(A-D) (E-M) (N-Z)
Geçmişin tehlikelerinden biri
ESİR OLMAKTI. geleceğinki, ROBOT OLMAKTIR.

Küçük şeylere gereğinden
fazla önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
Hekimlerin yaptığı en büyük
hata Ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki,
bir peşin hükmü söküp atmak atomu parçalamaktan daha zor.

İNSAN ANCAK ANLADIĞI ŞEYLERİ
DUYAR.
Düşüncelerini tam ve yerinde
kelimelerle ifade edemeyen, yanlış tartılarla tam iş görmeye çalışan satıcıya
benzer.
İnsanın bir şeyi öğrenmesi
için herşeyden önce o şeyi sevmesi gerekir.
Üç bin yıllık geçmişinin
hesabını yapamayan insan, günübirlik yaşayan insandır.
Kardeşlerimi Allah yarattı,
fakat dostlarımı ben buldum.
Çözümde görev almayanlar
sorunun bir parçası olurlar.
Kalp ne ile doluysa dudaklardan o
dökülür gider.
İnsanlara oldukları gibi muamele
edersek, onları daha kötü kılarız. Eğer onları olması gerektiği gibi ele
alırsak, olabilecekleri kadar iyi yaparız.

Ey insanlar!
Dualarınız kabul olunmayacak diye korkmuyorum. Dua edemez hale gelmenizden korkuyorum.
Dört şey vardır ki, bedbahtlık sebebidir:
1-Evlad ü iyalin (Çocuk ve hanımlarının) çokluğu,
2-Malın azlığı (ailesinin geçimini karşılayacak kadar malı olmaması,
fazla çalışmak zorunda kalması.)
3-Komşunun kötü olması
4-Kadının kocasına isyan ve hıyanette bulunması.
Sakın günah işleme! Aksi
takdirde kendini ateşe atarsın, Halbuki sen, bir kimsenin bir pireyi ateşe attığını
görsen, onu bile iyi karşılamazsın. O halde, hergün kendini defalarca ateşe atmayı
nasıl iyi karşılarsın?
Ey insan! İnsanların çokluğuna
bakıp da aldanma. Çünkü sen, yalnız ölecek, kabre yalnız girecek, yalnız kabirden
kalkacak ve kendi hesabını yalnız vereceksin.
İnsanlar arasında kendisini
zemmeden (kötüleyen) kimse, hakikatte "ne mütevazi adam" dedirerek kendini
övmek istemektedir. Bu ise, riya alametlerindendir.
Sonsuz olan Cennet, dünya'da
yapılan birkaç günlük amelin değil, halis niyetlerin karşılığıdır.
İnsan dünyadan üç şeye hasret
gider:
1-Topladığına doymaz
2-Umduğuna kavuşmaz
3-Önündeki ahiret yolculuğuna iyi azık temin edemez.
Bağlı olanı aç, açık olanı
da bağla; Kesenin ağzını aç, cömert ol. Dilini de tut, lüzumsuz konuşma.
Bir kimsenin malını nereden
kazandığını öğrenmek istiyorsanız, onu nereye harcadığına bakınız.

Ey müslümanlar;
sizin en hayırlınız olmadığım halde, sizi idare etmek üzere seçildim. İyilik
yaparsam bana yardım ediniz; kötülük yaparsam, beni doğrultunuz. Doğruluk emanet,
yalancılık da hiyanettir.
Sizin yanınızda zayıf olanlar, haklarını alıncaya kadar benim yanımda
güçlüdürler, yanınızdaki güçlüler de , onlar üzerindeki hakları alıncaya kadar
yanımda güçsüzdürler.
Hangi islam toplumu Allah yolunda cihadı terkederse, Allah ona zillet ve aşağılık
verir. Hangi müslüman toplum arasında fuhuş yayılırsa, Allah onlara vereceği bela
ve cezayı umumileştirir.
Allah ve rasulüne itaat ettiğim müddetçe, bana itaat edin. Şayet ben, Allah ve
rasulüne isyan edersem, artık bana itaat yoktur.
Mal cimrilerde, silah korkaklarda,
karar da zayıflarda olursa, işler bozulur.

