A

Aal(''e) m: yılan balığı

Aas(''e)n :leş

ab: kopuk,aşağı(ya),-den itibaren; auf und -bir aşağı             bir yukarı; ein  Knopf ist -  bir düğme koptu

abandern değiştirmek

Abart  f :çeşitlilik

Abbau(o) m maden işletilmesi;(Preise) indirme

abbauen işletmek,(Preise)indirmek,;Zelt yıkmak

abbeissen dişle ısırarak koparmak

abbekommen A (payını) almak;-e uğramak

abberufen geri çağırmak

abbestellen (aboneyi) kesmek;iptal ettirmek

abbezahlen tamamıyle ödemek

abbiegen eğmek;bükmek;sapmak

abbilden A –in resmini yapmak

Abbildung f resim,fotoğraf,şekil

abbinden çözmek;Med. Sıkıca bağlamak

abblattern pul pul olmak,kalkmak

abblasen üfleyerek kaldırmak,geri alm.

Abblendlicht n kısa huzmeli ışık

abbrechen kopmak koparmak, kırarak ayırmak,kesmek, yıkmak

abbrennen yakmak tamamıyle yanmak

abbringen vazgeçirmek,çevirmek

abbröckeln parçalara ayrılmak,çözülmek

Abbruch m yıkılma,kesilme ,~ tun D zarar verm.

abbürsten fırçalayarak kaldırmak

Abc n alfabe

abdämmen A setle durdurmak, -in akışını değiştirmek

abdanken istifa etmek

abdecken Tisch,Dach kaldırmak, örtmek,örterek kapatmak

abdichten A –de suyun sızmasını durdurmak

abdrehen burarak koparmak kesmek

abdrosseln kesmek,kısmak

Abdruck m bası;baskı

abdrucken basmak

abdrücken tabancanın tetiğini çekmek

Abend( ¨ e) m akşam; guten ~! İyi akşamlar;heute                     abend bu  akşam

Abend|essen    n akşam yemeği;~kasse f akşam gişesi;~kleid n tuvalet; ~land n batı ülkeleri ~ mahl n kudas

abends akşamleyin;akşamları

Abenteuer (-) n macera , serüven

abenteuerlich maceralı , tehlikeli

Abenteurer (-) m maceracı

aber fakat ama

Aberglaube m batıl inanç

aberglaubisch hurafeperest, batıl inançlara inanan

abermals yeniden,tekrar

Abessinien n Habeşistan

abfahren kalkmak, hareket etm., götürmek

Abfahrt f hareket, kalkış, kayış, ~slauf  m iniş,~szeit f kalkış saati

Abfall m çöp, meyil, iniş, ~eimer m çöp tenekesi

abfallen düşmek, dökülmek, çıkmak, ayrılmak( von D –den); Gelände: inmek

abfallig hor görücü

abfangen yakalamak

abfarben boyası çıkmak

abfassen yazmak, kaleme almak

abfaulen çürümek

abfegen süpürmek

abfeilen eğelemek, törpülemek

abfertigen A yollamak, -in işlemini yapmak

Abfertigung f yollama ,işlem, muamele

abfeuern  ateş etm.

abfinden parayla memnun etm., tazmin etm.; sich ~ uyuşmak, yetinmek ( mit D b. ş. ile)

Abfindung f tazminat

abflauen azalmak, hafiflemek

abfliegen  havalanmak

abfliessen akıp gitmek

Abflug  m kalkış, uçuş

Abfluss m akma , ~(loch n) taliye deliği; ~rohr n künk borusu

abfragen anlattırmak; soruşturmak

abfressen kemirmek, yemek

abführen götürmek, sevk etm.

Abführmittel n müshil

Abfüllen boşaltmak, doldurmak

Abfüttern yedirmek; Kleid astarlamak

Abgabe f teslim; vergi

abgaben|frei  vergisiz, vergiden muaf; ~pflichtig vergi mükellefi

Abgang m gidiş, hareket; ~szeugnis n bitirme diploması

Abgas n çürük gaz ;~e egzoz

abgeben DA vermek , teslim etm.,; A bırakmak; sich ~ uğraşmak(mit D ile)

abgebrannt yanmış, parasız,~brüht pişkin,~droschen basmakalıp, beylik , ~fahren  Reifen kabak

abgehen hareket etmek, ayrılmak, (sich lösen) çözülmek; vazgeçmek (von D -den)

abge|kämpft bitkin ,~kartet tertipli; ~laufen süresi geçmiş,geçersiz; ~legen uzak,sapa; ~macht kararlaştırılmış

abgeneigt : ~sein D –i sevmemek ,-in yapılmasını istememek

abgenutzt aşınmış

Abgeordnete( r) milletvekili, delege; ~nhaus n meclis, millet meclisi

Abgerissen  yırtık, kopuk

Abgesandte ( r) delege

abge|schlossen tür kilitlenmiş; ~schmackt tatsız, boş

abgesehen von D –den başka , -in dışında

abgespannt yorgun ; ~standen tatsız , bayat ;~storben ölmüş; uyuşuk; ~stumpft kayıtsız; ~tragen eskimiş

abgewöhnen j-m etw. b-i –den vazgeçirmek; sich ~ A –den vazgeçmek, -i bırakmak

abgiessen A –in fazlasını dökmek, boşaltmak

abgöttisch çıldırasıya

abgrenzen sınırlamak,

Abgrenzung f sınırlama,tahdit

Abgrund ( ¨ e) m uçurum

abgucken kopya çekmek, ( von D –i -den)

Abguss ( ¨ sse) m döküm ,kalıp

abhaben : etw. ~ wollen von D –den payını istemek

abhacken ( balta ile ) kesmek

abhaken işaretlemek

abhalten ( j-n von D b-i  -den ) uzak tutmak, b-in çalışmasına engel olmak;

abhandeln incelemek

abhanden : ~ kommen kaybolmak

Abhandlung f makale, yazı

abhängen bağlı olmak(von D -e ) , j-n arkada bırakmak, atlamak

abhängig bağlı, tabi ( von D -e); bağımlı

Abhängigkeit f bağlılık, bağımlılık

abhärten dayanıklı yapmak; sich ~ dayanıklı olm.

abhauen kesmek , koparmak, fam. Kaçmak

abheben Hörer kaldırmak; Geld çekmek ; Karte kesmek ;Flugzeug havalanmak; sich ~ belirmek

abheften klasöre koymak

abhelfen D –i halletmek , için çare bulmak

abhetzen : sich ~ koşa koşa yorulmak

Abhilfe (o) f : ~ schaffen çare bulmak

abhoben rendelemek

abholen alıp getirmek, gidip alm.

abholzen A –in ağaçlarını kesmek

abhorchen kulaklıkla muayene etm.

abhören ( gizlice )dinlemek, Lektion söylemek

abirren: ~ von D yolunu şaşırmak

Abitur n lise bitirme sınavı; ~ ient ( ¨ en) m ,~ ientin f lise mezunu

abkanzeln azarlamak

abkaufen satın alm.

abklappern bucak bucak aramak

Abklatsch ( ¨ e) m prova, kopya

abklingen azalmak

abknicken bükerek kırmak;koparmak

abknipsen A –in ucunu kesmek ; Film bitirmek

abknöpfen A –in düğmelerini çözmek; kurnazlıkla elde etmek

abkochen kaynatmak

abkommandieren Mil. ayırmak, atamak

abkommen : vom Weg ~ yolunu şaşırmak; vom Thema konudan çıkmak

Abkommen n anlaşma , sözleşme

abkratzen tırnak v.s. ile kazımak, kazıyarak temizlemek ; fam. ölmek

abkühlen soğutmak , sich ~ soğumak

Abkühlung f soğuma , serinleme

Abkunft f asıl, soy

abkürzen kısaltmak

Abkürzung f kısaltma, kestirme yol

abladen A –in yükünü indirmek, -i boşaltmak

Ablage f göz, raf, dosyalara geçacek evrak

ablassen ~ von D –i bırakmak, -den vazgeçmek

Ablativ ( ¨e) m ismin –den hali, çıkma durumu

Ablauf m geçme , akış, nach ~ von D –den sonra

ablaufen Zeit: geçmek, Uhr :durmak

ablecken yakalamak

ablegen Kleidung ; çıkarmak, -e koymak, ( lassen) bırakmak, Eid ~ yemin etm.

ablehnen reddetmek

Ablehnung ret

ableisten hizmeti v.s. doldurmak

ableiten çevirmek, çıkarmak ( von D -den) türetmek

Ableitung f çevirme , türetme

ablenken çevirmek ( von D -den)

Ablenkung f eğlenme; oyalanma

ablesen okumak, toplamak, ayıklamak

ableugnen inkar etm.

ablichten A –in fotokopisini çıkarmak; -in fotosunu çekmek

abliefern teslim etm.

Ablieferung f teslim

ablösen ayırmak, çözmek, -in nöbetini almak, -in bedelini verm.

Ablösung f çözme, ayırma, nöbet değiştirme

abmachen çözmek, çıkarmak, kararlaştırmak

Abmachung f anlaşma , uyuşma

abmagern zayıflamak

abmalen A –in resmini yapmak

Abmarsch m hareket, yürüyüş

abmelden A bei D –in kaydını – den sildirmek; sich ~ayrılacağını bildirmek, ( bei D -de)

Abmeldung f kayıt sildirme

abmessen ölçmek

Abmessungen f ölçüler

abmontieren sökmek

abmühen : sich ~bei D –de didinmek, yorulmak

abnagen kemirmek

Abnäher ( -) m pense

Abnahme f azalma; kaldırma; alma, satış

abnehmen kaldırmak, çıkarmak, almak, zayıflamak;Mond :azalmak

Abnehmer m alıcı, müşteri

Abneigung f nefret, antipati; ~ haben gegen A –e karşı antipati duym.

abnorm anormal

abnutzen aşındırmak, sich ~ aşınmak

Abonn|ement n abone ; ~ent ( ¨en) m , ~entin f abone

abonnieren A –e abone olmak

Abordnung f delegasyon

Abort ( ¨e) m abdesthane, ayakyolu

abpassen beklemek

abpflücken koparmak

abplagen : sich ~ didinmek

abprallen zıplamak

abputzen temizlemek, fırçalamak

abrasieren tıraş etm. yerle bir etm.

abraten caydırmak, vazgeçirmek ( von)

abräumen A –in molozlarını kaldırmak, Tisch toplamak

abrechnen hesaptan çıkarmak, mit D ~ b. ile hesaplaşmak, -den intikam almak

Abrechnung f hesaplaşma ; intikam

abreiben sürterek temizlemek

Abreise f hareket , gidiş

abreisen hareket etm., kalkmak

abreissen koparmak, Haus yıkmak, sona ermek

abriegen sürgülemek

Abriss m plan; özet; yıkılma

abrücken uzaklaştırmak,; çekilmek; hareket etm.

Abruf : auf ~ talep üzerine

abrunden yuvarlak hale getirmek, yuvarlamak

abrüsten silahsızlandırmak, silahsızlanmak

Abrüstung f silahsızlanma

abrutschen kaymak

Absage ( ¨n) f ret cevabı

absagen –meyeceğini bildirmek

absägen testere ile ayırmak; azletmek

Absatz n merdiven başı;sahanlık; ~gebiet n satış bölgesi

abschaben raspalamak

abschaffen kaldırmak

abschälen A –in kabuğunu soymak

abschalten kesmek, söndürmek

abschätzen tahmin etm.,

Abschau (o) m nefret

abschauern ovarak temizlemek; sürterek yara etm.

abscheulich iğrenç

abschicken göndermek, yollamak

abschieben sınır dışı etmek

Abschied ( ¨e) m veda, ayrılış; ~ nehmen von D b. ile                  vedalaşmak                                

abschiessen ateş etm., düşürmek

abschlachten toptan öldürmek

abschlagen vurarak koparmak; püskürtmek; Bitte reddetmek

abschlägig olumsuz

Abschlagszahlung f avans, taksit

abschleifen düzlemek

abschleppen çekerek götürmek

Abschlepp|seil n çekme halatı; ~wagen m çekme taşıtı

abschliessen Tür kilitlemek; Rechnung kapatmak; ~d son olarak

Abschluss m son, kapanma, bilanço

abschmecken A –in tadına bakmak

abschmieren yağlamak

abschneiden keserek ayırmak; gut ( schlecht)~ iyi kötü    sonuca varmak

Abschnitt m bölüm , kesim, bölge

abschrauben vidalarını sökerek kaldırmak

abschrecken A korkutmak, ürkütmek, ( von D -den); ~d korkutucu

abschreiben kopya etm.

Abschreibung f amortisman

Abschrift f kopya, nüsha

Abschuss m atış, düşürülme

abschüssig yokuşlu, inişli

abschütteln silkmek, silkinerek düşürmek

abschwächen hafifletmek; azaltmak

abschweifen uzaklaşmak, ayrılmak ( von D -den)

absehbar: in ~er Zeit az çok yakın zamanda

absehen vazgeçmek, ( von D -den) ; es abgesehen haben auf A –i amaçlamak

abseifen sabunlamak

abseits ayrı, uzakta, ofsayt

absenden göndermek, yollamak

Absender m gönderen

absetzen Last indirmek, bırakmak, işinden çıkarmak

Absicht f niyet, maksat

absichtlich kasıtlı, kasten

absitzen Strafe doldurmak

absolut mutlak, kesin; mutlaka

absolvieren bitirmek

absondern ayırmak, uzaklaştırmak ( von D -den) sich ~ ayrılmak

absorbieren emmek

absperren kapamak,

Absperrung f kapanma

abspielen sonuna kadar çalmak, dinletmek; sich ~ olmak , geçmek

absprechen A b.ş. hakkında anlaşmak ( mit D ile); kabul etmemek

abspringen atlamak, ayrılmak ( von D -den)

Absprung m atlayış

abspülen yıkamak, bulaşık yıkamak

abstammen ( von D -in) soyundan gelmek

Abstammung f nesil, soy

Abstand m mesafe, aralık, ~ nehmen vazgeçmek (von)

abstatten: j-m e-n Besuch ~ b-i ziyaret etm. Dank. ~ b-e teşekkürlerini sunmak

abstauben A –in tozunu silmek

abstechen ( gegen A von D) farklı olm.( -den)

Abstecher m dolaşma, gezinti

abstecken sınırlamak, biçimini tespit etm.

abstehen ( von D –den) uzak durmak

absteigen inmek, konaklamak

abstellen durmak , Gepack indirmek, Auto bırakmak, -e koym.

abstempeln damgalamak ,mühürlemek

absterben ölmek, solmak

Abstieg ( ¨e) m iniş

abstimmen oy vermek,

Abstimmung f oy verme, ayarlanma

Abstinenz (o) içki kullanmayış ; ~ler m alkol içmeyen,yeşilaycı

abstossen iterek uzaklaştırmak, iğrendirmek, satmak; ~d iğrenç

abstottern taksitle ödemek

abstrakt soyut

abstreifen soymak

abstreiten inkar etmek

Abstrich m salgı alma

Abstufung f derecelendirme

Absturz düşüş

abstürzen ( yüksek yerden ) düşmek

abstützen desteklemek

absuchen A –in her tarafını aramak; -i ayıklamak

absurd anlamsız

Abszess ( ¨sse) m apse

Abt ( ¨e) m başrahip

abtauen suları eritmek

Abteil n kompartıman, ~ung f şube ; bölüm

abtöten A öldürmek, -in şiddetini azaltmak

abtragen alçaltmak, ödemek, Kleidung eskitmek

abträglich zararlı

abtransportieren nakletmek

abtreiben yolundan dönmek, çocuk düşürmek

Abtreibung f çocuk aldırma, kürtaj

abtrennen –i –den ayırmak

abtreten başka devlete terk , devretmek; sich die Füsse ~ ayakkabının çamurunu silmek

Abtretung f bırakma , terk etme

abtrocknen silerek kurutmak, kurulamak

abtropfen damlamak

abtrünnig sadakatsız

aburteilen A –e hüküm giydirmek

abwägen tartmak

abwarten ( -in olmasını) beklemek

abwärts aşağıya ( doğru)

Abwasch m bulaşık

abwaschen yıkamak

Abwässer pis sular

abwechseln birbiriyle değişmek, nöbetleşmek;~d nöbetleşe, sırasıyla

Abwechselung f değiştirme , değişiklik

Abwege : auf ~geraten fena yola sapmak

Abwehr (o) f savunma

abwehren savmak, önlemek

Abwehrstoff m koruyucu madde

abweichen ayrılmak, sapmak( von D –den); ~d farklı

Abweichung f farklılık

abweisen reddetmek

abwenden çevirmek, sich ~ yüz çevirmek, vazgeçmek

abwerfen yere atmak; Gewinn getirmek

abwerten değerden düşürmek

abwesend bulunmayan

Abwesenheit f bulunmayış

abwickeln makaradan çözmek, bitirmek

abwischen silmek

abwürgen boğmak, Motor durdurmak

abzahlen taksitle ödemek

Abzahlung f taksitle ödeme

Abzeichen n nişan , rozet

abzeichnen A –i kopyasını çizmek; -i parafe etm.

abziehen çekmek , çıkarmak; bilemek, çekilmek,(von D)

Abzug m çekilme , çıkış, hesaptan çıkarma

abzüglich G çıkartılmak üzere

abzweigen ayrılmak; çatallanmak; ayırmak

Abzweigung f ayrılma , yol ayırımı

ach! ah! ~ was! yok canım!

Achse ( -n) f dingil, mil, eksen

Achsel ( -n) f koltuk; ~zukken n omuz silkme

acht sekiz

Acht f : ausser acht lassen A –e dikkat etmemek; sich in acht nehmen sakınmak ( vor D -den)

Achtel ( ¨) n sekizde bir

achten A –e saygı göstermek, dikkat etm., ( auf A -e)

Achter|deck n kıç güverte, ~bahn f lunapark treni

acht|geben dikkat etm. ( auf A -e); ~los dikkatsiz, dalgın

Achtung f dikkat , saygı

acht|zehn on sekiz, ~zig seksen

ächsen inlemek

Acker ( ¨) m tarla ; ~bau m tarım; ~boden toprak

Adam m Adem

addieren toplamak

Addition f toplama

Adel m asalet, soyluluk

Ader ( ¨n) f damar

Adjektiv ( ¨e) n sıfat

Adler ( ¨) m kartal, karakuş

adlig asilzade, soylu

Admiral ( ¨e) m amiral

adoptieren evlat edinmek

Adoption f evlat edinme

Adoptivkind n evlatlık

Adresse ( ¨n) f adres

adressieren ( -in ) adresini yazmak

Adria f , ~tische(s) Meer Adriyatik Denizi

Advent ( ¨e) m Noelden önceki dört pazar günü veya dört hafta

Adverb ( -ien) zarf, belirteç

Advokat ( -en) m avukat

Affe ( ¨n) m maymun

Affekt ( ¨e) m heyecan

affektiert yapmacık

Afghanistan n Afganistan

Afrika n Afrika

After (¨) m an. makat, anüs

Ägäis f Ege Denizi

Agent ( ¨en) m , ~in f acente;casus; ~ur f acentelik

Aggression f tecavüz, baskın

aggresiv saldırgan

Agrar tarımsal

Ägypten n Mısır ,Ägypter m, ägyptisch Mısırlı

aha! işte! ,anladım!

Ahn(e) ( ¨en) m dede, ata

ähneln D benzemek

ahnen önceden sezmek

ähnlich D benzer

Ähnlichkeit f benzerlik

Ahnung f sezgi, his; keine~ haben hiç haberi olmamak

Ahorn( ¨e)m akçaağaç

Ähre ( ¨n) f başak

Aids n Aids hastalığı

Akademi|e ( ¨n) f akademi;~ker ( ¨) m, ~kerin f üniversite mezunu

akademisch akademik

Akazie ( ¨n) f akasya

akklimatisieren: sich ~ yeni ortama alışmak

Akkord( ¨e) m akort

Akkreditiv ( ¨e) n akreditif

Akku ( ¨s), ~mulator ( ¨en) m akümülatör

Akkusativ ( ¨e) m ismin –i hali, belirtme durumu

Akt ( ¨e) m iş, hareket, çıplak vücut resmi

Akte ( ¨n) dosya

Akten|deckel m dosya, ~mappe f, ~tasche f evrak çantası

Aktie ( ¨n) f hisse senedi; ~ngesellschaft f anonim ortaklık

Aktion f hareket, faaliyet,

aktiv faal, etkin,muvazzaf, ~ieren etkinleştirmek

Aktivität ( ¨en) f faaliyet,etkinlik, eylem

aktuell güncel, aktüel

akut had, akut

Akzent (¨e) m vurgu, şive

akzeptieren kabul etmek

Alabaster m su mermeri, kaymak taşı

Alarm ( ¨e) alarm

alarmieren A –e tehlike haberi vermek

Alaun ( ¨e) m şap

Albaner ( ¨) m Arnavut; ~ien n Arnavutluk

albern akılsız, şapşal

Album ( ¨ ben) n albüm

Aleppo n Halep

Alexandr|ette n iskenderun; ~ia , ~ien n İskenderiye

Alge ( ¨n) f deniz yosunu

Algebra (o) cebir

Algerien n Cezayir

Alibi ( ¨s) n başka yerde bulunduğu iddiası

Alimente geçinme parası

Alkohol ( ¨e) m alkol, ispirto

alkoholfrei alkolsüz

Alkoholiker m alkolik

alkoholisch m alkollü

All (o) n evren,kainat

alle hepsi, bütün;~beide her ikisi

Allee ( ¨n) iki tarafı ağaçlı yol ; bulvar

allein yalnız , tek başına; ~ig yalnız; ~stehend bekar; kimsesiz

allenfalls her halde ; hiç olmazsa

allerdings fakat, elbette

allererst : zu ~ her şeyden önce

allergisch alerjik

allerhand her türlü , çeşit çeşit; acayip, çok şey

Aller|heiligen (o) n Azizler yortusu; ~seelen (o) n Ölüler Günü

alles hepsi, her şey

allgemein genel; im ~en genellikle

Allgemeinheit f genellik; toplum

allgemeinverständlich  herkesçe kolay anlaşılır

Allheilmittel n her derde ilaç

Alli|anz ( ¨en) f ittifak, pakt, ~ierte (r) müttefik

all|jahrlich yıllık, ~mählich dereceli , yavaş yavaş

Alltag m günlük hayat

alltäglich gündelik ,olağan

allzu|sehr , ~viel pek çok

Alm ( ¨en) f yayla

Almosen (o) n sadaka

Alpen Alp Dağları

Alphabet ( ¨e) n alflbe

alphabetisch alfabetik

Alptraum ( ¨e) m kabus, karabasan

als  -den daha ; olarak, gibi , iken; -diği zaman ; ~ob sanki, güya; mehr ~ -den fazla

also demek ki , o halde

alt eski, yaşlı,bayat; 20 Jahre ~ 20 yaşında

Alt (o) m alto

Altar ( ¨e) m sunak ,kilise masası

Alte f yaşlı kadın; ~(r) m yaşlı erkek

Alter (o) n yaş, yaşlılık

älter daha yaşlı, daha eski; ~e Schwester f abla; ~er Bruder m ağabey

altern ihtiyarlamak, yaşlanmak

Altersgrenze f emeklilik yaşı

altersschwach yaşlılıktan çökmüş, eskimiş

Altersver|sicherung f yaşlılık sigortası; ~versorgung f emeklilik aylığı

Altertum n Eski çağ, antika

altertümlich eski , antika

alt|klug büyükleri taklit eden, erken gelişmiş; ~modisch modası geçmiş

Altstadt f kentin eski kısmı

Alu|folie f alüminyum kağıdı; ~minium n alüminyum

Amateur ( ¨e) m amatör

ambivalent kararsız

Amboss ( ¨sse) n örs

ambulant; ~e Behandlung f ayakta tedavi ; ~er Handler m seyyar satıcı

Ameise ( ¨n) f karınca ; ~nhaufen m karınca yuvası

Amen amin

Amerika n Amerika; ~ner(in) m f Amerikalı

Amnestie ( ¨n) f genel af

Ampel ( ¨n) f lamba

Ampere n amper

Amphibien amfibi

Amputation f ampütasyon

amputieren kesmek

Amsel ( ¨n) karatavuk

Amt ( ¨er) n görev, vazife, memuriyet; makam, resmi daire

amtlich resmi, resmen

Amts|bezirk m bölge , daire; ~gericht n yerel mahkeme; sulh mahkemesi; ~richter m sulh hakimi; ~schimmel ( ¨) m kırtasiyecilik

amüsant eğlenceli

amüsieren eğlendirmek; sich ~ ( über A ile) eğlenmek  an A –in yanına, -e ; -in yanında , -de

analog D benzer

Analphabet ( ¨en) m okuma yazma bilmeyen

Analyse ( ¨n) f analiz, tahlil

Ananas ( ¨sse) f ananas

Anarchi|e ( ¨ n) f anarşi; ~st , stin anarşist

Anästhesie ( ¨ n) f anestezi

Anatolien n Anadolu

Anatomie ( ¨n) f anatomi

anbahnen A –e yol açmak

Anbau m yetiştirme , ek bina

anbauen yetiştirmek, ekip biçmek, eklemek

anbehalten Kleidung çıkarmamak

anbei ilişik olarak

anbelang|en: was A ~t –e gelince , kalırsa

anbeten A –e tapmak

Anbetracht: in ~G dolayısıyla N , mademki

anbieten DA sunmak ; ikram etmek, önermek

anbinden bağlamak , ( an A -e)

 Anblick m görünüş

anbraten hafif kızartmak

anbrechnen Paket açmak, Tag doğmak, Nacht olmak

anbrennen yakmak, tutuşturmak, dibi tutmak

anbringen takmak, eklemek ( an A -e) ; getirmek

anbrüllen A -e bağırmak

Andacht ( ¨ en) ibadet

andächtig saygı ile , dikkatli

andauern sürmek; ~d devamlı, sürekli

Andenken (¨) n hatıra ; andaç

ander – başka, diğer

ander|(e)nfalls yoksa, aksi takdirde; ~erseits diğer taraftan

ändern değiştirmek; sich ~ değişmek

Änderung f değiştirme,

anders başka, farklı ( als -den) ; ~denkend başka türlü düşünen ; ~gläubig başka dinden; ~wo başka yerde

ander|thalb bir buçuk,; ~weitig başka taraftan

andeuten ima etmek

Andeutung f işaret, ima

Andrang (O) m kalabalık; rağbet( nach D -e)

andrehen çevirmek; sıkıştırmak; çalıştırmak; yamamak

andohen korkutmak , tehdit etmek

aneignen : sich ~zaptetmek; benimsemek

aneinander yan yana , birbirine bitişik, ~fügen birleştirmek; ~grenzen bitişik olmak, ~stossen çarpışmak

Anekdote (¨n) f anekdot, fıkra

anekeln tiksindirmek

anerkennen kabul etmek, tanımak

Anerkennung f takdir ; kabul

anfahren A –e çarpmak , -e şiddetle bağırmak, harekete geçmek

Anfahrt ( ¨en) f yanaşma yolu

Anfall( ¨e) m ani ağrı, nöbet

anfallen A –e saldırmak, meydana çıkmak

Anfang (¨e) m başlangıç

anfangen başlamak

Anfänger ( ¨ ) m , ~in f başlayan

anfänglich, anfangs başlangıçta

Anfangsstadium n ilk devre

anfassen tutmak, ellemek

anfechten  tanımamak

Anfechtung f tanımama; ayartma

anfertigen yapmak, imal etmek

anfeuchten nemletmek, ıslatmak

anfeuern teşvik etmek

anflehen A-e yalvarmak

anfliegen A –e (uçakla ) uğramak

Anflug ( ¨ e) m uçarak yaklaşma, hafif iz

anfordern istemek, talep etmek

Anforderung f talep

Anfrage ( ¨ n) f sorgu

anfragen ( bei D –e ) sormak, başvurmak

anfressen kemirmek

anfeunden : sich ~ dostluk kurmak( mit D ile)

anfügen eklemek

anfühlen : sich ~ wie ... hissini vermek

anführen yönetmek; zikretmek, anmak; (betrügen)aldatmak

Anführer ( ¨ ) m , ~in f baş, elebaşı

Anführungszeicnen n tırnak işareti

Angabe ( ¨ n) f bildiri, ifade, veri

angaben bildirmek, beyan etmek, ağız satmak

Angaber ( ¨) m , ~in f ağız satan kimse

angeblich sözde olan, sözümona, sözde

angeboren anadan doğma

Angebot ( ¨ e) n teklif , arz, sunu

angebracht uygun, yerinde

angedeihen : ~ lassen sağlamak,

angehen başlamak, mümkün olm., ilgilendirmek

angehören D ait olmak, mensup olmak

Angehöriger yakın, akraba

Angeklagte(r) sanık

Angel ( ¨n) f reze

Angel ( ¨n) f olta

Angelegenheit ( ¨ en) f iş, husus

Angelhaken m olta iğnesi

angeln olta ile tutmak

Angelpunkt m dönüm noktası

Angel|rute f olta kamışı, ~schnur f olta ipi

angemessen D uygun

angenehm hoş,; ( sehr) ~! memnun oldum!

angenommen ( ~dass ...) farzedelim ki, faraza

angesehen itibarlı

angesichts G –e nazaran , -in karşısında

Angestellte(r) hizmetli, müstahdem

angestrengt gayretle

angetrunken çakırkeyf

angewiesen : ~ sein bağlı olmak ( auf A -e)

angewöhnen : sich ~ A –e alışmak

Angewohnheit ( ¨ en) f alışkanlık

angleichen uydurmak

Angler ( ¨) m ,~in f olta ile balık tutan

angreifen A –e saldırmak; -i bozmak

Angreifer m saldırgan

angrenzen bitişik olm., ( an A -e) ; ~d bitişik, komşu

Angriff ( ¨ e) m hücum, saldırı; in ~ nehmen ele almak

Angst f korku, endişe

ängstigen : sich ~ korkmak

ängstlich korkak

angucken A –e bakmak

angurten : sich ~ emniyet kemerini bağlamak

anhaben A giymiş olm., nichts ~ können b. ş. koyamamak( j-m b-e karşı)

anhalten durmak, devam etm., sürmek, durdurmak; ~d sürekli

Anhalt|er m otostopçu; ~spunkt m belirti, ipucu

Anhang m ek, eş dost

anhängen asmak , bağlamak, bağlı olmak

Anhänger taraftar , römork, pandantif

anhänglich bağlı

anhäufen yığmak

Anhäufung f yığılış

anheben kaldırmak, Preis artırmak

anheften yapıştırmak (an A –e)

Anhieb m : auf ~ilk hamlede

Anhöhe ( ¨ n) f yükseklik, tepe

anhören –i dinlemek, -e kulak vermek

Anis ( ¨e) m anason

Ankauf m alış

ankaufen satın almak

Anker ( ¨ )m çapa, gemi demiri

ankern demir atmak

anketten zincirle bağlamak ( an A -e)

Anklage ( ¨n) f itham, iddia

anklagen itham etm., suçlamak

anklammern : sich ~ an A –e takılmak

Anklang ( ¨e) m : ~ finden sempati veya rağbet görmek

ankleben yapıştırmak ( an A -e)

ankleiden giydirmek , sich ~ giyinmek

anklopfen ( bei D –in ) kapısını çalmak

anknipsen Licht açmak

anknüpfen bağlamak ( an A -e)

Anknüpfungspunkt m bağlantı

ankommen varmak ( in D -e)gelmek; ( auf A -e) bağlı olmak

ankreuzen A –e çarpı işareti koymak

ankündigen bildirmek

Ankündigung f ilan, bildiri

Ankunft (o) f varış

ankurbeln hareket getirmek, canlandırmak

Anlage ( ¨ n) f yatırım, tabiat, yetenek, ek, park, yeşillik

Anlass ( ¨sse ) m sebep, vesile; ~ geben zu D –e fırsat vermek; aus diesem ~ bu vesileyle , anlassen Kleidung çıkarmamak, Motor çalıştırmak, işletmek

Anlasser ( ¨) m marş

anläβlich G dolayısıyla

Anlauf m hız alma ; hamle ; ~nehmen hız almak

anlaufen uğramak, buğulanmak, Gesicht kızarmak

anlegen kurmak, hazırlamak; Geld yatırmak; Kleidung giymek, Gewehr yöneltmek, uğramak

Anlegestelle f iskele

anlehnen dayamak, Tür aralamak ; sich ~ an A –e dayanmak

Anleihe ( ¨n ) f borç alma, istikraz ; eine ~ aufnehmen istikraz almak  ( bei D -den)

anleiten A –e öğretmek ( zu D -i), -e yol göstermek

Anleitung f talimat

anlernen A –e öğretmek

Anliegen ( ¨) n arzu, istek

anliegend bitişik

Anlieger ( ¨) m komşu , aynı sokakta oturan

anglocken cezbetmek

anlügen A –e yalan söylemek

anmachen açmak , yakmak, Salat hazırlamak,

anmalen boyamak

Anmarsch m yaklaşma

anmassen : sich ~ A benimsemek, gasbetmek; ~d kibirli, gururlu

Anmassung f haksız iddia

anmelden bildirmek ( bei D -e) ; sich ~ gelişini bildirmek, yazılmak ( bei D -e)

Anmeldung f kayıt, kaydolma

anmerken işaret etmek, sich  A ~ lassen –de belli olm.

