Osmanlı
Devleti gibi üç kıtaya hükmedecek muhteşem bir
imparatorluğun temelini atan
Osman Gazi, beka âlemine gitme vaktinin geldiğini
anlayınca, Gazi oğlu Orhan'ı çağırmış
ve ona şöyle vasiyet etmişti:
"Oğlum,
İstanbul'u aç, gülzar eyle. Öldükten sonra beni Bursa'da
Gümüşlü Kümbete defneyle. Oğlum, milletin
istikbalini nurlandıran ilim adamlarına, millete pak
ahlak yolunu gösteren salih zatlara din için can vermiş
olan şehitlerin evlatlarına hürmet ve itibardan asla
ayrılma. Bunları her zaman gör ve gözet.
"Allah'ı
tanımayan kimselere, devlet umurunda vazife verme. Verirsen,
yüzün kara olarak âhirete gelesin. Zira bu tip insanlar Allah'ın
gazabına müstahak olduklarından, işlerinde
hayır ve muvaffakiyet olmaz. Bunlar halka hüsn-ü muamele
etmezler ve rüşvet almaya meyilli olurlar. Memleket ve
millet bunlardan zarar görür. Bilmediğini, bilenden sor.
Sana sadık olanları hoş tut. Askerlerine bol
ihsanda bulun, zira ihsan, insanın tuzağıdır."
Osman Gazi vefat edince, oğulları, Orhan ve Alâeddin,
saltanatı birbirlerine layık görmüşlerdi. Orhan
Gazi Ağabeyi Alaeddin'in padişah olmasını
istiyordu. Alaaddin Paşa ise;
"Kardeşim!
Babamızın duası ve himmeti seninledir. Onun içindir
ki, kendi zamanında askeri senin yanına vermişti.
Şimdi çobanlık dahi senindir." diyerek
kardeşi Orhan Gazi'nin Devletin başına geçmesini
istiyordu. Neticede ümerânın da ısrarı üzerine
Orhan Gazi Devlet idaresini üstlendi.
Âlim ve fâzıl bir insan olan Alaeddin Paşa
kardeşinin ısrarı üzerine vezir oldu. Ancak
şahit olduğu şu hadiseden sonra vezirlikten de
vazgeçti.
Vezirliği
esnasında, Ahmet isimli bir köylü, Mehmet Ağa'ya
tarlasını satmıştı. Mehmet Ağa
tarlada çift sürerken, bir küp altın buldu. "Ben
Ahmet Ağadan altınların bedelini vererek değil,
toprağın bedelini vererek satın aldım. Ahmet
Ağa altınlarını buraya gömmüş ve
unutmuş. Altınlar benim için haramdır. Götürüp
sahibine vermeliyim." deyip küp dolusu altını
götürüp Ahmet Ağaya vermek istemişse
de, Ahmet ağa bir türlü altınları
almamış ve şöyle demişti: "Hayır
bu altınlar benim değildir. Tarlada bulduğun bu
altınlar da senin hakkındır."
Neticede mesele kadıya intikal etmiş ve durumdan
Alaaddin Paşa da haberdar olmuştu. Altınlar
hazineye alınmış, bu duruma şahit olan
Alaeddin Paşa, "Ben bu kadar ahlak ve fazilet sahibi
adamlara vezirlik edemem, onların fazileti benimkinden
üstündür." diyerek
vezirlikten ayrılmıştı.
Orhan Gazi, mayası işte bu hadisede görüldüğü
gibi ahlak ve faziletle yoğrulan bir devleti Gazi
babasından devralmıştı. 38 senelik
saltanatı boyunca fetihten fetihe koşmuş, devletin
hudutlarını muazzam bir şekilde
genişletmişti.
Hayatı zafer destanlarıyla dolu olan Orhan Gazi
1282'de doğdu. Annesi, Ömer Beyin kızı Mal
Hatun'dur.
Küçük yaşından itibaren ata binmeyi,
kılıç kullanmayı ve bütün harp sanatlarını
öğrendi. Mükemmel bir dinî tahsil gördü. Henüz
çocukluk çağında babasıyla birlikte gazalara
katıldı. Bilecik ve Yar-Hisar kalelerinin fethinde büyük
kahramanlıklar gösterdi. Yarhisar Tekfurunun kızı
Nilüfer Hatun'la evlendi. Osman Gazi 1301'de Karaca-Hisar ve
çevresinin idaresini oğlu Orhan Gazi'ye verdi.
Orhan Gazi, Civan kasıp kavuran Çavdaroğlu'nu
1316'da yendi ve bu eşkıyayı askerleriyle birlikte
esir aldı.
Osman Gazi, bahadır oğlunun zafer üstüne zafer
kazanması üzerine, Bizanslılara karşı
girişilen fetih hareketlerinin kumandasını Orhan
Gazi'ye verdi. Yanına yardımcı olarak, Akça-Koca,
Gazi Abdurrahman, Konur-Alp ve Köse Mihal gibi namlı
gazileri verdi.
Orhan Gazi maiyyetindeki bu kumandanlarla birlikte 1317-1318
yıllarında; Kara-Cüyûş, Ak-yazı, Tuz
Pazarı, Kapucuk Hisarı, Sapanca gölü kenarındaki
Kereste kalesi, Ebe-suyu Kiliki Hisan gibi yerleri fethetti.
