Turgut Reis 1485 yılında Muğla'nın bir köyünde
dünyaya gelmiştir. Babası Veli isminde çobanlık
yapan bir zattı. Turgut'un gözü daha küçük yaşından
beri denizlerdeydi. O, hikayelerini dinlediği, küffâra
denizlerde de aman vermemek için canlarını ortaya koyan
leventlerin arasına karışmak istiyordu.
Henüz çocukluk çağlanndaki Turgut, levent olarak
Osmanlıya ait kadırgalarda çalışmaya
başlamıştır. Az zamanda gözü pekliği,
zekası ve mahareti ile dikkatleri çekmiştir.
Oruç, daha sonra Barbaros Hayreddin Paşa Turgut Reis'i
yanlarına aldılar. Hayreddin Paşa'nın
yanında kaptan olarak bulunan Turgut Reis oldukça maceralı
bu hayati da kendi açısından sıradan
bulmuştur.
Zaptettiği Avrupa ülkelerine ait gemilerle güçlenen
filosunu Batı ve Orta Akdeniz'de dolaştırıp
İslam düşmanı devletlerin gemilerini avlamaya
başlamıştır. Ancak, ihtiyaç halinde Cezayir'e
gelerek Barbaros'un donanmasına katılmaktadır.
Bütün Akdeniz sahilleri Turgut Reis'in korkusuyla
titremektedir. Hayreddin Paşa İstanbul'a gittiğinde
Turgut Reis'i de beraberinde götürmüş, on dokuz
amiralinden biri olarak Kanuni'ye takdim etmiş, Kanuni de
kendisine Bahriye sancakbeyliği unvanıın
vermiştir. Turgut Reis mevki ve makam sevdalısı
değildi. Riya'dan, gösterişten, yapmacık
hareketlerden nefret ederdi. Hakkı olsa bile istemek
mizacına aykırıydı. Protokolden
hoşlanmıyordu. O sedece hizmeti düşünüyordu,
dinine, devletine, milletine hizmeti... Denizcilik tarihimizin bu
şanlı kaptanı hayatı boyunca
uğradığı haksızlıklara bu yüzden
ehemmiyet vermemişti.
Barbaros'un vefatından sonra herkes onun Kaptan-ı
Derya olacağını ümit ediyordu. Çünkü ondan daha
layık bir kimse görülmüyordu. Fakat olmadı... Kendisi
de istemedi...
Turgut Reis'in macera dolu hayatından bazı bölümlere
göz gezdirelim:
Turgut Reis'in hayatında üç yıllık bir esaret
devresi vardır. 1531 yıllarında Korsika'nın
kuzey kıyısındaki Jiralana koyunda Salih Reis'le
birlikte bulunurlarken Gianetino Doria kumandasında 80 parçalık
donanma tarafından sarılır. Dövüşürler,
fakat neticede Salih Reis'le birlikte esir düşerler. Üç yıl
forsa olarak esir kalır.
En değerli arkadaşlarını düşman
elinden kurtarmak için Cenova şehri önlerine gelen Barbaros,
arkadaşları teslim edilmediği takdirde şehirde
taş üstünde taş, omuz üstünde baş
koymayacağını söyler. Neticede Barbaros'un dediğini
yapacağını ören Cenovalılar Turgut ve Salih
Reisleri Barbaros'a teslim ederler.
Turgut Reis 28 Eylül 1538'de kazanılan Preveze Zaferinde
mühim rol oynamıştır. Bu meşhur deniz
muharebesinde Turgut Reis ihtiyat filosuna kumanda etmiştir.
Kesin darbe vurulacağı zaman, düşmanın geri
hatlarına sızarak kaçmak isteyen Haçlı gemilerini
top ateşiyle batırmıştır. Turgut Reis'in
hücumları kesin neticenin alınmasını
sağlamıştır. Turgut Reis, Düşman
gemilerini gece de takip etmiş ve yaralı düşman
gemilerini zaptetmiştir.
Tarihimizin mühim zaferlerinden olan 5 Ağustos 1552'de
kazanılan Fonza ve 14 Mayıs 1560'ta kazanılan Cerbe
zaferi Turgut Reis'in ustaca kumandası ve
kahramanlığıyla kazanılmıştır.
Turgut Reis'in üssü Tunus'un güneyindeki Cerbe adasıydı.
Zamanla bütün Güney Tunus'u ele geçirmiştir.
Sefere çıkan Turgut Reis İspanya ve İtalya'ya ait
sahillerdeki yerleşim merkezlerini teker teker ele geçirmektedir.
Perişan olan Haçlı dünyası bütün imkânlarını
kullanarak Turgut Reis'i ele geçirmeye çalışmışlardır.
Güney İtalya ve Sicilya kıyılarını
yakarak Cerbe adasına dönen Turgut Reis'i ele geçirmek
isteyen Andrea Doria 150 Parçalık gemi ile yola çıkar.
Turgut Reis'in adada 12 parçalık harp gemileri vardır.
Diğer gemileri seferdedir.
Doria adayı kat kat çembere alarak kuşatır.
Kendisine göre Tugut Reis'in kaçması imkânsızdır.
Bu Cenevizli kumandan etrafa haber salarak İtalyan
Asilzadelerinin gelmelerini, Turgut Reis'i ele geçirmesini
seyretmelerini ister.
Çepeçevre kuşatılan Turgut Reis, Fatih'in
İstanbul kuşatmasında yaptığını
yapmak ister. Düşmanın aklının ucundan bile
geçiremeyeceği bir harekete girişir. El-Kantara
deresinin sonu ile Cerbe adasının arka
kıyısı arasına, ormandan kestirttiği
kerestelerle kızak döşetir. Bilahare üzerine bol yağ
döktürdükten sonra yerli halkın da yardımıyla
gemileri kızaklar üzerinden çektirerek Adanın güney kıyısına
indirir.