Anmerkung f not, haşiye

Anmut güzellik

anmutig güzel, zarif , sevimli

annageln mıhlamak ( an A -e)

annähen dikmek ( an A -e)

annähernd takriben , aşağı yukarı

Annäherung f yaklaşma

Annahme ( ¨ n) f kabul, tahmin

annehmbar kabul olunabilir

annehmen kabul etm., benimsemek, tahmin etm., sanmak, sich ~ G –i üzerine almak

Annehmlichkeit ( ¨ en) f hoşluk

annektieren ilhak etmek

Annexion ( ¨ en) f ilhak

Annonce ( ¨n) f gazete ilanı

annoncieren ilan etmek

annullieren iptal etmek

Anode f anot

anonym anonim

anordnen düzenlemek, befehlen emretmek

Anordnung f tertip , emir

anpass|en uydurmak, ( an A -e) ; sich ~en an A –e uymak; ~ungsfähig uyabilir; uydurulabilir

Anprall (o) m çarpma

anpreisen övmek

Anprobe ( ¨n) f prova

anprobieren denemek, prova etmek

anrechnen hesaba geçirmek

Anrecht ( ¨ e) n hak (iddiası)

Anrede ( ¨n) f hitap; söz

anreden A –e hitap etmek

anregen teşvik etmek, uyandırmak; ~d teşvik edici, uyandırıcı

Anregung f teşvik, teklif

Anreiz ( ¨e) m teşvik, güdü

anrempeln A –e çarpmak, sataşmak

Anrichte f büfe

anrichten A hazırlamak, Schaden –e sebep olmak

anrosten pas tutmak , paslanıp yapışmak

Anruf m çağırma ; telefon etme

anrufen A –e seslenmek , -e telefon etmek

Anrufbeantworter m tele sekreter

anrühren A –e dokunmak, Teig –i hazırlamak

Ansage ( ¨n) f bildiri, anons

ansagen bildirmek

Ansager (¨) m, ~in f spiker, sunucu

ansammeln toplamak, biriktirmek, ; sich ~toplanmak

Ansammlung f kalabalık

ansässig oturan ( in D -de)

Ansatz m başlangıç; ek

anschaffen tedarik etmek

Anschaffung f tedarik

anschauen A –e bakmak, sich ~ -i seyretmek

anschaulich açık; somut

Anschauung f görüş

 

Anschein m görünüş, dem ~ nach , anscheinend göründüğü gibi , görünürde

anscheissen A –e çıkışmak, fırçalamak

anschieben itmek

Anschlag m suikast, dokunma, tahmin, yöneltme, duvar ilanı; ~brett n ilan tahtası

anschlagen yapıştırmak, asmak, ( an A -e) çınlamak

Anschlag|säule f ilan sütunu; ~tafel f

anschleichen: sich ~ gizlice yaklaşmak

anschliessen bağlamak, sich ~ an A –e katılmak

Anschluss m birleştirme , bağlantı, aktarma , ~flug aktarma uçuşu

anschmieren aldatmak

anschnallen takmak, sich ~ kemer takmak

Anschnallpflicht f emniyet kem. takma mecburiyeti

anschnauzen şiddetle azarlamak

anschneiden kesmeye başlamak, konuyu açmak

Anschovis (¨ )f ançüez

anschrauben vidalamak ( an A -e)

anschreiben yazmak ; ~ lassen veresiye almak

anschreien A –in yüzüne bağırmak

Anschrift f adres

anschwärzen A kötülemek ( bei D -e)

anschweissen kaynakla birleştirmek

anschwellen kabarmak, şişmek

ansehen A –e bakmak; ~ als , für A ...olarak saymak

Ansehen  n bakış ; itibar

ansehnlich göze çarpan , büyük,

ansetzen tespit etmek, eklemek; Fett ~ yağ bağlamak

Ansicht f manzara , görünüş; ~skarte f resimli kartpostal; ~ssache f görüş meselesi

ansiedeln yerleştirmek; sich ~ yerleşmek ( in D -e)

anspannen arabaya koşmak

Anspannung f kuvvet toplama, gayret

anspielen ima etmek( auf A -i)

Anspielung f ima

anspitzen yontmak, sivriltmek

Ansporn m teşvik

Ansprache f söylev

ansprechen A –e hitap etm., -in hoşuna gitmek, ~d sevimli, hoşa giden

anspringen harekete geçmek, işlemek

Anspruch m iddia; hak ; in ~ nehmen meşgul etmek; hohe Ansprüche stellen aşırı taleplerde bulunmak

anspruchs|los yetingen, ~voll güç beğenen

Anstalt ( ¨ en) f kurum; kuruluş, ~en treffen , zu ... için tedbir almak

Anstand  m edep, terbiye, gözleği

anständig terbiyeli, namuslu

anstandslos kolaylıkla

anstarren A –e dik bakmak

anstatt G yerine ; ~dass, ~ zu –mektense

anstecken takmak ,iğnelemek , yakmak, bulaştırmak; ~d bulaşıcı

Ansteckungsgefahr f bulaşma tehlikesi

anstehen kuyrukta beklemek

ansteigen yükselmek, artmak

anstelle  anstatt

anstellen açmak, harekete geçirmek, işe koymak, yapmak, sich ~davranmak ( nach D için) kuyruğa girmek

Anstellung f vazife , memuriyet

Anstieg ( ¨e) m yükseliş

anstiften teşvik etmek ( zu D -e)

anstimmen Lied söylemeye başlamak

Anstoss m çarpma, topa vurma, sebep, neden, ~nehmen an D –den alınmak

anstossen çarpmak ( an A -e) , -e bitişik olm., kadehleri tokuşturmak

anstössig yakışıksız

anstreben amaçlamak

anstreichen boyamak, stelle işaretlemek

anstrengen yormak ; sich ~ uğraşmak; ~d yorucu

Anstrengung f çaba , zahmet

Ansturm m saldırı

anstürmen saldırmak ( gegen A -e)

Antagonismus m zıtlık, tezat

Anteil m pay ; ~nahme acıma, başsağlığı, ilgi

Antenne ( ¨n) f anten

Anti/babypille f gebeliği önleyici hap; ~blotika antibiyotik maddeler

antik eski, antika

Antiquar ( ¨e) m antikacı ,; ~iat ( ¨e) n sahaf dükkanı

antiquarisch elden düşme

Antiquität ( ¨ en) f antika

Antrag ( ¨e) m teklif; dilekçe; ~stellen teklifte bulunmak, dilekçe yazmak  ( an A -e), ~steller m dilekçe sahibi

antreffen A –e rast gelmek

antreiben itmek

antreten Arbeit –e başlamak, Erbe –e konmak; sıralamak

Antrieb m teşvik, harekete geçirme

Antritt m başlangıç

antun göstermek

Antwort ( ¨en) f cevap, yanıt

antworten D cevap vermek

anvertrauen DA emanet etmek

anwachsen kökleşmek, artmak

Anwalt ( ¨e) m avukat, müdafi; ~skammer f baro

Anwärter ( ¨) m , ~in f aday

anweisen havale etmek, tahsis etmek, -e yapmasını emretmek

Anweisung f direktif , havale

anwend/ bar uygulanabilir, ~en tatbik etmek, uygulamak

Anwendung f kullanış

anwerben işe almak

anwesend hazır, mevcut

Anwesenheit f huzur, mevcudiyet

anwiedern iğrendirmek

Anwohner ( ¨) m komşu

Anzahl f sayı, miktar

anzahlen A ... için pay vermek

Anzahlung f kaparo

anzepten A –e gizli bağlantı kurmak, -i gizlice dinlemek

Anzeichnen n belirti iz

Anzeige ( ¨n) f ilan; ihbar; ~erstatten ihbarda bulunmak

anzeigen ihbar etmek, göstermek

anziehen çekmek, Kleidung giymek, Preise yükselmek; sich ~ giyinmek; ~d çekici

Anziehungskraft f çekim kuvveti

Anzug ( ¨e) m takım elbise , im ~ sein yaklaşmak

anzüglich iki anlamlı

anzünden yakmak, tutuşturmak

Aorist ( ¨e) m geniş zaman

apart orijinal

apathisch gevşek, ilgisiz

Aperitif ( ¨s) m aperitif

Apfel ( ¨) m elma, ; ~saft m elma suyu , ~sine ( ¨n) portakal

Apostel ( ¨) m havari

Apostroph ( ¨e) m kesme işareti

Apotheke ( ¨n) f eczane, ~r ( ¨) m, ~rin f eczacı

Apparat ( ¨e) m aygıt, alet

Appartement  ( ¨s) n apartman dairesi

Appell ( ¨e) m çağrı, yoklama

appellieren başvurmak, seslenmek ( an A -e)

Appetit (o) m iştah

appetitlich iştah çekici

applaudieren D –i alkışlamak

Applaus (o) m alkış

Aprikose ( ¨n) f kayısı

April (o) f nisan ; ~scherz m nisan balığı

Aquädukt ( ¨e) m su kemeri

Aquaplaning (o)  n su altı kızağı

Argentinien n Arjantin

Ärger (o) m kızgınlık ; dert

ärgerlich üzücü; kızgın ( auf , über A -e)

ärgern kızdırmak; sich ~ kızmak ( über A -e)

Ärgernis ( ¨sse) n rezalet

arg/ listig hilekar , aldatıcı; ~los temiz yürekli ; saf

Argument ( ¨e) n tez, delil

argwöhnisch şüpheli

Arie ( ¨n) f arya

arm fakir, zavallı

Arm ( ¨e) m kol; ~ in ~ kol kola

Armeturenbrett n kontrol tablosu

Armband n bilezik ; ~uhr f kol sati

Armee ( ¨n) f ordu

Ärmel ( ¨) m elbise kolu ; ~kanal m Manş Denizi

Armeni/ en n Ermenistan , ~er (¨) m , ~erin f Ermeni

armenisch ermeni, Ermenice

ärmlich fakir, yoksul

armselig fakir, kötü

Armut f fakirlik, yoksulluk

Aroma ( ¨men) n hoş koku, aroma

aromatisch aromatik

arrangieren düzenlemek

Arrest ( ¨e) m hapis

arrogant kibirli

Arsch ( ¨e) m kıç, göt

Art ( ¨en) f cins, çeşit, tarz

Arterie ( ¨n) f atardamar

artig terbiyeli, uslu

Artikel( ¨) m madde, makale, tanım edadı

Artillerie ( ¨n) f topçuluk

Artischoche ( ¨n) f enginar

Arznei ( ¨en) f, ~mittel n ilaç

Arzt ( ¨e) m , ( ¨in) f doktor, hekim

ärztlich tıbbi

As ( ¨sse) n as, birli

Asbest ( ¨e) m asbest

Asche ( ¨n) f kül ; ~nbecher m küllük, sigara tablası

Aschermittwoch m katoliklerin 40 günlük perhizlerinin ilk günü , karnavaldan sonraki ilk gün

asiatisch Asyalı

Asien n Asya

Aspekt ( ¨e) m görünüş

Asphalt ( ¨e) m asfalt

Aspirin n aspirin

ass essen

Assistent ( ¨en) m., ~in f asistan

Ast ( ¨e) m dal; budak

Aster ( ¨n) f yıldızçiçeği

Asthma (o) n astım

Astro/ naut ( ¨en) m astronot; ~nomie f astronomi

Asyl ( ¨e) n barınak; politisches ~ siyasi sığınma; ~recht n sığınma hakkı

Atelier ( ¨s) n atelye

Atem (o) m nefes, soluk; ~holen nefes almak

atemlos nefessiz

Atemzug m nefes alma

Athe/ ismus m ateizm ; ~ist m ateist

Athen n Atina

Äther m eter

Äthiopien n Etyopya

Athlet ( ¨en) m atlet , sporcu

Atlantik m , Atlantischer Ozean Atlas Okyanusu

Atlas m atlas,

atmen nefes almak

Atmosphäre (¨ n) f atmosfer; ortam

Atmung f solunum

Atom ( ¨e) n atom; ~bombe f atom bombası; ~kraftwerk n atom reaktörü

Atten/ tat ( ¨e) n suikast ; ~täter ( ¨) m suikastçı

Attest ( ¨e) n rapor

attraktiv çekici

Attribut ( ¨e) n sıfat, nitelik, yüklem

ätzen yakmak; ~d yakıcı, aşındırıcı

Aubergine ( ¨n) f patlıcan

auch dahi, de , da

audiovisuell odyovizüel, işitsel - görsel

auf D –in üstünde, üzerinde; -de ; ~ A –in üstüne, üzerine; ....için; ~ deutsch Almanca olarak; açık;(wach) ayakta; ~ und ab bir aşağı bir yukarı

aufatmen geniş nefes almak

Aufbau m yapı, kuruluş, kalkınma; ( bina üstüne) ek

aufbauen inşa etmek, kurmak, kalkındırmak

aufbehalten çıkarmak

aufbewahren saklamak

aufbieten harcamak, toplamak

aufblähen : sich ~ şişmek

aufblasen şişirmek

aufbleiben açık kalmak; yatmamak

aufblenden farları yakmak

aufbrauchen tüketmek

aufbrausen kaynamak

aufbrechnen kırıp açmak

aufbringen sağlamak; çıkarmak

Aufbruch ( ¨e) m kalkış

aufbügeln ütülemek

aufbürden DA yüklemek

aufdecken açmak ; meydana çıkarmak

aufdrängen DA zorla kabul ettirmek; sich ~ ( j-m b-i) rahatsız etmek

aufdrehen çevirip açmak

aufdringlich usandırıcı

aufeinander üst üste ; arka arkaya; ~folgen birbirini takip etmek; ~folgend birbirini takip eden ; ~prallen , ~stossen çarpışmak

Aufenthalt ( ¨e) m kalma; oturma; gecikme; ~serlabnis f oturma müsaadesi ; ~sort m oturma yeri; ~sraum m dinlenme odası

auferlegen DA yüklemek

Auferstehung ( o) f diriliş

aufessen tamamiyle yemek

auffahren yerinden fırlamak; çarpmak; oturmak ( auf A -e)

Auffahrt f yanaşma yolu ; ~unfall m arkadan çarpma kazası

auffallen D –in dikkatini çekmek; ~d ,auffällig göze çarpan,dikkatiçeke

auffangen yakalamak, hafifletmek, Strahlen toplamak

auffassen anlamak , kavramak; karşılamak

Auffassung f anlayış

auf/ flackern, ~flammen alevlenmek

auffliegen birdenbire havalanmak; birdenbire açılmak

auffordern davet etmek, çağırmak ( zu D -e)

Aufforderung f davet, talep

aufforsten ağaçlandırmak

auffressen tamamiyle yemek

auffrischen tazelemek

aufführen temsil etmek, oynamak; anführen , aufzahlen; sich ~ davranmak

Aufführung f temsil

Aufgabe f ödev, görev, terk, teslim

Aufgang m doğuş, ( Treppe) merdiven

aufgeben bırakmak, terk etm., yollamak, vazgeçmek

aufgeblasen kabarık , şiş, kibirli

Aufgebot ( ¨e) n evlenme ilanı, askı, silah altına çağırma

aufgebracht : ~ sein hiddetlenmek ( über A -e)

aufgedreht neşeli

aufgehen doğmak, açılmak, çözülmek

aufgeklärt aydın fikirli

aufgelegt; gut ~ keyfi yerinde

aufgeregt heyecanlı

aufgeweckt uyanık

aufgrund G –den dolayı

aufhaben A başında olmak, açık bulunmak

aufhacken kazarak açmak

aufhalsen aufbürden

aufhalten açık tutmak, durdurmak, sich ~ kalmak, oturmak ( in D -e)

aufhängen asmak ( an A -e)

Aufhänger ( ¨) m askı

aufhäufen yığmak

aufheben kaldırmak, saklamak

Aufhebung f kaldır(ıl)ma , fesih

aufheitern ferahlandırmak

aufhetzen kışkırtmak

aufholen telafi etmek, farkı kapatmak

aufhören bitmek, bitirmek ( mit D -i)

aufklappen açmak

aufklären aydınlatmak; bilgi vermek ( über A hakkında) halletmek

Aufklärung f aydınlatma; bilgi

aufklepen yapıştırmak

Aufkleper m tutkallı fiş, çıkartma

aufkochen kaynamak, kaynatmak

aufkommen çıkmak, dayanmak ( gegen A –e karşı); üstüne almak ( für A –in sorumluluğunu)

aufkrempeln sıvamak

aufkreuzen çıkagelmek( bei , in D -e)

aufladen yüklemek, Batt. doldurmak

Auflage f yüküm , baskı, vergi

auflassen açık bırakmak, Hut çıkarmamak

Auflauf m kalabalık

auflaufen oturmak

auflegen üstüne koymak ( auf A -i) Hörer ( telefonu) kapatmak,

auflehnen : sich ~ ayaklanmak, ( gegen A –e karşı)

auflesen toplamak

auflockern gevşetmek

auflösen çözmek, dağıtmak, feshetmek; sich ~çözülmek

Auflösung f fesih, sonuç

aufmachen açmak; sich ~ yola çıkmak

aufmerksam dikkatli; ~ machen A –in dikkatini çekmek    ( auf A -e)

Aufmerksamheit f dikkat; ilgi

aufmuntern canlandırmak, şenlendirm~~: sich ~ kendini feda etmek ( für A için)

aufpassen dikkat etmek, bakmak ( auf A -e)

aufplatzen patlamak

aufprallen çarpmak ( auf A -e)

aufpumpen şişirmek

Aufputschmittel n uyarıcı

aufraffen : sich ~ kuvvetlerini toplamak ( zu D -meğe)

aufräumen toplamak

aufrecht dik, dürüst; ~erhalten korumak

aufregen heyecanlandırmak; sich ~ heyecanlanmak; ~d heyecanlı

Aufregung f heyecanlı

aufreiben : sich ~ yorulmak; ~d yorucu

aufreihen dizmek

aufreissen ( hızla veya kuvvetle ) açmak

aufreizend tahrik edici, teşvik edici

aufrichten dikmek, doğrultmak; sich ~ doğrulmak

aufrichtig dürüst, samimi

Aufruf ( ¨e) m davet , çağrı

aufrufen çağırmak, davet etmek ( zu D -e)

Aufruhr (o) m ayaklanma

aufrüsten silahlandırmak

aufsammeln toplamak

aufsässig itaatsiz

Aufsatz m kompozisyon , yazı, makale

aufschieben iterek açmak

Aufschlag m yere vurma , kapak, zam, artış

aufschlagen açmak, Zelt kurmak

aufschliessen açmak

Aufschluss m : ~ geben bilgi vermek( über A hakkında )

aufschlussreich bilgi verici, anlamlı

aufschneiden keserek açmak, yarmak, palavra savurmak

Aufschneider ( ¨) m, ~in f palavracı

Aufschnitt m et, jambon ve salam dilimleri

aufschrauben vidalamak, açmak

Afschrei m ani çığlık

aufschreiben kaydetmek, not etmek

Aufschrift f adres, yazı

Aufschub m erteleme

Aufschwung m kalkınma

Aufstehen  n : ~erregen heyecan uyandırmak

Aufseher ( ¨) m, ~in f bekçi, gardiyan

aufsetzen koymak, takmak, Hut giymek, Text kaleme almak, Wasser ocağa koymak

Aufsicht ( ¨en ) f kontrol, denetim

aufspannen gererek açmak, germek

aufspringen fırlamak, çatlamak, ansızın açılmak

aufspüren izleyip bulmak

Aufstand ( ¨e) m ayaklanma

aufstechen deşmek

aufstehen ayağa kalkmak; ayaklanmak

aufsteigen yükselmek

aufstellen koymak, yerleştirmek, kurmak, ileri sürmek

Aufstellung f yerleştirme, liste , montaj

Aufstieg ( ¨e) m yükselme ; kalkınma

aufstöbern arayıp bulmak

aufstocken A –e kat eklemek; -i çoğaltmak

aufstossen iterek açmak, kırmak, geğirmek

aufstreichen sürmek ( auf A -e)

aufsuchen A –e uğramak

Auftakt ( ¨e) m başlangıç

auftauchen meydana çıkmak

auftauen eritmek, erimek

Auftrag ( ¨e) m vazife , ödev, vekalet, im ~ G , von D adına

auftragen havale etmek, Kleidung eskitmek

auftreiben bulmak, sağlamak

auftrennen A –in dişini sökmek

auftreten yere basmak , davranmak, meydana çıkmak

Auftreten (o) n davranış

Auftrieb m : ~geben cesaret vermek

Auftritt m sahneye çıkış

aufwachen uyanış

aufwachsen büyümek

Aufwand (o) m masraf, lüks

aufwärmen ısıtmak, canlandırmak

aufwärts yukarıya doğru

aufwecken uyandırmak

aufweichen yumuşatmak

aufweisen göstermek

aufwenden sarfetmek

aufwerfen Frage ortaya atmak

aufwerten A –in değerini artırmak

aufwickeln sarmak, dolamak

aufwiegeln tahrik etmek

aufwischen silmek

aufzählen saymak

aufzeichnen çizmek, not etmek

Aufzeihnung f not, kayıt

aufziehen yukarı çekmek

Aufzucht (o) f yetiştirme

Aufzug m alay, asansör, perde

aufzwingen A zorla kabul ettirmek

Auge ( ¨n) n göz

Augen/ arzt m , ~ärztin f göz doktoru; ~blick m an

augenblicklich bu anda; hemen; şimdiki

Augen/ braue ( ¨n) f kaş; ~höhle f göz yuvası; ~lid ( ¨er)  n göz kapağı; ~mass (o) n göz kararı; ~zeuge m görgü tanığı

August ( o) m ağustos

Auktion f açık artırma

Aula ( ¨ len ) f toplantı salonu

aus D–in içinden; -den; -den dolayı; yüzünden;kapalı; ~sein bitmişolm

ausarbeiten hazırlamak

ausarten: ~ in A –e değişmek, -in halini almak

ausatmen nefes vermek

ausbaden A –in acısını çekmek

Ausbau (o) m genişletme

ausbauen genişletmek

ausbessern tamir etmek, onarmak

ausbeulen düzeltmek

Ausbeute f kazanç , kar

ausbeuten sömürmek

Ausbeut/ er m istismar eden, ~ung f sömürü

ausbilden eğitmek, talim etmek

Ausbildung f eğitim , talim

ausblasen söndürmek

ausbleiben gelmemek

Ausblick m manzara, ümit, umut

ausbrechnen çıkmak, ( aus D -den) kaçmak; ( in A –meye ) başlamak

ausbreiten yaymak; sich ~ yayılmak, açılmak

ausbrennen yakmak, dağlamak, sönmek

Ausbruch m başlama, kaçma, firar, püskürme

ausbrüten civciv çıkarmak, yumurtlamak

Ausdauer f sabır, dayanıklılık,

ausdauernd sebatkar

ausdehnen germek, uzatmak; sich ~ uzamak, açılmak

Ausdehnung f genişleme, uzanım

ausdenken: sich ~ -i tasarlamak; uydurmak

Ausdruck ( ¨e) m ifade, terim; deyim

ausdrück/en sıkmak, ifade etmek; ~lich belli; kesin , kesin olarak

ausdrucksvoll anlamlı, anlatımlı

auseinander birbirinden uzak, ayrı; ~brechen kırıp ayırmak, parçalanmak; ~fallen parça parça olmak; ~gehen ayrılmak, dağılmak; ~halten ayrı tutmak; ~nehmen parçalara ayırmak; ~setzen anlatmak

Auseinandersetzung f münakaşa, tartışma

auser/ lesen, ~wählt seçkin, mümtaz

Ausfahrt f çıkış kapısı

Ausfall m dökülme, kayıp

ausfallen Haare: dökülmek, yapılmamak; ~d , ausfällig saldırgan

Ausfallstrasse f çıkış yolu

ausfegen süpürmek

ausfertigen hazırlamak

Ausfertigung f nüsha

ausfindig : ~machen arayıp bulmak

Ausflucht ( ¨e) f kaçamak, bahane

Ausflug m gezinti, gezi

Ausfluss m delik; akış, akıntı

ausfragen soruşturmak

Ausfuhr ( ¨en ) ihracat, dış satım

ausführ/ en yapmak, bitirmek, gerçekleştirmek, ihraç etm., ~lich ayrıntılı , etraflı

Ausführung f yapılış, icra; ~sbestimmungen yönetmelik

ausfüllen doldurmak

Ausgabe f dağıtım, masraf, baskı

Ausgang m çıkış, sonuç

ausgeben dağıtmak, sarf etmek, sich ~  für A kendisini .... diye tanıtmak

ausge/ fallen tuhaf, ~glichen dengeli

ausgehen dışarı çıkmak, Haar dökülmek, Licht sönmek, tükenmek

ausge/ lassen coşkun, neşeli; ~nommen A hariç olmak üzere; -den başka ; ~rechnet aksi şeytan , ~schlossen imkansız, hariç ( von D -den)

ausgesetzt : ~ sein D maruz kalmak

ausge/ sprochen şüphesiz, ; ~sucht seçkin; ~wogen ölçülü; ~zeichnet mükemmel

ausgiebig bol, durmadan

ausgiessen dökmek, boşaltmak

Ausgleich m uzlaşma, uyuşma

ausgleichen düzeltmek, denkleştirmek

ausgraben topraktan çıkarmak

Ausgrabung f kazı

Ausguss m boşaltma deliği

aushalten A –e dayanmak

aushändigen DA vermek, teslim etmek,

Aushang m askı, ilan

Aushängeschild n etiket, tabela

ausharren beklemek

ausheben kazmak, çıkarmak, silah altına çağırmak

aushecken tasarlamak

ausheilen iyileşmek

aushelfen D yardım etmek( bei D ile)