1321'de Mudanya üzerine yürüyerek bu mühim yeri fethetti.
Babasının vefatından sonra devlet idaresini
omuzlayan Orhan Gazi, 1326'da Bursa'yı fethederek,
babasının nâşını buraya getirtti ve
"Gümüşlü Kümbet" e defnettirdi.
Bursa'yı payitaht yapan Orhan Gazi Anadolu içlerinde ve
Batıda yıldırım süratiyle fetih hareketlerine
girişmiştir. Orhan Gazi Bursa'yı fethederken, Akça-Koca
Kandıra'yı, Abdurrahman Gazi Aydos ve
Samandıra'yı, Kara-Mürsel ise İzmit Körfezinin
kuzey taraflarını fethetmiş, Osmanlı hududunu
Karadeniz ve İstanbul boğazına doğru
genişletmişlerdi.
Bursa'nın Osmanlılar tarafından fethedilmesi
üzerine telaşa kapılan Bizans İmparatoru
II.Andronikos büyük bir ordu toplayarak yola çıktı.
Orhan Gazi Bizans ordusuna karşı çıktı ve iki
ordu Darıca ile Eskihisar arasında karşı
karşıya geldi. 1329'da cereyan eden bu muharebeden
Osmanlı ordusu muzaffer çıktı ve perişan olan
Bizans ordusu İstanbul'a kaçtı.
Orhan Gazi zaferi müteakip İznik üzerine yürüdü ve bu
muhkem kaleyi 1329 Mayısında fethetti. Şehre girer
girmez büyük bir kiliseyi camie dönüştürdü ve
şehirde imar hareketlerini başlattı.
İznik'ten sonra, sırasıyla; 1334'te Gemlik,
1335'te Armutlu, 1337'de İzmit, 1342'de Kirmastı,
Karacabey, Mihaliç, 1345'te Kapıdağı
yarımadası, Manyas Gölü Bölgesi ve Balıkesir,
1352'de Marmara Adaları, 1353'te Çimpe Kalesi fethedilmiştir.
Bütün bu fetihler neticesinde Osmanlı Devleti, Marmara
ile Ege ve Karadeniz arasında dünyanın en stratejik bölgesine
sıkıca yerleşmiştir.
Orhan Gazi Balıkesir'i alarak Karasi Beyliğini
ortadan kaldırmış ve bu beyliğin
topraklarını osmanlı Devletine
katmıştı. Bu beyliğe tâbi ümerâdan; Hacı
İl-Beyi, Evrenos Bey, Ece Halil ve Gazi Fâzıl gibi büyük
ve tecrübeli kumandanlar Osmanlı hizmetine geçmiş ve
Rumelinin fethinde mühim rol oynamışlardır.
Oğlu Şehzade Süleyman'ı Rumeli fütuhatına
memur eden Orhan Gazi, şehzadenin emrine donanma ve seçme
askerler vererek yolcu etmişti.
Şehzade Süleyman 1353'ten itibaren Rümelinde fetihlere
başladı. 1354'te Gelibolu'yu fethetti. Bolayır ve
Tekirdağ'ına kadar olan bütün Marmara kıyılarını
ele geçirdi.
Babasının talimatı üzerine 1354'te Anadoluya
gelen Şehzade Süleyman, Eretna Devletinin elinde bulunan
Ankara'yı fethetti. Daha sonra tekrar Kümeline dönerek
fetih harekâtını devam ettirdi. 1356'da Çorlu'yu
fethetti. Fethedilen bu topraklara Anadoludan göçebe
Türkmenleri getirterek yerleştirdi.
Şehzade Süleyman'ın 1359'da attan düşerek
vefat etmesi üzerine Rumelindeki fetih hareketlerinin
idaresini kardeşi I.Murad
devraldı.
Devlet idaresini eline aldıktan sonra zaferden zafere
koşan Sultan Orhan Gazi 1362 Mart'ında Hakkın
rahmetine kavuştu. Bursa'daki türbesine defnedildi.
Orhan Gazi kuvvetli bir devlet teşkilatı
kurmuştur. Yeniçeri ocağı onun zamanında
kurulmuş, büyük bir ordu halini almıştı.
Ayrıca, İzmit, Mudanya ve Gemlik'te tersaneler inşa
ettirerek güçlü bir donanma meydana getirmişti.
Devleti Adalet üzerine tesis eden Orhan Gazi, halkın
zulme uğramaması için büyük gayret göstermiş,
bilhassa vergi hususunda, omuzuna kaldıramayacakları
halkın verginin yüklenmesinden şiddetle kaçınmıştır.
Her tarafta imâretier yaptırmış, ilki 1335'te
Bursa'da olmak üzere muhtelif yerlere medreseler kurdurmuştur.
Yaptırdığı imaretlerde fakirlere, yolculara
yemek dağıtılmıştır. Hatta bazan bu
yemekleri, bizzat kendisi dağıtmış
akşamları da imaretin mumlarını, kandillerini
kendisi yakarak hizmet etmiştir.
|