Hiç kimse zalimlere mazlumlardan
daha çok yardım edemez.
ÇOK KİMSELER, VARİSLERİ KAVGA
ETSİNLER DİYE MAL TOPLARLAR.
DÜNYADA LEKESİZ BIR ALINDAN DAHA
GÜZEL BİR ŞEY VAR MI?.
KİTAPLARI DEĞİL, KİTAPLARIN
İÇİNDEKİLERİ KAFANDA TOPLA.
Hiç kimse zalimlere, mazlumlardan
daha çok yardım edemez.
Sakladığın sır senin
esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun.
Eğrinin gölgesi de EĞRİdir.
Allah (CC) dinini düzelten
kişinin dünyasını da düzeltir.
Fazilete yükselmek güç,
rezalete alçalmak kolaydır.
Eğri cetvelden doğru çizgi
çıkmaz.
Akıl tamamlandığında söz
noksanlaşır.
İnsanların aklının alacağı
kadar, konuş.

Kesilmiş koyuna derisinin
yüzülmesi elem vermez.

Şiddet göstermeksizin kuvvetli,
zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol.

Geçmişler geleceğe, suyun suya
benzemesinden daha çok benzer.
İnsan, alışkanlıklarının
çocuğudur.
Açlık yıllarında ölenleri
açlık öldürmez, onları alışmış oldukları tokluk öldürür

Düşmanlarım bana ne yapabilir.?
Hapsedilmem halvet, sürülmem
seyahat, öldürülmem ise şehadettir.

Bilmediklerimi ayağımın altına
alsaydım, başım göğe değerdi.

Cevizin kabuğunu kırıp özüne
inemeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.
Atalarının dindarlığı ile
kurtulacağını zannedenler, babalarının yemesi ile kendi karınlarının doyacağını
onların içmesiyle susuzluklarının gideceğini onların okuması ile bilgili
olacağını sananlara benzerler.
Uzak mesafelere ulaşmak, yakın
mesafeleri aşmakla mümkündür.
İlmi ile amel etmeyen alim;
başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir.

Kuran bir sırdır. Sırrın
sırrıdır, sırlara inandıran bir sırdır.

Allah'a, emrine teslim olmakla
yaklaşılabilir. Düşünmekle, hayal ile degil.