Aushilfe f yerine geçici olarak çalışan

ausholen el kaldırmak, ( zu D –mek için)

aushorchen A –in ağzını aramak

auskennen: sich ~ in D –i iyi bilmek

auskleiden : sich ~ soyunmak

ausklopfen vurarak silkmek veya boşaltmak

auskochen A haşlayarak –in suyunu çıkarmak

auskommen geçinmek ( mit D ile)

auskosten A –in tadını çıkarmak

auskratzen kazıyarak çıkarmak, kaçmak

Auskunft ( ¨e) f danışma, bilgi

auslachen gülerek alay etmek

ausladen boşaltmak

Auslage f serilen mal; ~n masraf

Ausland (o) n yabancı ülke, yurt dışı; dış ülke

Ausländer ( ¨) m , auslandisch yabancı

Auslands yurt dışı

auslassen açık bırakmak, atlamak, boşaltmak

auslaufen akmak, boşalmak, limandan çıkmak

ausieeren boşaltmak

auslegen Ware sermek, Raum döşemek, ödünç vermek, yorumlam.

ausleihen ödünç vermek, kiraya vermek; sich ~ ödünç almak

auslernen çıraklık devrini bitirmek

Auslese f seçme

auslesen ayırmak, okuyup bitirmek

ausliefern teslim etmek

auslosen kur” a çekmek, piyangoya koymak

auslösen kurtarmak, yaratmak

Auslöser m Foto deklanşör

ausmachen söndürmek, kararlaştırmak, sözleşmek, tutmak

ausmalen boyamak ; sich ~ tasavvur etmek

Ausmass n boyut, çap

ausmerzen gidermek

ausmessen ölçmek

Ausnahme ( ¨ n) f istisna, mit ~ G müstesna olarak, hariç olmak üzere ; ~fall m olağanüstü durum; ~zustand m sıkıyönetim

ausnahms/ los istisnasız; ~weise müstesna olarak

ausnehmen ayırmak, ayrı tutmak; ayıklamak; ~d son derece, gayet

ausnutzen fırsat bilmek; sömürmek

auspacken boşaltmak, bülbül gibi söylemek

auspfeifen ıslıklamak

ausplaudern açığa vurmak

ausplündern yağma etmek

auspressen sıkmak

ausprobieren denemek

Auspuff ( ¨e) m egzoz; ~rohr n egzoz borusu

auspumpen tulumbayla boşaltmak

ausradieren silmek

ausrangieren ıskartaya çıkartmak

ausrauben soymak

ausräumen boşaltmak, gidermek

ausrechnen hesaplamak

Ausrede f bahane , kaçamak

ausreden  vazgeçirmek; ~ lassen A –in sözünü kesmemek

ausreichen yet(iş)mek, ( für A -e), ~d kafi, yeter

Ausreise f gidiş, çıkış; ~visum n çıkış vizesi

ausreissen sökmek, koparmak; kaçmak

ausrenken: sich den Arm ~ b –in kolu çıkmak

ausrichten bildirmek, nichts ~ başaramamak

ausrotten yok etmek

Ausrottung f imha

ausrücken çıkmak, kaçmak

Ausruf m ünlem

ausrufen bağırmak, yüksek sesle ilan etmek

Ausrufezeichen n ünlem işareti

ausruhen , sich ~dinlenmek

Ausrüstung f donatım, teçhizat

ausrutschen kaymak

Aussage f söz, ifade

aussagen ifade etmek

ausschalten söndürmek, kesmek, zararsız hale getirmek

Ausschank (o) m içki satış yeri

Ausschau f : ~ halten , ausschauen gözleriyle aramak ( nach D -i)

ausscheiden ayırmak, elemek, ifraz etmek, ayrılmak, elenmek( aus D -den)

Ausscheidung f seçme ifraz

ausschimpfen paylamak, azarlamak

ausschlafen uykusunu almak

Ausschlag m egzama , mayasıl, hareket; den ~ geben ( in D -e) etkili olmak

ausschlag/ en yapraklanmak, tepmek, sapmak, ( nach D -e) ; reddetmek; ~gebend kesin, etkili

ausschliessen çıkarmak, istisna etmek; sich ~ katılmamak ( von D -e)

ausschliesslich yalnız, hariç olmak üzere

ausschlüpfen çıkmak

Ausschluss m çıkarma , katılmama

ausschmücken süslemek, donatmak

ausschneiden kesip çıkarmak, budamak

Ausschnitt m kupür, kesik, dekolte

ausschreiben yazmak, doldurmak, yarışmaya koymak

Ausschreibung f ilan , eksiltme

Ausschreitungen kargaşalık

Ausschuss m kurul, heyet; (~ware f) kelepir mal

ausschütteln dökmek, boşaltmak

ausschweifend çapkın

aussehen görünmek ( wie N gibi)

Aussehen n görünüş

aussen dışarıda

Aussen/ - dış, harici, ~dienst m dış hizmet; ~handel m dış ticaret ; ~minister m dışişleri bakanı; ~politik f dış siyaset, ~seiter ( ¨)m favori olmayan , ~spiegel m dış ayna ; ~stände alacaklar

ausser D –den başka

äusser – dış

ausserdem bundan başka

Äussere(s) dış görünüş

ausser/ gewöhnlich olağanüstü; ~halb G –in dışında

äusser/lich dış , aldatıcı; ~n söylemek, ifade etmek; sich ~n fikrini söylemek( über A hakkında)

ausserordentlich fevkalade, olağanüstü

äusserst son derece

ausserstande: ~ sein zu –ecek durumda olmamak

Äusserung f söz, ifade

aussetzen bırakıvermek, denize indirmek , koymak ( für A için) maruz bırakmamak

Aussicht ( ¨en) manzara, ümit, şans

aussichtlos ümitsiz

Aussiedler m göçmen

aussöhnen barıştırmak, sich ~ uzlaşmak ( mit D ile)

assortieren ayırmak

ausspannen koşumdan çıkarmak, germek, dinlenmek

ausspeien tükürmek

aussperren kapı dışında bırakmak

Aussperrung f lokavt

Aussprache f telaffuz, söyleniş, görüşme

aussprechen telaffuz etmek, söylemek,; sich ~ görüşmek; dertleşmek; ~ lassen j-n b-in sözünü kesmemek

Ausspruch m söz, ifade

ausspucken tükürmek

ausspülen çalkalamak

Ausstand m grev

ausstatten süslemek, teçhiz etmek, donatmak

Ausstattung f donatım, mobilya, dekor

ausstechen oymak , -den üstün gelmek

ausstehen A –e tahammül etmek, dayanmak, daha beklemek, eksik olmak

aussteigen inmek ( aus D -den) bırakmak –i

ausstellen sergilemek, vermek, yazmak

Ausstellung f sergi , fuar, ; ~sdatum n verilme tarihi; ~sraum m sergi salonu

aussterben nesli tükenmek, ocağı sönmek

Aussteuer f çeyiz

Ausstieg ( ¨e) m çıkış, iniş

ausstopfen doldurmak

Ausstoss m atış, verim

ausstossen dışarıya atmak; çıkarmak, kovmak ( aus D -den)

ausstrahlen yaymak, saçmak

Ausstrahlung f yayma, tesir

ausstrecken uzatmak

ausstreichen çizmek, karalamak

ausströmen çıkmak, akmak

aussuchen seçmek

Austausch mübadele, değiş tokuş, değiştirme

austauschen değiş(tir)mek

austeilen dağıtmak

Auster  ( ¨n) f istiridye

austoben : sich ~ yatışmak, gürültü yapmak

austragen dağıtmak, yapmak

austreiben defetmek, çıkarmak, -den vazgeçirmek

Australien n Avusturalya

austreten çıkmak, çekilmek, ayrılmak ( aus D -den); tuvalete gitmek

austrinken içip bitirmek

austrocken kurutmak, katılaştırmak, kurumak

ausüben yapmak ; ~d yürütücü

Ausübung f icra, kullanış

Ausverkauf m mevsim sonu satışı; genel satış

ausverkauf tükenmiş

Auswahl ( o) f seçme, seçilen çeşitler

auswählen seçmek, tercih etmek

auswandern göçmek

Auswanderung f göç

auswärt/ ig dış, harici; Auswärtiges Amt Dışişleri bakanlığı; ~s dışarıda , dışta

auswechseln değiştirmek

Ausweg m çıkar yol, çare

ausweichen D –den çekinmek, çekilmek; -den kaçamak yolu bulmak; ~d kaçamaklı

Ausweis ( ¨e) m kimlik

ausweisen sürmek, sınır dışı etmek, sich ~ kimliğini ispat etmek

Ausweisung f sınır dışı etme veya edilme

ausweiten genişletmek

auswendig ezberden

auswerten değerlendirmek, kullanmak

auswickeln A –in zarfını açmak

auswirken : sich ~ etkilemek ( auf A -i)

auswischen silmek , eins ~ b-e fenalık yapmak

auswuchten dengelemek

Auszahlung f ödeme, tediye

auszeichnen ödüllendirmek, etiketlemek; sich ~ şöhret kazanmak

Auszeichnung f ödül, madalya

ausziehen uzatmak, çıkarmak; soymak; taşınmak ; sich ~soyunmak

Auszubildende(r) eğitim gören, çırak

Auszug m alıntı, özet, çıkma, taşınma

auszugsweise özet olarak

authentisch mevsuk, resmi

Auto n otomobil, araba

Autobahn f otoyol; ~ausfahrt f otoyol çıkışı; ~gebühr f otoyol ücreti

Auto/ bus m otobüs; ~fahrer(in) araba sürücüsü; ~gramm ( ¨e) n otoğraf

Automat ( ¨en) m otomat

automatisch otomatik; ~es Getriebe otomatik şanjman

Auto/ mechaniker m araba tamircisi; ~mobil n otomobil

autonom otonom, özerk

Autonomie ( ¨n) f muhtariyet, özerklik

Autor ( ¨en) m , -in yazar

Autoradio n otoradyo

Autorität f otorite ; yetki

Autovermietung f oto kiralama

Aversion f nefret, iğrenç.

Axt (¨ e) f balta

 

                B

Baby ( ¨s) n bebek

Bach( ¨e) m dere, çay

Backboard (o) n sol taraf

Backe (¨n) f yanak

backen fırında pişirmek, f-da pişmek

Backenzahn m azıdişi

Bäcker ( ¨) m fırıncı, ekmekçi; ~ei f fırın

Back/ ofen m fırın ; ~pulver n kabartıcı toz, toz maya, ; ~stein m tuğla; ~ware f hamur tatlısı

Bad ( ¨er) n banyo; kaplıca, ılıca, hamam

Bade/ anzug m , ~hose f mayo; ~mantel m bornoz; ~meister m havuz veya plaj bekçisi

baden banyo yapmak, yıkanmak, denize girmek

Bade/ ofen m banyo sobası, ~ort m kaplıca, ılıca, plaj; ~strand m plaj; ~zimmer n banyo odası

Bagatelle ( ¨n) f kolay iş

Bagger ( ¨) m tarak makinesi

Bahn ( ¨en) f yol, tramvay, tren, pist

bahnbrechend çığır açan

bahnen ; den Weg ~ D yolu açmak

Bahn/ hof m istasyon, ~steig m peron ; ~strecke f demiryolu hattı; ~übergang m demiryolu geçidi; ~wärter m demiryolu bekçisi

Bahre ( ¨n) f sedye, teskere

Bajonett ( ¨e) n süngü

Bakterie ( ¨n) f bakteri

Balance ( ¨n) f denge

bald yakında, az sonra; ~ darauf az sonra ; so ~ wie möglich bir an evvel

Baldrian ( ¨e) m kediotu

Balkan (o) m Balkan yarımadası, Balkanlar

Balken ( ¨) m kiriş, direk

Balkon ( ¨e) m balkon

Ball ( ¨e) m top; balo

Ballast ( ¨e) m safra, lüzumsuz şeyler

Ballen ( ¨) m denk, balya, taban

ballen; die Faust ~ yumruk sıkmak

Ballett( ¨e , ¨s) n bale

Ballon ( ¨e , ¨s) m balon

Ballubgszentrum n büyük yerleşim merkezi

Bambus ( ¨sse) m bambu

banal banal, bayağı

Banane ( ¨n) f muz

Band n ( ¨er) şerit, bağ

Band ( ¨e) bağ

Band ( ¨e) m cilt, kısım

band binden

Bande ( ¨n) f çete, takım

bändigen terbiye etm., alıştırmak

Bandit ( ¨en) m eşkıya, haydut

Bank ( ¨e) f sıra, bank

Bank ( ¨en) f banka; ~beamte(r) m, ~beamtin f banka memuru

Bankett ( ¨e) n şölen, banket

Bankier ( ¨s) m banker

Bank/ konto ( ¨ten) n banka hesabı; ~leitzahl f banka kod numarası; ~note f banknot

Bankrott ( ¨e) m iflas

bankrott müflis, batmış

Bankverbindung f banka hesabı

bar peşin , nakit olarak; ~er Unsinn saçma sapan

Bar ( ¨s) f bar

Bär ( ¨en) m ayı

Baracke ( ¨n) f baraka

Barbar ( ¨en) m barbar

barbarisch canavar, barbarca

Barbe ( ¨en) f barbunya

barfuss yalınayak

barg  bergen

Bargeld ( o) n peşin para , nakit

bargeldlos çek ile

Barkasse ( ¨n) f motorlu sandal

barmherzig merhametli

Barometer ( ¨) n barometre

Barren ( ¨) m külçe , barparalel

Barrikade ( ¨n) f para, servet

Bart ( ¨e) m favori, bıyık, sakal

bärtig sakallı

Barzahlung f nakit ödeme

Basar ( ¨e) m çarşı

Base ( ¨n ) f kuzin

Base (¨n) baz

basieren : ~ auf A –e dayanmak

Basilika ( ~ken) f büyük kilise, bazilika

Basis temel , üs

Baskenmütze f bere

Bass ( ¨sse) m baso, kontrbas

Bassin ( ¨s) n havuz

Bastard ( ¨e) m melez, piç

bastein amatör olarak yapmak

bat bitten

Batterie ( ¨n) pil, batarya

Bau ( ¨ten) m yapı, inşa, bina, ~arbeiten  yol yapım çalışmaları

Bauch ( ¨e) m karın ; ~tanz m göbek dansı

bauen inşa etmek, kurmak

Bauer ( ¨ n) m çiftçi, köylü; piyade

Bauer ( ¨) n kuş kafesi

Bäuerin f köylü kadın

Bauernhof m çiftlik

baufällig harap, yıkkın

Bau/ gelände n arsa , parsel; ~gerüst n yapı iskeleti; ~jahr n imal yılı; ~kasten m inşaat kutusu; ~kunst f mimarlık

Baum ( ¨e) m ağaç

Baumeister m mimar

Baum/ schule f fidanlık, ~wolle f pamuk

Bau/ stelle f inşaat yeri, şantiye; ~stoff m yapı malzemesi; ~werk n bina

Bay/ er ( ¨n) m Bavyeralı; ~ern n Bavyera

Bazillus ( ¨llen) m basil

beabsichtigen niyet etmek, amaçlamak

beacht/en dikkate almak, hesaba katmak, ~enswert dikkate değer; ~lich önemli

Beachtung f dikkat , riayet; itibar

Beamt/e(r) ( ¨en) m , -in f memur

beängstigend korkutucu

beanspruchen istemek, iddia etmek

beanstanden kusurlu bulmak

Beanstandung f şikayet

beantragen dilekçe ile istemek

beantworten cevaplandırmak, yanıtlamak

bearbeiten işlemek, gözden geçirmek

beaufsichtigen gözetmek, kontrol etmek

Beaufsichtigung f nezaret, gözetim

beauftragen görevlendirmek

bebauen –i işlemek; -de binalar kurmak, -i imar etmek

Bebauung f imar

beben titremek

Becher ( ¨) m bardak, kadeh, kupa; kova

Becken ( ¨)n tekne , lenger , havuz, havza

bedächtig dikkatli , yavaş

bedanken : sich ~ teşekkür etm., ( bei D für A b-e –den dolayı)

Bedarf (o) m ihtiyaç; den ~ decken ihtiyacı karşılamak; im ~sfall gerekirse, icabında

bedauer/ lich üzücü, acınacak; yazık; ~n A –e acımak, yerinmek

Bedauern (o) n teessüf

bedeck/ en örtmek, kapamak; ~t kapalı, bulutlu

bedenken hesaba katmak, düşünmek, bağışlamak; ~los düşüncesiz

bedenklich şüpheli, tehlikeli

bedeuten : was bedeutet das bu ne demektir; das hat nichts zu ~ bunun hiç önemi yoktur, ~d önemli dikkate değer

Bedeutung f anlam , mana,; önem ; ~beimessen D önem vermek

bedienen kullanmak , hizmet etmek; sich ~ G –i kullanmak

Bedienung f hizmet , servis; garson

beding/ en A –e bağlı olmak; ~t şartlı

Bedingung f şart, koşul

bedrängen sıkıştırmak

bedroh/ en tehdit etm.; ~lich korkunç ; tehlikeli

Bedrohung f tehdit

bedrücken üzmek, kederlendirmek; ~d ezici, sıkıcı

bedürfen G –e ihtiyacı olmak

Bedürfnis ( ¨sse) n ihtiyaç ( nach D -e) ; ~anstalt f umumi hela

bedürftig yoksul ; muhtaç (G –e)

Beefsteak ( ¨s) n biftek

beeilen : sich ~ acele etmek

beeindrucken A etkilemek, -de izlenim bırakmak

beeinflussen etkilemek

beeinträchtigen A –e zarar vermek, dokunmak

beend/ en,  ~igen A bitirmek, -e sona ermek

Beerdigung f gömme ; cenaze

Beere ( ¨n) f tane

Beet ( ¨e) n tarh , yastık

Befähigung f ehliyet, yetenek

befahl befehlen

befahren A –in üzerinden geçmek

befallen A –in başına gelmek; -i tutmak

befangen sıkılgan , taraf tutan

befassen : sich ~ meşgul olmak, uğraşmak( mit D ile)

Befehl ( ¨e) emir, komuta, kumanda, ; zu ~! baş üstüne!,

befehlen emretmek, buyurmak

befestigen bağlamak , ( an D -e)

befinden : sich ~ bulunmak ( in D -de)

Befinden (o) n durum, sağlık durumu

befohlen befehlen

befolgen A dinlemek; -e uymak

befördern yollamak, göndermek; terfi ettirmek ( zu D -e)

Beförderung f nakil, sevk, terfi

befragen ( j-n über A ) b-e b. ş-i sormak, b. ş. hakkında b-in fikrini almak

Befragung f anket

befreien kurtarmak ( aus , von D -den)

befreunden : sich ~ dost olmak ( mit D ile)

befriedig/ en memmun etmek; ~end memnun edici; ~t memnun

Befriedung f memnuniyet

befristet vadeli

befruchten döllemek

Befugnis ( ¨sse) f yetki; hak

befugt yetkili

Befund m durum; bulgu

befürchten A –den korkmak

Befürchtung f korku, endişe

befürworten tavsiye etmek

begabt yetenekli

Begabung f yetenek

begann beginnen

begeben: sich ~ gitmek, uğramak( nach, zu D -e)

begegnen D –e rastlamak , -i karşılamak

Begegnung f karşılama, görüşme

begehen işlemek, kutlamak

begehr/ en istemek, talep etmek; ~enswert istenmeye değer; ~lich açgözlü, haris

begeister/n heyecanlandırmak, coşturmak; ~t heyecanlı, coşkulu

Begeisterung f heyecan, coşkunluk

begierig düşkün ( auf A -e); istekli

begiessen ıslatmak

Beginn (o) m başlangıç

beginnen başlamak ( A od. mit D -e)

Beglaubigung f tasdik, onay

begleichen ödemek

begleiten A –e refakat etmek

Begleit/ er ( ¨) m , -erin f refakatcı; ung f refakat, maiyet

beglückwünschen kutlamak, tebrik etmek( j-n zu D )

begnadigen bağışlamak, affetmek

begnügen: sich ~ yetinmek, iktifa etmek, ( mit D)

begonnen beginnen

begraben gömmek

Begräbnis ( ¨sse) n gömme

begreif/en anlamak, kavramak; ~lich anlaşılır

begrenzen sınırlamak

Begrenzung f sınırla(n)ma

Begriff m fikir, kavram; im ~ sein zu –mek üzere bulunmak

begründ/en A kurmak; -in sebeplerini göstermek; ~et haklı

Begründung f ispat, sebep

begrüssen selamlamak, uygun görmek

Begrüssung f karşılama, selamlama

begünstigen teşvik etmek, tercih etmek

Begünstigung f kayırma , yataklık

begütert zengin

behag/ en D –in hoşuna gitmek; ~lich hoş, rahat

behalten saklamak, hatırında tutmak

Behälter ( ¨) m kap

behandeln işlemek, incelemek; -e muamele etmek; -i tedavi etmek

Behandlung f işlem, tedavi

beharr/en   ısrar etmek, ( auf D -de) ; ~lich sebatlı, inatçı

behaupten iddia etmek; muhafaza etmek; sich ~ dayanmak ( in D -de)

Bhauptung f iddia, sav

beheben gidermek

behelf/ en  : sich ~en başvurmak, ( mit D -e), çare aramak(-den); ~smässig geçici, eğreti

beherbergen barındırmak

beherrschen –e hakim olm., -e vakıf olmak; sich ~ nefsini yenmek

behilflich: ~ sein D yardım etmek

behinder/n engellemek; ~t sakat, özürlü

Behörde ( ¨n ) f resmi makam

behüten korumak, esirgemek ( vor D -den)

behutsam dikkatli, tedbirli

bei D –in yanında , yakınında, -in esnasında ; -de , -in civarında ; ~ Gelegenheit fırsat olursa; ~ Gott ! vallahi; ~behalten değiştirmemek, bırakmamak; ~bringen (b-e bş-i ) öğretmek

Beichte ( ¨n) f günah çıkarma, itiraf

beichten günah çıkartmak

beide her ikisi

beieinander beraber , bir arada

Beifahrer(in) m şoför muavini

Beifall (o) m alkış

beifügen DA eklemek

Beigabe f ek

beige bej

Bei/ geschmack (o) m ağızda kalan, tat, ~hilfe f yardım, yataklık

Beil ( ¨e) n balta, nacak

Beilage f ek, katık, yanı başında

beilegen eklemek , yatıştırmak

Beileid (o) n başsağlığı , taziye

beiliegen D ilişik olmak, ~d ilişik

Bein ( ¨e) n bacak, ayak, kemik

beinahe az kaldı, hemen hemen

Beiname m lakap

beinhalten içermek

Beirat m danışma kurulu

beisammen beraber, birlikte

Beischlaf m cinsi münasebet

Beisein n : im ~ von D –in huzurunda

beisetzen gömmek, defnetmek

Beisetzung f cenaze

Beispiel n örnek, ibret; zum ~ mesela, örneğin

beispiel/ haft örneklik; ~los emsalsiz

beissen ısırmak, sokmak; ~d yakıcı, keskin

Beistand m yardım

Beitrag ( ¨e) m pay, katkı, yardım, aidat

beitragen yardım etmek ( zu D ile -e) , katkıda bulunmak

beitreten D girmek

Beitritt m girme, katılma

Beiwagen m yan arabası, römork

beizeiten vaktinde, erken

bejahen A –e evet demek, -i kabul etmek

bejahrt yaşlı

bekämpfen savaşmak,( A ile)

bekannt tanınmış, bilinen

Bekannte(r) tanıdık

bekanntlich bilindiği üzere

bekanntmachen bildirmek, tanıştırmak, ( mit D -e)

Bekanntmachung f ilan , bildiri

Bekanntschaft ( ¨en) f tanışma, tanıdıklar

bekehren kabul ettirmek

bekennen itiraf etmek

Bekenntnis n mezhep

beklagen A –e acınmak, sich ~ şikayet etmek

bekleben yapıştırmak( mit D –e -i)

bekleide/ n –de bulunmak, giydirmek, ( A mit D –e -i) ; örtmek( mit D –i ile); ~t giymiş ( mit D -i)

Bekleidung f giyim

bekommen almak, yaramak, gelmek

bekräftigen teyit etmek

bekreuzigen : sich ~ haç çıkarmak

beladen yüklemek

belagern kuşatmak

belanglos önemsiz

belasten yüklemek, ~d suçlu gösteren

belästigen f rahatsız etmek

Belastung f yük(leme), ağırlık

Belästigung taciz, sataşma

belaufen : sich ~ auf A –i tutmak, -e ermek

belebt canlı; işlek

beleg/ en A örtmek, işgal etmek, ~t meşgul, kısık

belehren öğretmek( j-n über A b-e b.ş -i)

beleidigen incitmek , aşağılamak

Beleidigung f hakaret

belesen okumuş

Beleuchtung f aydınlatma

Belgien n Belçika

belichten ışıklamak

Belichtung f ışıklama, ~smesser m ışıkölçer

Belieben n : nach ~ isteğe göre

belieb/ ig her hangi, ,istenildiği kadar; ~t sevilen

beliefern göndermek ( j-n mit D b-e b.ş -i)

bellen havlamak

belohnen ödüllendirmek

Belohnung f mükafat, ödül

belügen A –e yalan söylemek

bemächtigen : sich ~ G –i ele geçirmek

bemalen boyamak

bemängeln kusurlu bulmak

bemerkbar hissedilir; sich ~ machen kendini hissettirmek

bemerken görmek, fark etmek, söylemek; ~swert dikkate değer

Bemerkung f söz, diyecek

bemühen rahatsız etmek, sich ~ uğraşmak ( um A için ); zahmet etmek

benachrichtigen A –e haber vermek

benachteiligen A –e zarar vermek

Benachteiligung f haksızlık, zarar

benehmen : sich ~ davranmak ( wie N gibi)

Benehmen n davranış, hareket

beneiden kıskanmak ( um), ~swert imrenilecek

benennen adlandırmak

Bengel ( ¨ ,¨ s) m afacan

benommen sersem

benötigen A –e ihtiyacı olmak,

benutzen kullanmak

Benutzung f kullan(ıl)ış

Benzin ( ¨e) n benzin ; ~kanister m benzin bidonu; ~leitung f benzin borusu; ~pumpe f benzin pompası

beobachten gözet(le)mek

Beobacht/er ( ¨) m , -erin f gözetleyici; ~ung f gözlem

bequem rahat, kullanışlı

Bequemlichkeit f rahat , kolaylık

beraten nasihat vermek; görüşmek

Berat/er ( ¨) m ,-erin f danışman, müşavir; ~ung f görüşme, danışma

berauben yoksun bırakmak ( G -den)

berechnen hesap etm., tahmin etmek, ~d çıkarcı

Berechnung f tahmin

berechtig/ en ( zu D) yetki vermek, b-e –mek, hakkını vermek; ~t yetkili

Berechtigung f hak, yetki

Bereich m alan, saha

bereichern : sich ~ zenginleşmek ( an D -den)

Bereifung f lastik takımı

bereinigen çözmek; gidermek

bereisen dolaşmak

bereit hazır ( zu D -e); ~en hazırlamak; ~s önceden; şimdiden; ~stellen hazırlamak; ~willig istekli

bereuen A –e pişman olmak

Berg ( ¨e) m dağ, tepe

berg/ ab yokuş aşağı, ~auf yokuş yukarı

Bergbau (o) m madencilik

bergen kurtarmak

bergig dağlık

Berg/ kette f sıradağ; ~land n dağlık bölge; ~mann ( -leute) m madenci, ~predigt f Hazreti İsa”nın dağ vaazı; ~rutsch m dağ kayması

Bergsteige/ n n dağcılık ; ~r ( ¨) m, -erin f dağcı

Bergung f kurtarma, tahlisiye

Bergwerk n maden ocağı

Bericht ( ¨e) m rapor, bildiri, ~erstatten rapor vermek

berichten DA bildirmek

Berichterstatter m, -erin f, muhabir, raporcu

berichtigen düzeltmek

Berichtigung f düzeltme

Bernhardiner m Sen Bernar köpeği

Bernstein ( ¨e) m kehribar

bersten patlamak ( vor D -den)

berüchtigt kötü ünlü

berücksichtigen dikkate alma, hesaba katmak

Beruf m meslek, iş

berufen atamak, tayin etmek, ( zu D -e); sich ~ auf A –e dayanmak

Berufschule f sanat okulu

berufstätig çalışan, meslek sahibi

Berufung f tayin, temyiz

beruhen dayanmak ( auf D -e)

beruhigen yatıştırmak; sich ~ yatışmak

Beruhigungsmittel n yatıştırıcı ilaç

berühmt tanınmış, ünlü

berühren A –e dokunmak; -e değmek

Berührung f dokunma

besagen ifade etmek

Besatzung tayfa, mürettebat, işgal kuvveti

besaufen: sich ~ sarhoş olmak

beschädigen zarara sokmak, bozmak

Beschädigung f hasar, zarar

beschaffen tedarik etmek, sağlamak, nitelikli

Beschaffenheit f yapı, nitelik

beschäftig/ en meşgul etmek, çalıştırmak; sich ~en meşgul olmak ( mit D ile) ; ~t meşgul, çalışan ( bei D -de)

Beschäftigung f uğraşma, görev

beschämen utandırmak

Bescheid ( ¨e) m haber; cevap; ~ wissen bilgisi olm., ( in D hakkında)

bescheiden alçak gönüllü

Bescheidenheit f alçak gönüllülük

bescheinigen tasdik etmek, belgelemek

Bescheinigung f belge

bescheissen aldatmak

beschenken A –e hediye vermek

Bescherung f hediye dağıtılması, nahoş olay

beschiessen ateşe tutmak

beschimpfen A –e sövmek

Beschimpfung f sövme, hakaret etme

Beschlag m kaplama, buğu, nallama; mit ~ belegen el koymak , işgal etmek

beschlagen kaplamak, nallamak, buğulanmak

Beschlagnahme f müsadere etmek

beschleunigen hızlandırmak

Beschleunigung f hızlandırma, ivme

beschliessen kararlaştırmak

Beschluss m karar, son

beschmutzen kirletmek

beschneiden kesmek, yontmak, sünnet etmek

Beschneidigung f sünnet

beschnitten sünnetli

beschönigen A –in ayıbını örtmek

beschränken sınırla(ndır)mak,; sich ~ yetinmek(auf A ile)

beschreiben tanımlamak; tarif etmek, tasvir etmek

Beschreibung f tarif, tasvir

beschuldigen suçlamak ( G ile)

