen
Flosse (-n)
f yüzgeç
Flöte (-n)
f flüt
flott tez,
şık, eğlence seven
Flotte (-n)
f donanma, filo
Fluch (¨e)
m lanet, küfür
fluchen
küfretmek, sövmek
Flucht
(-en) f kaçma, firar
flüchten
kaçmak
flüchtig
kaçak
Flüchtigkeitsfehler
m dikkatsizlik yanlışı
Flüchtling
(-e) m kaçak, sığınan
Flug ( ¨e)
m uçuş
Flügel (-)
m kanat, kuyruklu piyano
Flug/gast m
uçak yolcusu; ~gesellschaft
f hava yolu şirketi
Flughafen m
havaalanı; ~gebühr f
havaalanı işletme vergisi
Flug/kapitän
m kaptan pilot, ~lotse m
uçak klavuzu; ~plan m
uçuş tarifesi; ~platz m
Flughafen ; ~schein m
uçak bileti, ~schreiber m
kara kutu, ~steig m
uçağa biniş kapısı; ~zeit f uçuş
süresi
Flugzeug n
uçak, ~absturz m
uçak düşmesi, ~entführer m
hava korsanı, ~führer m
pilot, ~träger m
uçak gemisi
Flur (-e) m
koridor
Fluss
(-sse) m ırmak, nehir; ~bett n nehir yatağı
flüssig
sıvı, akıcı
Flüssigkeit
(-en) f su, sıvı
flüstern
fısıldamak
Flut (-en)
f kabarma, sel, bolluk
focht
fechten
Fohlen (-)
n tay
Föhn (-e) m
lodos
Folge f
sıra, devam, sonuç, zur ~ haben sonuçlanmak (A ile)
folgen D –i
izlemek, takip etmek; -in arkasından gitmek, -e itaat etmek, anlaşılmak
( aus D –den)
folgend
ertesi, şu; ~ermassen
şöyle, şu şekilde
folgenschwer
ağır, tehlikeli
folgern
çıkarmak (aus D –den)
folg/lich
buna göre; demek ki; ~sam itaatli
Folie (-n)
f folye, ince yaprak
Folkloreabend
m folklor gecesi
Folter (-n)
işkence
foltern A
–e işkence etmek
förder/lich
D yararlı, ~n
ilerletmek, teşvik etmek, çıkarmak
fordern
istemek, talep etmek
Forderung f
istek, talep , alacak
Forelle
(-n) f alabalık
Form (-en)
f şekil, biçim, kalıp; ~alitäten f gerekli işlemler; ~at (-e) n büyüklük,
boy; ~el (-n)
formül
form/ell
resmi; ~en
teşkil etmek, biçimlendirmek
förmlich
resmi, teklifli
Formular n
formül(er)
forsch
cüretli
forschen
araştırmak (nach D –i)
Forsch/er
(-) m , -erin f, araştırıcı, ~ung f
araştırma
Forst (-e,
-en) m koru, orman
Förster (-)
m, -in f, ormancı
fort
kaybolmuş, gitmiş; ~bestehen kalımlı olmak
Fortdauer f
devam
fort/fahren
ayrılıp gitmek, devam etmek (zu inf. –meğe); ~geschritten
ilerlemiş, ~laufend
devamlı, sürekli
Fort/pflanzung
f üreme, ~schritt m
ilerleme
fort/schrittlich
ilerici; ~setzen A –e
devam etmek; ~während hiç
durmadan
Forum
(-ren) n forum, toplantı
Foto (-s) n
fotoğraf ; ~apparat m
foto makinesi
Fotograf
(-en) m fotoğrafçı; ~ie (-n) f fotoğraf
fotografieren
A –in fotoğrafını çekmek
Foto/
grafin f fotoğrafçı; ~ kopie f fotokopi
Fracht
(-en) f yük, kargo; ~er (-) m ,
schiff n şilep, yük gemisi
Frack ( ¨e)
m frak
Frage (-n)
f soru, sual, mesele, sorun; ~bogen m soru kağıdı
fragen
sormak (j-n nach D b-e b.ş.-i)
Fragezeichen
n soru işareti
frag/lich
konusu geçen, şüpheli; ~würdig şüpheli
Fraktion f
parti grubu
Franken n
Frankonya
frankieren
pullamak
Frankreich
n Fransa
Franse (-n)
f saçak
Franz/ose
(-n) m, ~ösin f
Fransız
französisch
Fransız, Fransızca
frass
fressen
Frass (o) m
yem, çürüme
Fratze (-n)
f çirkin yüz
Frau (-en)
f kadın, bayan, karı, eş; ~enarzt m kadın
doktoru; ~enzeitschrifft
f kadın dergisi
Fräulein
(-,-s) n evlenmemiş bayan, kız, küçükhanım
frech
küstah,
Frechheit
(-en) f küstahlık; edepsizlik
frei
serbest, hür, açık,, boş, parasız; im Freien açık havada
Freibad n
açıkta yüzme havuzu
frei/geben
salıvermek, serbest bırakmak; ~gebig cömert
Frei/gepäck
n serbest bagaj; ~hafen m
serbest liman
freihalten
A ayırtmak (für A –e) , boş tutmak
Frei/heit f
özgürlük, hürriyet , ~karte f
ücretsiz bilet
frei/lassen
serbest bırakmak, salıvermek; ~lich elbette,
şüphesiz, ama
Freilichtbühne
f açık hava tiyatrosu
frei/machen
açmak,, pullamak; ~mütig
açık sözlü; ~sprechen
beraat ettirmek (von D –den) ; ~stehen D serbest olmak
Frei/stilringen
n serbest güreş; ~stoss m frikik
Freitag m
Cuma
freiwillig
gönüllü
Freizeit f
boş zaman
fremd
yabancı; ~artig garip
Fremde f
gurbet; ~r
yabancı
Fremden/führer(in)
m turist rehberi; ~verkehr m
turizm
Fremdsprache
f yabancı dil, ~wort n
yabancı kelime
Frequenz
(-en) f sıklık, frekans
fressen
oburca yemek, yutmak
Freude (-n)
f sevinç, neşe, eğlence
freudig
sevindirici
freuen
sevindirmek; sich ~ sevinmek
(auf A –e) ; memnun olmak (über A –den)
Freund (-e)
m arkadaş, dost; ~in f
kız arkadaş
freundlich
samimi, dostça
Freund/lichkeit
f samimiyet , iyilik; ~schaft f
dostluk
freundschaftlich
dostça, arkadaşça
Frieden (-)
m sulh , barış, huzur, rahatlık, ~svertrag m
barış antlaşması
Friedhof m
mezarlık
fried/lich
, ~liebend
barışçı
frieren
donmak, üşümek
Frikadelle
f köfte
frisch taze
, serin, yeni
Frischhaltebeutel
m plastik torba
Fris/eur
(-e) m berber, kuaför; ~euse (-n) f
kadın berber
frisieren
tarayıp, düzeltmek
Frist (-en)
f mühlet, süre, vade
fristlos
derhal, süresiz
Frisur
(-en) saç biçimi
froh
neşeli, memnun
fröhlich
şen, neşeli
fromm dindar,
sofu
Frömmigkeit
f dindarlık
Fronleichnam
m Katoliklerde İsa nın cesedinin anıldığı yortu
Front (-en)
f cephe; ~scheibe f
ön cam
fror
frieren
Frosch (
¨e) m kurbağa
frösteln
soğuktan titremek
Frostschutzmittel
n antifriz,
Frucht (¨e)
f meyve, yemiş, ürün, verim
fruchtbar
verimli
Fruchtsaft
m meyve suyu
früh erken,
vakitsiz; morgen ~yarın
sabah , ~er daha
erken; evvelce, eskiden; ~estens en erken
Früh/ jahr
n , ~ling m
ilkbahar ; ~stück n
kahvaltı
frühstücken
kahvaltı etmek
Frühstücks/büfett
n kahvaltı büfesi; ~raum m kahvaltı salonu
frustriert
küskün, ~ sein hayal
kırıklığına uğramak
Fuchs ( ¨e)
m tilki
Fuge (-n) f
kara, yarık, füg
fğgen
: sich ~ D uymak
fühlen
duymak, hissetmek , sich (nicht) wohl ~kendini iyi
hissetmmk
Fühler m
duyarga, anten
fuhr fahren
führen
götürmek (nach , zu D –e); (her~) getirmek, yönetmek, -e yol
göstermek, taşımak
Führer m
–in f kılavuz, lider; ~schein m ehliyet
Führung f
önderlik, gezdirme
Fülle (o) f
bolluk
füllen
doldurmak
Füll/er (-)
, ~federhalter
m dolmakalem; ~ung f
dol(dur)ma , dolgu
Fund (-e) m
buluş; bulunan şey
Fundament
(-e) n temel, esas
fundamental
esaslı, temelli
Fund/büro n
kayıp eşya bürosu; ~grube f zengin kaynak; ~sache f bulunan