Derdi dünya olanın değeri,
bağırsaklarındaki kadardır.
Hafızamın bozukluğunu (hocam)
Vekî'e şikayet ettim. Bana günahları terketmemi tavsiye etti. Ve bana şunu bildirdi
ki;
ilim bir nurdur Ve Allah'ın bu nuru âsilere verilmez.
İlmi taleb etmek, nafile
ibadetten faziletlidir.
Dünya ve ahireti isteyen, ilmi
rehber edinsin.
Alimlerin ziyneti ilimlerinin
amelleriyle uygunluğudur.
Güzel tavırlara sahip olan
vicdan sahibi kimse, kötü ahlâk sahibi deni kimselerle imtizac edemezler.
Akıllı kimse, hayır ile şerri
birbirinden ayırandır.
Sadık dost, arkadaşının
hüzün ve sevinçte ortağı olandır.
İki kişinin darıldıktan sonra
birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması münafıklık alametidir.
Kibir ve gurur ile tahsil olunan
ilimde felâh yoktur.
Riyasete geçmeden evvel, ilim
tahsil eyle.
İlim, menfaat verendir.
İlim, öyle bir meziyettir ki,
sahibi ondan ayrılmaz, kop- maz ve 'kendisinden de ilim ayrılmaz, çözülmez.
Şehveti nefsine galip olanlar,
ibadetle meşgul olsunlar.
Kalbi münevver olmak isteyenler
az yemeli ve sefihlerin, (düşük ahlaklı kimselerin) yanlarında bulunmamalıdırlar.
Mürüvvet (iyilik, insanlık)
imanın başıdır. Eğer soğuk suyun mürüvveti mahfettiğini bilseydim, suyu dahi asla
iç- mezdim.
Her işte hayır bulmayı arzu
edenler, insanlara hüsnü- zanda bulunsunlar.
Haksız sözleri tasdik eden,
dalkavuk ve iki yüzlüdür.
Sadık dost, arkadaşının
ayıplarını görünce ihtar eder, ifşa etmez.
Din kardeşlerinin sohbetini bozan
sözlerde, tatlılık yoktur.
Arkadaşının mürüvvetine
güvenip de fenalık ve latifeye kalkma.
Her sevene karşı emin olma.
Sana daimi surette cefa eden seni
red etmiş sayılır.
Bilmediğin adamı meth etme.
Sende bulunmayan güzelliklerle
seni meth ve sena ede- nin, öfke ve gazaba geldiği vakit sende bulunmayan fena- lık ile
seni eleştireceğinden emin ol.
Arkadaşının ayıbını gizlice
meydana çıkarırsan; kendi- ne nasihat etmiş, aleni söylersen ifşa etmiş olursun.
Kanaat, rahatlık verir.
İnsanların kadir ve meziyette
yüce olanları, kendi ne- fislerinde fazilet ve üstünlük görmeyenlerdir.
Kudretinin üstündeki işlere ve
bilmedikleri ilme müda- hale edenler, kadir ve meziyyetlerini kaybederler.
Bir insan zahirde ne kadar güzel
huy ve ahlâk sahibi olursa olsun, alçak vicdanlı ve kötü ahlaklı kimseleri bil-
diği halde arkadaş edinirse ahlâksızlıkta müşterek sayılır.
İbret almak istersen, hata sahibi
kişilerin akibetlerine bak da mütenebbih ol.
Zengin olmak için yetim ve
kadınların etrafında dön- mek zillettir.
Kendi nefslerine faydası
olmayanın, sana da faydası yoktur.
Şeriatın herhangi bir
hükmünde, hiddeti gerektirecek durum karşısında, gazap eseri göstermeyen eşşektir.
Biri bir kusurundan dolayı özür
dilediği, hoşnut etmek için elinden gelen her şeyi verdiği halde, hakkına razı
olma- yan kimse şeytandır.

İNSANLAR HELE
YOKSULLUĞU,HASTALIĞI, MAHRUMİYETİ GERİDE BIRAKSINLAR, SONRA AKILLARI BAŞLARINA
GELİR DEMEK; BÜTÜN BİLGİ KAYNAKLARINI YOK ETMEKLE ALİM OLUNABİLECEĞİNİ İDDİA
ETMEK GİBİDİR. ÖYLE DE OLMUYORMU ZATEN..
AKILCILIKTA BASKI ALTINA ALINMIŞ
BİR AKILLILIK, AKILLILIKTA İSE DİSİPLİNE SOKULMUŞ BİR AKILCILIK VARDIR. BÜTÜN
MESELE AKLIN BİR ŞİRK UNSURU HALİNE GİRİP GİRMEDİĞİNDEDİR..
İnsanın taş yemeğe ihtiyacı
yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün, İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde
tutması kendisi için taş gibidir..
Sana yaramıyorsa bırak
başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan, hem senin hem başkasının
aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak..
İnsanlar arasında adet haline
gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar var ki, bunlar insan için tıpkı
taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha
büyük tahribat yapan işlerdir bunlar..
Kaideler, istisnaları bozar..