Beschuldigung f suçlama, itham

beschützen korumak

Beschwerde ( ¨n) f şikayet, ~n ağrı

beschweren : sich ~şikayet etmek( über A bei D –den -e)

beschwerlich zahmetli, müşkül

beschwichtigen yatıştırmak, susturmak

beschwindeln aldatmak

beschwipst çakırkeyif

beschwören A yeminle tasdik etmek, -e yalvarmak; büyü ile çağırmak

beseitigen gidermek

Beseitigung f gider(il)me

Besen ( ¨) m süpürge

besessen : ~ von D –e tutulmuş

besetz/ en işgal etmek, tutmak,; ~t meşgul; dolu

Besetztzeichnen n meşgul sinyali

Besetzung f oynayanlar

besichtigen –i gezmek, dolaşmak

Besichtigung f gezme, yoklama

besiedeln iskan etmek

besiegen yenmek

besinnen: sich ~ düşünmek

Besinnung f die ~ verlieren bayılmak; zur ~ kommen ayılmak, aklı başına gelmek

besinnungslos baygın

Besitz (o) m mal; mülk, emlak

besitzen A –e sahip olmak, -i haiz olmak

Besitzer m sahip,mal sahibi

besoffen sarhoş

besohlen pençelemek

Besoldung f ücret

besonder/ - özel, ayrı

Besonderheit ( ¨ en) f özellik

besonders özellikle

besonnen tedbirli, ağırbaşlı

Besonnenheit f ağırbaşlılık

besorgen sağlamak, temin etmek

Besorgnis ( ¨sse) f endişe, korku, kaygı

besorgt endişeli; ~ sein um A b.ş.için korkmak

Besorgung f tedarik, alışveriş

besprechen –i görüşmek, konuşmak

Besprechung f görüşme, tanıtma, eleştiri

bespritzen serpmek ( mit D –in üzerine -i)

besser daha iyi; ~ werden , sich ~n iyileşmek; Wetter ; açılmak

Besserung f iyileşme, düzelme

best- en iyi ; das ~e , am ~en en iyi(si)

Bestand m varlık; devam; mevcut

beständig devamlı, değişmez

Bestandteil ( ¨e) m parça

bestärken desteklemek

bestätigen A tasdik etmek, onaylamak

Bestätigung f onay, tasdik

Bestattung f gömme, cenaze

bestech/en A –e rüşvet vermek; ~lich rüşvetçi

Bestech/lichkeit f rüşvet alma, rüşvetçilik; ~ung f rüşvet verme

Besteck ( ¨e) n sofra takımı

bestehen geçirmek, Prüfung kazanmak; devam etmek, sürmek, oluşmak( aus , in D –den ) ; ısrar etmek ( auf D -de)

Bestehen n varlık

bestehend şimdiki, bulunan , mevcut,ibaret ( aus D -den)

besteigen A –e çıkmak, tırmanmak, -e binmek

bestellen ısmarlamak, sipariş vermek, -i işlemek, rezerve etmek, ayırtmak

Bestellung f sipariş

besteuern vergilendirmek

bestialisch canavarca

bestimm/ en belirlemek, belirtmek, tanımlamak, kararlaştırmak; ~t belli , kesin , mahsus ( für A -e) ; belirli, muhakkak

Bestimmung f amaç, hüküm, kader, ~en yönetmelik; ~sort m gideceği yer

bestrafen cezalandırmak

Bestrafung f cezalandır(ıl)ma

bestrahlen aydınlatmak

Bestrahlung f radyoterapi

Bestreben (o) n, ~ung f gayret

bestreiten inkar etmek; Kosten ödemek

bestürzt telaşlı, şaşkın

Bestürzung f telaş, şaşkınlık

Besuch ( ¨e) m ziyaret, misafir, konuk

besuchen ziyaret etmek, görmeye gitmek

Besucher ( ¨) m , -in f ziyaretçi, misafir

betätigen işletmek, sich ~ çalışmak

betäuben bayıltmak; ~d uyuşturucu,

Betäubung f uyuşukluk,narkoz; ~smittel n uyuşturucu madde

beteiligen ortak yapmak, ( an D -e); sich ~ katılmak ( an D -e)

Beteiligung f katılma

beten dua etmek

beteuern A –e yemin etmek

Beton ( ¨s) m beton

betonen vurgulamak

Betonung f vurgu(lama)

Betracht m, in ~ ziehen A itibara almak

betrachten A –e bakmak, saymak ( j-n als A -i)

beträchtlich önemli,epey

Betrag ( ¨e) m tutar; miktar

betragen tutmak; sich ~ davranmak

Betragen n tavır, davranış

betreffen ilgilendirmek, ~end A , ~s G –e gelince

betreiben işletmek

betreten A –e ayak basmak, girmek, sıkılmış

betreuen A –e bakmak

Betreuung f bakım

Betrieb m işletme, fabrika, gidiş geliş; ausser ~ bozuk

Betriebsrat m işçi temsilcisi; ~unfall m iş kazası; ~wirtschaft f işletme

betrinken: sich ~ sarhoş olmak

betroffen şaşkın; ilgili

betrübt üzgün

Betrug (o) m aldatma, dolandırıcılık

betrügen aldatmak,dolandırmak

Betrüger ( ¨) m , -in f hilekar, dolandırıcı

betrügerisch hileli, aldatıcı

betrunken sarhoş

Bett ( ¨en) n yatak, ~couch f açılır kanepe; ~decke f yorgan , battaniye

betteln dilenmek

Bettgestell n karyola

bettlägerig yatalak

Bettler ( ¨)m , -in f dilenci

Bettruhe f yataktan çıkmama

Bettuch n çarşaf

Bettwäsche f yatak çamaşırı

beugen bükmek , eğmek

Beule ( ¨n) f girinti, çıkıntı; şiş, kabartı

beunruhig/en endişeye düşürmek; ~t tedirgin

beurlaub/ en A -e  izin vermek; ~t izinli

beurteilen hüküm vermek,( A hakkında)

Beurteilung f görüş , oy

Beute (o) f ganimet, av

Beutel( ¨) m kese, torba

bevölkern iskan etmek

Bevölkerung f halk, nüfus

bevollmächtigen A –e yetki vermek

bevor –meden önce

bevor/stehen yakında vuku bulmak; ~zugen seçmek, tercih etmek,

 bewachen gözetmek, göz altında bulundurmak; ~t bekçili, nöbetçili

Bewachung f gözetim, nezaret

bewaffnet silahlı

bewahren korumak ( vor D -den); Gott bewahre ! Allah saklasın

bewähren : sich ~ değerini göstermek

bewährt denenmiş

bewältigen –i becermek

Bewandtnis (o) f nitelik

bewässern sulamak

Bewässerung f sulama

bewegen A hareket ettirmek , yerinden oynatmak; -e dokunmak; -i teşvik etmek ( zu D -e); sich ~ hareket etmek

beweg/ lich oynak; ~t heyecanlı, dalgalı

Bewegung f hareket

beweinen A –e ağlama

Beweis ( ¨e) m kanıt, delil

beweisen ispat etmek

bewerben : sich ~ um A b.ş. için başvurmak, adaylığını koymak

Bewerb/er ( ¨) m , -erin f istekli; aday; ~ung f talep, adaylık

bewerfen değerlendirmek

bewilligen vermek, müsaade etmek

Bewilligung f müsaade, izin

bewirken A meydana getirmek; -e sebep olmak

bewirt/en yedirip içirmek; ~schaften işletmek; karneye bağlamak

Bewirtung f ikram

bewog, ~en bewegen

bewohnen A –de oturmak

Bewohner(in) m oturan , sakin

bewölk/en : sich ~en bulutlanmak; ~t bulutlu

bewundern A beğenmek; -e hayran olmak

Bewunderung f hayranlık

bewusst bilinçli, bilerek

bewusstlos baygın

Bewusst/ losigkeit (o)f baygınlık; ~sein (o) n şuur,bilinç

bezahl/en ödemek; ~t ödemiş, ücretli

Bezahlung f ödeme

bezaubernd büyüleyici

bezeichnen göstermek, tanımlamak, adlandırmak; ~d karakteristik

Bezeichnung f ad, söz, terim,

bezeugen A-e tanıklık etmek

beziehen A örtmek, kaplamak; -i atfetmek, ( auf A -e); -e yerleşmek; sich ~ ilgili olmak ( auf A ile)

Beziehung f ilgi,ilişki

beziehungsweise daha doğrusu

beziffern : sich ~ auf A –i tutmak, -e ermek

Bezirk ( ¨e) m bölge; semt

Bezug m kılıf, ilgi; mit ~ auf A hakkında; ~ nehmen auf A –e dayanmak; Bezüge aylık, gelir

bezüglich G hakkında

bezwecken amaçlamak

bezweifeln A –den şüphelenmek

Bibel ( ¨n) incil

Biber ( ¨) m kunduz

Bibliothek ( ¨en) f kütüphane, kitaplık; ~ar ( ¨e) m, ~erin f kütüphaneci

bieder namuslu, sadedil

bieg/en bükmek, eğmek; ~sam bükülebilir, esnek

Biene ( -n) f arı, ~nkorb m , ~nstock m arı kovanı

Bier (-e) n bira

Biest (-er) n hayvan

bieten sunmak; vermek, ; sich ~ lassen A –e izin vermek

Bigamie (- n) f iki karılık

bigott yobaz

Bilanz (-en) f bilanço

bilateral iki taraflı

Bild (-er) n resim; fotoğraf; imaj;~band m resimli kitap, albüm

bilden yapmak; oluşturmak; eğitmek; sich ~ oluşmak

Bilderbuch n resimli kitap; ~hhauerin f heykeltraş

bildlich mecazi

Bild/ nis n resim ; ~schirm m ekran

Bildung f oluşturma, bilgi, terbiye

Billard (-e) n bilardo

billig ucuz

billigen uygun görmek

Billigung f rıza

Binde (-n) bağ; sargı; adet bezi; ~hautentzündung f konjonktivit, gözde katılgan doku yangısı

binden bağlamak, ciltlemek

Bind/ estrich m kısa çizgi; ~faden m sicim ; ~ung f bağlanma, bağlılık

binnen G zarfında , içinde

Binnen iç

Bio doğal

Biologie (o) f biyoloji

Birke (-n) f huş ağacı

Birne (-n) armut, ampul

bis ( zu D) –e kadar, dek

Bischof (¨e) m piskopos

bisher şimdiye kadar

biss beissen

Biss(-sse) m ısırma; sokma

bisschen : ein ~ biraz

Bissen(-) m lokma

bissig ısırgan, iğneleyici

bisweilen bazen arasıra

bitte lütfen ;~sehr! buyurun! ,rica ederim!, bir şey değil; wie ~ ?efendim?

Bitte (-n) f rica, arzu

bitten rica etmek; dilemek ( j-n um A –den –i)

bitter acı

bizarr tuhaf

Blamage (-n) f rezalet

blamieren rezil etmek; sich ~ kepaze olmak

blank parlak

Blanko açık, doldurulmamış

Blase(-n) f kabarcık, sidik torbası; ~balg m körük

blasen üflemek, esmek

blass solgun, soluk

Blatt ( ¨er) n yaprak, gazete

blättern ( in D -in) sayfalarını çevirmek

Blätterteig m yufka

blau mavi, lacivert

Blaubeere f yabanmersini

Blech ( -e) n saç, teneke, ~büchse f, ~dose f teneke kutu; ~schaden m karoser hasarı

Blei (-e) n kurşun

bleiben kalmak, durmak; ( bei D -e) devam etmek; ~d devamlı, sürekli

bleich soluk, renksiz

bleifrei kurşunsuz

Bleistift m kurşunkalem; ~spitzer m kalemtıraş

Blende (-e) f diyafram

blenden körletmek, kamaştırmak

Blick ( -e) m bakış, manzara

blicken ( auf A -e) bakmak; sich ~ lassen görünmek( in D -de)

blieb bleiben

blies blasen

blind kör, donuk

Blinddarm m kör bağırsak; ~entzündung f apandisit

Blind/ gänger (-) m kör mermi; ~heit f körlük

blindings körü körüne

blinken parıldamak, yanıp sönmek, sinyal vermek

Blinker m sinyal lambası

Blitz (-e) şimşek, yıldırım; flaş, ~ableiter m paratoner

blitzen şimşek çakmak, parıldamak

Blitzlicht n flaş ışığı

blitzschnell çarçabuk

Block  (¨¨e) m yığın, kütle, blok

blockieren ablukaya almak; bloke etmek

blöde budala , bunak

Blödsinn (o) m saçmalık, budalalık

blond sarışın, sarı saçlı

bloss çıplak, açık, yalnız, sadece

Blösse (-n) f çıplaklık, sich  eine ~ geben zayıf tarafını göstermek

blossstellen rezil etmek

Bluff (-s) m blöf

blühen çiçeklenmek, gelişmek

Blume (-n) f çiçek; koku; köpük

Blumenhändler (in f) m çiçekçi; ~kohl (o) m karnabahar; ~strauss m buket , demet; ~topf m saksı

Bluse (-n) f bluz

Blut (o) n kan; ~druck m tansiyon

Blüte (-n) f çiçek; çiçeklenme, gelişme

bluten kanamak

Blutgruppe f kan grubu

blutig kanlı

Blut/ körperchen n yuvar, ~kreislauf m kan dolaşımı ; ~rache f kan davası

blutstillend kan kesici

Blut/ ung f kanama, ~vergiftung f kan zehirlenmesi

Bock (¨¨e) m erkek hayvan ; teke

bockig inatçı

Boden (¨) m yer , toprak, dip; taban, döşeme,

bodenlos dipsiz, benzeri görülmemiş

Boden/ reform f toprak reformu, ~satz m telve, tortu, ~see m Konstanz Gölü

Bodybuilding n vücut geliştirme

bog biegen

Bogen (¨¨) m yay , kemer, tabaka

Bohne (-n) f fasulye , bakla, grüne ~ taze fasulye, weisse ~ kuru fas

bohnern cilalamak

bohren delmek, burgulamak

Bohrer (-) m delgi, matkap, burgu

Boiler (-) m şofben

Boje (-n) f şamandıra

Bolzen (-) m cıvata

bombardieren bombalamak

Bombe (-n) f bomba

bombensicher şüphe götürmez

Bon (-s) m bono

Bonbon (-s) m , n bonbon

Boot(-e) n sandal, kayık

Bord (o) m borda ; an ~ gemide , uçakta; ~karte f biniş kartı

borgen DA ödünç vermek (sich ~ ) ödünç almak

Borke (-n) f ağaç kabuğu

Börse (-n) f para kesesi

Borste (-n) f kalın kıl

Borte (-n) f şerit

bösartig kötü niyetli

Böschung f iniş, bayır

böse fena, kötü ; ~r Blick kem göz

Bösewicht m kötü adam

boshaft kötü, muzip

Bosheit f kötülük, muziplik

Bosporus m Boğaziçi

böswillig kötü niyetli

bot bieten

Botanik (o) f botanik;

Bot/e (-n) m in f haberci

Botschaft (-en) f haber , mesaj, büyükelçilik; ~er elçi

Bottlich (-e) m tekne

Boillon (-s) f et suyu

Bowie (-n) f cam kap

boxen boks yapmak

Box/er (-) m boksör ; ~kampf m boks maçı

boykottieren boykot etmek

brach brechen

brach sürülmemiş

brachte bringen

Branche (-n) f branş, dal

Brand (¨ e) m yangın , kangren, ~bombe f yangın bombası, ~mal n dağ,, sıcak damga; ~stfter m kundakçı

Brandung f çatlayan dalgalar

Brandwunde f yanık yarası

Branntwein m kanyak

braten tavada veya ızgarada kızartmak

Brat/ en m kızartma; ~pfanne f tava

Brauch (-e) m örf, görenek

brauch/ bar işe yarar , faydalı ; ~en A –e ihtiyacı olmak

Braue (-n) f kaş

brauen ( bira ) yapmak

Braunerei f bira fabrikası

braun kahverengi, esmer, bronz

Bräune f esmerlik

braungebrannt bronzlaşmış, güneşten yanmış

Braunkohle f linyit

Brause (-n) f duş , gazlı limonata , gazoz

brausen köpürmeye başlamak, gürlemek, uğuldamak

Braut (-e) f nişanlı, gelin

Bräutigam (-e) m nişanlı, güvey

brav edepli, terbiyeli, namuslu

bravo! bravo! aferin!

brechen kırmak, bozmak, kırılmak, sich ~ kırılmak

Brech/ reiz m bulantı, ; ~stange f küskü, kaldıraç

Brei (-e) m ezme, lapa

breit geniş, enli

Breite (-n) f en, genişlik, enlem

Bremse (-n) f fren, atsineği

bremsen frenlemek, fren yapmak

Brems/licht n stop lambası, ~pedal n fren pedalı

brenn/bar tutuşabilir, ~en yakmak

Brennessel (-n) ısırgan otu

Brenn/glas n pertavsız, büyüteç; ~punkt m odak; ~stoff m yakıt , yakacak

Bresche (-n) f gedik

Brett (-er) n tahta, raf

Brezel (-n) f tuzlu simit

Brief (-e) m mektup, yazı; ~bogen m mektup kağıdı tabakası; ~kasten m mektup kutusu

brieflich mektupla

Briefmarke f posta pulu ; ~nsammler m pul meraklısı

Brief/ papier n mektup kağıdı, ~tasche f cüzdan, ~taube f posta güvercini; ~träger m postacı; ~umschlag m mektup zarfı

briet braten

Brigade (-n) f tugay; ~general m tuğgeneral

Brikett (-s) n briket

Brillant (-en) m pırlanta

brillant parlak

Brille (-n) f gözlük; tuvalet anadı; ~nglas n gözlük camı

bringen DA ( her ~)getirmek; götürmek; zum Lachen ~ güldürmek; zum Schweigen ~ susturmak

Brite (-n) m, britisch Britanyalı

Brocken (-) m kırıntı

brodeln fokurdamak

Brombeere (o) f böğürtlen

Bronchitis (o) f bronşit

Bronze (o) f bronz , tunç

Brosche (-n) f broş

broschiert ciltsiz

Broschüre (-n) f broşür

Brot (-e) n ekmek

Brötchen (-) n küçük ekmek; belegtes~ sandviç

Brot/ kruste, ~rinde f ekmek kabuğu

Bruch (-e) m kırılma , kırık, kesir, ara bozma

brüchig kırık, çatlak

Brücke(-n) f köprü; seccade; ~nbogen m köprü kemeri

Bruder (¨¨) m erkek kardeş

brüderlich kardeşçe

Brühe (-n) f su, et suyu

brüllen bağırmak, böğürmek

brummen homurdanmak; hapis yatmak

brünett esmer

Brunnen (-) m kuyu, çeşme

brüsk sert , haşin; ~ieren A-e nezaketsiz davranmak

Brüssel n Brüksel

Brust (¨¨e) f göğüs, meme

brüsten : sich ~ kurumlanmak ( mit D ile)

Brustwarze f meme ucu

Brut (o) civcivler, güruh

brutal hayvanca , vahşi

brüten kuluçkaya yatmak, dalmak ( über A -e)

brutto brüt

Bube (-n) m erkek çocuk; vale, oğlan

Buch (¨er) n kitap ; ~binder m ciltçi

Buchdruck m basımcılık; ~er m basımcı; ~erei f matbaa

Buche (-n) f kayın ağacı

buchen deftere yazmak

Bücherschrank m kitaplık

Buchfink m ispinoz

Buch/ führung f defter tutma, ~halter m sayman , ~handler m kitapçı; ~handlung f kitabevi

Büchse (-n) f teneke kutu, tüfek, ~nmilch f kutu sütü, ~nöffner m konserve açacağı

Buchstabe (-n) m harf

buch/stabieren hecelemek, ~stäblich harfi harfine

Bucht (-en) f körfez , koy

Buchung f yer ayırtma; rezervasyon

Buckel (-) m kambur, tümsek

bücken: sich ~ eğilmek

bucklig kambur

Bückling (-e) m füme ringa

Bude (-n) f kulübe, oda

Budget (-s) n bütçe

Büffel m manda

büffeln dinlenmeksizin öğrenmek, ineklemek

Bug (-e) m pruva

Bügel (-) m kulp, askı, ~brett n ütü tahtası; ~eisen n ütü; ~falte  f ütü çizgisi

bügel/frei ütü istemez; ~n ütülemek

Bühne (-n) f sahne

buk backen Bukarest n Bükreş

Bulgar/e (-n) m , -in f Bulgar; -ien n Bulgaristan

bulgarisch Bulgar; Bulgarca~

Bulle (-n) m boğa; polis, aynasız

Bummel(-) gezme, gezinti

bummeln boş gezmek, gecikmek

Bummelsteak m hız yavaşlatma eylemi

Bund (¨¨e ) m birlik, kemer, kuşak

Bund (¨e) deste

Bündel (-) n demet; bohça

bündeln demetlemek

Bundes/ bahn federal demiryolları, ~gerichtstof m Federal Mahkeme; ~kanzler m federal başbakan, şansölye; ~land n eyalet;~liga f Federal Alman Ligi; ~präsident m federal cumhurbaşkanı; ~republik f Deutschland Federal Almanya Cumhuriyeti; ~staat m federal devlet ; ~tag m Federal Parlamento; ~wehr f Federal Almanya Silahlı Kuvvetleri

Bündnis (-sse) n birleşme, pakt

Bunker (-) m sığınak

bunt karışık renkli

Buntstift m renkli kalem

Burg (-en) f kale, hisar

Bürge (-n) m kefil

bürgen kefil olmak(für A için)

Bürger (-) m , -in f şehirli, yurttaş, vatandaş; ~initiative f yurttaşlar girişimi; ~krieg m iç savaş

bürgerlich medeni, sivil; burjuva; Bürgerliche(s) Gesetzbuch Medeni Kanun

Bürger/ meister(in) f belediye başkanı;~steig (-e) m yaya kaldırımı

Bürgerschaft (-en) kefillik

Büro (-s) büro , daire ~haus n han, ~klammer f raptiye, ~kratie f bürokrası; kırtasiyecilik

Bursche (-n) m delikanlı; hizmet eri

Bürste (-n) f fırça

bürsten fırçalamak

Bus (-sse) m otobüs; ~bahnhof m otogar , otobüs terminali

Busch (¨e) m çalı

Büschel (-) n demet, tutam

Busen m göğüs, koyun, körfez, koy

Bus/fahrer(in f) m otobüs şoförü; ~haltestelle f otobüs durağı

Busse (-e) f tövbe

büssen A –in cezasını çekmek

Bussgeld n para cezası

Büste ( -n) f büst, ~nhalter m sutyen

Busverbindung f otobüs bağlantısı

Butter (o) tereyağı; ~brot n tereyağlı ekmek; ~milch f tereyağı alınmış süt

byzantinisch Bizanslı

Byzanz n Bizans

bzw. (= beziehungsweise ) veya, daha doğrusu

 

                   C                             

 Café n kahve(hane), pastane

Cafeteria f kafeterya

Camping (o) n kamping; ~bus m kamping otobüsü; ~gas n küçük tüpgaz; ~platz m kamping

Cello (-s) n viyolonsel

Champagner (o) m şampanya

Champignon (-s) m mantar cinsi

Chance (-n) f şans, fırsat

Chaos (o) n kaos

chaotisch karmakarışık

Charakter (-e) m karakter , tabiat, nitelik

charakteris/ ieren tanımlamak, nitelendirmek; ~tisch özgün, karakteristik

charmant alımlı, cazibeli

Charter/ flug m çarter seferi; ~maschine f kiralık uçak; çarter uçağı

Chauffeur (-e) m şoför

Chaussee (-n ) karayolu, şose

Chauvinismus m şovenlik

Chef m , başkan, müdür;~arzt m başhekim

Chemi/ e (o) f kiya;~kalien kimyasal maddeler; ~ker (-) m –kerin f kimyager

chemisch kimyevi, kimyasal

Chile n Şili

China n Çin

Chines/ e (-n) m; -in f Çinli

chinesisch Çinli, Çince

Chinin (o) n kinin

Chips çips

Chirurg (-en ) m operatör, cerrah

Chlor (o) n klor

Cholera (o) f kolera

Chor (-e) m koro; galeri

Christ (-en) m , ~in f Hristiyan; ~entum n Hristiyanlık

christlich Hristiyan

Chrom (o) n krom

Chronik (-en) f kronik, vakayiname

chronisch müzmin, kronik

circa aşağı yukarı, takriben

Clique (-n) f klik, güruh

Club m klup

Cocktail (-s) m kokteyl

Cola f kola

Computer (-) m bilgisayar

Couch (-es) f divan , kanepe

Clown m palyaço

 

                   D

 da  orada, şurada; burada; işte, o zaman , o anda ; (weil) çünkü , -diği için; ~ ja mademki

dabei yanında, bu arada, ~ haben A yanında olmak, ~ sein zu –mek üzere olmak

dableiben ayrılmamak, kalmak

Dach (¨er) n çatı, dam; ~gepäckträger m üst bagaj yeri; ~pappe f katranlı mukavva; ~rinne f oluk

Dachs (-e) m porsuk

Dachschaden m; ..hat einen ~ bir tahtası eksik

Dachstuhl m çatı gövdesi

dachte denken

Dachziegel m kiremit

Dackel (-) m base ye benzer köpek cinsi

da/ durch bundan dolayı; böylelikle; ~für bunun için; buna karşılık; bunun yerine; ~gegen buna karşı ; diğer taraftan; oysaki; ~heim evde ; ~her bunun için , oradan; ~hin oraya

dahinter arkasında; ~kommen sırrı keşfetmek

Dahlie (-n) f dalya

damal/ig o zamanki , eski; ~s o zaman

Damaskus n Şam

Dame (-n) bayanlar; ~binde f adet bezi; ~friseur m kadın kuaförü; ~kleidung f kadın giysileri; ~toilette f bayanlar tuvaleti

damit bununla , böylece, -mek için, -sin diye

dämlich ahmak, aptal

Damm (-e) m set, bent, asfalt

dämmern (morgens) gün doğmak, (abends) akşam olm.