eşya
fünf
beş, ~zehn on
beş; ~zig elli
Funk (o) m
telsiz; ~e (-n) m
kıvılcım
funk/eln
pırıldamak, ~en telsizle
bildirmek
Funk/er m
telsizci; ~haus n
radyo evi; ~spruch m
telsiz telgraf
Funktion f
görev, işlev, fonksiyon
funktionieren
işlemek
für A için
N –e; -e göre; yerine N
Furche (-n)
f evrak, yarık
Furcht (o)
f korku
furchtbar
korkunç, feci
fürchten A,
sich ~ vor D –den
korkmak
furcht/los
korkusuz; ~sam korkak
Für/sorge f
bakım; yardım; ~sprache f aracılık
Fürst (-en)
m prens, ~in f
prenses
Furt (-en)
f geçit yeri
Furunkel
(-) m kan çıbanı
Fuss ( ¨e)
m ayak; zu ~ yayan
Fussball m
futbol, ~er m
futbolcu; ~spiel n
futbol maçı
Fussboden m
döşeme, taban
Fussgänger
(-) m , -in f yaya, ~überweg m
yaya geçidi; ~zone f
yayalara ayrılmış bölge
Fuss/note f
dipnot ; ~sohle f
ayak tabanı; ~tritt m
tekme; ~weg m yaya
yolu
Futter (o)
n yem, astar
Futteral
(-e) n kutu, kılıf
füttern A
–e yem vermek, -e yemeğini yedirmek; -i astarlamak
Futur (o) n
gelecek zaman
G
gab geben
Gabe (-n) f
armağan, bağış
Gabel (-n)
f çatal
gackern
gıdaklamak
Gage (-n)
ücret
gähnen
esnemek
Galerie (-n)
f galeri
Galgen (-)
m darağacı
Galle (-n)
f safra, öt; ~nstein m
safra kesesi taşı
Galopp (-e,
-s) m dörtnal
galt gelten
Gang ( ¨e)
m yürüyüş, gidiş, koridor, kap, vites; ~schaltung f
şanjman
Ganove (-n)
m dolandırıcı
Gans ( ¨e)
f kaz
Gänse/blümchen
n çayır papatyası; ~flüsschen tırnaklar; ~haut f :e-e ~haut bekommen
tüyleri ürpermek; ~marsch m
turna katarı; ~rich (-e) m
erkek kaz
ganz tam,
sağlam, bütün; tamamıyla, oldukça
gänzlich
tamamıyla
gar
pişmiş, ~ nichts hiç
bir şey
Garage Garage
(-n) f garaj
Garantie
(-n) f garanti
garantieren
garanti vermek (für için)
Garbe (-n)
f demet
Garderobe
(-n) f vestiyer; elbiseler, giyim
Gardine
(-n) f tül perde
gären
mayalanmak
Garn (-e) n
iplik, tire
Garnele
(-n) f karides
Garnitur
(-en) f takım, garnitür
Garten ( ¨)
m bahçe
Gärtner (-)
n bahçıvan; ~ei f
bahçecilik; ~in f
bahçıvan
Gas (-e) n
gaz, havagazı; ~ geben gaza
basmak; ~flasche f
gaz tüpü, ~herd m
gazlı fırın; ~kocher m gaz ocağı; ~maske f gaz
maskesi; ~pedal n gaz
pedalı
Gasse (-n)
f sokak
Gast ( ¨ )
m misafir, konuk; davetli, müşteri; ~arbeiter(in) m
konuk işçi
gastfreundlich
konuksever, misafirperver
Gast/geber(in)
m ev sahibi; ~haus n, ~hof m lokanta;
otel; ~stätte f
lokanta; ~wirt m
lokantacı
Gatt/e (-n)
m koca, eş; ~in f
karı, eş; ~ung f cins,
tür
Gaul ( ¨e)
m beygir, at
Gaumen (-)
m damak
Gauner (-)
m , -in f dolandırıcı
Gaze (-n) f
ince tül, gaz
Gazelle
(-n) f ceylan
Gebäck (o)
n bisküvi, kek, çörek
gebacken
piş(ir)miş, kızarmış backen
gebar
gebären
Gebärde
(-n) f hareket, jest
gebären
doğurmak
Gebärmutter
f rahim, döl yatağı
Gebäude
(-n) n yapı, bina
geben DA
vermek; es gibt A vardır N
Gebet (-e)
n dua, namaz
gebeten
bitten
Gebiet (-e)
n bölge, arazi
gebieten DA
emretmek
Gebilde (-)
n şekil, oluşum
gebildet
kültürlü , aydın
Gebirge (-)
n sıra dağ
gebirgig
dağlık
Gebirgspass
m dağ geçidi
Gebiss
(-sse) n dişler dizisi, takma dişler, gem
ağızlığı
gebissen
beissen
Gebläse n
vantilatör, üfleç
geblieben
bleiben
gebogen
bükülmüş, biegen
geboren
doğmuş, doğumlu, gebären
geborgen
saklanmış, bergen
Gebot (-e)
n emir, buyruk
geboten
bieten
gebracht
bringen
gebrannt
brennen
gebraten
kızartılmış braten
Gebrauch (
¨e) m kullanılış, kullanma
gebrauchen
kullanmak
Gebrauchsanweisung
f kullanış tarzı, tarife
gebraucht
kullanılmış
Gebrauchtwagen
m ikinci el otomobil
gebrechlich
zayıf, sakat
gebrochen
kırılmış, brechen
Gebrüder
erkek kardeşler
Gebühr
(-en) f ücret, harç
gebührenpflichtig
ücrete tabi, paralı
gebunden
bağlanmış binden
Geburt
(-en) doğum, ~enregelung
f doğum kontrolü
gebürtig
doğumlu
Geburts/datum
n doğum tarihi; ~ort m
doğum yeri; ~tag
doğum günü
Gebüsch
(-e) n çalılık
gedacht
denken gedenken
Gedächtnis
(-sse) n hafıza, bellek, hatır
Gedanke
(-n) m düşünce, fikir
gedankenlos
düşüncesiz
Gedankenstrich
m uzun çizgi
Gedeck (-e)
n sofra takımı, mönü
gedeihen
büyümek
gedenken G
–i anmak, ~ zu –mek
niyetinde olmak
Gedicht
(-e) n şiir
gedieh , ~en gedeihen
Gedränge
(o) n kalabalık
gedroschen
dreschen
gedrungen
dringen kısa boylu
Geduld (o)
f sabır
geduld/en :
sich ~en
sabretmek; ~ig
sabırlı
gedünstet
hafif ateşte pişmiş
gedurft
dürfen
geehrt :
sehr ~e(r)
sayın
geeignet
uygun, yararlı (für A –e)
Gefahr
(-en) f tehlike
gefährden
tehlikeye sokmak
gefährlich
tehlikeli
gefahrlos
tehlikesiz
Gefährte
(-n) m arkadaş
Gefälle (-)
n meyil, iniş
gefallen D
–in hoşuna gitmek fallen
Gefallen m:
j-m e-n ~tun –e
iyilik yapmak
gefällig
hatır sayan
gefangen
yakalanmış, tutuklu fangen
Gefangene(r)
esir
gefangennehmen
esir almak
Gefangenschaft
(o) f esirlik
Gefängnis
(-sse) n cezaevi
Gefäss (-e)
n kap, damar
gefasst
sakin, hazır; (~ sein auf A
–e ) hazırlıklı olmak
Gefecht
(-e) n çarpışma
Gefieder
(-) n tüyler
gefleckt
benekli, alaca
geflochten
flechten
geflogen
fliegen
geflohen
fliehen
geflossen
fliessen
Geflügel
(o) n kümes hayvanları
gefochten
fechten
Gefolge (-)
n maiyet
gefragt
aranan
gefrässig
obur , pisboğaz
Gefreite(r) onbaşı
gefrieren
donmak
Gefrier/fach
n dondurucu göz, ~punkt m
donma noktası
gefroren
donmuş frieren
gefügig
uysal
Gefühl (-e)
n duygu, his
gefühl/los
duygusuz , ~voll
duygulu, duygusal
gefüllt
.... dolması
gefunden
finden
gegangen
gehen
gegeben
verilmiş, ~enfalls
icabında
gegen A –e
karşı, -e doğru; -in karşılığında ,
aşağı yukarı, takriben; ~ fünf beş
sularında, beşe doğru
Gegend
(-en) f yöre, semt, bölge
gegeneinander
birbirine karşı
Gegen/fahrbahn
f karşı şerit, geliş yönü; ~gewicht n denk, ~gift n panzehir, ~leistung f
karşılık, ~massnahme f karşı tedbir; ~satz m zıt,
ters
gegen/sätzlich
karşıtlı, tezatlı; ~seitig
karşılıklı, sich ~ birbirine
Gegen/stand
m şey, konu; ~strömung f
anafor; ~stück n
karşılık, ~teil n zıt, ters; im ~ tersine , bilakis
gegenüber D
–in karşısında; -in karşısı; -e göre; ~liegend
karşıdaki; ~stellen DA
karşılaştırmak
Gegen/verkehr
m karşı yöndeki trafik; ~wart (o) f huzur , şimdiki
zaman