Hayalgücüne sahip biri asla
yalnız kalmaz. Öğretmek yeniden öğrenmektir.
En koyu cehalet, hakkında
hiçbirşey bilmediğin birşeyi reddetmektir.
Sanat, insanoğlunun doğayı daha
da güzelleştirme çabasıdır.
En iyi, kendileri de öğrenme
sürecinde olan insanlardan öğrenilir.
Değerli olan hiçbir şey,
hayatta mücadelesiz kazanılmaz.
Bitmeyen bir merak, yaşlanmamak
için en önemli ilaçtır.
Yeni şeyler denemediğiniz
sürece yeni şeyler öğrenemezsiniz.
Harekete geçmek için bütün
koşulların mükemmel olmasını beklersen, hiçbir zaman harekete geçemezsin.
Hayatta neyin önemli olduğunu
keşfetmek için bir felaket beklememek gerekir.
Her zaman yaptığın şeyleri
yapmaya devam ettiğin sürece her zaman elde ettiğin şeyleri elde edeceksin.
Bir domuza ve bir çocuğa
istedikleri herşeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir
çocuğunuz olur.

Silgi kullanmadan resim çizme
sanatına hayat diyoruz.

Hepimiz aynı gök kubbenin
altında yaşıyoruz ama hepimiz aynı ufka sahip değiliz.

Bize yutturulmak istenen resmi
güçlerce okullarda yutturulmak istenen batı gerçekleri hayasız batı soygununu
örtbas etmek için tertiplenmiş kapitalist burjuva gerçekleridir

Dünyaya güzel karakterlerini
göstermek isteyen eskiler, önce devletlerini bir düzene koymaya çabaladılar.
Devletini düzenlemek isteyenler, önce evlerine çeki düzen verme gereğini gördüler.
Evlerini düzene koymak isteyenler, önce kişiliklerini terbiyeden geçirme gereğini
anladılar.
Karanlığa küfredeceğine bir
mum yak.
Bir neslin kaderini, bir evvelki
nesil tayin eder.
Büyük ve üstün insan, daima
memnun ve rahattır. Küçük insan ise, daima üzüntü ve telaş içindedir.
Bildiğini bilenin, arkasından
gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni, uyandırınız.
Bilmediğini bilene, öğretiniz.
Bilmediğini bilmeyenden, kaçınız.
Bir insanı doyurmak
istiyorsanız, ona hergün bir balık vermeyin, Ona balık tutmasını öğretin.
Elmas yontulmadan, insan
yanılmadan mükemmelleşemez.

Ülkeler at üstünde fethedilir,
fakat at üzerinden idare edilemez.

Hakikate yalnız bir yoldan
gidilir. fakat ondan uzaklaştıran yol, binlercedir.

Hiçbir zafere çiçekli yollardan
gidilmez.

Erdem, çıkarların
çarpıştığı yerde ortaya çıkar.

İnsan gerçekten ağlamadığı
müddetçe, bir ruha sahip mi, değil mi bilinmez.

Haksızlığı hak zannedenlere
karşı hak dava etmek, Hakka haksızlıktır.

Ev işlerimizde, şehirde,
okulda, pazarda, işyerinde, parlementoda, hükümette, mahkemede, sivil idarede,
askeriyede, poliste, savaş alanında ve barış görüşmelerinde Allah'a ve onun
rehberliğine ihtiyaç duymayacaksak, bunlara başka nerede ihtiyacımız olacak ?
Hayatımızın hiçbir alanında bize rehberlik etmeyecek, hiçbir meselede emirleri
uygulanmayacak, akla ve mantığa uygun düşmeyecek, -Haşa- saçma bir İlaha neden
inanalım ve ibadet edelim. ?...
Benim davetim şudur:
Gelin dünyanın her yerinde yayılmış olan zulme ve kargaşaya son verelim. İnsanın
insana tahakkümünü kökünden kazıyalım. Beşeriyetin gerçek yerini tekrar
alacağı, insanların şerefle, özgürce, adalet ve kardeşlik içinde yaşayabileceği
Kuran-ı Kerimin gösterdiği çizgi üzerinde, YENİ BİR DÜNYA KURALIM.