Dämmerung f gün ağarması, şafak; akşam karanlığı

Dämon (-en) m dev, cin

Dampf m buhar , islim, istim, buğu

dampfen buhar çıkarmak

dämpfen buğuda pişirmek, hafifletmek

Dampf/ er m vapur ; ~maschine f buhar makinesi

danach bundan sonra , buna göre

daneben onun yanında, bundan başka

Dänemark n Danimarka

Dank (o) m teşekkür, şükran

dank D , G sayesinde , ~bar minnettar

danke, ~ sehr, ~ schön teşekkür ederim, sağ ol

danken teşekkür etmek(D für A –e –den dolayı)

dann (ondan) sonra, o halde , öyleyse

dar/an onda , bitişiğinde; ~auf üzerinde, bunun üzerine; ~aufhin bunun üzerine; ~aus bundan

darbieten D A sunmak

Dardanellen Çanakkale Boğazı

darin içinde , burada

darlegen D A anlatmak

Darlehen (-) n ödünç, ikraz

Darm (¨e) m bağırsak

darstellen göstermek, anlatmak; temsil etmek

Darstell/ er (-) m , -erin f aktör, oyuncu; ~ung f tasvir, temsil

darüber üzerinde , üzerine, bunun üzerine; ~ hinaus bundan başka

dar/um etrafında; etrafına; bundan dolayı; ~unter altında, altına; arasında, arasına

das bu, şu, o ; ~ heisst demek ki, yani; ~ ist işte (bu)

dasein bulunmak, mevcut olmak

Dasein  n varlık, hayat

dass ki, diye; -in –diğini, -diğine

Dat/ ei f verilenlerin saklandığı aygıt; ~en veriler

datier/ en A –e tarih koymak, ~t tarihli

Dativ ( -e) m ismin –e hali, yönelme durumu

Datum (-ten) n tarih

Dattel (-n) f hurma

Dauer (o) f süre, müddet, ~auftrag m sürekli yetki

dauerhaft sağlam , dayanıklı

dauern devam etmek, sürmek, ~d devamlı, sürekli

Dauerwelle f perma(nant)

Daumen (-) m başparmak

davon bundan, ondan, ~kommen kurtulmak; ~tragen götürmek, çalmak

davor önünde, önüne

dazu buna (ilaveten ) , bunda; bunun için, noch ~ üstelik; ~gehören   –e ait olmak

dazwischen arasında, arasına; ~kommen araya girmek, ansızın çıkmak

Dabatte  (-n) f tartışma

Deck (-s) n güverte

Decke (-n) örtü, tavan, battaniye

Deckel (-) m kapak

decken örtmek; kapatmak, karşılamak, çiftleştirmek, kurmak

Deckung f karşılık , siper

defekt bozuk

defensiv savunma

definieren tanımlamak, belirlemek

Definition f tanım, tarif

definitiv kesin, kati

Defizit (-e) n açık

dehnbar elastiki, esnek

dehnen genişletmek, uzatmak; sich ~ uzanmak

Deich (-e) m sert, bent

Deichsel (-n) m f araba oku

dein, ~e senin ; -in ; ~erseits senin tarafından; ~etwegen senden dolayı

Dekan (-e) m dekan; başpapaz; ~at (-e) n dekanlık

Deklaration f  beyanname, bildirge

Deklination f isim çekimi

Dekontamination f zararlı maddelerden arıtma

Dekoration f dekor, süsleme

dekor/ ativ süsleyici; ~ieren süslemek

Deleg/ation f delegasyon; ~ierte (r) delege

Delikatesse (-n) f lezzetli yemek

Delikt (-e) n suç, haksız fiil

Delle (-n) f hafif derinlik

Dementi (-s) n yalanlama, tekzip

dem/gemäss , ~nach buna göre; ~nächst  yakında,

Demokrat (-en) demokrat; ~ie (-n) demokrasi

demokratisch demokratik

Demonstr/ ant (-en) m gösterici; ~ation f gösteri , miting

Demonstrativpronomen n işaret zamiri

demonstrieren gösteri yapmak, göstermek

demütig alçakgönüllülük, ~en aşağılatmak

demzufolge buna göre

denk/bar düşünülebilir; ~en (an A –i) düşünmek, hatırlamak, sanmak

Denk/mal n anıt , abide; ~zettel m ders, ibret

denn zira, çünkü, -diği için

dennoch buna rağmen

Deo(dorant) (-s) n deodorant

Deponie (-n) f çöplük

deponieren –i –e bırakmak, yatırmak

Depot (-s) n ambar, depo

der bu, şu, o; ~art(ig) böyle , bu gibi

derb kaba, dinç, sağlam

der/ gleichen bu gibi, benzeri; ~jenige şu, o; ~selbe aynı; ~zeit şimdi, halen

Deserteur (-e) m asker kaçağı

des/ gleichen buna benzer ; aynı zamanda; ~halb bunun için , bu yüzden

Design n dizayn , taslak

desinfizieren dezenfekte etmek

Dessert (-s) n tatlı

destillier/en damıtmak, ~tes Wasser damıtık su

desto daha, o derece

destruktiv yıkıcı

deswegen bu sebeple

Detail (-s) n ayrıntı

Detektiv (-e) m , -in f dedektif

deuten yorumlamak, göstermek (auf A –i)

deutlich belli , açık

deutsch Alman, Almanca

Deutsch/e(r) Alman, ~land n Almanya

Devise (-n) f parola; ~n döviz

Dezember (-) m aralık

dezent edepli, zarif

Dezimal ondalık

Diafilm m slayt filmi

Diagnose (-n) teşhis

diagonal köşegen, diyagonal

Dialekt (-e) m şive, lehçe, diyalekt

Dialog (-e) m diyalog

Diamant (-en) m elmas

Dia(positiv) (-e) n diyapozitif, slayt

Diät (o) f perhiz, rejim; ~en gündelik

dich seni

dicht sık, kesif; yoğun, su geçirmez; ~ bei D –in yakınında

Dichte (o) f sıklık, yoğunluk

dichten tıkamak, şiir yazmak

Dicht/ er (-) m, -erin f şair, ozan; ~ung f şiir, conta

dick kalın, şişman, koyu

Dicke (o) f kalınlık

Dickicht n çalılık

Dieb (-e) m , -in f hırsız; ~stahl (-e) m hırsızlık

Diele (-n) f hol, antre

dienen D hizmet etmek; kullanılmak (als N olarak)

Diener (-) m , -in f hademe, hizmetçi

Dienest (-e) m hizmet, görev; servis

Dienstag (-e) m Salı

Dienstalter n kıdem, ~grad m rütbe ; ~leistung f hizmet

dienstlich resmi

Dienst/ mädchen n hizmetçi kız; ~reise f resmi yolculuk; ~stelle f makam, daire; ~weg m işlem (yolu)

dies/- bu, ~bezüglich bu hususta

Diesel/ kraftstoff m dizel (yağı), ~motor m dizel motoru

diesig hafif sisli

dies/mal bu defa, bu kere; ~seits G –in beri tarafında

Dietrich (-e) m maymuncuk

diffamieren kötülemek

Differential diferansiyel

Differenz (-en ) f fark, ayrım

Digital dijital

Diktat (-e) dikte; ~or (-en) m diktatör; ~ur diktatörlük

diktieren D A dikte etmek, yazdırmak

Dilettant  (-en) m amatör

Dill (-e) m dereotu

Dimension (-en) f boyut

Ding (-e) n şey

Dioptrie (-n ) f diyoptri

Diptherie (0) f difteri, kuşpalazı

Diplom (-e) n diploma

diplomatisch diplomatik

Diplomingenieur m yüksek mühendis

dir, sana; mit ~ seninle

direkt dosdoğru, direkt

Direktiv (-e) m yönelme durumu

Direktor (-en) m, -in f direktör, müdür

Dirigent m orkestra şefi

dirigieren yönetmek

Diskette f disket

Diskont (-e) m ıskonto

Disko(thek) (-en) f diskotek

diskret ağzı sıkı

diskriminieren aşağılatmak

Diskus m disk

Diskussion f tartışma

diskutieren tartışmak

Dissertation f doktora tezi

distanzieren : sich ~ uzak durmak (von D -den)

Distel (-n) f deve dikeni

Disziplin (o) f disiplin

Dividende (-n ) f kar payı

dividieren bölmek

D-Mark f Alman Markı

doch tersine, buna rağmen, fakat, keşke

Docht (-e) m fitil

Dock (-s) n havuz, dok

dogmatisch dogmatik

Doktor (-en) m doktor, hekim

Dokument (-e) n belge , vesika; ~arfilm m belgesel film

Dolch (-e) m kama, hançer

Dollar (-s) m dolar

Dolmetscher (-) m, -in f tercüman

Dom (-e) m katedral, kubbe

Donau f Tuna

Donner (-) m gök gürlemesi

donnern gök gürlemek

Donnerstag (-e) m Perşembe

doof aptal

Doppel (-) n çift, ~bett n ikili yatak; ~punkt iki nokta üst üste

doppelt çift, iki katlı

Doppelzimmer  n iki kişilik oda

Dorf (-er) n köy

dort orada(n) , şurada(n), işte; ~hin oraya, şuraya; ~ig- oradaki, şuradaki

Dose (-n) kutu; ~nbier n kutu birası; ~nöffner (-) m koserve açacağı

Dosis Dosen dosaj

Dotter (-) m yumurta sarısı

Dozent (-en) m , -in f, doçent

Drache (-n) m ejderha; ~n (-) m uçurtma

Draht (¨e) m tel

drahtlos telsiz

Drahtseilbahn f teleferik

Drama (-men) n dram

dramatisch dramatik

Drang (o) m güdü, teşvik

dran daran; ich bin ~ sıra bende

drang dringen

drängeln itişip kakışmak

drängen itmek, sıkıştırmak; sich ~ itişmek, kakışmak

drastisch çok etkili, kaba

draussen dışarıda, açıkta

Dreck (o) m pislik, çamur

dreckig pis, kirli

Dreh/ bank f torna; ~buch n senaryo

drehen döndürmek, çevirmek; sich ~ dönmek

Dreh/ stuhl m döner koltuk; ~tür f döner kapı; ~ung f dönme , devir

drei üç

Dreieck (-e) n üçgen

drei/fach üç misli; ~mal üç defa

Dreirad n üç tekerlekli bisiklet

drei / stöckig üç katlı; ~tätig üç günlük,~viertel üç çeyrek; ~zehn on üç

Dresche (o) f dayak

dreschen dövmek

dressieren terbiye etmek, alıştırmak

dringen çıkmak (aus D –den ) geçmek (duch A –in arasından) , girmek (in A –e )

dringend ivedi, acil; es ist ~ çok acele

drinnen içinde, içeride

dritt- üçüncü

Drittel n üçte bir

Droge (-n) f ecza, uyuşturucu madde, ~nhandel m uyuşturucu ticareti

drogensüchtig uyuşturucuya düşkün

Drogerie (-n) f eczane

drohen tehdit etmek, korkutmak (j-m mit D b-i ile) ; ~d tehditedici, beklenen

Drohung f tehdit

dröhnen gürlemek

drollig tuhaf, garip, komik

Dromedar (-e) n hecin devesi

drosch dreschen

Drossel (-n) f ardıç kuşu

drosseln kısmak

drüben karşıda , öbür tarafta

Druck (-e) m basma, sıkma, bası, basınç; ~buchstabe m matbaa harfi

drucken basmak

drücken sıkmak, basmak, dayanmak (auf A –e ) sich ~ çekilmek, kaçınmak (vor D –den)

Druck/er (-) m basımcı, bilgiyazar; ~erei f basımevi, matbaa; ~knopf m çıtçıt; ~sache f matbua

Drüse (-n) beze , gudde

du sen

ducken: sich ~ sinmek, saklanmak

Duell (-e) n düello

Duett (-e) n düet

Duft (¨e) m güzel koku

duften güzel kokmak; ~ nach D ... gibi kokmak, -in kokusu olmak

dulden A –e göz yummak

dumm aptal, akılsız

Dumm/heit (-en) f aptallık, akılsızlık; ~kopf m ahmak

dumpf boğuk, küflü

Düne (-n) f kumul

Dung (o) m gübre, fışkı

düngen gübrelemek

Dünger (-) m gübre

dunkel karanlık; koyu, esmer; es wird ~ ortalık kararıyor

Dunkelheit (o) f karanlık

dünn ince, zayıf, hafif, sulu

Dunst (¨ e) m buğu, sis, buhar

dünsten hafif ateşte pişirmek

dunstig buğulu, buharlı

Duplikat (-e) n kopya, nüsha

Dur (o) n majör

durch A –in arasından, ortasından; -den , yardımıyla; sayesinde; ~ und ~ tamamen ; ~aus tamamiyle; ~blättern A –in sayfalarını çevirmek, ~ bohren delmek, ~brechen kırmak, yarmak, kırılmak, çıkmak; ~brennen yanmak, kaçmak; ~denken incelemek, iyice düşünmek; ~drehen aklını kaçırmak; ~dringen geçmek, sızmak

durcheinander altüst , karmakarışık; ~bringen, ~werfen altüst etmek

Durchfahrt f geçit, geçme

Durchfall m sürgün, ishal

durchfallen sınıfta kalmak

durchführen yapmak, yerine getirmek

Durchführung f icra, yürütüm

Durchgang m geçit, ~sverkehr m transit

durchgebraten iyi kızarmış

durchgehend aralıksız ; durmaksızın; ~ geöffnet devamlı açık

duch/ greifen ciddi tedbir almak; ~halten sonuna kadar dayanmak; ~kämmen taramak ; ~kommen geçmek, geçinmek; ~kreuzen baltalamak; ~lassen geçirmek; -in geçmesine  müsaade etmek; ~lesen sonuna kadar okumak; leuchten A –in röntgenini almak; löchern delmek, zımbalamak; ~machen A –e katlanmak, -i geçirm.

Durchmesser m çap

durch/nässt sırsıklam; ~nehmen okutmak, işlemek; ~queren aşmak, geçmek

Durchreise f geçiş; auf der ~ sein yolculuk sırasında geçmek

durchrosten paslanarak delinmek

Durchsage (-) f duyuru

durch/ schauen anlamak; ~scheinen, ~schimmern görünmek; ~schlafen deliksiz uyumak

Durchschlag m kopya

durchschneiden ayırmak, kesmek

Durchschnitt m ortalama; im ~ ortalama olarak

durchschnittlich vasat, ortalama

durch/sehen gözden geçirmek; ~setzen kabul ettirmek

Durchsicht (-en) f gözden geçirme

durchsichtig şeffaf , saydam, berrak

durch/ sickern sızmak, ~sprechen –i konuşmak, görüşmek; ~stöbern araştırmak; ~streichen silmek, çizmek; ~suchen aramak

Durchsuchung f arama

durch/trieben kurnaz; ~wählen numarayı doğrudan doğruya çevirmek; ~weg genellikle; ~wühlen karıştırmak; ~zählen saymak

dürfen A –e, -meye izinli olmak, -i –ebilmek

durfte dürfen

dürftig fakir, eksik, zayıf

dürr kurak, susuz

Dürre (-n) f kuraklık, susuzluk

Durst (o) m susama; ~ haben susamak

durstig susamış

Dusche (-n) f duş

duschen, sich ~ duş yapmak

Düse (-n) f meme, ağız; ~nflugzeug n jet uçağı

düster karanlık, kaygılı

Dutzend (-e) n düzine

duzen A –e sen hitap etmek

dynamisch dinamik

Dynamit n dinamit

D- Zug m ekspres treni

 

       E

Ebbe(-n) f inme; ~ und Flut gelgit

eben düz, yassı

eben (~gerade) demin ; işte; şimdi

Ebene (-n) f ova, yayla; düzlem, alan

ebenfalls dahi, de, keza

Ebenholz n abanoz

ebenso aynı şekilde, aynen; ~sehr, ~ viel o kadar, aynı derecede çok

Eber (-) m erkek domuz

ebnen düzlemek

Echo (-s) n yankı

echt öz, halis, gerçekten

Eckball m korner

Ecke (-n) köşe, kenar

eckig köşeli

Eckzahn m köpekdişi

edel asil, soylu

Edel/metall n değerli maden, ~stein m değerli taş

Efeu (o) m sarmaşık

Effekt (-e) m etki

effekt/iv gerçek, hakiki; ~voll etkili

EG (=Europäische Gemeinschaft) Avrupa Topluluğu,AT

egal eşit, hep aynı; das ist mir ~ (benim için)fark etmez

Egge (-n) f tırmık

Egoismus m bencillik; egoizm

egoistisch bencil

ehe –meden önce

Ehe f evlilik; ~bett n gelin yatağı; ~bruch m zina; ~frau f eş, karı

ehelich evlilikle ilgili, meşru

ehemalig eski, önceki

Ehe/ mann m eş, koca; ~paar n evli çift, karıkoca

eher daha önce, daha ziyade

Ehering m evlilik yüzüğü, alyans

ehrbar namuslu

Ehre (-n) f namus, haysiyet; şan

ehren şereflendirmek

ehren/amtlich fahri; ~haft namuslu

Ehren/mitglied n fahri üye; ~sache f namus konusu; ~wort n namus sözü

Ehr/furcht f saygı, ~geiz m hırs, gayret

ehr/lich namuslu; samimi; ~los namussuz, ~würdig saygıdeğer

Ei (-er) n yumurta; faules ~ çürük yumurta; hartes ~ hazırlop yumurta; weiches ~ rafadan yumurta

Eich/ e (-n) f meşe; ~el (-n) f palamut; ~hörnchen (-) n sincap

Eid (-e) m yemin, ant; e-n ~ leisten and içmek

Eidechse (-n) f kertenkele

eidesstattlich yemin yerine kaim

Eidotter (-) m yumurta sarısı

Eier/ becher m yumurtalık; ~kuchen m omlet

Eifer (o) m gayret, çaba; ~sucht (o) f kıskançlık

eifersüchtig kıskanç

eifrig gayretli, ateşli

Eigelb (-) n yumurta sarısı

eigen kendi, özel, ayrı; ~artig tuhaf, acayip

Eigenbedarf m şahsi ihtiyaç

eigenhändig kendi eliyle

Eigenheim n ev, villa

eigenmächtig keyfi

Eigen/name m özel ad; ~schaft (-en) f nitelik, özellik

eigen/sinnig inatçı, dik kafalı; ~tlich asıl, esas, aslında

Eigen/tum (o) n mülk, mal; ~tümer(in f) m mal sahibi

eigentümlich özel, tuhaf, acayip

Eigentumswohnung f kat mülkiyeti

eignen: sich ~yaramak (für A –e)

Eil/brief m ekspres mektup; ~e f acele, tezlik

eil/en acele etmek; koşmak; es eilt aceledir; ~ig acele

Eilzug m sürat treni

Eimer (-) m kova

ein ,-e bir; ~ander birbirine, birbirini

einarbeiten b-i bir işe alıştırmak, -e eklemek

einarmig tek kollu , çolak

einatmen nefes ile içine çekmek; nefes almak

Einbahnstrasse f tek yönlü yol

Einband m cilt

Einbauküche f gömme mutfak

einberufen toplantıya çağırmak, davet etmek, askere çağırmak

Einbettzimmer n tek yataklı oda

einbiegen sapmak (in A –e)

einbilden: sich ~ sanmak, tasavvur etmek

Einbildung f tasavvur, kuruntu, gurur

einbinden Buch ciltlemek

Einblick m bilme, anlayış

einbrechen yarılmak; (zorla) girmek (in A –e)

Ein/brecher m zorlu hırsız; ~bruch m zorla giriş

ein/bürgern vatandaşlığa kabul etmek; ~büssen kaybetmek; ~checken kaydolunmak; ~dämmen önlemek; ~deutig açık, belli

eindring/en girmek (in A –e) ; ~lich etkili, enerjik

Eindruck (¨¨e) m etki

eindrucksvoll etkili, dokunaklı

einer birisi; ~lei tekdüze; hepsi bir; ~seits bir taraftan

einfach sade, basit, kolay, yalnız gidiş

Ein/ fahrt f gidiş; ~fall m fikir, buluş

einfallen yıkılmak, çökmek; istila etmek (in A –e) ; j-m b-in aklına gelm

Einfamilienhaus n tek ailelik ev

einfarbig tek renkli

ein/fassen çerçevelemek; ~fetten yağlamak

Einfluss (¨sse) m etki

ein/förmig tekdüze; ~ frieren dondurmak, donmak; ~fügen katmak, eklemek (in A –e)

Einfuhr f ithal, dış alım; ~bestimmungen ithalat mevzuatı

einführen ithal etmek; sokmak, yerleştirmek (in A –e)

Einfuhr/genehmigung f ithal lisansı; ~verbot n ithal yasağı; ~zoll m ithal gümrüğü

Eingang m giriş kapısı, geliş

einge/baut gömme; ~ben daten işlemek, bilgisayara vermek; ~bildet kendini beğenen

Eingeborene(r) yerli

eingehen Wette –e girmek, gelmek; küçülmek; ölmek; ~auf A –e razı olmak; ~d etraflı, esaslı

Eingemachte(s) (o) n konserve

eingeschrieben taahhütlü

Einge/ständnis n itiraf, kabul; ~weide bağırsaklar, işkembe

ein/giessen dökmek, boşaltmak, ~gliedern birleştirmek; ~gleisig tek hatlı; ~greifen karışmak (in A –e)

Eingriff m karışma, ameliyat

einhalten A –e riayet etmek

ein/händig tek elli; ~hängen Hörer kapatmak; ~helmisch yerli

Einheit (-en) f birlik, birim

einheitlich düzenli, birleşik

einholen Auskunft almak; -e yetişmek, çekmek, farkı kapatmak, telafi etmek; einkaufen

einhüllen sarmak

einig hemfikir, uzlaşmış; sich ~ sein aynı fikirde olmak

einige birkaç, birtakım, bazı; ~ Tage birkaç gün

einigen uzlaştırmak; sich ~uzlaşmak, anlaşmak

einigermassen oldukça, bir dereceye kadar

Einig/ keit (o) f birlik, ahenk; ~ung uzlaşma , anlaşma

einkalkulieren hesaba katmak

 Einkauf m satın alma; alış veriş; Einkäufe machen çarşıya gitmek

einkaufen satın almak; ~ gehen alış verişe çıkmak

Einkaufs/bummel m alışveriş gezintisi; ~zentrum n alışveriş merkezi

Einkommen (-) n gelir; ~(s)steuer f gelir vergisi

einladen j-n davet etmek, yüklemek

Einladung f davet , davetiye

Einlage f destek

Einlass (o) m kabul, giriş

einlassen içeri almak;  sich ~ girişmek (auf A –e)

einlaufen girmek, daralmak

einleben : sich ~ alışmak (in D –e)

einlegen Film koymak, Gang vitese geçirmek, salamura yapmak

einleiten A –e başlamak, -i açmak

Einleitung f giriş, önsöz

einlenken nağmeyi değiştirmek

einleuchten D –in aklına sığmak; ~d akla yakın

einliefern yatırmak (in A –e)

einlösen bedelini almak

einmachen konserve etmek

einmal bir defa , bir kere; auf ~birdenbire ; birden ; noch ~bir daha

Einmaleins (-) n çarpım tablosu

einmalig eşsiz

einmischen : sich ~ karışmak (in A –e)

Einnahme f kazanç, gelir

einnehmen kazanmak, tahsil etmek, almak, içmek, yutmak

einordnen dizmek, sıralamak (in A –e); sich ~ sıraya gelmek

einpacken paketlemek, sarmak, bavula koymak

einparken park etmek

einprägen : sich ~ aklına yerleştirmek, bellemek

ein/quartieren barındırmak; ~rahmen çerçevelemek; ~-räumen yerli yerine koymak, yerleştirmek, terketmek

ein/reden inandırmak; ~reiben ovuşturmak; ~reichen sunmak, vermek

Einreise f giriş; ~visum n giriş vizesi

einrenken yerine koymak; düzeltmek

einrichten kurmak, düzeltmek, döşemek, sich ~ yerleşmek, idareli olmak

Einrichtung f döşenme, mobilya, kuruluş

einrosten paslanmak

eins bir

einsalzen tuzlamak

einsam yalnız, tenha

Einsamkeit f yalnızlık, uzaklık

einsammeln toplamak

Einsatz m ek, banko, kullanılma

ein/schalten Gerät açmak, Licht yakmak; Motor çalıştırmak; ~schätzen takdir etmeki saymak; ~schenken –in bardağını b.ş.ile doldurmak, içki koymak; ~schicken göndermek, yollamak; ~schlafen uykuya dalmak, uyuşmak

einschlagen Nagel çakmak, Weg tutmak, Fenster Tür kırmak,

einwickeln ; isabet etmek, vurmak (auf A –e) beğenilmek, başarılı olm

einschlägig ilgili

einschleichen : sich ~ gizlice sokulmak (in A –e)

einschliess/en kilitlemek, kapatmak, içermek; ~lich G dahil olarak, ile birlikte

einschmieren yağlamak; -e –i sürmek

einschneidend esaslı, kesin

Einschnitt m kesik, yarık, dönüm noktası

einschränken azaltmak, kısmak; sich ~ idareli yaşamak

Einschränkung f kısıntı; kayıt

Einschreibe/ brief m , ~n (-) n taahhütlü mektup

einschreiben kaydetmek, yazmak; sich ~ yazılmak (in A –e)

ein/schreiten karışmak (bei D –e); ~schüchtern korkutmak; ~schulen okula yazdırmak; ~sehen görmek, anlamak

einseitig tek taraflı

einsenden göndermek

einsetzen yerleştirmek, eklemek (in A –e ); tayin etmek, atamak; sich ~ desteklemek (für A –i)

Einsicht f anlayış; ~nehmen in A –i gözden geçirmek

Einsiedler m münzevi

einsilbig tek heceli; az konuşan

ein/sinken batmak (in A –e ); ~sparen tasarruf etmek; ~sperren kilitlemek, hapsetmek; ~springen (für A –in) yerine iş görmek

Einspruch m itiraz, protesto; ~ erheben gegen A –i protesto etmek

einspurig tek yollu, tek şeritli

einst eskiden, bir zaman

ein/stecken  Stecker –e sokmak, cebine koymak, ~steigen binmek (in A –e)

einstellen işe almak, bitirmek; ayarlamak; sich ~ auf A –e hazırlanmak

Einstellung f görüş; işe alınma, ayarlama

einstimmig tek sesli, birlikte

ein/stufen derecelendirmek; ~stürzen çökmek, yıkılmak

einstweil/en geçici olarak, şimdilik; ~ig geçici

einteil/en ayırmak, bölmek (in A –e); ~ig bir parçadan oluşan, yekpare

Einteilung f ayırma, bölme

eintönig monoton, usandırıcı

Ein/topf m türlü; ~tracht f barış, birlik

einträchtig geçimli

eintragen yazmak, kaydetmek (in A –e) ;sich ~ (lassen)  -e yazılmak

einträglich verimli, karlı

Eintragung f kayıt, not

ein/treffen varmak (in D –e) ; ~treten içeri girmek (in A     –e); savunmak (für A –i)

Eintritt m başlangıç, giriş; ~skarte f giriş bileti; ~spreis m giriş ücreti

einverstanden ; ~ sein (mit D –e) razı olmak; ~! kabul!

Einverständnis n kabul, rıza

Einwand m itiraz

Einwanderer  (-) m göçmen

einwandern –e göçmek

einwandfrei kusursuz; şüphe götürmez

einwechseln değiştirmek

Einweg- tek kullanımlık

ein/weihen törenle açmak; ilk defa kullanmak; bildirmek (j-n in A b-e b.ş-i); ~weisen yerleştirmek, yatırmak (in A –e); ~wenden A –e itiraz etmek; ~werfen atmak (in A –e); kırmak; ~wickeln sarmak

Einwickelpapier n sargı kağıdı

einwilligen uygun görmek (in A –i)

Einwillugung f muvafakat, onay

Ein/wohner (-) m oturan, sakin, nüfus; ~wurf m itiraz, taç, yarık

Einzahl (o) f tekil

einzahlen ödemek, yatırmak

Einzahlungsbeleg m ödeme makbuzu

Einzäunung f çit, parmaklık

Einzel n tekler; ~fall m benzeri olmayan olay ;                 ~ händler m perakendeci; ~heit (-en) f ayrıntı, detay; ~kind n tek çocuk

einzeln tek, ayrı, teker teker; im ~en uzun uzadıya

Einzelzimmer n tek kişilik oda ; ~zuschlag m tek yatak zammı

einziehen içeriye çekmek; toplamak, müsadere etmek, taşınmak (in A –e)içine geçmek

einzig yegane, tek; ~artig eşsiz, emsalsiz

Einzug m girme, taşınma

Eis (o) n buz; dondurma; ~bär m beyaz ayı; ~berg m buzdağı; ~diele f dondurma salonu

Eisen (-) n demir

Eisenbahn f demiryolu, ~er m demiryolcu

eisern demirden yapılmış

Eishockey n buz hokeyi

eisig buz gibi

Eis/ kaffee m kafe; ~kunstlauf m artistik patinaj; ~laufen n patinaj; ~würfel m buz küpü, ~tüte f dondurma külahı

eitel boş, modaya düşkün

Eiter (o) m irin

eitern irinlemek

Eiweiss n yumurta akı, albümin

Ekel (o) m iğrenti, nefret

ekelhaft iğrenç

elastisch elastiki, esnek

Elastizität f esneklik

Elefant (-en) m fil

elegant şık, zarif

Elektriker m elektrikçi

elektrisch elektrikli

Elektrizität f elektrik akımı

Elektro/- elektrik;~geschäft n elektrikçi dükkanı;~herd m elektrikli fırın

Elektronik f elektronik

Element (-e) n öğe, unsur

elementar iptidai; esaslı

Elend (o) n yoksulluk, sefillik

elend sefil; sich ~ fühlen kendini çok kötü hissetmek

elf on bir

Elfenbein (o) n fildişi; ~küste f Fildişi Kıyısı

Elfmeter (-) m penaltı

Elite (-n) f elit; seçkinler

Ell(en)bogen (-) m dirsek

Elsass n Alsas

Elster (-n) f saksağan

Eltern ebeveyn , ana baba

emailliert  emaye, mineli

Emanzipation f eşit haklara ulaşma

Emigra/nt (-en) m göçmen ; ~tion f göç

empfahl empfehlen

empfand empfinden

Empfang m kabul; teslim alma, resepsiyon

empfangen almak, kabul etmek, karşılamak

Empfänger (-) m alan; alıcı

Empfängnisverhütung f gebeliği önleme

Empfangs/bescheinigung f alındı; ~chef m resepsiyoncu

empfehlen DA tavsiye etmek; sich ~ ayrılıp gitmek; ~swert tavsiyeye değer

Empfehlung f tavsiye, referans

empfind/en hissetmek, duymak; ~lich hassas, alıngan

Epfindung f his , duygu

empfohlen tavsiye edilmiş

empfunden empfinden

empor yukarıya doğru

empör/en : sich ~ kızmak (über A –e) ; ayaklanmak (gegen A –e karşı); ~d ayıp, rezil

Empörung f kızma

Ende (-n) n son, nihayet , uç, yan; zu ~ sein bitmiş olm.

end/en bitmek, sona ermek; ~gültig kesin , kati

Endhaltestelle f son durak

Endivie f hindiba, ~nsalat m kıvırcık salata

end/lich kesin, nihayet, sonunda; ~los sonsuz

End/spiel n final, ~ung f son(ek)

Energie (-n) f enerji

energisch enerjik, iradeli

eng dar, sık

Enge f darlık

Engel (-n) m melek

England n İngiltere~~~~~~~

entbehr/ en A –den mahrum kalmak; ~lich lüzumsuz

Entbindung f doğum

entdecken bulmak , keşfetmek

Entdeckung f keşif

Ente (-n) f ördek

ent/eignen j-n b-in ş-ini kamulaştırmak; istimlak etmek; ~fallen D –in hatırından çıkmak; isabet etmek (auf A –e); uygulanmak

entfern/en uzaklaştırmak; kaldırmak, çıkarmak; sich ~en uzaklaşmak (von D –den); ~t uzak