gegenwärtig
şimdiki, halen, şimdi
Gegen/wert
m bedel, karşılık; ~wind m karşı rüzgar
gegessen
essen
gegliechen
gleichen
geglitten
gleiten
geglommen
glimmen
Gegner (-)
m , -in f gegnerisch rakip
Gegnerschaft
(o) f düşmanlık
gegolten
gelten
gegoren
mayalanmış; gären
gegossen
giessen
gegraben
graben
gegreifen
greifen
gegrillt
ızgarada
Gehalt (
¨er) n maaş, aylık; (-e) m içerik, kapsam
gehangen
hängen
gehässig
kinci, garazcı
Gehäuse (-)
n kılıf, kutu
geheim
gizli
Geheim/dienst
m istihbarat; ~haltung f
gizli tutma, ~nis (-sse)
n sır
geheimnisvoll
esrarengiz
Geheim/nummer,
~zahl f
gizli numara , kod
gehen
gitmek, yürümek; es geht olur, wie geht es Ihnen? nasılsınız? es
geht mir gut iyiyim, es geht um A N söz konusudur
gehenlassen
bırakmak, sich ~ kendini
zaptetmemek
geheuer
emin, tekin
Gehilf/e
(-n) m, ~in f yardımcı
Gehirn (-e)
n beyin, akıl; ~erschütterung
f beyin sarsıntısı; ~schlag m beyin sektesi
gehoben
yüksek, heben
Gehöft (-e)
n çiftlik
geholfen
helfen
Gehör (o) n
işitim
gehorchen D
itaat etmek
gehören D
(zu D) –e ait olmak, -e dahil olmak; sich ~ uygun olmak
gehörig
iyice
gehorsam
itaatli, uysal
Gehorsam
(o) m itaat
Geh/steig m
kaldırım; ~weg m yaya
yolu
Geier (-) m
akraba
Geige (-n)
f keman; ~r (-) m ,
-rin f kemancı
geil
azgın, şehvetli
Geisel (-n)
f rehine
Geiss (-en)
f dişi keçi
Geist m
ruh, akıl , (-er) görüntü, hortlak
Geister/bahn
f korku tüneli, ~fahrer (in)
m ters yönden gelen sürücü
Geistes/gegenwart
f soğukkanlılık; ~haltung f zihniyet
geistig
manevi, zihinsel
geistlich
dini, ruhani
Geistlicher
papaz
geist/los
akılsız, boş; ~reich nükteli, akıllı
Geiz (o) m
cimrilik; ~hals m
cimri
geizig
hasis, cimri
gekannt
kennen
geklungen
klingen
gekniffen
kneifen
gekränkt : ~ sein gücenmek
(über A –e)
gekrochen
kriechen
gekünstelt
yapmacık
Gel n jöle
Gelächter
/o) n gülme, kahkaha
geladen
doldurulmuş, dolu laden
Gelage (-)
n içki alemi
Gelände (o)
n arazi
Geländer
(-) n parmaklık, tırabzan
Geländewagen
m arazi taşıtı
gelang
gelingen
gelangen
varmak, erişmek, (zu , nach D –e)
gelassen
lassen sakin , soğukkanlı
Gelatine
(o) f jelatin
geläufig
bilinen
gelaunt : gut
~ keyifli,
schlecht ~ keyifsiz
gelb
sarı
Gelbsucht
(o) f sarılık
Geld (-er)
n para; ~automat m
para otomatı; ~beutel m, ~börse f para
çantası; ~schein m
banknot ; ~schrank m
para kasası; ~strafe f
para cezası; ~stück n
madeni para, ~wechsel m
para bozdurma
Gelee (-s)
n jöle, reçel,
gelegen liegen bulunan; uygun, yerinde; das kommt mir
sehr ~ işime
gelir
Gelegenheit
(-en) f fırsat, şans
gelegentlich
kimizaman
gelehrig
çabuk öğrenen, akıllı
Gelehrte(r)
bilgin
Geleit (-e)
n refakat
Gelenk (-e)
n eklem, mafsal
gelenkig
kolay bükülen, esnek
gelernt
kalifiye
gelesen
lesen
Geliebte f
metres, sevgili; ~r m
aşık, sevgili
geliehen
leihen
gelingen D
başarmak (zu inf. -meyi)
gelitten
leiden
gellend
keskin, acı (ses)
geloben A
–e ahdetmek, -i vadetmek
gelogen
lügen
gelten
geçerli olmak, geçmek, sayılmak (als N, für A olarak); ~d machen ileri
sürmek
Geltung f
geçerlik; itibar
Gelübde (-)
n adak
gelungen
başarmış gelingen
gemächlich
yavaş, rahat
Gemahl (o)
m koca , zevç
gemahlen
övütülmüş, çekilmiş, mahlen
Gemahlin f zevce
Gemälde (-)
n tablo, resim
gemäss D
göre, uygun
gemässigt
ölçülü
gemein
bayağı, genel
Gemeinde
(-n) f cemaat, muhtarlık
Gemeinheit
f alçaklık
gemein/nützig kamuya yararlı; ~sam ortaklaşa,
birlikte (mit)
Gemeinschaft
(-en) f topluluk, birlik
gemeinschaftlich
birlikte
gemessen
messen ölçülü
gemieden
meiden
Gemisch
(-e) n karışım
gemischt
karma, karışık; ~er Salat karışık
salata
gemocht
mögen
gemolken
melken
Gemse (-n)
f dağ keçisi
Gemurmel
(o) n mırıltı
Gemüse(-) n
sabze; ~händler(in
f) m manav, sebzeci, ~suppe f
sebze çorbası
gemustert
desenli
Gemüt (-er)
n ruh, tabiat, his
gemütlich
hoş, rahat
genannt
nennen
genas
genesen
genau tam,
doğru; ~genommen
doğrusu
Genauigkeit
f doğruluk, özen
genauso
tam, öyle
genehmigen
A onaylamak; -e ruhsat vermek
Genehmigung
f izin, ruhsat
General
(-e, ) m korgeneral, ~direktor m
genel müdür, ~konsulat n
başkonsolosluk; ~streik m
genel grev
Generation
f nesil, kuşak
generell
genel
genesen
şifa bulmak, iyileşmek, iyileşmiş
Genesung f
iyileşme, şifa
Genf n
Cenevre
genial yaratıcı,
dahice
Genick (-e)
n ense
Genie (-s)
n dahi, deha
genieren :
sich ~ utanmak,
sıkılmak (vor D –den)
geniess/bar
yenilebilir, içilebilir; ~en A –in tadını
çıkarmak; -den faydalanmak
Genitiv m
ismin –in hali; tamlayan durumu
genommen
nehmen
genoss
geniessen
Genosse
(-n) m yoldaş, ortak
genossen
geniessen
Genossenschaft
f kooperatif
genug kafi,
yeter
genügen D
kafi gelmek, yetmek; ~d kafi,
yeter
Genungtuung
f tarziye
Genuss(-sse)
m lezzet , zevk
geöffnet
açık
Geographie
(o) f coğrafya
geographisch
coğrafi
Geo/logie
(o) f jeoloji, ~metrie (-n)
f geometri
Gepäck (o)
n bagaj, eşya; ~abfertigung
f bagaj gişesi; ~aufbewahrung
f emanetçi; ~netz n
bagaj filesi; ~schliessfach
n bagaj kilitleme yeri; ~träger m hamal; bagaj sepeti; ~wagen m yük vagonu
gepfiffen
pfeifen
gepriesen
preisen
gerade
doğru, dik, demin, çift, tam
Gerade (-n)
f doğru çizgi
gerade/aus
doğru, ileri, ~stehen
sorumlu olmak (für A –den); ~wegs doğrudan doğruya
gerann
gerinnen
gerannt
rennen
Gerät (-e)
n cihaz, alet
geraten
raten ; olmak; düşmek (in A –e); ausser sich ~ kendini kaybetmek
( vor D –den)
Geratewohl
n aufs ~
gelişigüzel
geräumig
geniş, açık
Geräusch
(-e) n ses, gürültü
gerben
tabaklamak, sepilemek
Gerber (-)
m tabak
gerecht
adadetli; haklı
Gerechtigkeit
(o) f adalet, insaf
Gerede (o)
n dedikodu, söylenti
Gericht
(-e) n yemek, mahkeme
gerichtlich
adli
Gerichts/beschluss
m mahkeme kararı; ~verfahren n
muhakeme , yargılama; ~verhandlung f duruşma, ~vollzieher m icra
memuru
gerieben
reiben
gering az ,
önemsiz, ufak;~ fügig
önemsiz; ~schätzen
küçümsemek
gerinnen
pıhtılaşmak
Gerippe (-)
n iskelet
gerissen
reissen kurnaz
geritten
reiten
Germane
(-n) m, germanisch Cermen
gern
memnuniyetle, seve seve, hay hay; ~haben sevmek, beğenmek; ~ geschehen ! bir
şey değil!
