| |
Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?
Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
İnci de denizin dibinde, taşlarla beraberdir. Övünçte, ayıpların arasındadır.
Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
Ömür de Allah'la hoştur, ölüm de. Allah'a kavuşmadıktan sonra, ab-i hayat bile ateştir. ALLAH
Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.
Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
|
|