Entfernung f uzaklık, mesafe

entführen kaçırmak

Entführug f kaçırma

entgegen D –e doğru, karşı; -e rağmen, aykırı; ~gesetzt ters ; ~kommen D –i karşılaya gitmek, -e kolaylık göstermek; ~nehmen almak

entgegnen DA cevap vermek

ent/gehen D –den kurtulmak, -i kaçırmak; ~giften A –in zehrini almak; ~gleisen rayından çıkmak

enthalten ihtiva etmek, içermek; sich ~ G –den kaçınmak, sakınmak

ent/hüllen açıklamak, açığa vurmak; ~kommen D –den kaçıp kurtulmak; ~korken A –in mantarını çıkarmak; ~kräften zayıflatmak; çürütmek; ~laden (yükü) boşaltm

entlang A boyunca

entlassen A işinden çıkarmak, taburcu etmek

Entlassung f işten çıkarılma

ent/lasten A –in yükünü hafifletmek, -e yardım etmek, ~laufen kaçmak; ~legen uzak , ıssız; ~leihen ödünç almak; ~lüften havalandırmak, ~mutigen A –in cesaretini kırmak; ~nehmen –den almak, çıkarmak, anlamak (D –den)

entrüstet : ~sein öfkelenmek, kızmak, (über A –e)

entschädigen A –e tazminat vermek

Entschädigung f tazminat

entscheiden kararlaştırmak; sich ~ karar vermek (für A)için ; ~d kesin

Entscheidung f karar, hüküm

entschieden kesin, kararlı

entschliessen: sich ~ (zu D –i), kararlaştırmak; karara varmak

entschlossen kararlı

Entschluss m karar

entschuldigen affetmek, mazur tutmak, ~Sie ! özür dilerim, affedersiniz!; sich ~ özür dilemek (bei D –den)

Entschuldigung f özür

Entsetzen (o) n dehşet, korku

entsetzlich korkunç

entsetzt:~ sein ürkmek, yılmak (über A –den)

entsinnen : sich ~ G –i hatırlamak

entspannen : (sich) ~dinlenmek; yorgunluğunu almak

entsprechen D uymak, uygun olm., ~d D göre

entsorgen kimyasal ve nükleer maddelerden arıtmak

entstehen oluşmak, meydana gelmek

Entstehung f oluşma

entstellen A –in şeklini bozmak

enttäusch/en hayal kırıklığına uğratmak, ~t ümitsiz, bezgin

Enttäuschung f hayal kırıklığı

entweder :~....oder ... ya...yada...

ent/weichen kaçmak, çıkmak; ~ wenden çalmak, ~werfen tasarlamak; ~werten değerden düşürmek; iptal etmek

entwickel/n geliştirmek; filmi banyo etmek, ; sich ~n gelişmek; ~t gelişmiş

Entwicklung f gelişme ; ~shilfe f gelişmekte olan ülkeye yardım; ~sland n gelişmekte olan ülke

ent/wischen D –den kaçmak, ~würdigend alçaltıcı

Entwurf m plan, taslak, tasarı

entziehen mahrum bırakmak (D A b-i –den) ; ~ziffern çözmek, okuyabilmek

Entzücken (o) n heyecan , büyük sevinç

entzückend pek alımlı, sevimli

Entzug (o) m al(ın)ma

entzünden yakmak, tutuşturmak; sich ~ tutuşmak; yangılanmak

Entzündung f yangı, iltihap

entzwei kırılmış, ~brechen kırmak, kırılmak

Ephesus n Efes

Epi/demie (-n) f salgın hast.; ~lepsie (o) f sara

Epoche (-n) f çağ, devir, dönem

er o (eril)

Erachten n :meines ~s bana kalırsa

erarbeiten çalışarak elde etmek

Erbarmen (o) n acıma, merhamet

erbärmlich zavallı, alçak

erbarmungslos amansız

erbauen inşa etmek

Erbauer (-) m yapan, kurucu

Erbe m mirasçı, n miras, kalit

erben miras almak

erbeuten ganimet alarak ele geçirmek

Erbin f kadın mirasçı

erbitten –i rica etmek,

erbittert kızmış, şiddetli

Erbitterung f hiddet, kızgınlık

erblich ırsi, soydan kalma

erblicken –i görmek

erblinden kör olmak

erbrechen : sich ~ kusmak

Erbschaft (-en) f veraset, miras

Erbse (-en) f bezelye

Erd/ball m yerküre; ~beben (-) n deprem, zelzele; ~beere f çilek, ~boden m yeryüzü , toprak

Erde f yerküre , yer; toprak, dünya

erden toprağa bağlamak

erdenklich tasavvur olunabilir

Erd/gas n doğal gaz; ~geschoss n zemin katı; ~kugel f yer küre; ~kunde f coğrafya; ~nuss f yer fıstığı; ~oberfläche f yer yüzü; ~öl n petrol

erdrücken ezmek

Erd/rutsch m toprak kayması; ~stoss m sarsıntı; ~teil m kıta, anakara

erdulden A –e tahammül etmek

Erdung f toprak hattı

ereignen : sich ~ olmak, yer bulmak

Ereignis n olay

erfahren öğrenmek, tecrübe etmek, tecrübeli, becerikli

Erfahrung f tecrübe , deneyim

erfassen kavramak, anlamak, Daten toplamak

erfinden bulmak, icat etmek; Lüge kurmak

Erfind/er (-) m , -erin f bulucu; ~ung f buluş, icat, uydurma

Erfolg (-e) m başarı, sonuç; ~ haben in,bei D –i başarmak

erfolgen çıkmak, olmak

erfolg/los başarısız, neticesiz; ~reich başarılı

erforder/lich lazım, gerekli, ~n gerektirmek, istemek

erforschen araştırmak

erfreu/en sevindirmek; sich ~ hoşlanmak (an D –den) ; ~lich sevindirici; ~t sein sevinmek (über A –e); memnun olmak

erfrieren soğuktan ölmek; donmak

erfrischen : sich ~ serinlemek; ~d serinletici

Erfrischung f serinletme: soğuk içecek; ~en büfe

erfüllen yapmak, yerine getirmek; sich ~ gerçekleşmek

ergänzen tamamlamak, doldurmak

Ergänzung f tamamlanma, ek

ergeben bağlı, sadık; vermek, tutmak; sich ~ meydana çıkmak (aus D –den ) teslim olmak

Ergebnis n sonuç, netice

ergiebig verimli

ergreifen A tutmak, yakalamak; -e dokunmak; ~d dokunaklı

erhaben yüce, ulu

erhalten almak, korumak, gut ~ iyi durumda

erhältlich bulunur (bei D –de)

erheben  tahsil etmek; Klage ~ dava açmak; sich ~ kalkmak yükselmek

erheblich önemli, epey

Erhebung f yükseklik, ayaklanma, anket

erhellen aydınlatmak

erhitzen ısıtmak

erhöhen yükseltmek, artırmak; -e zam yapmak

erholen : sich ~ dinlenmek, iyileşmek

Erholung f dinlenme

erinnern hatırlatmak (j-n an A b-e –i) ; sich ~ hatırlamak (an A –i)

Erinnerung f hafıza , bellek; zur ~ (an –in) hatırası olarak

erkälten : sich ~ üşütmek, soğuk almak

Erkältung f üşütme, soğuk algınlığı

erkennen A tanımak; -in farkına varmak; -i anlamak

erkenntlich : sich ~ zeigen iyilikle karşılık vermek

Erkennntnis (-sse) f anlayış, bilgi

Erker (-) m cumba, balkon

erklären DA anlatmak, açıklamak, beyan etmek

Erklärung f açıklama, beyan

erkranken hastalanmak

erkundigen : sich ~ nach D –i sormak, ...hakkında bilgi almak

Erkundigung f soruşturma

erlangen almak, ele geçirmek

Erlass m af, emir , kararname

erlassen çıkarmak, affetmek

erlauben DA müsaade etmek

Erlaubnis f müsaade, izin

erläutern DA açıklamak, aydınlatmak

Erle (-n) f kızıl ağaç

erleben yaşayıp görmek, geçirmek

Erlebnis (-sse) n olay , macera

erledig/en bitirmek; yerine getirmek; ~t bitmiş, bitkin

erleichter/n kolaylaştırmak; hafifletmek; ~t ferah

Erleichtung f ferahlık, kolaylaştırma; kolaylık

erleiden A –e maruz kalmak, uğramak, -i çekmek

erlernen –i öğrenmek

erlesen seçkin

erlogen yalan, uydurma

Erlös (-e) m gelir, kazanç

erlöschen sönmek

erlösen kurtarmak

Erlös/er m kurtarıcı, Hz. İsa; ~ung f kurtuluş

ermächtigen yetki vermek (j-n zu D b-e b.ş için)

ermahnen ihtar etmek, uyarmak

ermässig/en indirmek; ~t indirimli

Ermässigung f indirim

ermessen değerlendirmek

Ermessen n takdir, fikir

ermitteln bulmak, soruşturma açmak

Ermittlung f soruşturma

ermöglichen DA mümkün kılmak

ermorden öldürmek

ermüden yormak, yorulmak

ermuntern, ermutigen teşvik etmek (zu D –e)

ernähren beslemek; sich ~ beslenmek

Ernährung f besleme; besin

ernennen atamak, tayin etmek (zu D –e)

erneuern yenileştirmek

Erneuerung f yenileme

erneut yeniden

erniedrigen alçaltmak

ernst ciddi, ağırbaşlı

Ernst (o) m ciddiyet, ağırbaşlılık

ernsthaft ciddi

Ernte (-n) f hasat, ürün

ernten ekin biçmek, ürün toplamak

erobern fethetmek

Eroberung f fetih

eröffnen açmak, bildirmek

Eröffnung f açılış

erörtern tartışmak, görüşmek

erotisch şehevani, erotik

erpressen A b-e şantaj yapmak

Erpress/er (-) m , -erin f şantajcı; ~ung f şantaj

erproben denemek

erraten bulmak

erregen heyecanlandırmak; uyandırmak

Erreg/er m virüs, hastalığa yol açan nesne; ~ung f heyecan, telaş

erreichen –e ulaşmak, -e yetişmek, -e erişmek

errichten kurmak

erröten kızarmak

Errugenschaft (-en) f başarı

Ersatz (o) m karşılık; telafi, yedek; ~teil n yedek parça

erschaffen yaratmak

erscheinen görünmek, gelmek

Erscheinung f görünüş, görüntü

erschiessen kurşuna dizmek

erschlagen vurarak öldürmek

erschliessen açmak, işlenecek hale getirmek

erschöpf/en tüketmek, bitirmek; ~end ayrıntılı; ~t yorulmuş

Erschöpfung f bitkinlik

erschrank erschrenken

erschrecken korkutmak, ürkütmek, ürkmek

erschrocken korkmuş, ürkmüş

erschüttern sarsmak

Erschütterung f sarsıntı, üzüntü

erschweren DA zorlaştırmak, güçleştirmek

erschwinglich keseye elverişli

ersehen öğrenmek, anlamak (aus D –den )

ersetzen DA b-in ş-ini ödemek, telafi etmek

ersparen esirgemek

Ersparnisse tasarruf , biriktirilen para

erst ilk önce , ancak

erst birinci, ilk; zum ~en Mal ilk defa; Erste Hilfe ilk yardım

erstarren donmak

erstatten geri vermek, Anzeige, Bericht

erstaun/en hayret etmek, şaşırmak; ~lich şaşılacak; ~t şaşkın

Erstbezug m ilk oturma, ilk taşınma

erstechen bıçakla öldürmek

erstens ilk olarak

ersticken boğmak, boğulmak, bunalmak

erst/klassig birinci derecelik, ~malig ilk defalık

erstrecken : sich ~ uzanmak; sürmek

ersuchen rica etmek, dilemek

ertappen yakalamak

erteilen DA vermek

Ertrag (¨e) m gelir, verim

ertragen A –e tahammül etmek, dayanmak

erträglich katlanılır

ertrinken suda boğulmak,

erwachen uyanmak

erwachsen büyük, yetişkin, erişkin

Erwachsene(r) büyük, yetişkin

erwägen düşünmek, tartmak

Erwägung f mülahaza

erwähnen anmak, zikretmek

Erwächnung f anma

erwärmen ısıtmak

erwarten –i beklemek

Erwartung f beklenti, ümit

erwecken uyandırmak

erweisen DA göstermek; sich ~ (als) çıkmak, anlaşılmak(dass –diği)

erweitern genişletmek

Erwerb (o) m edinme, kazanma, geçim

erwerben kazanmak, elde etmek

erwerb/los işsiz; ~tätig çalışan

erwidern DA cevap vermek

erwischen yakalamak

Erz (-e) n maden filizi

erzählen DA anlatmak

Erzählung f hikaye, öykü

Erzbischof m başpiskopos

erzeugen üretmek, imal etmek,

Erzeug/er (-) m üretici, ~nis n mal, ürün, mahsul; ~ung f üretim

erziehen eğitmek, yetiştirmek

Erzieher (-) m, -erin f eğitmen

Erziehung f eğitim, terbiye, ~sberechtige(r) veli

erzielen elde etmek

erzwingen zorlamak

es o, ~ gibt var, ~ gibt kein(e) yok, ich weiss ~ nicht bilmiyorum

Esche (-n) dişbudak

Esel (-) m eşek

essbar yenilebilir, yenir

essen yemek, içmek

Essen (-) n yemek; ~szeit f yemek vakti

Essig (o) m sirke ; ~gurke f kornişon

Ess/ löffel m çorba kaşığı; ~tisch m sofra, ~zimmer n yemek odası

Etage (-n) f kat

Etappe (-n) f marhale, aşama

Etat (-s) m bütçe

Ethik (o) f etik , töre bilimi

Etikett (-s) n etiket; ~e (-n) f teşrifat, etiket

etliche bazı, birkaç

Etui (-s) kutu, kılıf

etwa aşağı yukarı, takriben ; acaba

etwas bir şey, biraz

euch sizler(i), sizler(e)

euer, eu(e)re siz(ler)in, -(i)niz

Eukalyptus m okaliptus

Eule (-n) f baykuş

Eunuch (-en) m hadım

Euphrat m Fırat

Eurocheque öro çek

Europa n Avrupa

Europäer (-) m , -in f Avrupalı

europäisch Avrupa(lı)

Euter (-) n hayvan memesi

evangelisch Protestan

Evangelium (-ien) İncil

eventuell muhtemel, belki

ewig ebedi, sonsuz, ezeli, öncesiz

Ewigkeit (o) f sonsuzluk

exakt özenli, tam

Examen n sınav

Exekutive (-n) f yürütme yetkisi

Exemplar (-e) n kopya, nüsha, örnek

Exil (-e) n sürgün

Existenz (-en) varlık

existieren var olmak

Experiment (-e) n deney

Experte (-n) m , -in f uzman

explodieren patlamak

Explosion f patlama, infilak

Export (-e) m dış satım, ihracat

exportieren ihraç etmek

extra ayrı, ayrıca, ekstra

extrem aşırı

                

                     F

Fabel (-n) f masal

fabelhaft harika

Fabrik f fabrika, , yapımevi; ~ant m fabrikatör, ~at n mal

Fach (¨er) n raf, göz, bölme, branş; ~arbeiter(in f) m kalifiye işçi; ~arzt m uzman doktor, mütehassıs

Fächer (-) m yelpaze

Fachmann (-leute) m uzman

Fackel (-n) meşale

fade tatsız, lezzetsiz

Faden (¨ ) iplik, tire

fähig kabil (zu D –e); yetenekli, muktedir

Fähigkeit (-en) f kabiliyet, yetenek

fahnden aramak (nach D –i)

Fahne (-n) f bayrak, bandıra

Fahr/ausweis m bilet; ~bahn f araba yolu, asfalt

fahrbar seyyar

Fähre (-n) f feribot, araba vapuru

fahren taşıtla gitmek, kullanmak; sürmek, götürmek

Fahrer (-) m , -in f şoför, sürücü

Fahr/gast m yolcu; ~geld n yol parası; ~gestell n şasi

Fahrkarte f bilet , ~nschalter  m bilet gişesi

fahrlässig ihmalci, taksirli

Fahr/plan m tarife; sefer planı; ~preis m bilet ücreti

Fahrrad n bisiklet, ~verleih m bisiklet kiralama; ~weg m bisiklet yolu

Fahrschein m bilet

Fährschiff n feribot, araba vapuru

Fahr/schule f şoförlük okulu, ~spur f otoyol şeridi; ~stuhl m asansör

Fahrt (-en) f gidiş, yolculuk;gezi; auf der ~ yolda

fahrtüchtig trafiğe çıkabilir

Fahrzeug n taşıt

fair dürüst, doğru, centilmen

Faktor (-en) m amil, faktör

Fakultät (-en) f fakülte

Falke (-n) m doğan, şahin

Fall ( ¨e) m düşme; olay, hal; auf jeden ~ her ne olursa olsun; auf keinen ~ asla, hiç bir surette

Falle (-n) f tuzak, kapanca

fallen düşmek, şehit olmak; inmek, eksilmek

fäll/en Baum kesmek, vermek, ~ig vadesi gelen

falls –diği takdirde, -diği halde, ise

Fallschirm m paraşüt; ~springer m paraşütçü

falsch yanlış, sahte, ters, yalancı, iki yüzlü

fälschen taklit etmek

Falsch/fahrer m yanlış yoldan geçen; ~geld n sahte para

fälschlich yanlışlıkla

Falsch/münzer (-) m kalpazan, ~parker m yanlış yerde park yapan 

Fälschung f sahtelik

Falte (-n) f kıvrım; pli

falten katlamak

Familie (-n) f aile; ~nname m soyadı;  ~nstand m medeni hal

Fan (-s) m aşırı düşkün , taraftar

fanatisch fanatik

Fanatismus m mutaassıp

fand finden

Fang ( ¨e) m av, yakalama

fangen tutmak, yakalamak

Farbband n daktilo şeridi

Farbe (-n) f renk, boya

färben boyamak

Farbfernseher (-) m renkli tv

Farb/film m renkli film; ~foto n renkli foto

farbig renkli

Farb/stift m renkli kalem; ~stoff m boya maddesi

Färbung f renk, nüans

Farm (-en) f çiftlik

Farn (-e) m , ~kraut n eğrelti otu

Fasan (-e) m sülün

faschistisch faşist

Faser (-n) f tel, lif

Fass ( ¨sser) n fıçı, varil

Fassade (-n) f yüz, cephe

fassen tutmak, yakalamak; almak, anlamak

Fassung f çerçeve , duy, soğukkanlılık, şekil, tarz

Fassungsvermögen n kapasite

fast hemen hemen , adeta

fasten oruç tutmak, perhiz yapmak

Fastnacht f karnaval

fatal uğursuz

faul tembel, çürük, cılk, ~en çürümek

Faulheit f tembellik

Faust ( ¨e) yumruk,  ~handschuh m kolçak, ~schlag m yumruk darbesi

Fazit (-e, -s) n sonuç

Februar m şubat

fechten eskrim yapmak

Fecht/en n eskrim , ~er m eskrimci

Feder (-n) f tüy, kalem ucu, yay; ~ball(spiel) m badminton; ~bett n kuştüyü yatak

federn yaylanmak

Federung f esneklik, süspansiyon

Fee (-n) f peri

fegen süpürmek

Fehlbetrag m açık

fehlen eksik olmak; bulanmamak; was fehlt Ihnen ? neniz var?

Fehler (-) m hata, yanlışlık, kusur, bozukluk

fehler/frei kusursuz , hatasız; ~haft hatalı, kusurlu; ~los , ~frei

Fehl/geburt f çocuk düşürme; ~schlag m başarısızlık, ~zündung f ateşleme ayarsızlığı; ateş almama

Feier (-n) f tören; ~abend m paydos

feierlich törenli

feiern kutlamak, işsiz kalmak

Feiertag m tatil günü, bayram günü

feige ödlek, korkak

Feige (-n ) incir

Feig7heit f korkaklık; ~ling m ödlek

Feile (-n) f eğe, törpü

feilen eğelemek, törpülemek

feilschen pazarlık etmek, ( um A için)

fein ince, zarif

Feind ( -e) m, -in f düşman

feindlich düşmanca

Feindschaft (-en) f düşmanlık

Fein/heit (-en) f incelik, nüans; ~kostgeschäft n mezeci, ~mechanik ince mekanik, ~schmecker (-) m lezzetli yemeklere düşkün

Feld (-er) n tarla, alan, hane, ~flasche f matara; ~stecher m çifte dürbün; ~weg m patika , keçi yolu; ~zug m sefer

Felge (-n) f ispit, jant

Fell (-e) n post, kürk

Fels (o) , ~en (-) m kaya

felsig kayalık, taşlık

feminin , Femininum (-na) n dişil

Fenchel (o) m rezene

Fenster (-) n pencere ; vitrin; ~brett n pencere temeli, ~glas n  ~scheibe f pencere camı, ~platz m pencere yeri 

Ferien tatil, izin; ~dorf tatil köyü, ~wohnung f tatil dairesi

Ferkel (-) n domuz yavrusu

fern uzak

Fernbedienung f uzaktan kumanda

Ferne f Uzaklık; aus der ~ uzaktan

ferner bundan başka, ayrıca

Fern/fahrer(in f) m kamyon sürücüsü, ~gespräch n şehirlerarası telefon konuşması; ~glas n dürbün

fernhalten uzak tutmak ( von D –den) ; sich ~ sakınmak, kaçınmak ( von D –den )

Fern/ licht (o) n uzun huzmeli ışık; ~rohr n dürbün , teleskop; ~schnellzug m şehirlerarası ekspres; ~schreiben n teleks

Fernseh/apparat m tv, ~en n tv,

Fernsprech/- telefon , ~amt n telefon santralı; ~er m telefon

Fern/studium n açık öğretim; ~verkehr m şehirlerarası ulaşım

Ferse (-n) f topuk

fertig bitmiş, hazır, tamam; ~bringen –i becermek

Fertig/gericht n hazır yemek; ~haus n prefabrike ev

fertig/machen : sich ~ hazırlanmak; ~stellen bitirmek

fesch şık, zarif

Fessel (-n) f zincir

fesseln zincirlemek, büyümek

fest sağlam, sabit; katı

Fest (-e) n bayram, şenlik; festival

festbinden sıkıca bağlamak

Festessen n şölen

festhalten tutmak, alıkoymak,  sich ~ tutunmak (an D –e)

festigen kuvvetlendirmek

Festland n kara

festlich törenli, bayrama uygun

Festnahme f tevkif, tutuklama

fest/nehmen tutuklamak, ~setzen tespit etmek, kararlaştırmak, ~stellen tespit etmek, tahkik etmek

Festtag  m bayram günü

Festung f kale, hisar

fett yağlı, şişman

Fett (-e) n yağ; ~fleck m yağ lekesi

fettig yağlı

Fetzen (-) m paçavra

feucht nemli, rutubetli; ~werden nemlenmek

Feuchtigkeit (o) f nem, rutubet

Feuer (-) n ateş, yangın

feuer/fest ateşe dayanıklı; ~gefährlich tutuşur

Feuer/löscher m söndürücü; ~melder m yangın ihbar aygıtı

feuern ateş etmek, görevinden çıkarmak

Feuer/stein m çakmak taşı; ~wehr (en) f itfaiye ; ~werk (o) n fişek şenliği; ~zeug n çakmak

Fichte (-n) f çam

Fieber (o) n ateş, nöbet

fieber /haft hararetli, ~senkend ateş düşürücü

Fieberthermometer n termometre, derece

fiel fallen

Figur (-en) f heykel, şekil, vücut, taş

figürlich mecazi

Filet (-s) n bonfile

Fillate (-n) f şube

Film (-e) m film

filmen filme almak, film çekmek

Filmkamera f film makinesi

Filter (-) m filtre , süzgeç; ~kaffee m filtre kahve; ~zigarette f f.sigara

Filz (-e) m keçe

Finanzamt n maliye müdürü

finanz/iell mali, parasal; ~ieren finanse etmek

finden A bulmak, -e rast gelmek

Finder (-) m, -in f bulan

findig hünerli, yaratıcı

fing fangen

Finger (-) m parmak, ~abdruck (-e) m parmak izi; ~hut m yüksük; ~nagel m el tırnağı, ~spitze f parmak ucu

Fink (-en) m ispinoz

Finn/e (-n) m, -in f Finlandiyalı

finnisch Fin, Fince

Finnland n Finlandiya

finster karanlık

Firma (-men) firma

Firnis (-sse) m vernik

Fisch (-e) m balık

fischen balık tutmak

Fischer (-) m balıkçı, ~boot n balıkçı teknesi

Fischrestaurant n balık lokantası

Fistel (-n) f fistül

fit sağlıklı, formunda

Fitness vücut sağlığı geliştirme

fix sabit ,tez, çabuk

flach düz, yassı, alçak, sığ

Fläche (-n) f yüzey, alan

flackern titreyerek yanmak

Flagge (-n) f bayrak, bandıra

Flamme (-n) f alev

Flanell (-e) m fanila

Flanke (-n ) f yan

Flasche (-n) f şişe, ~öffner m şişe açacağı, ~npfand n şişe parası,

flattern uçuşmak, rüzgarda dalgalanmak

flechten örmek

Fleck (-en) m leke, yer, ~entfernungsmittel n leke giderici ilaç

fleckig lekeli

Fledermaus f yarasa

Flegel (-) m terbiyesiz

flehen yalvarmak

Fleisch (o) n et, ~brühe f et suyu, ~er (-) m kasap; ~erei f kasap dükkanı

Fleiss (o) m gayret

fleissig çalışkan

flexibel bükülür, esnek

flicken yamamak

Flieder (o) m leylak

Fliege f sinek, papyon

fliegen uçmak, uçakla gitmek

Flieger (-) m havacı, pilot, uçak, ~alarm m uçak alarmı, ~horst m askeri hava alanı

fliehen kaçmak

Fliese (-n) f fayans

Fliessband n akarbant

fliessen akmak, ~d akar, akıcı, su gibi

flimmern parıldamak

flink çevik, tez

Flinte (-n) f tüfek, filinta

Flipper (-) m oyun otomatı, tilt

flirten flört etmek

Flitterwochen balayı

flocht flechten

Flocke (-n) f iri tane

flog fliegen

floh fliehen

Floh ( ¨e) m pire; ~markt m bit pazarı

Floss ( ¨e) n sal

floss fliessen

Flosse (-n) f yüzgeç

Flöte (-n) f flüt

flott tez, şık, eğlence seven

Flotte (-n) f donanma, filo

Fluch (¨e) m lanet, küfür

fluchen küfretmek, sövmek

Flucht (-en) f kaçma, firar

flüchten kaçmak

flüchtig kaçak

Flüchtigkeitsfehler m dikkatsizlik yanlışı

Flüchtling (-e) m kaçak, sığınan

Flug ( ¨e) m uçuş

Flügel (-) m kanat, kuyruklu piyano

Flug/gast m uçak yolcusu; ~gesellschaft f hava yolu şirketi

Flughafen m havaalanı; ~gebühr f havaalanı işletme vergisi

Flug/kapitän m kaptan pilot, ~lotse m uçak klavuzu; ~plan m uçuş tarifesi; ~platz m Flughafen ; ~schein m uçak bileti, ~schreiber m kara kutu, ~steig m uçağa biniş kapısı; ~zeit f uçuş süresi

Flugzeug n uçak, ~absturz m uçak düşmesi, ~entführer m hava korsanı, ~führer m pilot, ~träger m uçak gemisi

Flur (-e) m koridor

Fluss (-sse) m ırmak, nehir; ~bett n nehir yatağı

flüssig sıvı, akıcı

Flüssigkeit (-en) f su, sıvı

flüstern fısıldamak

Flut (-en) f kabarma, sel, bolluk

focht fechten

Fohlen (-) n tay

Föhn (-e) m lodos

Folge f sıra, devam, sonuç, zur ~ haben sonuçlanmak (A ile)

folgen D –i izlemek, takip etmek; -in arkasından gitmek, -e itaat etmek, anlaşılmak ( aus D –den)

folgend ertesi, şu; ~ermassen şöyle, şu şekilde

folgenschwer ağır, tehlikeli

folgern çıkarmak (aus D –den)

folg/lich buna göre; demek ki; ~sam itaatli

Folie (-n) f folye, ince yaprak

Folkloreabend m folklor gecesi

Folter (-n) işkence

foltern A –e işkence etmek

förder/lich D yararlı, ~n ilerletmek, teşvik etmek, çıkarmak

fordern istemek, talep etmek

Forderung f istek, talep , alacak

Forelle (-n) f alabalık

Form (-en) f şekil, biçim, kalıp; ~alitäten f gerekli işlemler; ~at (-e) n büyüklük, boy; ~el (-n) formül

form/ell resmi; ~en teşkil etmek, biçimlendirmek

förmlich resmi, teklifli

Formular n formül(er)

forsch cüretli

forschen araştırmak (nach D –i)

Forsch/er (-) m , -erin f, araştırıcı, ~ung f araştırma

Forst (-e, -en) m koru, orman

Förster (-) m, -in f, ormancı

fort kaybolmuş, gitmiş; ~bestehen kalımlı olmak

Fortdauer f devam

fort/fahren ayrılıp gitmek, devam etmek (zu inf. –meğe); ~geschritten ilerlemiş, ~laufend devamlı, sürekli

Fort/pflanzung f üreme, ~schritt m ilerleme

fort/schrittlich ilerici; ~setzen A –e devam etmek; ~während hiç durmadan

Forum (-ren) n forum, toplantı

Foto (-s) n fotoğraf ; ~apparat m foto makinesi

Fotograf (-en) m fotoğrafçı; ~ie (-n) f fotoğraf

fotografieren A –in fotoğrafını çekmek

Foto/ grafin f fotoğrafçı; ~ kopie f fotokopi

Fracht (-en) f yük, kargo; ~er (-) m , schiff n şilep, yük gemisi

Frack ( ¨e) m frak

Frage (-n) f soru, sual, mesele, sorun; ~bogen m soru kağıdı

fragen sormak (j-n nach D b-e b.ş.-i)

Fragezeichen n soru işareti

frag/lich konusu geçen, şüpheli; ~würdig şüpheli

Fraktion f parti grubu

Franken n Frankonya

frankieren pullamak

Frankreich n Fransa

Franse (-n) f saçak

Franz/ose (-n) m, ~ösin f Fransız

französisch Fransız, Fransızca

frass fressen

Frass (o) m yem, çürüme

Fratze (-n) f çirkin yüz

Frau (-en) f kadın, bayan, karı, eş; ~enarzt m kadın doktoru; ~enzeitschrifft f kadın dergisi