gerochen
riechen
geronnen rinnen,
gerinnen
geröstet
kızartılmış, kavrulmuş
Gerste (-n)
f arpa; ~nkorn n
arpacık
Geruch ( ¨e
) m koku
Gerücht
(-e) n söylenti
gerufen
rufen
Gerümpel
(o) n kırık dökük eşya
gerungen
ringen
Gerüst (-e)
n iskelet; iskele
gesalzen
tuzlu
gesamt
bütün, tüm
Gesamt/heit
(-en) f bütünlük; ~zahl f
toplam
gesandt
senden
Gesandt/e(r)
elçi; ~schaft
(-en) f elçilik
Gesang( ¨e)
şarkı, ötüş
Gesäss (-e)
n makat, kıç
geschaffen
yaratılmış schaffen
Geschäft
(-e) n dükkan, mağaza; firma, kazanç; ~e işler
geschäft/ig
çalışkan, faal; ~lich ticari
Geschäfts/führer(in)
m yetkili müdür; ~haus n
ticarethane, han; ~mann
(-leute) m işadamı, tüccar; ~ordnung f tüzük; ~reise f iş
gezisi; ~schluss m
kapanış saati; ~stelle f büro; şube; ~zeiten mesai
saatleri
geschah
geschehen
geschehen
olmak, olmuş
Geschehen
(-) n olay
gescheit
akıllı, zeki
Geschenk
(-e) n hediye
Geschichte
f (o) tarih, (-en) hikaye
geschichtlich
tarihi, tarihsel
Geschick
n(-e) kader, talih, (o) yetenek; ~lichkeit f beceriklilik
geschickt
becerikli
geschieden
scheiden boşanmış
geschienen
scheinen
Geschirr
(-e) n kap kacak; mutfak takımı , bulaşık
ge/schissen
scheissen; ~schlafen schlafen; ~schlagen schlagen
Geschlecht
(-er) n cins, soy
geschlechtlich
cinsel, cinsi
Geschlechts/krankheit
f zührevi hastalık; ~verkehr m cinsel ilişki
ge/schlichen
schleichen ; ~schliffen
schleifen; ~schlossen
kapalı, schliessen ; ~schlungen schlingen
Geschmack (
¨er ) m tat, lezzet
geschmack/los
tatsız, zevksiz; ~voll zarif
geschmeidig
yumuşak
ge/schmissen
schmeissen; ~schmolzen
schmelzen; ~schnitten
schneiden; ~schoben
schieben ; ~scholten
schelten
Geschöpf
(-e) n yaratık
geschoren
scheren
Geschoss
(-sse) n mermi, kurşun, kat
geschossen
schiessen
Geschrei
(o) n çığlık, feryat
geschrieben
schreiben; ~schrie(e)n
schreien; ~schritten
schreiten
Geschütz
(-e) n top
Gschwader
(-) n hava alayı; filo
Geschwätz
(o) n çene çalma
geschweige
: ~ denn
şöyle dursun
geschwiegen
schweigen
Geschwindigkeit
(-en) f sürat, hız; ~sbeschränkung f hız tahdidi
Geschwister
kardeşler
ge/schwollen
şişmiş, schwellen , ~schwommen
schwimmen; ~schworen
schwören
Geschworene(r)
jüri üyesi
Geschwulst
( ¨e) f ur, tümör
geschwunden
azalmış
geschwungen
schwingen
Geschwür
(-e) n çıban
gesehen
sehen
Geselle
(-n) m arkadaş, kalfa
Gesellschaft
(-en) toplum, kurum, ortaklık, şirket; ~leisten
arkadaşlık etmek; ~er m, ~erin f ortak
gesellschaftlich
toplumsal
Gesellschaftreise
f grup seyahati
gesessen
sitzen
Gesetz (-e)
n kanun, yasa; ~gebung f
yasama yetkisi,
gesetz/lich
kanuni, meşru, yasal, ~widrig kanuna aykırı
Gesicht
(-er) n yüz, görünüş; ~spunkt m bakım
Gesindel
(o) n ayaktakımı
Gesinnung f
düşünüş tarzı
Gesöff (o)
n bulaşık suyu
gesoffen
saufen
gesogen
saugen
gesondert
ayrı , özel
gesonnen
niyetinde
gesotten
sieden
gespannt
gergin, meraklı
Gespenst
(-er) n hayalet, hortlak
gesponnen
spinnen
Gespräch
(-e) n konuşma, görüşme
ge/sprochen
sprechen; ~sprossen
spriessen ; ~sprungen
springen
Gestalt
(-en) f şekil, boy, şahıs
gestalten
biçimlendirmek; geliştirmek
gestanden
stehen; gestehen yetişkin
Geständnis
(-sse) n itiraf
Gestank (o)
m pis koku
gestatten
DA müsaade etmek
gestehen
itiraf etmek
Gestell
(-e) n ayaklık, sehpa; çerçeve
gestern dün
; ~abend dün
akşam; ~früh dün
sabah
gestiegen
steigen
Gestirn
(-e) n takımyıldız
ge/stochen
stechen; ~stohlen
stehlen; ~storben
sterben; ~stossen
stossen
gestreift
çizgili
gestriechen
streichen; frisch ~ ! dikkat
boyalı
gestrig
dünkü
gestritten
streiten
Gestrüpp
(o) n çalılık
gestunken
stinken
Gesuch (-e)
n dilekçe
gesund
sıhhatli, sağlıklı; iyi
Gesundheit
(o) f sağlık, çok yaşa
gesundheit/lich
sağlık bakımından ; ~sschädlich
sağlığa zararlı
ge/sungen
singen ; ~sunken
sinken; ~tan tun; ~tragen tragen
Getränk
(-e) n içecek, içki; ~eautomat m
içecek otomatı; ~ekarte f
içecekler listesi
Getride (o)
n hububat, tahıl
getrennt
ayrı
getreten
treten
Getriebe
(-) n mekanizma; şanjman; ~öl n dişli yağı
getrieben
treiben
getrocknet
kurutulmuş
ge/troffen
treffen ; ~trogen trügen; ~trunken trinken
Getümmel
(o) n kalabalık
Gewächs
(-e) n bitki; ~haus n sera
gewachsen
wachsen
Gewähr (o)
f garanti, teminat
gewähr/en
DA vermek, bağışlamak; ~leisten garanti
etmek
Gewalt
(-en) f kuvvet, şiddet
gewalt/ ig
kocaman , şiddetli; ~los zor kullanmayarak; ~sam zorlu, zorla; ~tätig zorba
gewandt
wenden becerikli
gewann
gewinnen
gewaschen
waschen
Gewässer
(o) n su
Gewebe (-)
n dokuma; doku
Gewehr (-e)
n tüfek; ~kolben m
dipçik
Geweih (-e)
n boynuz
Gewerbe (-)
n meslek, sanat; endüstri; ~schein m sanat tezkeresi; ~steuer f sanayi
vergisi
gewerblich
mesleki, sınai
Gewerkschaft
(-en) f sendika; ~ler (-) m
sendikacı
gewerkschaftlich
sendikal
gewesen
sein
gewichen
weichen
Gewicht
(-e) n ağırlık; ~heber m halterci
gewieft
pişkin
gewiesen
weisen
gewillt
istekli, niyetli
Gewimmel
(o) n kalabalık
Gewinde (-)
n yiv
Gewinn (-e)
m kazanç, kar, çıkar; ikramiye
gewinnen
kazanmak
Gewinner (-)
m, ~in f
kazanan , talihli
gewiss
belli, şüphesiz, elbette; ein(e) gewisse(r) diye bir
Gewissen
(-) n vicdan
gewissen/haft
özenli; ~los
vicdansız, insafsız
gewissermassen
adeta
Gewissheit
(-en) f kesin bilgi
Gewitter
(-) n fırtına
gewoben
weben
gewogen wiegen
D hoş davranan
gewöhnen
alıştırmak (an A –e ) ; sich ~ alışmak
(an A –e)
Gewohnheit
(-en) f alışkanlık
gewöhn/lich
günlük,adi; bayağı, genellikle; ~t
alışkın (an A –e)
Gewölbe (-)
n tonoz
ge/wonnen
gewinnen; ~worben
werben; ~worden
werden; ~worfen werfen;
~wrungen
wringen
Gewühl (o)
n kalabalık
gewunden
winden
Gewürz (-e)
n bahar –at; ~gurke f
kornişon; ~nelke f
kuru karanfil
gewusst
wissen
Gezeiten
gelgit
geziert
yapmacık
gezogen
ziehen
gezwungen
zwingen
Gicht (o) f
nıkris, gut
Giebel (-)
m çatı tepesi
Gier (o) f
hırs
gierig
açgözlü
giessen
dökmek, sulamak; es giesst bardaktan boşanırcasına
yağıyor
Giesskanne
f ibrik
Gift (-e) n
zehir
giftig
zehirli
Gigant
(-en) m dev
