adlı eserine
yardım etmiş daha sonra da Uluğ Bey'in bu
meşhur eserim tamamlamıştır.
Uluğ Bey'in 1450'de vefatı üzerine, Tebriz'e giden
Ali Kuşçu orada Uzun Hasan'ın talebi üzerine bir
müddet kalmıştır.
İlme ve âlime büyük değer verildiği
15.Asırda yaşamanın verdiği imkanlarla
değerli eserler üreten Ali Kuşçu aynı zamanda her
gittiği yerde etrafına toplanan talebelere verdiği
derslerle de şöhret bulmuştur. Uzun Hasan da bu
değerli Âlime büyük değer vermiş, kendisine çok
itibar etmiştir. Fakat Ali Kuşçu'nun en büyük talihi
Fatih Sultan Mehmed Han'la karşılaşması
olmuştur.
Uzun Hasan, Osmanlı Devletiyle barış görüşmelerini
yürütmek üzere Ali Kuşçu'yu Fatih'e elçi olarak
göndermişti.
Bu vesileyle Ali Kuşçu'yu yakinen tanıyan ilme âşık
idareci, Ali Kuşçu'dan İstanbul'da kalmasını
istemiştir. Bu teklif karşısında Ali Kuşçu'nun
davranışı tam ilmiyle âmil bir kişiye
yakışacak tarzdadır.
Ali Kuşçu Padişahın bu teklifini şeref
vesilesi bildiğini ve memnuniyetle kabul ettiğini
bildirmiş, ancak İstanbul'a bir vazifeyle geldiğini
ve bu vazifeyi tamamlayacağına dair Uzun Hasan'a söz
verdiğini bu yüzden üzerine aldığı elçilik
vazifesini yerine getirip, görüşmelerin neticesini Uzun
Hasan'a bildirdikten sonra aliesini de alarak İstanbul'a
geleceğini söylemiştir.
Fatihle görüştükten sonra Tebriz'e dönen Ali Kuşçu,
Ailesini de alarak İstanbul'a doğru yola çıkmıştır.
Fatih, Ali Kuşçu'ya İstanbul'a gelinceye kadar,
şimdiki değer ölçüsüyle bir servet olan günlük bin
akça harcama tahsis etmiştir. Ayrıca Ali Kuşçu
Osmanlı-Akkoyunlu hududunda büyük bir merasimle karşılanmış
ve İstanbul'a getirilmiştir. Bu durum, devre hakim
zihniyeti gösteren müşahhas bir misaldir...
İstanbul'a gelen Ali Kuşçu devrin en büyük ve
yüksek tahsil müessesesi olan Ayasofya Medresesine günde iki
yüz akça ile müderris tayin edilmiştir. Medresede kelam,
dilbilgisi, riyaziye ve heyet (Astronomi) dersleri veren Ali
Kuşçu bir taraftan da eserler yazmağa devam
etmiştir.
Ali Kuşçu'nun devrinde İstanbul medreselerinde
matematik ve astronomi çok gelişmiştir. Verdiği
eserler uzun müddet medreselerde ders kitabı olarak
okutulmuştur.
Başlıca eserleri şunlardır:
Risale-i fı'1-Hisab (Matematiğe dair bir eser), "Risalet-ül-Muhammediye"
(Peygamber Efendimizin Nübüvvetine dair yazılmış
bir eser. Bu eseri Fatih'e takdim etmiştir.), Risalet-ül
Fi'1 Hey'et (Astronomiye dair farsça kaleme aldığı
bu eseri, Otlukbeli zaferi günü tamamladığından
esere "Risalet-ül Fethiye" ismini vererek
Fatih'e takdim etmiştir.), Mah-bub-ül Hamail Fi Keşf-il
Mesâil (Meselelerin keşfinde tılsımların
en makbulü adlı ansiklopedik bir eser), Unkud-üz-Zevahir
Fi Nazm-ül-Cevahir (Mücevherlerin dizilmesinde görülen
salkm)
Ali Kuşçu bu eserlerinden başka; yukarıda
bahsettiğimiz gibi Nasırüddin Tusi'nin eseriyle, Kadı
Adudiddin'in "Risale-i Adudiye" isimli eserine de
şerh yapmıştır.
İlme hizmet eden bu değerli Âlimimiz 1474 yılında
İstanbul'da vefat etmiştir. Mezarı Eyüb Sultan
Camii haziresindedir...