Fräulein (-,-s) n evlenmemiş bayan, kız, küçükhanım

frech küstah,

Frechheit (-en) f küstahlık; edepsizlik

frei serbest, hür, açık,, boş, parasız; im Freien açık havada

Freibad n açıkta yüzme havuzu

frei/geben salıvermek, serbest bırakmak; ~gebig cömert

Frei/gepäck n serbest bagaj; ~hafen m serbest liman

freihalten A ayırtmak (für A –e) , boş tutmak

Frei/heit f özgürlük, hürriyet , ~karte f ücretsiz bilet

frei/lassen serbest bırakmak, salıvermek; ~lich elbette, şüphesiz, ama

Freilichtbühne f açık hava tiyatrosu

frei/machen açmak,, pullamak; ~mütig açık sözlü; ~sprechen beraat ettirmek (von D –den) ; ~stehen D serbest olmak

Frei/stilringen n serbest güreş; ~stoss m frikik

Freitag m Cuma

freiwillig gönüllü

Freizeit f boş zaman

fremd yabancı; ~artig garip

Fremde f gurbet; ~r yabancı

Fremden/führer(in) m turist rehberi; ~verkehr m turizm

Fremdsprache f yabancı dil, ~wort n yabancı kelime

Frequenz (-en) f sıklık, frekans

fressen oburca yemek, yutmak

Freude (-n) f sevinç, neşe, eğlence

freudig sevindirici

freuen sevindirmek; sich ~ sevinmek (auf A –e) ; memnun olmak (über A –den)

Freund (-e) m arkadaş, dost; ~in f kız arkadaş

freundlich samimi, dostça

Freund/lichkeit f samimiyet , iyilik; ~schaft f dostluk

freundschaftlich dostça, arkadaşça

Frieden (-) m sulh , barış, huzur, rahatlık, ~svertrag m barış antlaşması

Friedhof m mezarlık

fried/lich , ~liebend barışçı

frieren donmak, üşümek

Frikadelle f köfte

frisch taze , serin, yeni

Frischhaltebeutel m plastik torba

Fris/eur (-e) m berber, kuaför; ~euse (-n) f kadın berber

frisieren tarayıp, düzeltmek

Frist (-en) f mühlet, süre, vade

fristlos derhal, süresiz

Frisur (-en) saç biçimi

froh neşeli, memnun

fröhlich şen, neşeli

fromm dindar, sofu

Frömmigkeit f dindarlık

Fronleichnam m Katoliklerde İsa nın cesedinin anıldığı yortu

Front (-en) f cephe; ~scheibe f ön cam

fror frieren

Frosch ( ¨e) m kurbağa

frösteln soğuktan titremek

Frostschutzmittel n antifriz,

Frucht (¨e) f meyve, yemiş, ürün, verim

fruchtbar verimli

Fruchtsaft m meyve suyu

früh erken, vakitsiz; morgen ~yarın sabah , ~er daha erken; evvelce, eskiden; ~estens en erken

Früh/ jahr n , ~ling m ilkbahar ; ~stück n kahvaltı

frühstücken kahvaltı etmek

Frühstücks/büfett n kahvaltı büfesi; ~raum m kahvaltı salonu

frustriert küskün, ~ sein hayal kırıklığına uğramak

Fuchs ( ¨e) m tilki

Fuge (-n) f kara, yarık, füg

fğgen : sich ~ D uymak

fühlen duymak, hissetmek , sich (nicht) wohl ~kendini iyi hissetmmk

Fühler m duyarga, anten

fuhr fahren

führen götürmek (nach , zu D –e); (her~) getirmek, yönetmek, -e yol göstermek, taşımak

Führer m –in f kılavuz, lider; ~schein m ehliyet

Führung f önderlik, gezdirme

Fülle (o) f bolluk

füllen doldurmak

Füll/er (-) , ~federhalter m dolmakalem; ~ung f dol(dur)ma , dolgu

Fund (-e) m buluş; bulunan şey

Fundament (-e) n temel, esas

fundamental esaslı, temelli

Fund/büro n kayıp eşya bürosu; ~grube f zengin kaynak; ~sache f bulunan eşya

fünf beş, ~zehn on beş; ~zig elli

Funk (o) m telsiz; ~e (-n) m kıvılcım

funk/eln pırıldamak, ~en telsizle bildirmek

Funk/er m telsizci; ~haus n radyo evi; ~spruch m telsiz telgraf

Funktion f görev, işlev, fonksiyon

funktionieren işlemek

für A için N –e; -e göre; yerine N

Furche (-n) f evrak, yarık

Furcht (o) f korku

furchtbar korkunç, feci

fürchten A, sich ~ vor D –den korkmak

furcht/los korkusuz; ~sam korkak

Für/sorge f bakım; yardım; ~sprache f aracılık

Fürst (-en) m prens, ~in f prenses

Furt (-en) f geçit yeri

Furunkel (-) m kan çıbanı

Fuss ( ¨e) m ayak; zu ~ yayan

Fussball m futbol, ~er m futbolcu; ~spiel n futbol maçı

Fussboden m döşeme, taban

Fussgänger (-) m , -in f yaya, ~überweg m yaya geçidi; ~zone f yayalara ayrılmış bölge

Fuss/note f dipnot ; ~sohle f ayak tabanı; ~tritt m tekme; ~weg m yaya yolu

Futter (o) n yem, astar

Futteral (-e) n kutu, kılıf

füttern A –e yem vermek, -e yemeğini yedirmek; -i astarlamak

Futur (o) n gelecek zaman

 

                G

gab geben

Gabe (-n) f armağan, bağış

Gabel (-n) f çatal

gackern gıdaklamak

Gage (-n) ücret

gähnen esnemek

Galerie (-n) f galeri

Galgen (-) m darağacı

Galle (-n) f safra, öt; ~nstein m safra kesesi taşı

Galopp (-e, -s) m dörtnal

galt gelten

Gang ( ¨e) m yürüyüş, gidiş, koridor, kap, vites; ~schaltung f şanjman

Ganove (-n) m dolandırıcı

Gans ( ¨e) f kaz

Gänse/blümchen n çayır papatyası; ~flüsschen tırnaklar; ~haut f :e-e ~haut bekommen tüyleri ürpermek; ~marsch m turna katarı; ~rich (-e) m erkek kaz

ganz tam, sağlam, bütün; tamamıyla, oldukça

gänzlich tamamıyla

gar pişmiş, ~ nichts hiç bir şey

Garage Garage (-n) f garaj

Garantie (-n) f garanti

garantieren garanti vermek (für için)

Garbe (-n) f demet

Garderobe (-n) f vestiyer; elbiseler, giyim

Gardine (-n) f tül perde

gären mayalanmak

Garn (-e) n iplik, tire

Garnele (-n) f karides

Garnitur (-en) f takım, garnitür

Garten ( ¨) m bahçe

Gärtner (-) n bahçıvan; ~ei f bahçecilik; ~in f bahçıvan

Gas (-e) n gaz, havagazı; ~ geben gaza basmak; ~flasche f gaz tüpü, ~herd m gazlı fırın; ~kocher m gaz ocağı; ~maske f gaz maskesi; ~pedal n gaz pedalı

Gasse (-n) f sokak

Gast ( ¨ ) m misafir, konuk; davetli, müşteri; ~arbeiter(in) m konuk işçi

gastfreundlich konuksever, misafirperver

Gast/geber(in) m ev sahibi; ~haus n, ~hof m lokanta; otel; ~stätte f lokanta; ~wirt m lokantacı

Gatt/e (-n) m koca, eş; ~in f karı, eş; ~ung f cins, tür

Gaul ( ¨e) m beygir, at

Gaumen (-) m damak

Gauner (-) m , -in f dolandırıcı

Gaze (-n) f ince tül, gaz

Gazelle (-n) f ceylan

Gebäck (o) n bisküvi, kek, çörek

gebacken piş(ir)miş, kızarmış backen

gebar gebären

Gebärde (-n) f hareket, jest

gebären doğurmak

Gebärmutter f rahim, döl yatağı

Gebäude (-n) n yapı, bina

geben DA vermek; es gibt A vardır N

Gebet (-e) n dua, namaz

gebeten bitten

Gebiet (-e) n bölge, arazi

gebieten DA emretmek

Gebilde (-) n şekil, oluşum

gebildet kültürlü , aydın

Gebirge (-) n sıra dağ

gebirgig dağlık

Gebirgspass m dağ geçidi

Gebiss (-sse) n dişler dizisi, takma dişler, gem ağızlığı

gebissen beissen

Gebläse n vantilatör, üfleç

geblieben bleiben

gebogen bükülmüş, biegen

geboren doğmuş, doğumlu, gebären

geborgen saklanmış, bergen

Gebot (-e) n emir, buyruk

geboten bieten

gebracht bringen

gebrannt brennen

gebraten kızartılmış braten

Gebrauch ( ¨e) m kullanılış, kullanma

gebrauchen kullanmak

Gebrauchsanweisung f kullanış tarzı, tarife

gebraucht kullanılmış

Gebrauchtwagen m ikinci el otomobil

gebrechlich zayıf, sakat

gebrochen kırılmış, brechen

Gebrüder erkek kardeşler

Gebühr (-en) f ücret, harç

gebührenpflichtig ücrete tabi, paralı

gebunden bağlanmış binden

Geburt (-en) doğum, ~enregelung f doğum kontrolü

gebürtig doğumlu

Geburts/datum n doğum tarihi; ~ort m doğum yeri; ~tag doğum günü

Gebüsch (-e) n çalılık

gedacht denken gedenken

Gedächtnis (-sse) n hafıza, bellek, hatır

Gedanke (-n) m düşünce, fikir

gedankenlos düşüncesiz

Gedankenstrich m uzun çizgi

Gedeck (-e) n sofra takımı, mönü

gedeihen büyümek

gedenken G –i anmak, ~ zu –mek niyetinde olmak

Gedicht (-e) n şiir

gedieh , ~en gedeihen

Gedränge (o) n kalabalık

gedroschen dreschen

gedrungen dringen kısa boylu

Geduld (o) f sabır

geduld/en : sich ~en sabretmek; ~ig sabırlı

gedünstet hafif ateşte pişmiş

gedurft dürfen

geehrt : sehr ~e(r) sayın

geeignet uygun, yararlı (für A –e)

Gefahr (-en) f tehlike

gefährden tehlikeye sokmak

gefährlich tehlikeli

gefahrlos tehlikesiz

Gefährte (-n) m arkadaş

Gefälle (-) n meyil, iniş

gefallen D –in hoşuna gitmek fallen

Gefallen m: j-m e-n ~tun –e iyilik yapmak

gefällig hatır sayan

gefangen yakalanmış, tutuklu fangen

Gefangene(r) esir

gefangennehmen esir almak

Gefangenschaft (o) f esirlik

Gefängnis (-sse) n cezaevi

Gefäss (-e) n kap, damar

gefasst sakin, hazır; (~ sein auf A –e ) hazırlıklı olmak

Gefecht (-e) n çarpışma

Gefieder (-) n tüyler

gefleckt benekli, alaca

geflochten flechten

geflogen fliegen

geflohen fliehen

geflossen fliessen

Geflügel (o) n kümes hayvanları

gefochten fechten

Gefolge (-) n maiyet

gefragt aranan

gefrässig obur , pisboğaz

Gefreite(r)  onbaşı

gefrieren donmak

Gefrier/fach n dondurucu göz, ~punkt m donma noktası

gefroren donmuş frieren

gefügig uysal

Gefühl (-e) n duygu, his

gefühl/los duygusuz , ~voll duygulu, duygusal

gefüllt .... dolması

gefunden finden

gegangen gehen

gegeben verilmiş, ~enfalls icabında

gegen A –e karşı, -e doğru; -in karşılığında , aşağı yukarı, takriben; ~ fünf beş sularında, beşe doğru

Gegend (-en) f yöre, semt, bölge

gegeneinander birbirine karşı

Gegen/fahrbahn f karşı şerit, geliş yönü; ~gewicht n denk, ~gift n panzehir, ~leistung f karşılık, ~massnahme f  karşı tedbir; ~satz m zıt, ters

gegen/sätzlich karşıtlı, tezatlı; ~seitig karşılıklı, sich ~ birbirine

Gegen/stand m şey, konu; ~strömung f anafor; ~stück n karşılık, ~teil n zıt, ters; im ~ tersine , bilakis

gegenüber D –in karşısında; -in karşısı; -e göre; ~liegend karşıdaki; ~stellen DA karşılaştırmak

Gegen/verkehr m karşı yöndeki trafik; ~wart (o) f huzur , şimdiki zaman

gegenwärtig şimdiki, halen, şimdi

Gegen/wert m bedel, karşılık; ~wind m karşı rüzgar

gegessen essen

gegliechen gleichen

geglitten gleiten

geglommen glimmen

Gegner (-) m , -in f gegnerisch rakip

Gegnerschaft (o) f düşmanlık

gegolten gelten

gegoren mayalanmış; gären

gegossen giessen

gegraben graben

gegreifen greifen

gegrillt ızgarada

Gehalt ( ¨er) n maaş, aylık; (-e) m içerik, kapsam

gehangen hängen

gehässig kinci, garazcı

Gehäuse (-) n kılıf, kutu

geheim gizli

Geheim/dienst m istihbarat; ~haltung f gizli tutma, ~nis (-sse) n sır

geheimnisvoll esrarengiz

Geheim/nummer, ~zahl f gizli numara , kod

gehen gitmek, yürümek; es geht olur, wie geht es Ihnen? nasılsınız? es geht mir gut iyiyim, es geht um A N söz konusudur

gehenlassen bırakmak, sich ~ kendini zaptetmemek

geheuer emin, tekin

Gehilf/e (-n) m, ~in f yardımcı

Gehirn (-e) n beyin, akıl; ~erschütterung f beyin sarsıntısı; ~schlag m beyin sektesi

gehoben yüksek, heben

Gehöft (-e) n çiftlik

geholfen helfen

Gehör (o) n işitim

gehorchen D itaat etmek

gehören D (zu D) –e ait olmak, -e dahil olmak; sich ~ uygun olmak

gehörig iyice

gehorsam itaatli, uysal

Gehorsam (o) m itaat

Geh/steig m kaldırım; ~weg m yaya yolu

Geier (-) m akraba

Geige (-n) f keman; ~r (-) m , -rin f kemancı

geil azgın, şehvetli

Geisel (-n) f rehine

Geiss (-en) f dişi keçi

Geist m ruh, akıl , (-er) görüntü, hortlak

Geister/bahn f korku tüneli, ~fahrer (in) m ters yönden gelen sürücü

Geistes/gegenwart f soğukkanlılık; ~haltung f zihniyet

geistig manevi, zihinsel

geistlich dini, ruhani

Geistlicher papaz

geist/los akılsız, boş; ~reich nükteli, akıllı

Geiz (o) m cimrilik; ~hals m cimri

geizig hasis, cimri

gekannt kennen

geklungen klingen

gekniffen kneifen

gekränkt : ~ sein gücenmek (über A –e)

gekrochen kriechen

gekünstelt yapmacık

Gel n jöle

Gelächter /o) n gülme, kahkaha

geladen doldurulmuş, dolu laden

Gelage (-) n içki alemi

Gelände (o) n arazi

Geländer (-) n parmaklık, tırabzan

Geländewagen m arazi taşıtı

gelang gelingen

gelangen varmak, erişmek, (zu , nach D –e)

gelassen lassen sakin , soğukkanlı

Gelatine (o) f jelatin

geläufig bilinen

gelaunt : gut ~ keyifli, schlecht ~ keyifsiz

gelb sarı

Gelbsucht (o) f sarılık

Geld (-er) n para; ~automat m para otomatı; ~beutel m, ~börse f para çantası; ~schein m banknot ; ~schrank m para kasası; ~strafe f para cezası; ~stück n madeni para, ~wechsel m para bozdurma

Gelee (-s) n jöle, reçel,

gelegen  liegen bulunan; uygun, yerinde; das kommt mir sehr ~ işime gelir

Gelegenheit (-en) f fırsat, şans

gelegentlich kimizaman

gelehrig çabuk öğrenen, akıllı

Gelehrte(r) bilgin

Geleit (-e) n refakat

Gelenk (-e) n eklem, mafsal

gelenkig kolay bükülen, esnek

gelernt kalifiye

gelesen lesen

Geliebte f metres, sevgili; ~r m aşık, sevgili

geliehen leihen

gelingen D başarmak (zu inf. -meyi)

gelitten leiden

gellend keskin, acı (ses)

geloben A –e ahdetmek, -i vadetmek

gelogen lügen

gelten geçerli olmak, geçmek, sayılmak (als N, für A olarak); ~d machen ileri sürmek

Geltung f geçerlik; itibar

Gelübde (-) n adak

gelungen başarmış gelingen

gemächlich yavaş, rahat

Gemahl (o) m koca , zevç

gemahlen övütülmüş, çekilmiş, mahlen

Gemahlin f zevce

Gemälde (-) n tablo, resim

gemäss D göre, uygun

gemässigt ölçülü

gemein bayağı, genel

Gemeinde (-n) f cemaat, muhtarlık

Gemeinheit f alçaklık

 gemein/nützig kamuya yararlı; ~sam ortaklaşa, birlikte (mit)

Gemeinschaft (-en) f topluluk, birlik

gemeinschaftlich birlikte

gemessen messen ölçülü

gemieden meiden

Gemisch (-e) n karışım

gemischt karma, karışık; ~er Salat karışık salata

gemocht mögen

gemolken melken

Gemse (-n) f dağ keçisi

Gemurmel (o) n mırıltı

Gemüse(-) n sabze; ~händler(in f) m manav, sebzeci, ~suppe f sebze çorbası

gemustert desenli

Gemüt (-er) n ruh, tabiat, his

gemütlich hoş, rahat

genannt nennen

genas genesen

genau tam, doğru; ~genommen doğrusu

Genauigkeit f doğruluk, özen

genauso tam, öyle

genehmigen A onaylamak; -e ruhsat vermek

Genehmigung f izin, ruhsat

General (-e, ) m korgeneral, ~direktor m genel müdür, ~konsulat n başkonsolosluk; ~streik m genel grev

Generation f nesil, kuşak

generell genel

genesen şifa bulmak, iyileşmek, iyileşmiş

Genesung f iyileşme, şifa

Genf n Cenevre

genial yaratıcı, dahice

Genick (-e) n ense

Genie (-s) n dahi, deha

genieren : sich ~ utanmak, sıkılmak (vor D –den)

geniess/bar yenilebilir, içilebilir; ~en A –in tadını çıkarmak;      -den faydalanmak

Genitiv m ismin –in hali; tamlayan durumu

genommen nehmen

genoss geniessen

Genosse (-n) m yoldaş, ortak

genossen geniessen

Genossenschaft f kooperatif

genug kafi, yeter

genügen D kafi gelmek, yetmek; ~d kafi, yeter

Genungtuung f tarziye

Genuss(-sse) m lezzet , zevk

geöffnet açık

Geographie (o) f coğrafya

geographisch coğrafi

Geo/logie (o) f jeoloji, ~metrie (-n) f geometri

Gepäck (o) n bagaj, eşya; ~abfertigung f bagaj gişesi; ~aufbewahrung f emanetçi; ~netz n bagaj filesi; ~schliessfach n bagaj kilitleme yeri; ~träger m hamal; bagaj sepeti; ~wagen m yük vagonu

gepfiffen pfeifen

gepriesen preisen

gerade doğru, dik, demin, çift, tam

Gerade (-n) f doğru çizgi

gerade/aus doğru, ileri, ~stehen sorumlu olmak (für A –den); ~wegs doğrudan doğruya

gerann gerinnen

gerannt rennen

Gerät (-e) n cihaz, alet

geraten raten ; olmak; düşmek (in A –e); ausser sich ~ kendini kaybetmek ( vor D –den)

Geratewohl n aufs ~ gelişigüzel

geräumig geniş, açık

Geräusch (-e) n ses, gürültü

gerben tabaklamak, sepilemek

Gerber (-) m tabak

gerecht adadetli; haklı

Gerechtigkeit (o) f adalet, insaf

Gerede (o) n dedikodu, söylenti

Gericht (-e)  n yemek, mahkeme

gerichtlich adli

Gerichts/beschluss m mahkeme kararı; ~verfahren n muhakeme , yargılama; ~verhandlung f duruşma, ~vollzieher m icra memuru

gerieben reiben

gering az , önemsiz, ufak;~ fügig önemsiz; ~schätzen küçümsemek

gerinnen pıhtılaşmak

Gerippe (-) n iskelet

gerissen reissen kurnaz

geritten reiten

Germane (-n) m, germanisch Cermen

gern memnuniyetle, seve seve, hay hay; ~haben sevmek, beğenmek; ~ geschehen ! bir şey değil!

gerochen riechen

geronnen rinnen, gerinnen

geröstet kızartılmış, kavrulmuş

Gerste (-n) f arpa; ~nkorn n arpacık

Geruch ( ¨e ) m koku

Gerücht (-e) n söylenti

gerufen rufen

Gerümpel (o) n kırık dökük eşya

gerungen ringen

Gerüst (-e) n iskelet; iskele

gesalzen tuzlu

gesamt bütün, tüm

Gesamt/heit (-en) f bütünlük; ~zahl f toplam

gesandt senden

Gesandt/e(r) elçi; ~schaft (-en) f elçilik

Gesang( ¨e) şarkı, ötüş

Gesäss (-e) n makat, kıç

geschaffen yaratılmış schaffen

Geschäft (-e) n dükkan, mağaza; firma, kazanç; ~e işler

geschäft/ig çalışkan, faal; ~lich ticari

Geschäfts/führer(in) m yetkili müdür; ~haus n ticarethane, han; ~mann (-leute) m işadamı, tüccar; ~ordnung f tüzük; ~reise f iş gezisi; ~schluss m kapanış saati; ~stelle f büro; şube; ~zeiten mesai saatleri

geschah geschehen

geschehen olmak, olmuş

Geschehen (-) n olay

gescheit akıllı, zeki

Geschenk (-e) n hediye

Geschichte f (o) tarih, (-en) hikaye

geschichtlich tarihi, tarihsel

Geschick n(-e) kader, talih, (o) yetenek; ~lichkeit f beceriklilik

geschickt becerikli

geschieden scheiden boşanmış

geschienen scheinen

Geschirr (-e) n kap kacak; mutfak takımı , bulaşık

ge/schissen scheissen; ~schlafen  schlafen; ~schlagen schlagen

Geschlecht (-er) n cins, soy

geschlechtlich cinsel, cinsi

Geschlechts/krankheit f zührevi hastalık; ~verkehr m cinsel ilişki

ge/schlichen schleichen ; ~schliffen schleifen; ~schlossen kapalı, schliessen ; ~schlungen schlingen

Geschmack ( ¨er ) m tat, lezzet

geschmack/los tatsız, zevksiz; ~voll zarif

geschmeidig yumuşak

ge/schmissen schmeissen; ~schmolzen schmelzen; ~schnitten schneiden; ~schoben schieben ; ~scholten schelten

Geschöpf (-e) n yaratık

geschoren scheren

Geschoss (-sse) n mermi, kurşun, kat

geschossen schiessen

Geschrei (o) n çığlık, feryat

geschrieben schreiben; ~schrie(e)n schreien; ~schritten schreiten

Geschütz (-e) n top

Gschwader (-) n hava alayı; filo

Geschwätz (o) n çene çalma

geschweige : ~ denn şöyle dursun

geschwiegen schweigen

Geschwindigkeit (-en) f sürat, hız; ~sbeschränkung f hız tahdidi

Geschwister kardeşler

ge/schwollen şişmiş,  schwellen , ~schwommen schwimmen; ~schworen schwören

Geschworene(r) jüri üyesi

Geschwulst ( ¨e) f ur, tümör

geschwunden azalmış

geschwungen schwingen

Geschwür (-e) n çıban

gesehen sehen

Geselle (-n) m arkadaş, kalfa

Gesellschaft (-en) toplum, kurum, ortaklık, şirket; ~leisten arkadaşlık etmek; ~er m, ~erin f ortak

gesellschaftlich toplumsal

Gesellschaftreise f grup seyahati

gesessen sitzen

Gesetz (-e) n kanun, yasa; ~gebung f yasama yetkisi,

gesetz/lich kanuni, meşru, yasal, ~widrig kanuna aykırı

Gesicht (-er) n yüz, görünüş; ~spunkt m bakım

Gesindel (o) n ayaktakımı

Gesinnung f düşünüş tarzı

Gesöff (o) n bulaşık suyu

gesoffen saufen

gesogen saugen

gesondert ayrı , özel

gesonnen niyetinde

gesotten sieden

gespannt gergin, meraklı

Gespenst (-er) n hayalet, hortlak

gesponnen spinnen

Gespräch (-e) n konuşma, görüşme

ge/sprochen sprechen; ~sprossen spriessen ; ~sprungen springen

Gestalt (-en) f şekil, boy, şahıs

gestalten biçimlendirmek; geliştirmek

gestanden stehen; gestehen yetişkin

Geständnis (-sse) n itiraf

Gestank (o) m pis koku

gestatten DA müsaade etmek

gestehen itiraf etmek

Gestell (-e) n ayaklık, sehpa; çerçeve

gestern dün ; ~abend dün akşam; ~früh dün sabah

gestiegen steigen

Gestirn (-e) n takımyıldız

ge/stochen stechen; ~stohlen stehlen; ~storben sterben; ~stossen stossen

gestreift çizgili

gestriechen streichen; frisch ~ ! dikkat boyalı

gestrig dünkü

gestritten streiten

Gestrüpp (o) n çalılık

gestunken stinken

Gesuch (-e) n dilekçe

gesund sıhhatli, sağlıklı; iyi

Gesundheit (o) f sağlık, çok yaşa

gesundheit/lich sağlık bakımından ; ~sschädlich sağlığa zararlı

ge/sungen singen ; ~sunken sinken; ~tan tun; ~tragen tragen

Getränk (-e) n içecek, içki; ~eautomat m içecek otomatı; ~ekarte f içecekler listesi

Getride (o) n hububat, tahıl

getrennt ayrı

getreten treten

Getriebe (-) n mekanizma; şanjman; ~öl n dişli yağı

getrieben treiben

getrocknet kurutulmuş

ge/troffen treffen ; ~trogen  trügen; ~trunken trinken

Getümmel (o) n kalabalık

Gewächs (-e) n bitki; ~haus n sera

gewachsen wachsen

Gewähr (o) f garanti, teminat

gewähr/en DA vermek, bağışlamak; ~leisten garanti etmek

Gewalt (-en) f kuvvet, şiddet

gewalt/ ig kocaman , şiddetli; ~los zor kullanmayarak; ~sam zorlu, zorla; ~tätig zorba

gewandt wenden becerikli

gewann gewinnen

gewaschen waschen

Gewässer (o) n su

Gewebe (-) n dokuma; doku

Gewehr (-e) n tüfek; ~kolben m dipçik

Geweih (-e) n boynuz

Gewerbe (-) n meslek, sanat; endüstri; ~schein m sanat tezkeresi; ~steuer f sanayi vergisi

gewerblich mesleki, sınai

Gewerkschaft (-en) f sendika; ~ler (-) m sendikacı

gewerkschaftlich sendikal

gewesen sein

gewichen weichen

Gewicht (-e) n ağırlık; ~heber m halterci

gewieft pişkin

gewiesen weisen

gewillt istekli, niyetli

Gewimmel (o) n kalabalık

Gewinde (-) n yiv

Gewinn (-e) m kazanç, kar, çıkar; ikramiye

gewinnen kazanmak

Gewinner (-) m, ~in f kazanan , talihli

gewiss belli, şüphesiz, elbette; ein(e) gewisse(r) diye bir

Gewissen (-) n vicdan

gewissen/haft özenli; ~los vicdansız, insafsız

gewissermassen adeta

Gewissheit (-en) f kesin bilgi

Gewitter (-) n fırtına

gewoben weben

gewogen wiegen D hoş davranan

gewöhnen alıştırmak (an A –e ) ; sich ~ alışmak (an A –e)

Gewohnheit (-en) f alışkanlık

gewöhn/lich günlük,adi; bayağı, genellikle; ~t alışkın (an A –e)

Gewölbe (-) n tonoz

ge/wonnen gewinnen; ~worben werben; ~worden werden; ~worfen werfen; ~wrungen wringen

Gewühl (o) n kalabalık

gewunden winden

Gewürz (-e) n bahar –at; ~gurke f kornişon; ~nelke f kuru karanfil

gewusst wissen

Gezeiten gelgit

geziert yapmacık

gezogen ziehen

gezwungen zwingen

Gicht (o) f nıkris, gut

Giebel (-) m çatı tepesi

Gier (o) f hırs

gierig açgözlü

giessen dökmek, sulamak; es giesst bardaktan boşanırcasına yağıyor

Giesskanne f ibrik

Gift (-e) n zehir

giftig zehirli

Gigant (-en) m dev

Gin m cin

ging gehen

Gipfel (-) m zirve, doruk

Gips (-e) m alçı; ~verband m alçı sargı

Giraffe (-n) f zürafa

Girlande (-n) f süs balığı

Girokonto n cari hesap

Gitarre (-n) f gitar, kitara

Gitter (-) n parmaklık, kafes, örgü

Glanz (o) m parlaklık

glänzen parlamak

Glas( ¨er) n cam,bardak; ~er (-) m camcı; ~ur (-en) f sır, mine

glatt düz , kaygan

Glatteis (o) n donmuş kırağı

glätten düzlemek

Glatze (-n) f başın saçsız yeri, kel

Glaube (o) m inanç, iman

glaub/en A –e inanmak; -i zannetmek; ~haft inanılır

Gläubig/e(r) mümin; ~er (-) m, -erin f alacaklı

glaubwürdig inanılır

gleich eşit, aynı, hemen; bis ~ ! sonra görüşürüz

gleich/altrig yaşıt, ~artig aynı cinsten; ~berechtigt eşit haklara                   sahip; ~en D benzemek; ~falls keza, bilmukabele