Gin m cin
ging gehen
Gipfel (-)
m zirve, doruk
Gips (-e) m
alçı; ~verband m
alçı sargı
Giraffe
(-n) f zürafa
Girlande
(-n) f süs balığı
Girokonto n
cari hesap
Gitarre
(-n) f gitar, kitara
Gitter (-)
n parmaklık, kafes, örgü
Glanz (o) m
parlaklık
glänzen
parlamak
Glas( ¨er)
n cam,bardak; ~er (-) m
camcı; ~ur (-en) f
sır, mine
glatt düz , kaygan
Glatteis (o) n donmuş kırağı
glätten düzlemek
Glatze (-n) f başın saçsız yeri, kel
Glaube (o) m inanç, iman
glaub/en A –e inanmak; -i zannetmek; ~haft
inanılır
Gläubig/e(r) mümin; ~er (-) m, -erin f
alacaklı
glaubwürdig inanılır
gleich eşit, aynı, hemen; bis ~ ! sonra
görüşürüz
gleich/altrig
yaşıt, ~artig
aynı cinsten; ~berechtigt
eşit haklara sahip;
~en D
benzemek; ~falls keza,
bilmukabele
Gleichgewicht n denge
gleichgültig ilgisiz, kayıtsız
Gleichheit (o) f eşitlik
gleichmässig düzenli, eşit ölçüde
Gleich/strom (o) m doğru akım; ~ung f denklem
gleichzeitig aynı zamanda
Gleis ( -e) n ray, yol
gleiten kaymak
Gletscher (o) m buzul
glich gleichen
Glied n organ, kısım, halka
gliedern bölmek, ayırmak
glimmen kor halinde yanmak
glimpflich : ~ davonkommen ucuz
kurtulmak
glitschig kaygan
glitt gleiten
glitzern pırıldamak
Globus (-ben) m küre
Glocke (-n) f çan, çıngırak, zil; ~nturm m çan kulesi
glomm glimmen
glotzen dik bakmak
Glück (o) n
şanslı, bahtlı, mutluluk; ~haben
şanslı olmak (bei, mit, in D –de) ; viel ~! bol şanslar,
uğurlar olsun
glücken D başarmak
glücklich
bahtiyar, talihli; kutlu; ~erweise hamdolsun ki, şans
eseri
Glücksspiel n kumar
Glückwunsch
m tebrik; herzlichen ~ ! tebrik
ederim! (zu D –iniz) kutlu olsun
Glühbirne f ampul
glühen kızgın olmak, yanmak, ~d kızgın,
ateşli
Glühwürmchen
n ateşböceği
Glut (o) f
kızgınlık; kor
GmbH f (=
Gesellschaft mit beschränkter Haftung) limitet ort
Gnade (-n)
f aman ; ~ngesuch n
af dilekçesi
gnädig
lütufkar; merhametli
Gold (o) n
altın
golden altından
yapılmış
Gold/fisch
m kırmızı balık; ~schmied m kuyumcu
Golf (-e) m
körfez
Golf (o) n
golf oyunu; ~platz m
golf alanı
gönnen DA
çok görmek; nicht ~kıskanmak
(DA b-in s-ini)
gor gären
goss
giessen
Gott m
Allah,Tanrı ~ sei Dank !
çok şükür! ; ~esdienst m
ayin
Göttin f
tanrıça
göttlich
ilahi
gottlos
dinsiz
Götze (-n)
m , ~bild n put
Grab (¨er)
n kabir, mezar
graben
kazmak
Grab/en (
¨) m hendek; ~mal n türbe
Grad (-e) m
derece
Graf (-en)
m kont
Gräfin f
kontes
Gramm (-,
-e) n gram
Grammatik
(-en) f gramer, dilbilgisi
Granatapfel
m nar
Granate
(-n) f top mermisi
Granit (-e)
m granit
Grapefruit
(-s) f greyfurt, altıntop
Gras ( ¨er)
n ot , çimen
grasen
otlamak
grässlich
korkunç, iğrenç
Gräte (-n)
f kılçık
gratis
bedava, parasız
Gratulation
f tebrik
gratulieren
kutlamak, tebrik etmek (zu D)
grau gri,
kurşuni, boz
grauen/haft
, ~voll
korkunç
grausam
gaddar
Grausamkeit
(-en) f gaddarlık
gravieren
oymak; ~d
ağırlaştıran
graziös
latif, zarif
greif/bar
elle tutulur, gözüken; ~en tutmak,
elini sokmak (nach D için)
Greis (-e)
m çok yaşlı adam; ~in f çok yaşlı kadın
grell göz
kamaştırıcı; keskin
Grenze (-n)
f sınır, had
grenzen
sınırdaş olmak, bitişik olm (an A –e) ; ~los hadsiz
sınırsız
Grenz/kontrolle
f sınır kontrolü; ~übergang m sınır geçme
yeri , sınır kapısı
Greuel (-)
m nefret, zulümler, vahşet
Griech/e
(-n) m Rum, Yunanlı; ~enland n Yunanistan
griechisch
rum, yunanlı, Yunanca
Griess (o)
m irmik; kum
Griff (-e)
m tutma; tutamak; sap, kulp
griff
greifen
Grill (-s)
m ızgara
Grille (-n)
f cırcır böceği, cırlak
grillen A –in
ızgarasını yapmak
Grimasse (-n) f yüz
göz oynatma
grimmig öfkeli,
hiddetli
grinsen
sırıtmak
Grippe (-n) f grip
grob iri,
ağır
Grobheit f
kabalık
Groll (o) m kin
grollen kin
beslemek
Groschen (-) m on
feniklik para, şilin in yüzde biri
gross büyük,
kocaman; ~artig
şahane
Grossbritannien n
Büyük Britanya
Grösse (-n) f
büyüklük, boy, beden, numara
Grosseltern büyük
anne-baba; ~händler m
toptancı; ~mutter f
büyükanne, nine; ~stadt f
büyük şehir; ~vater m
büyükbaba, dede
grosszügig cömert ,
hoşgörülü, geniş
grotesk tuhaf,
gülünç
Grotte (-n) f
mağara
grub graben
Grube (-n) f çukur
grübeln
düşünceye dalmak
Gruft ( ¨e) f kaya
mezar; mahzen mezar
grün yeşil,
taze, olgunlaşmamış; ~ werden yeşillenmek
Grünanlage f
yeşillik
Grund ( ¨e) m dip,
toprak, neden; ~besitz m
arazi; mülk; ~buch n tapu
sicili
gründen kurmak
Gründer (-) m , -in
f kurucu
Grund/ gedanke m
anafikir; ~gesetz n
anayasa ; ~lage f
temel, esas, asıl
grundlegend
esaslı
gründlich
esaslı
Gründonnerstag m
paskalya yortusundan önceki Perşembe
Grund/recht n temel
hak; ~riss m
yatay kesim; ~satz m
prensip, ilke
grundsätzlich
esaslı, prensip olarak
Grund/schule f
ilkokul ; ~stein m
temel taşı; ~stück n
arsa
Gründung f
kuruluş
Grundwasser n
yeraltı suyu
Gruppe (-n) f grup;
kurul, heyet; ~nreise f
grup seyahati
Gruss ( ¨e) m
selam, ; viele Grüsse bol bol selam
grüssen A
selamlamak; -e selam söylemek (von D –den)
gucken bakmak
Gulasch (-e) n , m
gulaş, kuşbaşı
Gully (-s) m
kanalizasyon bacası
gültig geçerli
Gültigkeit (o) f
geçerlilik
Gummi (-, -s) n , m
lastik çizme
günstig uygun; ucuz
; ~e
Gelegenheit fırsat
Gurkel (-n) f
gırtlak, boğaz
gurgeln gargara
etmek
Gurke (-n) f
salatalık, hıyar
Gurt (-) m kemer;
kayış
Gürtel (-) m
kuşak, kemer; ~reifen m
radyal lastik
Guss (-¨sse) m
dökme, döküm; ~eisen n
dökme demir
gut iyi, peki,
pekala; es geht mir ~ iyiyim
Gut (¨er) n mal;
çiftlik; emanet; ~achten n
rapor
Güte (o) f iyilik,
kalite
Güter/bahnhof m yük
istasyonu; ~
~wagen m yük vagonu;
~zug m yük
treni, marşandız
Guthaben
(-) n alacak
gut/heissen
uygun bulmak; ~mütig iyi
kalpli
Gutschein m
bono
Gymnas/ium
(-ien) n lise; ~tik (o) f
jimnastik
H
Haar (-e) n
saç; kıl; tüy ; die ~e schneiden saçını kesmek;
~ausfall m
saç dökülmesi; ~bürste f
saç fırçası; ~farbe f saç
rengi; ~nadelkurve
f ince ve dar viraj; ~schnitt m
saç kesimi; ~spray n saç
spreyi; ~trockner m
saç kurutucu; ~waschmittel
n şampuan
Habe (o) f
mal, servet
haben sahip
olmak; ~ Sie ...?
