dediği, Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman
Şah, Rumeli fâtihi olarak tarihlere geçmiştir.
1316'da doğan bu şehzade'nin ömrü; 1359'da bir av
esnasında attan düşerek vefatına kadar, gaza
meydanlarında, fetihten fetihe koşmakla geçmiştir....
1331'de babası Orhan Gazi'ye vezir olan Şehzade Süleyman,
idarî işlerden ziyade askerî işlerle
vazifelendirilmiştir. Zaten fıtrat icabı cihangir
ruhlu olan Şehzade Süleyman, maiyyetindeki kahramanlarla
zaferden zafere at koşturmuş ve filiz halindeki devletin
sınırlarını ikinci bir kıtaya, Avrupa'ya
taşırmıştır...
Osman Gazi'nin temelini attığı devletin
sınırları gittikçe genişlemekteydi. Ve
fetihlerin hedefi Anadolu'daki Bizans topraklarıydı...
İznik ve İzmit'in fethinden sonra Osmanlı Süvarileri,
İstanbul Boğazı'nın Asya taraflarında at
koşturmaya başlamışlardı. Devletin
bekası ve ihtişamının ziyadesi için mutlaka
Rumeli tarafları ele geçirilmeliydi... Bizanslılar
arasındaki taht kavgası Rumeli fethine imkan
hazırladı...
Kızı Teodora'yı Orhan Gazi'ye veren Bizans
kralı VI.Yoannis Kantakuzinos'la V.Yoannis Paleoloğos
arasındaki kavgada, Kontakuzinos'un yardım istemesi
üzerine orhan Gazi, Süleyman Paşa kumandasında asker göndererek
kayınpederinin imdadına koşmuştu.
Süleyman Paşa 1349'da yirmi bin kişilik bir kuvvetle
Bizanslıların düşmanı Sırpların
eline düşmek üzere olan Selanik'in imdadına
yetişti ve Sırpları perişan ederek Selanik'i
kurtardı.
Yine Şehzade Süleyman, Rumeli topraklarında at
koşturmaya devam ederek, 1352'de Dimetoka meydan
muharebesinde Sırp ve Bulgar ordusunu perişan
etmiştir.
Rumeli topraklarındaki bu akınlarla, fethe zemin
hazırlanıyordu. Zaten bu topraklarda yaşayan yerli
ahâli Osmanlı idaresini hasretle bekler olmuşlardı.
Çünkü Onlar, yıllardan beri köhne Bizans idaresinin
zulmü altında inlemekteydi. Halk idareden memnun
değildi. Saltanat çekişmeleri yanı sıra
Katolik ülkelerinin saldırılarında da
bıkmışlardı.
Şehzade Süleyman, maiyyetindeki mahir kumandanlar; Kardeşi
Murad Bey, Hacı İlbeyi, Lala Şahin Paşa,
Evranos Gazi, Gazi Fazıl Bey ve Ece Yakup Beylerle her
seferden zaferle dönmekteydi. Rumeli'deki ahâli bu seferler
esnasında Osmanlıları yakından tanımak
imkanını bulmuştu.
Süleyman Paşa, 1354 başlarında Rumeli'yi
tamamen bir İslam Beldesi yapmaya karar vermişti.
Hazırlıkları tamamladıktan sonra, 1354
Şubat'ında Edincik'te bulunan donanmayla hareket etti ve
üç bin kişilik bir kuvvetle Gelibolu'nun kuzeyinde bulunan
Kozludere'ye çıkü. Daha sonra, bir yıl önce Çimpe
hisarına yerleşmiş bulunan askerleriyle birlikte
Gelibolu üzerine yürüdü ve 2 Mart 1354'te Gelibolu kalesini
fethetti.
Gelibolu kalesinin fethini diğer fetihler takip
etmiştir. Öyle ki 1356'da Gelibolu yarımadası'nın
tamamı fethedilmiştir. Daha sonra marşlarda;
destanlara izafeten Rumeli'nin fethi şu şekilde
işlenmiştir:
"Şehzade Sultan Süleyman hem vezir, hem
şahımız; Geçtiler Rumeli'ye sal ile arttı
şanımız."
Birkaç yıl içerisinde Gelibolu yarımadasında
ve Trakya'da büyük topraklar, Osmanlı Devleti
Sınırlarına dahil edilmiştir. Şehzade Süleyman,
Gelibolu'nun yanısıra; Bolayır, Ece-Ova,
Konur-Hisar, Tekirdağ, İpsala, Malkara, Hayrebolu ve
Keşan'ı da fethetmiştir.
Şehzade Süleyman fethedilen toprakların ebediyyen
birer İslam beldesi olması için gerekli tedbirleri
derhal almış ve Anadolu'dan getirttiği Müslüman
ahaliyi fethettikleri yerlere yerleştirmiştir...
Rumeli'nin fethedilişiyle Osmanlı Tarihinde yeni bir
devre başlamıştır. Artık İslam
askerleri, Asya'nın yanısıra Avrupa
kıtasında da at koşturmaya
başlamıştır.
Rumeli'nin fethi yalnız Osmanlı tarihinde değil,
Bizans tarihinde de bir dönüm noktasıdır. Etrafı
Osmanlılarla çevrilmiş Bizans, günbegün çöküşünü
seyretmekten başka birşey yapamaz hale gelmiştir.
Şanlı devlete Rumeli topraklarını
armağan eden Şehzade Süleyman, 1359'da 43 yaşında
iken vefat etmiş ve fethettiği Bolayır'a
defnedilmiştir...
Fethedilen toprakların manevî bekçilerinden birisi
olarak asırlar boyu türbesi ziyaret edilegelmiştir.
İsmi, tarihlerde ve marşlarda devamlı
anılmıştır.
Rumeli fethine atfen:
"Dört yüz arslandan bu vatan kaldı bize yadigâr
Terk edersek lanet etmez mi bize Perverdigâr"
marşı günümüze dek söylenegelmiştir.