Gleichgewicht n denge

gleichgültig ilgisiz, kayıtsız

Gleichheit (o) f eşitlik

gleichmässig düzenli, eşit ölçüde

Gleich/strom (o) m doğru akım; ~ung f denklem

gleichzeitig aynı zamanda

Gleis ( -e) n ray, yol

gleiten kaymak

Gletscher (o) m buzul

glich gleichen

Glied n organ, kısım, halka

gliedern bölmek, ayırmak

glimmen kor halinde yanmak

glimpflich : ~ davonkommen ucuz kurtulmak

glitschig kaygan

glitt gleiten

glitzern pırıldamak

Globus (-ben) m küre

Glocke (-n) f çan, çıngırak, zil; ~nturm m çan kulesi

glomm glimmen

glotzen dik bakmak

Glück (o) n şanslı, bahtlı, mutluluk; ~haben şanslı olmak (bei, mit, in D –de) ; viel ~! bol şanslar, uğurlar olsun

glücken D başarmak

glücklich bahtiyar, talihli; kutlu; ~erweise hamdolsun ki, şans eseri

Glücksspiel n kumar

Glückwunsch m tebrik; herzlichen ~ ! tebrik ederim! (zu D –iniz) kutlu olsun

Glühbirne f ampul

glühen kızgın olmak, yanmak, ~d kızgın, ateşli

Glühwürmchen n ateşböceği

Glut (o) f kızgınlık; kor

GmbH f (= Gesellschaft mit beschränkter Haftung) limitet ort

Gnade (-n) f aman ; ~ngesuch n af dilekçesi

gnädig lütufkar; merhametli

Gold (o) n altın

golden altından yapılmış

Gold/fisch m kırmızı balık; ~schmied m kuyumcu

Golf (-e) m körfez

Golf (o) n golf oyunu; ~platz m golf alanı

gönnen DA çok görmek; nicht ~kıskanmak (DA b-in s-ini)

gor gären

goss giessen

Gott m Allah,Tanrı ~ sei Dank ! çok şükür! ; ~esdienst m ayin

Göttin f tanrıça

göttlich ilahi

gottlos dinsiz

Götze (-n) m , ~bild n put

Grab (¨er) n kabir, mezar

graben kazmak

Grab/en ( ¨) m hendek; ~mal n türbe

Grad (-e) m derece

Graf (-en) m kont

Gräfin f kontes

Gramm (-, -e) n gram

Grammatik (-en) f gramer, dilbilgisi

Granatapfel m nar

Granate (-n) f top mermisi

Granit (-e) m granit

Grapefruit (-s) f greyfurt, altıntop

Gras ( ¨er) n ot , çimen

grasen otlamak

grässlich korkunç, iğrenç

Gräte (-n) f kılçık

gratis bedava, parasız

Gratulation f tebrik

gratulieren kutlamak, tebrik etmek (zu D)

grau gri, kurşuni, boz

grauen/haft , ~voll korkunç

grausam gaddar

Grausamkeit (-en) f gaddarlık

gravieren oymak; ~d ağırlaştıran

graziös latif, zarif

greif/bar elle tutulur, gözüken; ~en tutmak, elini sokmak (nach D için)

Greis (-e) m çok yaşlı adam; ~in f çok yaşlı kadın

grell göz kamaştırıcı; keskin

Grenze (-n) f sınır, had

grenzen sınırdaş olmak, bitişik olm (an A –e) ; ~los hadsiz sınırsız

Grenz/kontrolle f sınır kontrolü; ~übergang m sınır geçme yeri , sınır kapısı

Greuel (-) m nefret, zulümler, vahşet

Griech/e (-n) m Rum, Yunanlı; ~enland n Yunanistan

griechisch rum, yunanlı, Yunanca

Griess (o) m irmik; kum

Griff (-e) m tutma; tutamak; sap, kulp

griff greifen

Grill (-s) m ızgara

Grille (-n) f cırcır böceği, cırlak

grillen A –in ızgarasını yapmak

Grimasse (-n) f yüz göz oynatma

grimmig öfkeli, hiddetli

grinsen sırıtmak

Grippe (-n) f grip

grob iri, ağır

Grobheit f kabalık

Groll (o) m kin

grollen kin beslemek

Groschen (-) m on feniklik para, şilin in yüzde biri

gross büyük, kocaman; ~artig şahane

Grossbritannien n Büyük Britanya

Grösse (-n) f büyüklük, boy, beden, numara

Grosseltern büyük anne-baba; ~händler m toptancı; ~mutter f büyükanne, nine; ~stadt f büyük şehir; ~vater m büyükbaba, dede

grosszügig cömert , hoşgörülü, geniş

grotesk tuhaf, gülünç

Grotte (-n) f mağara

grub graben

Grube (-n) f çukur

grübeln düşünceye dalmak

Gruft ( ¨e) f kaya mezar; mahzen mezar

grün yeşil, taze, olgunlaşmamış; ~ werden yeşillenmek

Grünanlage f yeşillik

Grund ( ¨e) m dip, toprak, neden; ~besitz m arazi; mülk; ~buch n tapu sicili

gründen kurmak

Gründer (-) m , -in f kurucu

Grund/ gedanke m anafikir; ~gesetz n anayasa ; ~lage f temel, esas, asıl

grundlegend esaslı

gründlich esaslı

Gründonnerstag m paskalya yortusundan önceki Perşembe

Grund/recht n temel hak; ~riss m yatay kesim; ~satz m prensip, ilke

grundsätzlich esaslı,  prensip olarak

Grund/schule f ilkokul ; ~stein m temel taşı; ~stück n arsa

Gründung f kuruluş

Grundwasser n yeraltı suyu

Gruppe (-n) f grup; kurul, heyet; ~nreise f grup seyahati

Gruss ( ¨e) m selam, ; viele Grüsse bol bol selam

grüssen A selamlamak; -e selam söylemek (von D –den)

gucken bakmak

Gulasch (-e) n , m gulaş, kuşbaşı

Gully (-s) m kanalizasyon bacası

gültig geçerli

Gültigkeit (o) f geçerlilik

Gummi (-, -s) n , m lastik çizme

günstig uygun; ucuz ; ~e Gelegenheit fırsat

Gurkel (-n) f gırtlak, boğaz

gurgeln gargara etmek

Gurke (-n) f salatalık, hıyar

Gurt (-) m kemer; kayış

Gürtel (-) m kuşak, kemer; ~reifen m radyal lastik

Guss (-¨sse) m dökme, döküm; ~eisen n dökme demir

gut iyi, peki, pekala; es geht mir ~ iyiyim

Gut (¨er) n mal; çiftlik; emanet; ~achten n rapor

Güte (o) f iyilik, kalite

Güter/bahnhof m yük istasyonu; ~

 

 

~wagen m yük vagonu; ~zug m yük treni, marşandız

Guthaben (-) n alacak

gut/heissen uygun bulmak; ~mütig iyi kalpli

Gutschein m bono

Gymnas/ium (-ien) n lise; ~tik (o) f jimnastik

         H

Haar (-e) n saç; kıl; tüy ; die ~e schneiden saçını kesmek; ~ausfall m saç dökülmesi; ~bürste f saç fırçası; ~farbe f saç rengi; ~nadelkurve f ince ve dar viraj; ~schnitt m saç kesimi; ~spray n saç spreyi; ~trockner m saç kurutucu; ~waschmittel n şampuan

Habe (o) f mal, servet

haben sahip olmak; ~ Sie ...? sizde ... var mı? was ~ Sie ? neyiniz var ?

Habgier (o) f hırs

Hack/ braten m köfte ; ~e (-n) f kazma; topuk

hacken oymak, kıymak

Hackfleisch n kıyma

Hafen ( ¨ ) m liman; ~stadt f liman şehri

Hafer (o) m yulaf; ~flocken yulaf ezmesi

Haft (o) f tutukluluk

haftbar sorumlu ( für A –den)

Haftbefehl m tevkif emri

haften (kleben) yapışmak; (für A –den) sorumlu olmak

Häftling (-e) m mahpus

Haftpflichtversicherung f mali sorumluluk sigortası

Haftschale f kontakt lens

Hagel (o) m dolu

hageln dolu yağmak

Hahn ( ¨e) m horoz; musluk

Hähnchen n piliç

Hai (-e) m köpekbalığı

häkeln tığla örmek

Häkelnadel f tığ

Haken (-) m çengel, kopça

halb yarım, buçuk; auf ~em Wege yarı yolda; um ~ zehn dokuz buçukta; alle ~en Stunden her yarım saatte bir ; ~ieren ikiye bölmek

Halb / insel f yarımada; ~Jahr n yarıyıl; ~kugel f yarı küre; ~mond m hilal; ~pension f yarım pansiyon; ~schuh m iskarpin

halb/tags yarım günlük; ~wegs oldukça

Halbzeit devre

half helfen

Hälfte (-n) f yarı; zur ~ yarı yarıya

Halle (-n) f hol, salon

hallen tınlamak

Hallenbad n yüzme salonu

hallo ! merhaba , alo; bakar mısınız

Hals ( ¨e) m boyun ; boğaz; ~band n tasma; ~entzündung f boğaz yangısı; ~kette f gerdanlık, kolye; ~Nasen-Ohren-Arzt m kulak-burun-boğaz mütehassısı; ~schmerzen boğaz ağrısı; ~tuch n boyun atkısı

halt! dur! stop!

Halt (o) m durma; destek; ~estelle

halt/bar sağlam, dayanıklı; ~en tutmak, durdurmak; saymak (für A N) durmak, dayanıklı olmak

Halt/estelle f durak; ~everbot n durma yasağı; ~ung f durum, davranış

Hammel (-) m iğdiş koyun; ~keule f koyun budu

Hammer ( ¨) m çekiç

hämmern çekiçle dövmek veya işlemek

Hämorrhoiden basur

Hampelmann m kukla

Hamstar (-) m hamster , dağ faresi

hamstern istiflemek

Hand ( ¨e) f el; ~arbeit f el işi; nakış; ~ball m el topu; ~bremse f el freni

Handel (o) m ticaret

handeln ticaret yapmak; pazarlık etmek; davranmak; bahsetmek (von D –den ) ; sich ~ um söz konusu olmak N

Handels/kammer f ticaret odası; ~schule f ticaret okulu

Hand/ fläche f el ayası; ~gelenk n el bileği; ~gepäck n el eşyası; ~griff m elle tutma; sap, kol; ~koffer m valiz

Händler (-) m satıcı , tüccar

handlich kullanışlı

Handlung f iş, hareket , eylem; olaylar sırası, konu

Hand/schellen kelepçe; ~schrift f el yazısı

Handschuh m eldiven; ~fach n torpido gözü

Hand/tasche f el çantası; ~tuch n havlu; ~voll (-) f avuç

Handwerk n zanaat; ~er (-) m , -erin f zanaatçı, esnaf; ~szeug n avadanlık

Hanf (o) m kenevir, kendir

Hang m (¨e) yokuş, iniş, düşkünlük

Hänge/brücke f asma köprü; ~matte f hamak

hängen asmak, takmak (an A –e) asılı olmak

hantieren kullanmak (mit D –i)

Happen (-) m lokma

Harfe (-n) f harp

Harke (-n) f tarak, tırmık

harmlos suçsuz, saf

harmonisch ahenkli, uyumlu

Harn (o) m idrar, sidik; ~blase f sidik torbası

Harpune f zıpkın

hart sert, katı, kuru, hazırlop

Härte (o) f sertlik, katılık

hart/gekocht hart, ~herzig katıyürekli, merhametsiz, ~näckig inatçı

Harz (-e) n reçine, sakız

Haschisch (o) n haşhaş; esrar

Hase (-n) m tavşan

Haselnuss f fındık

Hasenscharte f tavşan dudağı

Hass (o) m kin

hassen kin beslemek (A –e karşı)

hässlich çirkin , berbat

Hast (o) f acele , tezlik

hastig aceleci; telaşlı

hatte haben

Hauch (o) m üfleme, nefes, soluk

houch/dünn incecik; ~en hohlamak

hauen A dövmek, -e vurmak

Haufen (-) m yığın, küme

häufen: sich ~ yığılmak, toplanmak

haufenweise küme küme

häufig sık sık , çok defa

Haupt/- başlıca, esas; ~bahnhof m merkez istasyonu; ~eingang m ana kapı; ~gericht n baş veya esas yemek; ~gewinn m büyük ikramiye

Häuptling m kabile reisi

Haupt/mann m yüzbaşı; ~quartier n karargah; ~rolle f başrol; ~sache f en önemli şey, sadet

hauptsächlich başlıca, özellikle

Haupt/saison f ana sezon; ~schule f temel eğitim okulu; ~stadt f başkent ; ~strasse f ana cadde; ana yol; ~verkehrzzeit  f yoğun trafik zamanı

Hase ( ¨er) n ev ; bina; nach ~e eve; zu ~e evde; ~aufgabe f ev ödevi; ~besitzer(in f) m ev sahibi; ~flur m antre;koridor; ~frau f ev kadını; ~halt m ev idaresi; bütçe; ~ierer m seyyar satıcı

häuslich eve bağlı; evcimen

Haus/mann m ev erkeği; ~meister(in) m kapıcı; ~nummer f ev numarası; ~schlüssel m ev anahtarı; ~schuhe terlik; ~tier n ev hayvanı; ~tür f ev kapısı; ~wirt m ~besitzer

Haut (¨e) f cilt , deri; ~abschürfung f sıyrıntı; ~arzt m cilt doktoru; ~ausschlag m sivilceler; ~creme f cilt kremi; ~farbe f cilt rengi, ten

Havarie (-n) f avarya

Habamme (-n) f ebe

Hebel (-) m kaldıraç; kol, manivela

heben yukarı kaldırmak; (an~) yükseltmek

Hebräisch n İbranice

Hecht (-e) m turnabalığı; ~sprung m kaplan atlaması

Heck (-s) n kıç

Hecke (-n) f çalılık, çit

Heck/motor m arka motor; ~scheibe f arka cam

Heer (-e) n ordu; kara kuvvetleri

Hefe (-n) f maya

Heft (-e) n defter

heften teyellemek; çivilemek (an A –e)

heftig şiddetli, sert

Heftpflaster n plaster, bant

Hehler (-) m yardakçı

Heide (-n) m dinsiz; f kıraç yer; fundalık; ~lbeere f yabanmersini

heikel titiz, müşkül

heil sağ, sağlam

Heil (o) n sağlık, selamet; ~anstalt f sanatoryum

heilen iyileştirmek, kurtarmak, iyileşmek

heilig kutsal

Heilig/ abend m Noel gecesi; ~e aziz, evliya; ~tum (er) n tapınak, kutsal nesne

heilkräftig şifa verici

Heil/mittel n ilaç; ~quelle f kaplıca; ~sarmee f Selamet Ordusu

Heim (-e) n ev, yurt; ~arbeit f evde yapılan iş

Heimat f yurt, vatan

heimatlich yurdu andıran

Heimfahrt f eve dönüş

heimisch yerli

Heim/kehr f ~fahrt

heimkehren eve dönmek

heim/lich gizlice; ~tückisch sinsi, fesatçı

Heim/ weg m dönüş yolu; ~weh (o) n yurt hasreti

Heirat (-en) f evlenme, nikah

heiraten evlenmek (A ile)

Heirats/anzeige f evlenme ilanı; ~urkunde f evlenme kağıdı

heiser kısık, boğuk

Heiserkeit f(o) kısıklık

heiss kızgın, çok sıcak

heissen adı...olmak, denilmek; wie ~ Sie? adınız ne?; ich heisse ... adım...(dır); das heisst demek ki, yani

heiter neşeli, Wetter açık, bulutsuz

Heiterkeit (o) f neşe, şenlik

heiz/bar ısıtılabilir; ~en ısıtmak

Heiz/kissen n elektrik yastığı; ~körper m radyatör; ~öl n fuel-oil; ~ung f ısıtma

hektisch telaşlı, hummalı

Held (-en) m kahraman, yiğit; ~in kadın kahraman

helfen D yardım etmek

Helfer (-) m, -in f yardımcı

hell aydınlık, parlak, açık; ~hörig sesleri aksettiren

Helm (-e) m miğfer

Hemd (-en) n gömlek; ~bluse f şömizye

hemmen durdurmak, yavaşlatmak, frenlemek

Hemmung f ; ~en haben çekinmek (zu –den)

Hengst (-e) m aygır

Henkel (-) m kulp

Henker (-) m cellat

Henne (-n) f tavuk

her buraya; es ist zwei Jahre ~ iki yıldır oluyor

herab aşağıya

herablassen :sich ~ tenezzül etmek (zu inf.-meye)

herabsetzen indirmek, itibardan düşürmek

heran yanına, buraya; ~bringen, ~holen alıp getirmek, yaklaştırmak; ~wachsen büyümek; ~ziehen (zu D ile) görevlendirmek

herauf yukarıya, ~beschwören A –e yol açmak; ~kommen yukarı çıkmak

heraus dışarıya; ~bekommen öğrenmek; çözmek, bulmak, çıkarmak; ~bringen yayımlamak; öğrenmek; ~finden bulmak, keşfetmek; ~forden meydan okumak; ~geben teslim etmek, geri vermek, yayımlamak, üstünü vermek

Herausgeber (-) m, -in f yayımlayan, hazırlayan

heraus/holen çıkarmak; ~kommen dışarı çıkmak; ~reissen koparmak

herausstellen: sich ~gerçekleşmek, meydana çıkmak

herb kekremsi

herbei yanına, buraya; ~frühren A –e neden olmak, ~sehnen , ~wünschen özlemek

Herbst (-e) m ocak

Herde (-n) f sürü

herein içeriye, buyurun, giriniz!; ~brechen Nacht olmak; ~fallen aldanmak, faka basmak; ~kommen girmek; ~lassen içeriye almak; ~legen aldatmak

hergeben vermek

Herig (-e) m ringa balığı, çadır kazığı

herkommen buraya gelmek; wo kommen Sie her? nerelisiniz?

Herkunft (o) f asıl, köken, soy

hermetisch sımsıkı

Heroin (o) n eroin

Herr m sahip, efendi, bay, bey; ~enfriseur m erkek berberi; ~enmode f erkek giysileri; ~toilette f erkekler tuvaleti

herrichten hazırlamak, düzeltmek

Herrin f sahibe

herr/isch sert, ~lich harika, parlak

Herrschaft (-en) f saltanat, egemenlik

herrschen hüküm sürmek

Herrscher (-) m hükümdar

her/rühren gelmek, çıkmak (von D –den) ; ~stellen yapmak, imal etmek

Herstell/er m üretici, imal eden; ~ung f imal, yapım

herüber buraya, bu tarafa

herum : um A ~-in etrafında; -dan ; ~drehen çevirmek

herumführen A gezdirmek; an der Nase ~ A aldatmak

herumsprechen: sich ~ duyulmak

herumtreiben: sich ~ başıboş dolaşmak

herunter aşağıya; ~holen, ~nehmen indirmek; ~schlucken yutmak

hervor içinden, dışarıya, ileri; ~bringen yaratmak; ~gehen çıkmak, anlaşılmak (aus D –den) ; ~heben vurgulamak; ~ragend seçkin, göze çarpan; ~rufen uyandırmak

hervortun: sich ~ kendini göstermek, sivrilmek

Herz (-en) n kalp, yürek; gönül; ~anfall m kalp krizi; ~infarkt (-e) m kalp enfarktüsü; ~klopfen (o) n çarpıntı

herzlich içten, samimi

Herzog m dük, duka; ~in f düşes; ~tum (¨er) n dukalık

Herzschrittmacher m kalp pili

Hetze (o) f acele, kışkırtma

hetzen kovalamak, kışkırtmak; (sich ~) acele etmek

Heu (o) n kuru ot

Heuchelei (-en) ikiyüzlülük

heucheln yalandan göstermek, taslamak

Heuchler(in f) m , heuchlerisch ikiyüzlü

heulen ulumak, uğuldamak, ağlamak

Heu/schnupfen m saman nezlesi, ~schober (-) m ot ambarı, ~schrecke (-n) f çekirge

heut/e bugün; ~e in einer Woche haftaya bugün; ~e morgen bu sabah; ~ig bugünkü; ~zutage bu zamanlarda

Hexe (-n) f büyücü kadın; ~nschuss m lumbago; ~rei (-en) f büyü, cadılık

Hieb (-e) m vuruş, darbe

hielt halten

hieb hauen

hier burada, işte; burası; von ~ buradan

Hierarchie (-n) hiyerarşi

hier/auf bunun üzerine, ondan sonra; ~aus bundan; ~durch bu taraftan, bu yüzden; ~her buraya; ~in bunun içinde, bunda; ~mit bununla; ~über bunun üzerinde, bu hususta; ~unter bunun altında ; buna dahil; ~von bundan; ~zu bundan başka

hiesig- buradaki

hiess heissen

Hilfe (-n) f yardım, imdat

hilflos çaresiz

Hilfsmittel n çare, araç

Himbeere (-n) f ahududu

Himmel (-) m gök; unter freiem ~ açık havada; ~fahrt f İsa”nın göğe çıkışı; ~srichtung f yön, cihet

himmlisch göksel; harika

hin oraya, şuraya; ~ und her şuraya buraya, bir aşağı bir yukarı; ~ und wieder arasıra, bazen; ~ und zurück gidiş dönüş

hinab aşağıya; ~fahren , ~gehen , ~steigen inmek

hinauf yukarıya; ~steigen binmek, çıkmak (auf A –e)

hinaus dışarıya; ~gehen çıkmak, bakmak (auf A –e); ~laufen sonuçlanmak (auf A ile); ~schieben ertelemek

Hinblick m: im ~ auf A –e göre, nazaran

hindern A –e engel olmak; (an D –mesini ) engellemek

Hindernis (-sse) n mani, engel

hindeuten göstermek, ima etmek (auf A –i)

hindurch arasından

hinein içeriye, içine; ~geraten (in A –in) içine düşmek; ~stecken –i –e sokmak

Hinfahrt f gidiş

hin/fallen yere düşmek; ~fällig hükümsüz

hing hängen

hinhalten oyalamak

hinken topallamak

hinlegen yere yatırmak; sich ~ uzanmak, yere yatmak

hin/ nehmen kabul etmek, hazmetmek; ~reichend yeterli, oldukça; ~reissend coşturucu, çekici; ~richten idam etmek

Hinrichtung f idam

hinsetzen: sich ~ oturmak

Hinsicht f : in dieser ~ bu bakımdan

hinsichtlich G –e gelince

hinstellen bir yere koymak; sich ~ dikilmek

hinten arkada, geride; nach ~ arkaya; von ~ arkadan

hinter D –in arkasında ; A –in arkasına

Hinter/- arka; ~achse f arka dingil; ~bein n arka ayak; ~bliebene(r) geride kalan

hintereinander art arda, hiç durmadan

Hinter/gedanke m gizli maksat; ~grund m arka plan; ~halt m pusu

hinterher  arkasından, sonradan

Hinterkopf m artkafa

hinter/lassen DA bırakmak; ~legen bırakmak, yatırmak; ~listig hilekar

Hinter/n (-) m kıç, makat; ~rad n arka tekerlek; ~teil n arka taraf; ~tür f arka kapı

hinüber öbür tarafa, öteye; ~bringen öbür tarafa götürmek; ~fahren, ~gehen öbür tarafa geçmek

hinunter aşağıya; ~schlukken yutmak

Hin/weg m gidiş yolu; auf dem ~ gidişte

Hinweis (-e) m işaret , bilgi

hinweisen işaret etmek, (auf A –e)

hinzu bundan başka; ~fügen DA eklemek, katmak; ~kommen katılmak, eklenmek; ~rechnen, ~zählen hesaba katmak; ~ziehen katmak (zu D –e)

Hirn (-e) n beyin; ~gespinst (-e) n kuruntu

Hirsch (-e) m geyik

Hirse (o) f darı

Hirt (-den) m, -in f çoban

hissen Segel açmak; Fahne çekmek

historisch tarihi, tarihsel

Hitze (o) f şiddetli sıcak

hitz/ ebeständig ısıya dayanıklı; ~ig kızgın

Hitzschlag m güneş çarpması

hob heben

Hobby (-s) hobi

Hobel (-) m rende

hobeln rendelemek

hoch yüksek; yüce

Hoch/achtung f saygı; ~betrieb m yoğun çalışma, hummalı işleklik; ~burg f merkez; ~druckgebiet n yüksek basınç bölgesi; ~ebene f yayla, ~haus n yüksek bina, gökdelen

hochkant kılıcına

Hoch/ mut m kibir, gurur; ~saison f yüksek sezon; ~schule f yüksek okul, üniversite; ~sommer m yaz ortası; ~spannung f yüksek gerilim; ~sprung m yüksek atlama

höchst son derece, azami

Hochstapler (-) m , -in f dolandırıcı

höchstens en çok ; olsa olsa

Höchstgeschwindigkeit f azmi sürat

Hoch/vrerrat m vatana hıyanet; ~wasser n su baskını

Hochzeit f düğün , evlenme töreni

hocken çömelmek

Hocker (-) m iskemle

Höcker (-) m hörgüç

Hockey (o)  n hokey

Hof ( ¨e) m avlu;çiftlik, saray, ağıl, hale

hoffen ümit etmek, ummak; ~tlich ümit ederim ki, inşallah

Hoffnung f ümit

hoffnungslos ümitsiz

höflich nazik

Höflichkeit f nezaket

hoh yüksek hoch

Höhe (-n) f yükseklik; in ~ von ... miktarında; ~nsonne f ultraviole lambası; ~punkt m en yüksek nokta, doruk

höher daha yüksek

hohl oyuk, boş

Höhle (-n) f mağara, in

Hohlraum m boşluk

Hohn (o) m alay, istihza

höhnisch alaycı, alaylı

Hokuspokus (o) m hokkabazlık

holen alıp getirmek

Holland n Hollanda

Hölle(-n) f cehennem

Holunder (o) m mürver

Holz ( ¨er) n ağaç; tahta; odun ; kereste

hölzern ağaçtan yapılmış, ahşap

Holz/kohle f mangal kömürü; ~schuh m nalın, takunya

homo/gen homojen; ~sexuell homoseksüel, eşcinsel

Honig (o) m bal

Honorar (-e) n ücret

hörbar işitilebilir

horchen (auf A –e) kulak vermek, -i dinlemek

hören işitmek, duymak, dinlemek; itaat etmek (auf A –e)

Hörer m ahize; ~in f dinleyici

Hör/funk m radyo; ~gerät n işitme cihazı

Horizont (-e) m ufuk

horizontal yatay

Horn ( ¨er) n boynuz, boru

Hörnchen n ay çöreği

Horoskop (-e) n yıldız falı

Hose (-n) f pantolon; don; ~ntasche f pantolon cebi; ~nträger m pantolon askısı

Hospital (-e) n hastane

Hostess (-en) f hostes

Hotel (-s) n otel; ~halle f otel; ~zimmer n otel odası

hübsch güzel, sevimli, zarif

Hub/raum m silindir hacmi; ~schrauber (-) m helikopter

Huf (-e) m toynak, tırnak; ~eisen n nal

Hüfte (-n) f kalça

Hügel (-) m tepe, yükseklik

hügelig inişli yokuşlu

Huhn ( ¨er) n tavuk

 

  

Hühner/auge n nasır; ~brühe f tavuk suyu

Hülle (-n) f zarf, kılıf, ambalaj

Hülse (-n) f kabuk; zarf; ~nfrüchte baklagiller

human insanca, insaflı

Hummel (-n) f yaban arısı

Hummer (-) m ıstakoz

Humor (o) m mizah ;espri

humpeln topallayarak yürümek

Hund (-e) m köpek, it; ~efutter n köpek maması; ~eleine f köpek zinciri

hundert yüz

Hunderter m yüz Marklık banknot

Hündin f dişi köpek

Hunger (o) m açlık ; ~ haben karnı aç olmak

hung/ern aç kalmak; ~rig karnı aç

Hupe (-n) f klakson, korna

hupen klakson çalmak

hüpfen hoplamak

Hürde (-n) f çit; engel; ~nlauf m engelli koşu

Hure (-n) f orospu, fahişe

husten öksürmek

Husten (-) m öksürük; ~bonbon m öksürük şekeri

Hut ( ¨e) m şapka

hüten A –e bakmak; -i korumak; sich ~ sakınmak (vor D –den)

Hütte (-n) f kulübe; demirhane

Hyäne (-n) f sırtlan

Hydrant (-en) m yangın musluğu

Hygiene (o) f sağlık koruma, hijyen

hygienisch sıhhi

Hypnose (-n) f hipnoz

Hypothek (-en) f ipotek

   

        I

ich ben; ~ selbst kendim

ideal ideal

Idee (-n) f fikir, düşünce, buluş

Ideologie (-n) f ideoloji

identisch aynı, özdeş

Idiot (-en) m –tisch aptal

Igel (-) m kirpi

ihm ona; mit ~ onunla

ihn onu; ~en onlara

Ihnen siz(ler)e

ihr(e) onun, kendi, onların

Ihr(e) sizin

illegal kanuna aykırı, yasadışı

Illustrierte (-n) f resimli dergi, magazin

lmbiss(-sse) m küçük yemek; ~stube f büfe; sandviç veya köfteci

lmitation f taklit, imitasyon

immer daima, her zaman;