sizde ... var mı? was ~ Sie ? neyiniz var ?
Habgier (o)
f hırs
Hack/
braten m köfte ; ~e (-n) f
kazma; topuk
hacken
oymak, kıymak
Hackfleisch
n kıyma
Hafen ( ¨ )
m liman; ~stadt f
liman şehri
Hafer (o) m
yulaf; ~flocken
yulaf ezmesi
Haft (o) f
tutukluluk
haftbar
sorumlu ( für A –den)
Haftbefehl
m tevkif emri
haften
(kleben) yapışmak; (für A –den) sorumlu olmak
Häftling
(-e) m mahpus
Haftpflichtversicherung
f mali sorumluluk sigortası
Haftschale
f kontakt lens
Hagel (o) m
dolu
hageln dolu
yağmak
Hahn ( ¨e)
m horoz; musluk
Hähnchen n
piliç
Hai (-e) m
köpekbalığı
häkeln
tığla örmek
Häkelnadel
f tığ
Haken (-) m
çengel, kopça
halb
yarım, buçuk; auf ~em Wege
yarı yolda; um ~ zehn dokuz
buçukta; alle ~en Stunden
her yarım saatte bir ; ~ieren ikiye bölmek
Halb /
insel f yarımada; ~Jahr n
yarıyıl; ~kugel f
yarı küre; ~mond m
hilal; ~pension f
yarım pansiyon; ~schuh m iskarpin
halb/tags
yarım günlük; ~wegs
oldukça
Halbzeit
devre
half helfen
Hälfte (-n)
f yarı; zur ~ yarı
yarıya
Halle (-n)
f hol, salon
hallen
tınlamak
Hallenbad n
yüzme salonu
hallo !
merhaba , alo; bakar mısınız
Hals ( ¨e)
m boyun ; boğaz; ~band n
tasma; ~entzündung
f boğaz yangısı; ~kette f gerdanlık, kolye; ~Nasen-Ohren-Arzt m
kulak-burun-boğaz mütehassısı; ~schmerzen
boğaz ağrısı; ~tuch n boyun atkısı
halt! dur!
stop!
Halt (o) m
durma; destek; ~estelle
halt/bar
sağlam, dayanıklı; ~en tutmak, durdurmak; saymak (für A
N) durmak, dayanıklı olmak
Halt/estelle
f durak; ~everbot n
durma yasağı; ~ung f durum, davranış
Hammel (-)
m iğdiş koyun; ~keule f koyun budu
Hammer ( ¨)
m çekiç
hämmern
çekiçle dövmek veya işlemek
Hämorrhoiden
basur
Hampelmann
m kukla
Hamstar (-)
m hamster , dağ faresi
hamstern
istiflemek
Hand ( ¨e)
f el; ~arbeit f el
işi; nakış; ~ball m el topu; ~bremse f el freni
Handel (o)
m ticaret
handeln
ticaret yapmak; pazarlık etmek; davranmak; bahsetmek (von D –den ) ; sich ~ um söz konusu
olmak N
Handels/kammer
f ticaret odası; ~schule f
ticaret okulu
Hand/
fläche f el ayası; ~gelenk n el bileği; ~gepäck n el
eşyası; ~griff m
elle tutma; sap, kol; ~koffer m
valiz
Händler (-)
m satıcı , tüccar
handlich
kullanışlı
Handlung f
iş, hareket , eylem; olaylar sırası, konu
Hand/schellen
kelepçe; ~schrift f el
yazısı
Handschuh m
eldiven; ~fach n
torpido gözü
Hand/tasche
f el çantası; ~tuch n
havlu; ~voll (-) f
avuç
Handwerk n
zanaat; ~er (-) m ,
-erin f zanaatçı, esnaf; ~szeug n avadanlık
Hanf (o) m
kenevir, kendir
Hang m (¨e)
yokuş, iniş, düşkünlük
Hänge/brücke
f asma köprü; ~matte f
hamak
hängen
asmak, takmak (an A –e) asılı olmak
hantieren
kullanmak (mit D –i)
Happen (-)
m lokma
Harfe (-n)
f harp
Harke (-n)
f tarak, tırmık
harmlos
suçsuz, saf
harmonisch
ahenkli, uyumlu
Harn (o) m
idrar, sidik; ~blase f
sidik torbası
Harpune f
zıpkın
hart sert,
katı, kuru, hazırlop
Härte (o) f
sertlik, katılık
hart/gekocht
hart, ~herzig
katıyürekli, merhametsiz, ~näckig inatçı
Harz (-e) n
reçine, sakız
Haschisch
(o) n haşhaş; esrar
Hase (-n) m
tavşan
Haselnuss f
fındık
Hasenscharte
f tavşan dudağı
Hass (o) m
kin
hassen kin
beslemek (A –e karşı)
hässlich
çirkin , berbat
Hast (o) f
acele , tezlik
hastig
aceleci; telaşlı
hatte haben
Hauch (o) m
üfleme, nefes, soluk
houch/dünn
incecik; ~en hohlamak
hauen A
dövmek, -e vurmak
Haufen (-)
m yığın, küme
häufen:
sich ~
yığılmak, toplanmak
haufenweise
küme küme
häufig
sık sık , çok defa
Haupt/-
başlıca, esas; ~bahnhof m merkez istasyonu; ~eingang m ana
kapı; ~gericht n
baş veya esas yemek; ~gewinn m büyük ikramiye
Häuptling m
kabile reisi
Haupt/mann m
yüzbaşı; ~quartier n
karargah; ~rolle f
başrol; ~sache f en
önemli şey, sadet
hauptsächlich
başlıca, özellikle
Haupt/saison
f ana sezon; ~schule f
temel eğitim okulu; ~stadt f başkent ; ~strasse f ana
cadde; ana yol; ~verkehrzzeit f yoğun trafik zamanı
Hase ( ¨er)
n ev ; bina; nach ~e eve; zu ~e evde; ~aufgabe f ev ödevi;
~besitzer(in
f) m ev sahibi; ~flur m
antre;koridor; ~frau f ev
kadını; ~halt m ev
idaresi; bütçe; ~ierer m
seyyar satıcı
häuslich
eve bağlı; evcimen
Haus/mann m
ev erkeği; ~meister(in)
m kapıcı; ~nummer f ev
numarası; ~schlüssel m
ev anahtarı; ~schuhe
terlik; ~tier n ev
hayvanı; ~tür f ev
kapısı; ~wirt m ~besitzer
Haut (¨e) f
cilt , deri; ~abschürfung
f sıyrıntı; ~arzt m cilt doktoru; ~ausschlag m
sivilceler; ~creme f
cilt kremi; ~farbe f
cilt rengi, ten
Havarie
(-n) f avarya
Habamme
(-n) f ebe
Hebel (-) m
kaldıraç; kol, manivela
heben
yukarı kaldırmak; (an~) yükseltmek
Hebräisch n
İbranice
Hecht (-e)
m turnabalığı; ~sprung m kaplan atlaması
Heck (-s) n
kıç
Hecke (-n)
f çalılık, çit
Heck/motor
m arka motor; ~scheibe f
arka cam
Heer (-e) n
ordu; kara kuvvetleri
Hefe (-n) f
maya
Heft (-e) n
defter
heften
teyellemek; çivilemek (an A –e)
heftig
şiddetli, sert
Heftpflaster
n plaster, bant
Hehler (-)
m yardakçı
Heide (-n)
m dinsiz; f kıraç yer; fundalık; ~lbeere f
yabanmersini
heikel
titiz, müşkül
heil
sağ, sağlam
Heil (o) n
sağlık, selamet; ~anstalt f sanatoryum
heilen
iyileştirmek, kurtarmak, iyileşmek
heilig
kutsal
Heilig/
abend m Noel gecesi; ~e aziz,
evliya; ~tum (er) n
tapınak, kutsal nesne
heilkräftig
şifa verici
Heil/mittel
n ilaç; ~quelle f
kaplıca; ~sarmee f