Doria İtalya'dan gelecek seyirci asilzadeleri
bekleyedursun Turgut Reis Akdeniz'e açılır ve
yakalanışını seyretmeye gelen İtalyan ve
İspanyol asilzadeleriyle dolu bir gemiyi esir alır.
Durumu öğrenen Doria müthiş şaşınr. Bu
hadiseden sonra Turgut Reis'in Avrupa'daki şöhreti daha da
artmaya başlar.
Trablusgarb'ın fethi
Osmanlı hakimiyetinde bulunan Libya'nın iç kısımlara
ile Bingazi'nin emniyeti için Trablusgarb kıyılarının
ele geçirilmesi lüzumlu hale gelmişti. Trablusgarb
kıyılan Saint-Jean şövalyelerinin elindeydi. Ve bu
kısım Osmanlı donanmaları için de bir tehlike
teşkil ediyordu.
Trablusgarb'ın ele geçirilmesine karar veren Kanuni,
Donanmayı Hümâyûnun bu sefer için yola çıkmasını
ister. Donanmaya Turgut Reis kumanda edecektir. Kaptan-ı
Derya Sinan Paşa da donanmada bulunmaktadır.
Bahsettiğimiz gibi Turgut Reis mevki, makam peşinde
değildi. Onun için hizmet esastı. Nitekim en layık
kendisi olduğu halde Kaptan-ı Deryalık önce Sinan
Paşa'ya ardından Piyale Paşa'ya verilmişti.
Protokolden hoşlanmayan Turgut Reis'ten ürken bazı
devlet adamları onun Kaptan-ı Derya olmaması için
çalışmışlar ve bu hususta padişahı
ikna etmişlerdi. Fakat Kanuni, gerek Sinan Paşa'ya
gerekse Piyale Paşa'ya talimat vererek Turgut Reis'in
dediklerine harfiyyen uymalarını istemiştir.
Yanında yetişen kaptanların yüksek makamlar
alması, kendisine hâlâ bir makam verilmeyişi Turgut
Reis'in umurunda değildi. Fakat Kanunî Trablusgarb
fethedildiği takdirde Turgut Reis'i Beylerbeyi
yapacağını söylemişti.
Trablusgarb Turgut Reis'in donanmayı maharetle idare
etmesi sayesinde 15 Ağustos 1551'de fethedilir. Kaptan-ı
Derya Sinan Paşa, Murad Ağa'yı Trablusgarb
Beylerbeyi ilan eder. Devletine ve Devlet nizamı içerisinde
işleyen hiyerarşiye bağlı olan Turgut Reis tek
kelimeyle dahi olsun itiraz etmez.
Filosunu alarak Trablusgarb'tan ayrılır. Bir de bakar
ki bütün Donanmayı Hümayun peşinde... Amiraller,
Kaptan-ı Derya Sinan Paşa'yı karada bırakarak
Turgut Reis'in peşine takılmışlardır.
Turgut Reis amirallere bu hareketlerinin isyan demek olduğunu,
geri dönmelerini söylediğinde onlar geri dönmeyeceklerini
ve kendisinden başka Kaptan-ı Derya
tanımayacaklarını söylerler. Sinan Paşa da
Turgut Reis'e yalvararak gitmemesini rica etmektedir. Devletin
menfaatini düşünen Turgut Reis gitmekten vazgeçer,
amiraller de Turgut Reis'in kumandası altında
İstanbul'a dönmeye razı olur.
Hayatında kendisi için Padişah'a bir defa bile müracaat
etmemiş olan Turgut Reis sadece Padişah'ın sözünü
yere düşürmemek için müracat ederek Kanuni'ye verdiği
sözü hatırlatır. Kanunî Turgut Reis'i çok
sevmektedir. 1556'da kendisini Trablusgarb Beylerbeyi olarak tayin
eder. Turgut Reis şehadetine kadar bu vazifede kalır.
Beylerbeyi olduktan sonra Trablusgarb şehrini baştan
başa imar ettirir, pek çok eserler yaptırır,
camiler inşa ettirir.
Turgut Reis ilerlemiş yaşına rağmen
seferden sefere koşmaktadır. 17 Ağustos 1553'te
Korsika'yı fetheder. 1555 yılında da
İtalyanlara ait Reggio şehrini zapteder.
Piyale paşa ile birlikte Fransa'yı İspanya'ya
karşı koruma seferlerine çıkar.
İspanya'nın tehdidi altında bulunan Fransa,
Kanuni'ye elçi göndererek yalvarıp yakarmış,
İspanya'ya karşı korunmalarını
istemiştir. İspanya'nın nüfuzunun genişlemesini
istemeyen Kanuni de Fransa'nın imdadına donanmayı göndermiştir.
Turgut Reis ve Piyale Paşa, 1557'de Bizerte
limanını, 1558'de Balear adalarım fethederler. Yine
birlikte Cerbe zaferini kazanırlar.
Malta Seferi ve Turgut Reis'in şehadeti
Saint-Jean şövalyelerinin elindeki Malta Akdeniz
üzerinde Haçlı dünyasının bir kalesi olarak
durmaktadır. Turgut Reis burası ele geçirilmedikçe
Akdeniz'de rahatsız edilmeye devam edileceklerini görerek
Divan-ı Hümayun'u Malta fethine zorlamaktadır. Kendisi
de, 1540, 41, 44, 46, 47 ve 1551'de olmak üzere adaya altı
sefer yapmış fakat çok muhkem olan kaleleri ve yalçın
kayalıklar yüzünden adayı ele geçirememişti.
Divan-ı Hümayun netice'de Malta seferine karar