|
|
Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri...
Sabır, genişliğin anahtarıdır.
Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
İnanan, inananın aynasıdır.
Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
|
|