Selamet Ordusu
Heim (-e) n
ev, yurt; ~arbeit f
evde yapılan iş
Heimat f
yurt, vatan
heimatlich
yurdu andıran
Heimfahrt f
eve dönüş
heimisch
yerli
Heim/kehr f
~fahrt
heimkehren
eve dönmek
heim/lich
gizlice; ~tückisch
sinsi, fesatçı
Heim/ weg m
dönüş yolu; ~weh (o) n
yurt hasreti
Heirat
(-en) f evlenme, nikah
heiraten
evlenmek (A ile)
Heirats/anzeige
f evlenme ilanı; ~urkunde f
evlenme kağıdı
heiser
kısık, boğuk
Heiserkeit
f(o) kısıklık
heiss
kızgın, çok sıcak
heissen
adı...olmak, denilmek; wie ~ Sie? adınız ne?; ich
heisse ... adım...(dır); das heisst demek ki, yani
heiter
neşeli, Wetter açık, bulutsuz
Heiterkeit
(o) f neşe, şenlik
heiz/bar
ısıtılabilir; ~en ısıtmak
Heiz/kissen
n elektrik yastığı; ~körper m radyatör; ~öl n fuel-oil; ~ung f
ısıtma
hektisch
telaşlı, hummalı
Held (-en)
m kahraman, yiğit; ~in kadın kahraman
helfen D
yardım etmek
Helfer (-)
m, -in f yardımcı
hell
aydınlık, parlak, açık; ~hörig sesleri
aksettiren
Helm (-e) m
miğfer
Hemd (-en)
n gömlek; ~bluse f
şömizye
hemmen
durdurmak, yavaşlatmak, frenlemek
Hemmung f ;
~en haben
çekinmek (zu –den)
Hengst (-e)
m aygır
Henkel (-)
m kulp
Henker (-)
m cellat
Henne (-n)
f tavuk
her buraya;
es ist zwei Jahre ~ iki
yıldır oluyor
herab
aşağıya
herablassen
:sich ~ tenezzül
etmek (zu inf.-meye)
herabsetzen
indirmek, itibardan düşürmek
heran
yanına, buraya; ~bringen, ~holen alıp
getirmek, yaklaştırmak; ~wachsen büyümek; ~ziehen (zu D ile)
görevlendirmek
herauf
yukarıya, ~beschwören
A –e yol açmak; ~kommen
yukarı çıkmak
heraus
dışarıya; ~bekommen öğrenmek; çözmek,
bulmak, çıkarmak; ~bringen
yayımlamak; öğrenmek; ~finden bulmak, keşfetmek; ~forden meydan
okumak; ~geben
teslim etmek, geri vermek, yayımlamak, üstünü vermek
Herausgeber
(-) m, -in f yayımlayan, hazırlayan
heraus/holen
çıkarmak; ~kommen
dışarı çıkmak; ~reissen koparmak
herausstellen:
sich ~gerçekleşmek,
meydana çıkmak
herb
kekremsi
herbei
yanına, buraya; ~frühren A –e
neden olmak, ~sehnen , ~wünschen özlemek
Herbst (-e)
m ocak
Herde (-n)
f sürü
herein
içeriye, buyurun, giriniz!; ~brechen Nacht olmak; ~fallen aldanmak,
faka basmak; ~kommen
girmek; ~lassen
içeriye almak; ~legen
aldatmak
hergeben
vermek
Herig (-e)
m ringa balığı, çadır kazığı
herkommen
buraya gelmek; wo kommen Sie her? nerelisiniz?
Herkunft
(o) f asıl, köken, soy
hermetisch
sımsıkı
Heroin (o)
n eroin
Herr m
sahip, efendi, bay, bey; ~enfriseur m erkek berberi; ~enmode f erkek
giysileri; ~toilette f
erkekler tuvaleti
herrichten
hazırlamak, düzeltmek
Herrin f
sahibe
herr/isch
sert, ~lich
harika, parlak
Herrschaft
(-en) f saltanat, egemenlik
herrschen
hüküm sürmek
Herrscher
(-) m hükümdar
her/rühren
gelmek, çıkmak (von D –den) ; ~stellen yapmak, imal etmek
Herstell/er
m üretici, imal eden; ~ung f imal,
yapım
herüber
buraya, bu tarafa
herum : um
A ~-in
etrafında; -dan ; ~drehen
çevirmek
herumführen
A gezdirmek; an der Nase ~ A aldatmak
herumsprechen:
sich ~ duyulmak
herumtreiben:
sich ~
başıboş dolaşmak
herunter
aşağıya; ~holen, ~nehmen indirmek; ~schlucken yutmak
hervor
içinden, dışarıya, ileri; ~bringen yaratmak; ~gehen çıkmak,
anlaşılmak (aus D –den) ; ~heben vurgulamak; ~ragend seçkin, göze
çarpan; ~rufen
uyandırmak
hervortun:
sich ~ kendini
göstermek, sivrilmek
Herz (-en)
n kalp, yürek; gönül; ~anfall m
kalp krizi; ~infarkt
(-e) m kalp enfarktüsü; ~klopfen (o) n çarpıntı
herzlich
içten, samimi
Herzog m
dük, duka; ~in f
düşes; ~tum (¨er) n
dukalık
Herzschrittmacher
m kalp pili
Hetze (o) f
acele, kışkırtma
hetzen
kovalamak, kışkırtmak; (sich ~) acele etmek
Heu (o) n
kuru ot
Heuchelei
(-en) ikiyüzlülük
heucheln
yalandan göstermek, taslamak
Heuchler(in
f) m , heuchlerisch ikiyüzlü
heulen
ulumak, uğuldamak, ağlamak
Heu/schnupfen
m saman nezlesi, ~schober (-)
m ot ambarı, ~schrecke
(-n) f çekirge
heut/e
bugün; ~e in einer
Woche haftaya bugün; ~e morgen bu
sabah; ~ig bugünkü;
~zutage bu
zamanlarda
Hexe (-n) f
büyücü kadın; ~nschuss m
lumbago; ~rei (-en) f
büyü, cadılık
Hieb (-e) m
vuruş, darbe
hielt
halten
hieb hauen
hier
burada, işte; burası; von ~ buradan
Hierarchie
(-n) hiyerarşi
hier/auf
bunun üzerine, ondan sonra; ~aus bundan; ~durch bu taraftan,
bu yüzden; ~her buraya;
~in bunun
içinde, bunda; ~mit
bununla; ~über bunun
üzerinde, bu hususta; ~unter bunun
altında ; buna dahil; ~von bundan; ~zu bundan
başka
hiesig-
buradaki
hiess
heissen
Hilfe (-n)
f yardım, imdat
hilflos
çaresiz
Hilfsmittel
n çare, araç
Himbeere
(-n) f ahududu
Himmel (-)
m gök; unter freiem ~ açık
havada; ~fahrt f
İsa”nın göğe çıkışı; ~srichtung f yön,
cihet
himmlisch
göksel; harika
hin oraya,
şuraya; ~ und her
şuraya buraya, bir aşağı bir yukarı; ~ und wieder
arasıra, bazen; ~ und zurück
gidiş dönüş
hinab
aşağıya; ~fahren , ~gehen , ~steigen inmek
hinauf
yukarıya; ~steigen
binmek, çıkmak (auf A –e)
hinaus
dışarıya; ~gehen çıkmak, bakmak (auf A
–e); ~laufen
sonuçlanmak (auf A ile); ~schieben ertelemek
Hinblick m:
im ~ auf A –e
göre, nazaran
hindern A
–e engel olmak; (an D –mesini ) engellemek
Hindernis
(-sse) n mani, engel
hindeuten
göstermek, ima etmek (auf A –i)
hindurch
arasından
hinein
içeriye, içine; ~geraten (in
A –in) içine düşmek; ~stecken –i –e sokmak