Dua ve ibadet Allah ile olmaktır.
Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.
Sopayla kilime vuran kilimi
dövmez tozlarını silkeler.
Fikir ona derler ki bir yol
açsın Yol ona derlerki bir gerçeğe ulaşsın.
İçteki kiri su değil, ancak
göz yaşı temizler.
Bütün cihanı araştırdım, iyi
huydan daha iyi bir liyakat görmedim.
Şefkat ve merhamette güneş gibi
ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
Sehavet ve cömertlikte akar su gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve merhamette toprak gibi ol,
Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.
ÖNCE FARENİN ŞERRİNİ DEF ET,
SONRA BUĞDAY BİRİKTİRMEYE ÇALIŞ.
İNSAN YÜZLÜ PEK ÇOK ŞEYTAN
VARDIR; HER ELE; EL VERMEMEK GEREK.
Allah îmanı şirki temizlemek,
namazı ululuğu bırakmak,
zekatı rızka sebeb olmak,
orucu kulların ihlasını sınamak,
haccı dîni kuvvetlendirmek,
savaşı (cihadı) îslamı yüceltmek,
doğruyu buyurmayı halkı düzgün bir hale sokmak,
kötülükten nehyetmeyi (yasaklamayı), kötü kişileri fenalıktan çekmek,
yakınlarla buluşup görüşmeyi, onları görüp gözetmeyi,
Müslümanların sayılannı çoğaltmak,
kısası onları korumak,
ahitleri yerine getirmeyi,
haram olan şeylerin ne kadar kötü olduğunu
anlatmak için emretti.
İçkiyi aklı korumak,
hırsızlığı temizliği bildirmek,
zinayı soyu-sopu gözetmek (korumak),
livatayı (hem cinsi ile ilişkiyi) yasaklamayı,
nesli çoğaltmak,
Tanıklıkta bulunmayı
kulların haklarını yerine getirmek için buyurdu.
Yalanı bırakmayı
gerçeğin yüceliğini bildirmek için emretti.
Selam vermeyi zarardan,
korkudan korunmanız,
İmameti ümmetin düzenini sağlamak,
imama itaat etmeyi de
imameti ululamak için emir buyurdu.
Ya olduğun gibi görün, ya da
göründüğün gibi ol.
Herkes herkese bir lokma birşey
verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allahın işidir.
Tatlı suyun başı kalabalık
olur.
Putların anası, nefsinizin
putudur.
Ecel verileni almadan önce,
verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.
Nefis üç köşeli dikendir, ne
türlü koysan batar.
Kusursuz dost arayan, dostsuz
kalır.
Bir şeyi bulunmadığı yerde
aramak, Onu aramamak demektir.
Hiç bir el, gönülden gizli bir
iş yapamaz.
Bir mum diğer bir mumu
tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez

Birlikte olduğum insanlardan
yalnızlığı öğrendim.

Güçlükler, başarının
değerini arttıran süslerdir.

İnsanlar başaklara benzerler,
içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.
Hedefi olmayan gemiye hiç bir
rüzgar yardım edemez.
İnsanın düşebileceği en
kötü durum, yönetemez hale geldiği durumdur.
İyiliğin ilmine sahip olmayana,
bütün diğer ilimler zarar verir.
Ölümden niye korkacağım ki,
ben varken o yoktur o gelince de ben olmayacağım.
Kanunlar doğru oldukları için
değil, kanun oldukları için yürürlükte kalırlar.
Okunu hedeften öteye atan okçu,
okunu hedefe ulaştıramayandan daha başarılı sayılmaz. İnsanın gözü karanlıkta
da iyi görmez, fazla ışıkta da.
Kanunlar doğru oldukları için
değil kanun oldukları için yürürlükte kalırlar.

İslam bizden, ne tamamen
ruhanileşerek melek olmamızı istemekte, ne de tamamen maddileşerek
şeytanlaşmamızı.
Çünkü; bu ikisinden yeteri kadarını Allah zaten yaratmıştır.