Hinfahrt f
gidiş
hin/fallen
yere düşmek; ~fällig
hükümsüz
hing hängen
hinhalten
oyalamak
hinken topallamak
hinlegen
yere yatırmak; sich ~ uzanmak, yere yatmak
hin/ nehmen
kabul etmek, hazmetmek; ~reichend yeterli, oldukça; ~reissend
coşturucu, çekici; ~richten idam etmek
Hinrichtung
f idam
hinsetzen:
sich ~ oturmak
Hinsicht f
: in dieser ~ bu
bakımdan
hinsichtlich
G –e gelince
hinstellen
bir yere koymak; sich ~ dikilmek
hinten
arkada, geride; nach ~ arkaya;
von ~ arkadan
hinter D
–in arkasında ; A –in arkasına
Hinter/-
arka; ~achse f
arka dingil; ~bein n arka
ayak; ~bliebene(r)
geride kalan
hintereinander
art arda, hiç durmadan
Hinter/gedanke
m gizli maksat; ~grund m
arka plan; ~halt m pusu
hinterher arkasından, sonradan
Hinterkopf
m artkafa
hinter/lassen
DA bırakmak; ~legen
bırakmak, yatırmak; ~listig hilekar
Hinter/n
(-) m kıç, makat; ~rad n arka
tekerlek; ~teil n arka
taraf; ~tür f arka
kapı
hinüber
öbür tarafa, öteye; ~bringen
öbür tarafa götürmek; ~fahren, ~gehen öbür tarafa
geçmek
hinunter
aşağıya; ~schlukken yutmak
Hin/weg m
gidiş yolu; auf dem ~ gidişte
Hinweis
(-e) m işaret , bilgi
hinweisen
işaret etmek, (auf A –e)
hinzu
bundan başka; ~fügen DA
eklemek, katmak; ~kommen
katılmak, eklenmek; ~rechnen, ~zählen hesaba
katmak; ~ziehen
katmak (zu D –e)
Hirn (-e) n
beyin; ~gespinst
(-e) n kuruntu
Hirsch (-e)
m geyik
Hirse (o) f
darı
Hirt (-den)
m, -in f çoban
hissen
Segel açmak; Fahne çekmek
historisch
tarihi, tarihsel
Hitze (o) f
şiddetli sıcak
hitz/
ebeständig ısıya dayanıklı; ~ig kızgın
Hitzschlag
m güneş çarpması
hob heben
Hobby (-s)
hobi
Hobel (-) m
rende
hobeln
rendelemek
hoch
yüksek; yüce
Hoch/achtung
f saygı; ~betrieb m
yoğun çalışma, hummalı işleklik; ~burg f merkez; ~druckgebiet n
yüksek basınç bölgesi; ~ebene f yayla, ~haus n yüksek bina,
gökdelen
hochkant
kılıcına
Hoch/ mut m
kibir, gurur; ~saison f
yüksek sezon; ~schule f
yüksek okul, üniversite; ~sommer m yaz ortası; ~spannung f yüksek
gerilim; ~sprung m
yüksek atlama
höchst son
derece, azami
Hochstapler
(-) m , -in f dolandırıcı
höchstens
en çok ; olsa olsa
Höchstgeschwindigkeit
f azmi sürat
Hoch/vrerrat
m vatana hıyanet; ~wasser n su
baskını
Hochzeit f
düğün , evlenme töreni
hocken
çömelmek
Hocker (-)
m iskemle
Höcker (-)
m hörgüç
Hockey
(o) n hokey
Hof ( ¨e) m
avlu;çiftlik, saray, ağıl, hale
hoffen ümit
etmek, ummak; ~tlich ümit
ederim ki, inşallah
Hoffnung f
ümit
hoffnungslos
ümitsiz
höflich
nazik
Höflichkeit
f nezaket
hoh yüksek
hoch
Höhe (-n) f
yükseklik; in ~ von ...
miktarında; ~nsonne f
ultraviole lambası; ~punkt m en yüksek nokta, doruk
höher daha
yüksek
hohl oyuk,
boş
Höhle (-n)
f mağara, in
Hohlraum m
boşluk
Hohn (o) m
alay, istihza
höhnisch
alaycı, alaylı
Hokuspokus
(o) m hokkabazlık
holen
alıp getirmek
Holland n
Hollanda
Hölle(-n) f
cehennem
Holunder
(o) m mürver
Holz ( ¨er)
n ağaç; tahta; odun ; kereste
hölzern
ağaçtan yapılmış, ahşap
Holz/kohle
f mangal kömürü; ~schuh m
nalın, takunya
homo/gen
homojen; ~sexuell
homoseksüel, eşcinsel
Honig (o) m
bal
Honorar
(-e) n ücret
hörbar
işitilebilir
horchen
(auf A –e) kulak vermek, -i dinlemek
hören
işitmek, duymak, dinlemek; itaat etmek (auf A –e)
Hörer m
ahize; ~in f
dinleyici
Hör/funk m
radyo; ~gerät n
işitme cihazı
Horizont (-e)
m ufuk
horizontal
yatay
Horn ( ¨er)
n boynuz, boru
Hörnchen n
ay çöreği
Horoskop
(-e) n yıldız falı
Hose (-n) f
pantolon; don; ~ntasche f
pantolon cebi; ~nträger m
pantolon askısı
Hospital
(-e) n hastane
Hostess
(-en) f hostes
Hotel (-s)
n otel; ~halle f
otel; ~zimmer n
otel odası
hübsch
güzel, sevimli, zarif
Hub/raum m
silindir hacmi; ~schrauber
(-) m helikopter
Huf (-e) m
toynak, tırnak; ~eisen n nal
Hüfte (-n)
f kalça
Hügel (-) m
tepe, yükseklik
hügelig
inişli yokuşlu
Huhn ( ¨er)
n tavuk
Hühner/auge
n nasır; ~brühe f
tavuk suyu
Hülle (-n)
f zarf, kılıf, ambalaj
Hülse (-n)
f kabuk; zarf; ~nfrüchte
baklagiller
human
insanca, insaflı
Hummel (-n)
f yaban arısı
Hummer (-)
m ıstakoz
Humor (o) m
mizah ;espri
humpeln
topallayarak yürümek
Hund (-e) m
köpek, it; ~efutter n
köpek maması; ~eleine f
köpek zinciri
hundert yüz
Hunderter m
yüz Marklık banknot
Hündin f
dişi köpek
Hunger (o)
m açlık ; ~ haben
karnı aç olmak
hung/ern aç
kalmak; ~rig
karnı aç
Hupe (-n) f
klakson, korna
hupen
klakson çalmak
hüpfen
hoplamak
Hürde (-n)
f çit; engel; ~nlauf m
engelli koşu
Hure (-n) f
orospu, fahişe
husten
öksürmek
Husten (-)
m öksürük; ~bonbon m
öksürük şekeri
Hut ( ¨e) m
şapka
hüten A –e
bakmak; -i korumak; sich ~ sakınmak (vor D –den)
Hütte (-n)
f kulübe; demirhane
Hyäne (-n)
f sırtlan
Hydrant
(-en) m yangın musluğu
Hygiene (o)
f sağlık koruma, hijyen
hygienisch
sıhhi
Hypnose
(-n) f hipnoz
Hypothek
(-en) f ipotek
I
ich ben; ~ selbst kendim
ideal ideal
Idee (-n) f
fikir, düşünce, buluş
Ideologie
(-n) f ideoloji
identisch
aynı, özdeş
Idiot (-en)
m –tisch aptal
Igel (-) m
kirpi
ihm ona;
mit ~ onunla
ihn onu; ~en onlara
Ihnen
siz(ler)e
ihr(e)
onun, kendi, onların
Ihr(e)
sizin
illegal
kanuna aykırı, yasadışı
Illustrierte
(-n) f resimli dergi, magazin
lmbiss(-sse)
m küçük yemek; ~stube f
büfe; sandviç veya köfteci
lmitation f
taklit, imitasyon
immer daima, her zaman;